Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Bir devir kapanıyor mu, yoksa yenisi mi başlıyor?

23.10.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Geçtiğimiz yedi gün benim için çok zordu. Bunun ilk sebebi kuşkusuz Bekir Coşkun’un vefatı idi. Yazılarını ortaokuldan beri severek takip ederdim. “Cumhuriyet kadınlarına” ithaf ettiği ilk kitabı olan “Başın Öne Eğilmesin”i bir solukta okumuştum. “Büyük suçlar küçük kitaplara sığmıyor! Başına bir şey gelen Türkiye’dir" diyordu.

Kitabın daha ilk bölümünde Hürriyet’ten kovulduğunu otobüste öğrendiğini ve buna rağmen utananın kendisi olduğunu yazmıştı. Haberi Çölaşan vermişti kendisine. Ne acı. Telefon açma nezaketinde dahi bulunulmamıştı.

Yeni Türkiye’ye böylece hepimiz alışmış olduk. Bugün düşündüğümde o yazılanlara artık şaşırmıyorum. Bir zamanlar imkansız görülen, “olmaz” dedirten şeylerin misli misline tanıklık ettik hep beraber.

Hastalık mücadelesi veriyor olmasına rağmen, yine de ölüm haberi beni çok çarptı. Ardından üç gün sonra babam Ahmet Taner Kışlalı’nın ölüm yıldönümü vardı, “katliamının 21. Yılı".

Yıllardır hep söylerim, “Ahmet Taner Kışlalı benim için babadan çok yoluma ışık olan bir rol modeldir” diye. Bekir Coşkun’un Bilkent Camii’nde gerçekleşen duası ve ertesi gün babamın kabri başında gerçekleşen anma etkinliği ben de şu hissi uyandırdı: Acaba bir devir gerçekten kapanıyor muydu?

Bu insanları toprağın altına peşi sıra veriyor ve verdiğimiz Atatürkçü Türkiye mücadelesinde yalnız mı kalıyorduk? Şimdi imrenerek baktığımız o eski Türkiye yıllarından kalan insanlar gidince umudumuz da mı gidiyordu?

Bir başka deyişle, bir devri kapıyor mu, yoksa yenisini mi başlatıyorduk?

Bu bizim elimizdeydi elbet. Her birimizin elinde. Ya umutlarımızı da, ideallerimizi de toprağın altına gömecektik bu aydınlarla, ya da dünden daha da sıkı sarılacaktık bu umutlara. Her gün laik, demokratik, çağdaş, Atatürkçü Türk devleti için, Türkiye için daha da fazla çalışacaktık.

Ben o yüzden bir devri kapamayı değil, bir yenisini başlatmayı seçiyorum. Tüm bu aydınların yolunda daha da güçlü bir Türkiye için çalışmayı!

Her gün birer birer azalmayı değil, binlerce Bekir Coşkun, Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu ve daha nicesi olarak yeniden çoğalmayı!

2016 yılında babamın anma etkinliğinde yaptığım konuşmayı su sözlerle noktalamıştım: “Yaşamın en temel hedefini, potansiyelinin zirvesine erişmek, başkalarına hizmet etmek, başkalarının yaşamında fark yaratmak, kendinden daha önemli şeyler için yaşamak olarak belirle” demiştir, Robin Sharma. Babam bunu en iyi şekliyle yapmıştır ve benim hayattan en büyük beklentim de, babam sayesinde, aynı tutku, coşku ve azimle bu amaçlara ulaşmak ve tıpkı babamın benim hayatıma dokunduğu gibi insanların hayatına dokunmak, onları değiştirmek ve zenginleştirmek olmuştur.

O nedenledir ki, böyle günlerde sadece gideni anmamalı, bıraktıklarını yaşatmalıyız. Çünkü gidene verilecek en güzel hediye, ölümünü amaçsız bırakmamaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test