Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Cumhuriyet neden, niçin 29 Ekim’de ilan edildi?

28.10.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

"Eğer bana 'Cumhuriyet nedir?' diye sorarsınız, size cevabım şudur: 

'Cumhuriyet benim işte!' İslamköy’den çıkmış bir köylü çocuğunu Cumhurbaşkanı yapan, Cumhuriyet’tir. 

Cumhuriyet budur. Bunu büyük Atatürk’e borçluyuz."

*

Demirel’in kendine has üslubu ile Cumhuriyeti tarif eden, tanımlayan, çok basitçe anlatan bu sözlerini yıllardır arşivimde saklamışımdır.

O kadar anlamlıdır ki; keşke bugün aynı görevi yapanlar da, geldikleri, sahip oldukları makamı Cumhuriyete borçlu olduklarını içlerine sindirebilseler…

Ama nerde; yıllardır diğer milli günlerimiz gibi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamamak için uyduruk-gülünç gerekçeler yarattılar, hala da devam ediyorlar…

 

Neden ve niçin 29 Ekim?

Her yıl 29 Ekim’de Cumhuriyet’i kutluyoruz da, acaba hiç; niçin Cumhuriyet 29 Ekim’de ilan edildi diye merak ettiniz mi?

Çünkü Cumhuriyetin ilanı için 29 Ekim’in seçilmesinin çok anlamlı bir nedeni var.

*

Cumhuriyetin ilanından 2 yıl sonra, yani Ekim 1925’te Fahrettin Altay Paşa Çankaya’da Atatürk’ün misafiridir. Zihnini hep meşgul eden bir soru vardır.

‘Acaba Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti neden 29 Ekim’de ilan etmiştir.

Neden 27 Ekim veya 1 Kasım değil?’

*

Çankaya Köşkünde yemek sonrası Atatürk’ün yanına gider.

“Paşam benim dikkatimi çekmiştir. Cumhuriyetimizin ilanının 29 Ekim gecesine denk gelmesi acaba bir tesadüf müdür? Üç gün evvel, beş gün sonra da olabilirdi” der.

Bunun üzerine Atatürk şunları söyler:

“Mütarekenin ilk günlerini hatırlarsın.

Mütareke 30 Ekim 1918’de imzalandı. Vatan parçalanmış, istilaya uğramıştı.

Peki, 30 Ekim 1918’den bizim İzmir’e girdiğimiz tarih olan 9 Eylül 1922’ye kadar kaç yıl geçti?

Dört yıl.

29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti ilan ettik.

Bu mazlum millet kendisinin hakkı olan yere ulaşmıştır, çektiğimiz acıların, sıkıntıların en büyük mükâfatı işte budur. Bütün dünya bunu görmüştür.

*

Sen benim 30 Ekim 1918 sonrası günlerdeki çektiğim azabı bilirsin. Yanımdaydın.

Mondros 30 Ekim’dir. 

Cumhuriyet 29 Ekim.

İşte bu da, mazlum bir milletin ahıdır.

Sanırım ki o zamanki devletler bunu anlamışlardır.”

*

Atatürk bir an durur, elini masanın üzerine koyar ve:

“Deyiniz ki, bu tarihten silinmek istenilen bir milletin öcüdür…”

*

Atatürk, Cumhuriyet ilanı için 29 Ekim tarihini seçmesinin özel nedenini böyle anlatır.

Atatürk 30 Ekim 1918 de imzalanan Mondros Mütarekesi ile her anlamda teslimiyet içine girmiş, kendi tabiri ile esarete uğramış milletinin kaç yıl bu esaret altında kaldığı sorusuna 5 yıl cevabı vermek istemez.

O nedenle 4 yıl 364 gün sonra Cumhuriyeti ilan ederek bir ifadeyi kesinleştirmek istemiştir.

Esaretten 1 gün önce Cumhuriyeti ilan ederek bir anlamda öc almak istemiştir.

*

Mustafa Kemal Atatürk, mağrur ve galip batılı devletlere;

“Ben 30 Ekim’i (Mondoros’u) tanımıyorum!..

Sizden bir gün öndeyim. 

Siz 29 Ekim’i tanıyacaksınız!’ demiştir.

 

EN ÖNEMLİ CUMHURİYET PROJESİNİN İLKİ NAZİLLİ’DE…

“Atatürk modeli fabrika”

Cumhuriyet kazanımlarından belki de o günkü tüm olumsuz şartlarına rağmen Atatürk’ün hayata geçirdiği en önemli “Akıllı Projele”lerden biri  “Sosyal Fabrika Projesi”dir.

Gazeteci-yazar Banu Avar, Venezuella’da karşılaştığı bir olayı şöyle anlatır.

“Şehri göreceğimiz tepeye doğru tırmanırken, Kemal Atatürk tabelasını geçince bir tepeye geldik. Genç kız rehber heyecanla ‘şu fabrikayı görüyor musun? Yanında nikah salonu, şu sağlık ocağı, şu okul onun arkasındaki de bizim ev…”

‘Eeee… dememe kalmadı’ rehber kız ‘Biz buna ATATÜRK modeli  diyoruz’ diye yapıştırdı.

Venezuella’da bu gördükleri ve duydukları üzerine duygulanan Banu Avar: 

"Venezuella tepesinde tüylerim diken diken, gururum tavan yapmıştı..." diyerek anlatmıştır heyecanını…

 

Atatürk modeli fabrika nedir?

Cumhuriyet’in ilk 10 yılında Türkiye’de bu fabrikalardan çok kuruldu.

Bugün ne yazık ki “özelleştirme” adı altında hepsini ya yabancılara sattık ya da “zarar ediyor” diye kapattık.

Yani “Atatürk Modeli Fabrikalar” bugün maalesef sizlere ömür!..

Yerli hiçbir fabrikamız kalmadı. Ekmeklik buğdayımız bile ithal!..

*

Bir tanesini anlatayım.

Venezuella’daki “Atatürk Modeli Fabrika’ya” esin kaynağı olan fabrika, 1937’de Atatürk tarafından açılan Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’dır.

Nazilli Sümerbank Basma, Atatürk’ün kafasındaki “Sosyal Fabrika Projesi’nin” ilk uygulaması olması bakımından önemlidir.

*

Atatürk’ün kafasındaki fabrika, sadece üretim yapılan bir mekan değil, aynı zamanda “ar-ge” çalışmalarının yapıldığı bir laboratuar, eğitim verilen bir okul, her türlü sanat ve spor imkanlarına sahip bir kültür kompleksi, hamamı, Halk Evi ve işçi lojmanlarıyla, kısacası dört dörtlük bir “yaşam alanı”, bir kampustur.

*

Fabrikanın temelleri 25 Ağustos 1935’te atılmış, yapımı 18 ayda tamamlanmış ve 9 Ekim 1937’de açılmıştır. Bina ve Makineler Rusya’dan narenciye karşılığı alınmış, 8 milyon liraya mal olmuştur.

*

Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, sosyalist ülkeler de dâhil, dünyada görülmemiş bir “sosyal” niteliğe sahiptir. Genç Cumhuriyetin genç mühendisleri, Atatürk’ün tavsiyeleri ile Türk devrimine has, çok özgün bir eser ortaya çıkarmayı başarmışlardır. 

*

Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, 1930’ların dünyasında bir benzerine daha rastlanmayacak kadar özgün bir “sosyo-kültürel” ekonomi projesidir.

Atatürk’ün “Sosyal Fabrika Projesi”nin ilk uygulaması olan Nazilli Basma Fabrikası, aynı zamanda Cumhuriyetin, halkına, insanına, işçisine de bakışıdır…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test