Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Sıcak para politikası bırakılmalı, alınterimiz öne çıkmalıdır

28.10.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye maalesef 1990’lı yılların başından beri sırtını, sıcak paraya dayar oldu. Yani Türkiye; ihracat yapmak, üretmek, istihdam yaratmak yerine kolayca zaman zaman gelen ve hayal âlemi yaratan bir sıcak paraya alıştı. Bu sıcak para gelince ülkede döviz ucuzluyor, ihracat artıyor, hayal ettiğimiz ürünler görmeye ve satın alınmaya başlıyor. Türkiye buna bir “tiryaki” gibi alıştı.

Türkiye eskiden ihracatını kuvvetli desteklerken, esas ve asıl dövizin ihracatla kazanılacağını bunun da istihdamını, milli gelirini arttıracağı kavramını bir kenara bıraktı. “Nereden borç bulabiliriz, nasıl sıcak para bulabiliriz?” politikası yıllardır ülkeyi krizlere sokuyor. Çünkü sıcak para ürktüğünde kaçıyor ve giderken de; işsizlik artışı, borsa düşüşü tahribatlarına yol açıyor. Dünya piyasalarında çok büyük oranda bir fazla ve sıcak para dolaşımı var. Bu para da bizim gibi ülkelere girince hem yüksek faizle girmiş oluyor hem de borsamızı manipüle ediyor.

“İhracatçının dövizi sabitlenmeli”

Türkiye, Batı’yı ve kendi politikası olarak belirlediği İslam ülkelerini kendine düşman edince Türkiye’ye gelen sıcak para korktu ve gelmemeye başladı. Döviz rezervlerimizle doları düşürme politikası yürüttük. İhracatımıza önem verseydik; yapmamız gereken 6.5-7 TL arasına doları sabitlemekti. Çünkü ihracatçılar kur bu kadar oynakken, ihracat yapamaz duruma geldiler. Doları ihracatçıların kazanç elde edebileceği bir kurda sabitleseydik ihracatımız artar ve ülkeye döviz girdisi sağlanırdı. Fakat hükumet dövizi düşürebileceğini düşünerek politikalarını o yönde sürdürdü. Devlet ya da TCMB doları, ihracatçının ihracat yaptığı dönemdeki kur fiyatından almayı garanti etse (ki bunu garanti etmediğinizde ihracatçı dövizini piyasada bozdurur) bunun sayesinde ihracat, istihdam, atıl olan yüzde 30 kapasitemiz üretim yapar ve Türkiye dövizini alın teriyle kazanırdı. Bu sayede de Türkiye bu ve geçmişte yaşadığı krizlerle karşılaşmazdı.

Mirasyedi gibi mal mülk sattık. Onlar da tükenince döviz gelmemeye başladı. Dış ticaretimiz hala açık veriyor. Bu durumda da TL değer kaybediyor ve döviz de artıyor. Bu durum eğer doğru bir şekilde yönetilirse kötü bir süreç olmaktan çıkar iyi bir şeye dönüşebilir. İyi yönetmenin yollarından birisi de ihracatçımızı desteklemektir. Devlet ihracatçıya, “Bu kur aşağıya gitmeyecek ve biz ihraç ettiğiniz dönemdeki tutardan dövizinizi bozacağız” desin. Çünkü ihracatçılar, paraları 6-7 ay sonra aldıklarını ve o dönemde kendilerini nelerin beklediğini bilmediklerinden dolayı ihracat yapamadıklarını söylüyor. Türkiye’nin çok büyük bir üretim kapasitesi var ve bu sayede de durumu vahim değil. Bu güç doğru yönetilirse bugün bize kredi vermeyen bankalar kapımızda yatar.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test