Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Acı reçete zaten ödeniyor; ya daha beteri?

20.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İktidar, sanki toplum zaten acı reçete ödemiyormuş gibi, yeni bir acı reçeteye hazır olunması yönünde açıklama yaptı. Ülke ekonomisi, Türk parası değerinin yerlerde süründüğü, işsizliğin tavan yaptığı, hayat pahalılığının toplumun korunmasız kesimini çaresizliğe düşürdüğü; açlık sınırına taşındığı, enflasyonun, ödemeler bilançosu açığının, bütçe açığının tavan yaptığı bir duruma getirildi. Ekonomik dengelerdeki bozulmalar, özellikle çifte seçim sürecinden beri devam ederken, bunun üzerine pandeminin hem ekonomik, hem de psikolojik yükü bindi. Toplumun alt tabakası olan, işsizler, yoksullar, dar gelirliler, emekliler ve üniversite mezunu genç işsizler ordusu başta olmak üzere önemli bir kesimi acı reçeteyi her gün içiyorlardı. Yetersiz gelir, Yoksulluk, yoksunluk ve artan fiyatlar, hayat pahalılığı ve döviz kuru artışlarının tetiklediği elektrik, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artışlar acı reçeteyi sürekli daha da acı hale getiriyordu. Bu arada pandeminin yarattığı ilk panik nedeniyle getirilen kısıtlar, ekonomide hızlı bir daralma ve ekonomik dengelerde daha da büyük bozulma yaratmıştı.

Bu bozulmaları ve ekonomideki üretim düşüşünü yavaşlatmak için, pandemi kısıtlamalarındaki hafifletmeler ile yaz aylarının mevsimsel rahatlamaları üretimde kısmi iyileşmeler yaşattı. Bu durum, dönemin Ekonomi Bakanı tarafından ekonomimizin “büyüme açısından Dünyada zirve yaptığı“ şeklinde, algı yönetimi için kullanıldı. Oysa gerçek bunun tam tersi bir durum ortaya koymuştu. Zira bir piyasa ekonomisini talimatlar ve emirlerle yönetmek bir yandan; yaşanan olayları bilinçli biçimde değerlendirme kültür ve eğitiminden yoksun kitleleri algı yönetimi ile kontrol altında tutma gayreti diğer yandan, toplumun taşıyabileceği stres sınırını çoktan aşmıştı. Nitekim Ekonomi Bakanının istifası normal bir ülkede istikrarsızlık olgusu algılanırken, ülkemizde bu gelişme piyasa tarafından oldukça pozitif ve istikrar olgusu olarak fiyatlandırıldı. Zira kendi üst düzey ekonomik olanakları içinde, ağaçlardan ormanın görünmeyişi gibi, yoksul kesimin açı reçetesi sürekli göz ardı edildi.

Diğer yandan ABD seçimleri tüm dünyada, talimatlar ve emirlerle yönetilen bir ekonomi ve toplum algısı yerine; yeniden kural, kurum ve başarılı sistem deneyimlerine dönüş rüzgarı estirdi. Bu olgular karşısında, yarattığı tahribata rağmen mevcut iktidar kendi hatalarından dönüş ve yeni bir rota önerisi ile gündeme geldi. Ancak hasarlı ekonomi ve yaralı toplum ortamından çıkarak biliminin ve hukuk devletinin kurumlaşmış yapılarına dönüşüm kolay bir süreç değildir. Zira bu yönde etkin kurum ve sistemlere dönüş, kapsamlı bir reform paketi gerektiriyor. Bu reform paketi, ekonomide bir yeniden yapılanma ve toplumda yok edilen adalet duygularına cevap verecek bir hukuk devleti anlayışını gerektirir.

Sınırlı mevkilerdeki kadroların değişimi bunun için asla yeterli değildir. Bu süreç köklü bir zihniyet değişimini gerektirir. Yirmi yıla yakındır uygulanan, kutsal Dini siyasi ideolojiye dönüştüren bir siyasi yaklaşım yerine, Onu kendi mecrasında temiz tutarak, devlet ve toplum yönetiminde Büyük Dahi Atamızın bilim ve teknolojinin yol göstericiliği tezine dönmek gerekir. İktidar ister dar kapsamlı bir düzenleme ile yetinsin, isterse, zayıf ihtimalle daha kapsamlı bir kurumlaşma ve sistemleşme reformuna yönelsin, ekonomi ve toplumun, yaşadığı tahribat tuzağından çıkması için, yoksul kesimlerin yaşadığı acı reçeteye ek ikinci bir açı reçete gündeme gelecektir. Bu kesimlere yeni sosyal kesimler eklenecektir.

Zira Derviş reformunda zayıf bankaların elenmesi gibi, ekonominin yeni bir atak yapabilmesi yönünde acı reçeteler bu kez daha çok KOBİLER’i vuracaktır. KOBİLER’de yaşanacak iflaslar, yabancılara satışlar veya ortaklıklar gündeme gelecektir. Vergiler ise, zaten erimekte olan Orta tabakaya yüklenecektir. Reform paketlerinin finansmanı ve ekonomiye can suyu yaratmak için alınacak ek vergiler aklınıza gelebilecek tüm vergilerdeki artış oranları, özel tüketim vergileri, cezalar, satılmamış ve satılabilir olan tüm kaynaklar açı reçetenin içinde yer alacaktır. Bu denli bir acı reçetenin çözüm olabilmesi, kişisel yaklaşımlar yerine, bilim temelli sistemsel reformlar ister. Aksi durumda uygarlık ve küresel rekabet yarışında acı reçete boşuna ödenmiş olur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test