Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Mimarlık çınarı 101 yaşında bizi terk etti

20.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İzmir’de son yaşanan depremin ertesi bazı dostların binalarını tetkik ediyordum. Bunlardan birisi de geçtiğimiz Eylül ayında 101 yaşını kutlayan mimar Fahri Nişli’nin tasarlayıp inşa ettiği bir binaydı. Bunun ev sahipleri için bir şans olduğunu belirtip Nişli’nin İzmir’de, özellikle de başta Hocazade Cami olmak üzere Alsancak’ta yaptığı onlarca binadan övgüyle söz ederken, telefonum çaldı ve İzmir’e güzellikler katmış bu değerli büyüğümüzün aramızdan ayrıldığını öğrendim. Ne raslantı! Baştakızı ve damadı Prof. Dr. Şakire Nişli Pöğün ve yüksek mimar Ersin Pöğün dostlarım olmak üzere, yakınlarının, kendisini sevenlerin başı sağ olsun.

Fahri Nişli, 1919 yılında işgal altındaki İzmir’de doğdu. Atatürk Lisesinden sonra girdiği İstanbul’daki Güzel Sanatlar Akademisinden 1944 yılında yüksek mimar olarak mezun oldu. Ticaret yapan babasının ısrarına karşın kolay olanı seçmedi. Mimarlık yapmayı, doğduğu kentin güzelliklerine katkı koymayı seçti. Kendisi ile yapılan bir söyleşide bunu şöyle dile getiriyor:

“İzmir mimarlıkta daima öncülük etmiştir. İstanbul kalfalara teslim olmuşken, İzmir olmadı. İzmir’de mimarlar 1945’ten beri duruma hâkim olmuşlardır. Yani daima yapının sahibi mimar olmuştur. Kalfa olmamıştır.”

Alsancak Cami

Biz İzmirliler bunu her zaman takdir etmesek de, dışarıdan şehre gelenlerin genel kanısı da böyledir. Tüm tahribata karşın İzmir, Akdenizli havasını Nişli gibi iyi mimarlar sayesinde korumuştur.

Onun meslek yaşamında bir dönüm noktası da 1950 yılında projesini yapıp inşaatını yürüttüğü Alsancak Camisidir. Karaburunlu Hocazade Ahmet Ragıp Üzümcü'nün kurduğu vakıf tarafından finanse edilen cami daha sonraları Alsancak semti için simgesel bir anlam kazandı. Cami inşa edilirken İslapan Efendi gibi Müslüman olmayan tezyinat sanatçılarının da emeğinin geçtiğini biliyoruz. Nişli daha sonra aralarında Urla’daki Hamdiye Üzümcü Cami olmak üzere 50’ye yakın cami projesi yapmıştır. O, gelenekseli çağdaşlıkla birleştirmesini bilmiştir hep.

12 yıl önce kendisiyle yaptığım bir sohbet sırasında, Hocazade Camisi temellerinin altına Alsancak’ın bozuk zeminini iyileştirmek için çaktırdığı ahşap kazıkların fotoğraflarını gördüğümde, ne yalan söyleyeyim, bir inşaat mühendisi olarak hayret etmiştim. Daha sonra yaptırdığı bazı binalarda da, örneğin Cumhuriyet ile Talatpaşa Bulvarlarının kesiştiği köşe apartmanda da ahşap kazık kullandığını biliyorum.

Yap yık yeniden yap

Alsancak’ta Şevket Özçelik sokak ile 1381 sokağın kesiştiği köşede tasarlayıp inşa ettiği binanın kaderi de ilginç bir gelişme gösterir. Köşedeki bina ilk önce 3 kat, 10 yıl sonra yıkılıp 5 kat, aşağı yukarı 10 sonra tekrar yıkılıp 8 kat olarak hep Fahri Nişli tarafından inşa edilmiştir. Bu durum imar planlarındaki değişimlerin yarattığı garabetin bir yansıması değildir de nedir? Bir bakıma tam bir israftır bu. Kendisi de 2 yıl önce yapılan bir söyleşide bu görüşe katılıyor:

“Biz ülkemizi yıkarak imar ediyoruz.  Mevcut değerleri yok ederek imar ediyoruz. Bu çok yanlış bir politika. Ama oy avcısı adamlar bütün planları dejenere ediyorlar.... Şimdi bazı belediyeler sit kararlarına karşı çıkıyorlar. Hâlbuki o kadar isabetli bir karar ki o. Yazık!”

Deniz ve Tiyatro Tutkusu

Fahri Nişli, 90’lı yıllara kadar İzmir’in tanınmış mimarlarının yetiştiği bir mimarlık bürosunu canlı tuttu. Bu büro adeta bir okul oldu. Ancak Nişli, yalnızca yapılar ve onların süslenmesiyle uğraşmadı. O büyük bir deniz tutkunudur da. Deniz kıyısında yaşadığının bilincindedir. Yaşamı boyunca kendi tasarlayıp yaptırdığı ahşap tekneleri ile Tunus’a, Kıbrıs’a, Rodos’a dek uzanmaktan büyük bir zevk duydu.

Tek gerçekleştiremediği hedefi İzmir’e bir tiyatro binası kazandırmaktı. Bunun için yalnızca Devlet Tiyatrolarına değil Yıldız Kenter gibi sanatçılara başvurduğunu söylüyor: “Çok özenerek bir tiyatro yaptım. İki sene çalıştık projesinde. Yaptığımız büyük bir Hatay Sitesi vardı, yetmiş beş dairelik. O sitenin arka tarafında bir yere tiyatroyu soktuk. Fakat tiyatrocular iltifat etmediler. Olmadı bir türlü. Sonra düğün salonu yaptılar!”

Tüm bu çabalar Fahri Nişli’ye ne kazandırdı acaba? 2018 yılında Ege Mimarlık dergisinin ‘İz Bırakanlar’ köşesi için yapılan söyleşide kazancını şöyle açıklıyor:

 “50 sene mimarlık – mühendislik yaptım. Babamdan kalan 3-5 mülkün geliri ile geçiniyoruz. Mimarlığı bıraktığım anda 2 mülkten başka bir şey yoktu elimde. Bugün geçimimi babamdan ve anamdan kalan mülklerle sağlıyorum. Mimar olarak bu kadar çalışmama rağmen herhangi bir birikimim olmadı. Yegâne servetim dost çevrem.”

Arkada seni hatırlatacak yapıtlar, seni hep anımsayacak bir sevgi çemberi bırakmak en kalıcı servet gerçekten… Öyle değil mi?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 2 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Hakkı Onyedioğlu

22.11.2020 - 17:53
Rahmetli Fahri Nişli beyfendi ile tanışmamız 1973 yılında Gazi Bulvarı 102 No. Adresinde ki aile mülkünün yıkılıp arsasına Bergama İşhanı nın yapılması ile başlamış ve 1976 yılında oturma raporu alınarak İşhanı kullanıma başlanır ortamına gelinceye kadar Aile paylaşımına uygun Mimari çözümler ile, bir Aile bireyi gibi ilgilenerek tamamladığı Bergama İşhanı bizlere yeni bir bina ile mesleki bilgisinin paylaşımı süresi içinde çok kıymetli bir DOST kazandırmıştır. Huzur içinde dinlenmesini diler aile efradına başsağlığı dilleklerimi iletirim.

Hakkı Onyedioğlu

22.11.2020 - 17:50
Rahmetli Fahri Nişli beyfendi ile tanışmamız 1973 yılında Gazi Bulvarı 102 No. Adresinde ki aile mülkünün yıkılıp arsasına Bergama İşhanı nın yapılması ile başlamış ve 1976 yılında oturma raporu alınarak İşhanı kullanıma başlanır ortamına gelinceye kadar Aile paylaşımına uygun Mimari çözümler ile, bir Aile bireyi gibi ilgilenerek tamamladığı Bergama İşhanı bizlere yeni bir bina ile mesleki bilgisinin paylaşımı süresi içinde çok kıymetli bir DOST kazandırmıştır. Huzur içinde dinlenmesini diler aile efradına başsağlığı dilleklerimi iletirim.
Yazarlar
Website Security Test