Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Pandemide ikinci dalga bunalımı

27.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ülkemiz pandemide birinci dalgayı görece kontrol altında karşılarken, ikinci dalganın başlaması ile kontrolden çıkma sürecine girdi. Bunun çok sayıda nedeni söz konusu. Birinci dalganın yönetiminde yaşanan eksikler, yanlışlar ve keyfi uygulamalar ile vatandaşlarda yaşanan sorumsuz tutumlar belki ilk anda akla gelen nedenler arasında yer alıyor. Ayrıca okulların açılması, yaz aylarının açık hava ortamından kapalı mekanlara dönüş ve ekonomide daralma ve çöküşü önlemek için normale dönüş arayışı ikinci dalganın gelişini hızlandırdı. Son günlerde rakamlar hızla artış trendine girdi. Açıklanan hasta sayıları ile ağır hasta sayıları ve ölüm oranları hızla yükseliyor. Üstelik resmi rakamların 10 misli kadar hastanın daha olduğu uzmanlarca dile getiriliyor.

Büyük kentlerde hastanelerde ve yoğun bakım odalarında yer kalmadığı daha sıkça dile getirilir oldu. İktidar hızlı başlayan ikinci dalga için önlem arayışına girdi. Ne var ki bu önlemler, bizim toplumda var olan; “göç, göç yolunda düzelir “ anlayışında bir yaklaşımla ele alınıyor. Demem odur ki, bir aksaklık çıktıktan sonra, sadece o aksaklığa ilişkin bir yasak veya kısıtlama getiriliyor. Bu durumda getirilen düzenlemeler bölük pörçük kaldığı gibi, çok sık değişikliklere uğruyor. Bu durum getirilen düzenlemelere uyma konusunda yoğun bir kafa karışıklığı yaşanıyor…

Hafta sonunda farklı, hafta içinde farklı uygulamalar gündeme geliyor. Süreç 10 aya yaklaşmış olmasına karşın uygulamalar kafa karıştırıcı bir süreç şeklinde işliyor. Oysaki 10 aylık süreçte pandemiye karşı alınacak önlemler bir stratejik plan bütünselliği içinde çoktan netleşmiş olması ve herkesin nasıl davranacağını bilmesi ve önünü görmesi gerekirdi. Bu eksiklikler eğitim, öğretim ve okulların açılışından, esnafın çalışma koşullarına ve hatta sokağa çıkma kurallarına kadar her alanda kafa karışıklığını toplumda yaygın duruma getirdi. Bu kafa karışıklığından daha beter iki konu vatandaşın psikolojisini allak bullak ediyor. Birincisi pandemide hastalığa yakalanma korkusu ikinci dalga ile yoğun bir psikolojik baskıya dönüştü.

Hastaneler koşan vatandaş test kuyruğunda. Hastalananlar ise hastanede yatak arayışında. Hastaneler yetmeyince evde izole olma ve hastalığı evde geçirme süreci başladı. Bu denli bulaş riski yüksek pandeminin evde geçirilmesi kişilerde psikolojik açıdan stresli bir durum ve kendi haline terk edilme duygusu yaratıyor. Bundan daha çok insanlar üzerinde baskı ve psikolojik bunalıma yol açan bir durum, ekonominin içinde bulunduğu yetersizliklerden kaynaklanıyor. Daha önceki yılın ilk yarısında adeta iki seçim olarak yaşan süreçten beri ekonomide iç açık (enflasyonist açık), dış açık ve bütçe açığı yaşanıyor. Üretimden çok tüketim ve ticaret odaklı bir yapıya dönüşen ekonomide kaynaklar tükendi. Tasarruf ve yatırımlar daraldıkça daraldı.

Yüksek enflasyon, işsizlik, yoksulluk ve yoksunluk, iç ve dış siyasi risklerle birlikte daha da arttı. Ülkeyi terk eden sıcak para olgusu, döviz kuru üzerinden pahalılığı daha çok tetikledi. Bu durum gerek tüketici olarak özellikle dar gelirli yoksul ve işsiz insanlarımızı, üretici olarak KOBİ’leri dar boğaz ve çöküşe soktu. Alınan pandemi kısıtlamaları özellikle KOBİ ve esnafın belini büktü. Çoğu kapanma sürecine girdi. Hal böyle iken, hükümet bu riskleri karşılayacak, yeterli bir ekonomik program, kaynak ve sistem getirmede yetersiz kaldı. Etkin bir Yönetim stratejisi oluşturamadı. Sunulabilen kaynaklar çok yetersiz ve sınırlı oldu. Bu nedenle yük tamamen vatandaşın üstünde kaldı. Görünen o ki, pandemide ikinci dalga, yarattığı bu çok yönlü kıskaç içinde yoksul ve işsiz insanları, esnafı ve KOBİ’leri ağır bir sosyal bunalıma doğru taşıyor

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test