Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Trump gidiyor, Biden ile ''zor'' geliyor!..

27.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Yalnızca bir kaç hafta önce Türk lirası tarihinin en düşük değerlerine ulaşarak rekorlar kırıyordu. Merkez Bankası el üstünde oturuyor, yabancı yatırımcılar yatırımlarını çekiyor, Türk hisse senetlerini terk ediyor ve ülkenin Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak, “döviz kurunun önemli olmadığını” söylüyordu, sonran gazeteciye “Maaşınızı dolardan mı alıyorsunuz… Ben döviz kuruyla ilgilenmiyorum” diyerek. Bugün Türk Lirası nispeten bir toparlanma yaşıyor, borsa yükseliyor ve yetkililer hukukta reform yapma ve enflasyonu kontrol altında tutma ihtiyacından bahsediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan iki yılı aşkın bir süredir ekonomiyi yönetmesi için damadı Albayrak’a güvenmişti. Albayrak ekonomiyi yerle bir etti. Bankaların büyümeyi canlandırmak için enflasyon seviyesinin altında kredi vermesiyle lira, dolar karşısında yüzde 40'ın üzerinde değer kaybetti ve milyonlarca Türk'ün birikimleri heba edildi. Merkez Bankası ve devlet bankaları, para birimini kurtarmak için başarısız bir girişimde 100 milyar dolardan fazla dolar rezervini erittiler.

 

AKP içerisinde de Albayrak istenmiyordu

Erdoğan geçte olsa frene bastı. 7 Kasım'da Merkez Bankası Başkanını görevden aldı ve yerine Albayrak’ın rakiplerinden birini getirdi. Bir gün sonra, bir zamanlar “kayınpederinin müstakbel halefi” olarak gösterilen Albayrak istifa etti. İstifaya, o zamandan beri lira yirmi yıldır en iyi haftalık performansıyla (% 10'luk bir artış) karşılık verdi.

Söylemlerdeki değişiklikler şaşırtıcı. Yeni Merkez Bankası yöneticisi Naci Ağbal ve yeni Maliye Bakanı Lütfi Elvan, para biriminin istikrarını sağlamak ve enflasyonu tek haneye indirmek için doğru ve tutarlı adımlardan bahsediyorlar. 2017'den beri hükümet muhaliflerine karşı kapsamlı bir baskıya başkanlık eden Adalet Bakanı, hukukun üstünlüğüne inanmaya başladı herhalde ki, yargıçlardan Anayasa Mahkemesi kararlarına uymalarını ve yabancı yatırımcılar için ortamı iyileştirmeye yardımcı olmalarını istedi. Adalet Bakanının bu yaklaşımları elbet ekonomiyi doğrudan ilgilendiriyor. Yabancıların Türkiye ekonomisine güven duymaları için önce adalet sistemine güven duymaları gerek. Güvenilir bir adalet sistemi, “öngörülebilir ve güvenilir ekonomi” demek.

Yatırımcılara, salgından sarsılan ve ikinci çeyrekte yaklaşık yüzde 10 küçülen ekonomimiz sebebiyle fazlasıyla ihtiyacımız var.

Yüksek faiz oranlarının “yeminli düşmanı” Erdoğan bile, artık “Türkiye'nin ‘acı bir bedel’ ödemek zorunda kalabileceğini” söylüyor, bu da “kemer sıkma” anlamına geliyor. İlk adım, 19 Kasım'da Merkez Bankası usulüne uygun olarak 475 baz puanlık muhteşem bir faiz artırımı ile atıldı.

Erdoğan, piyasa baskısına teslim olarak damadını görevden almak zorunda kaldı. Gam Investments'tan Paul McNamara, “Türkiye lideri rotasını değiştirmeseydi, ‘krizin çığ gibi yükselmesi ve tam bir kur çöküşü yaşamanız için’ büyük bir olasılık vardı" diyor. Bir başka seçenek de, Erdoğan’ın daha önce reddettiği “IMF’den yardım istemek” olabilir. Başkan Erdoğan bu koşulda siyasi bir bedel ödemek zorunda kalacak. İktidar partisi milletvekillerinden oluşan 30 ila 40 kişilik bir grubun, Albayrak istifa etmediği takdirde muhalefete sığınma tehdidinde bulunduğu söyleniyor. Ekonomist Uğur Gürses, Erdoğan’ın ekonomi ekibini elden geçirmesinin en azından ona biraz da olsa nefes aldırdığını savunuyor.

İyi bir ekonomi, Erdoğan’ın Washington'daki dostunun kaybıyla başa çıkmasına da yardımcı olabilir. Erdoğan, Kuzey Suriye’de, Libya’da, Azerbaycan’da, Doğu Akdeniz’de ABD’nin hoşlanmadığı gelişmelere rağmen, geçtiğimiz dört yıldır Donald Trump'ın sorun çıkarmayacağına güvenebilmişti. Trump, Rusya'dan s-400 hava savunma sistemi satın almasına rağmen Türkiye'ye yaptırım uygulanmasına izin vermemişti.

 

Biden işleri zorlaştıracak

Bu yılın başlarında Erdoğan'ı "bedel ödemesi gereken" bir "otokrat" olarak nitelendiren Joe Biden’ın başa geçmesiyle işler daha da zorlaşacak. Johns Hopkins Üniversitesi'nden Lisel Hintz, “Amerika'nın kırmızı çizgiler çizeceğini ve bunları daha güvenilir bir şekilde uygulayacağını” söylüyor. Erdoğan'ın Beyaz Saray'la anlaşma yapmak için kapıları azalıyor. S-400’ler ile alakalı yaptırımlardan Türkiye’nin kaçması Biden yönetimiyle zorlaşacak. Bir düşünce kuruluşu olan Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nden Aslı Aydıntaşbaş, “Ankara artık Trump tarafından sağlanan korumaya sahip olmayacak. Türkiye kendini siyasi ve ekonomik olarak düzene sokmak zorunda” diyor. "Doğrudan bir neden olmayabilir, ancak hiç şüphe yok ki Albayrak’ın istifası, Türkiye'nin önümüzdeki zorluklara daha hazırlıklı olmasıyla ilgili.”

Bunlara rağmen, Erdoğan'ın lirayı kurtarmak ve yeni Amerikan yönetimini yatıştırmak için atacağı adımların sınırı var. Son reform konuşmalarına rağmen, ulusal kurumlar üzerindeki kontrolünü gevşetmeye, büyümeden vazgeçmeye ve muhaliflere eziyet etmeyi bırakmaya niyetli değil. Savcılar, geçtiğimiz günlerde İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında cumhurbaşkanının projelerinden biri olan Kanal İstanbul’u eleştirdiği gerekçesiyle soruşturma açtı. Merkez Bankasının doğru çağrıyı yapıp yapmaması, kendi başkanından çok cumhurbaşkanına bağlıdır. Albayrak bir günah keçisi olabilir ama Türkiye ekonomisinde ki asıl sorun Albayrak değildi.

 

Cumhur ittifakı işleri zorlaştıracak mı?

Erdoğan, demokratik reformlar konusunda samimi olsa ve Batılı ortaklarıyla işleri düzeltme ihtiyacı duysa bile, kendisini parlamentoda ve güvenlik güçlerinde destekleyen ülkesinin aşırı milliyetçileriyle imzaladığı koalisyon bu yönde adımlar atmasını zorlaştıracaktır. Bir başka düşünce kuruluşu olan German Marshall Fund'dan Özgür Unluhisarcıklı, “Kendini bu yola kilitledi” diyor. "Kurduğu ittifak yapısını bozmadan nasıl önemli değişiklikler yapabileceğini öngörmek zor."

Erdoğan, Biden döneminin başlangıcının Trump döneminin sonundan daha iyi olmasını umut etmelidir. 16 Kasım'da Trump’ın Dışişleri Bakanı Mike Pompeo bir Fransız gazetesine verdiği demeçte, “Amerika ve Avrupa'nın son birkaç aydır Türkiye’nin ‘agresif eylemleriyle’ başa çıkması gerektiğini” söylemişti. Bir gün sonra Pompeo, Ekümenik Patrik'i Türkiye'deki dini özgürlükleri tartışmak üzere ziyaret ettiği İstanbul'a geldi. (Ve muhtemelen Erdoğan'ın eski bir Hristiyan bazilikası olan Ayasofya'yı camiye dönüştürmesinden yakınıyordu).  Pompeo, ziyareti sırasında tek bir Türk yetkili ile görüşmedi.

Tüm bunlar Türkiye’yi daha da zorlu bir dönemin beklediğinin işareti. Erdoğan, dış ilişkilerine mi yoksa koalisyonlarına mı öncelik vereceğini belirlemeli. Ekonomi mi birinci sırada olacak yoksa siyasi çıkarlar mı? Türkiye’nin gireceği yeni dönem ve yaşanan zorluklar, bazı kararların tekrar alınması gerektiğine işaret.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test