Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Sorumlular kimler; bir istifa bile yok!..

19.2.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gara'da şehit olan askerlerimizin ve polislerimizin sorumlusu kim ya da kimler?

Birinci derece suçlu, acımasız eşkıya ve kanlı terör örgütü PKK.

İyi de, 5-6 yıldır,13 vatansever yurttaşımızın kaçırılmasına, rehin tutulmasına, Fransız kalanların hiç mi günahı yok?
*
Rehineler için izlenecek iki yol vardır.
Hiç kimsenin, hatta operasyona katılacakların bile harekat başlatıldıktan sonra bilgilendirileceği, rehinelerin güvenliği gözetilerek planlanan ani bir baskınla teröristlerin etkisiz hale getirilmesi, rehinelerin kurtarılması…
*
İkinci seçenek siyaset, diyalog yoluyla sivil toplum ve siyasal parti üyelerinin yer aldığı heyetler oluşturularak, ikna ederek, konuşarak rehinelerin kurtarılmasıdır.
Bu gibi kaçırma durumlarında, ilgili ülkeler:
- Konuyu devlet olarak ele alır.
- Uluslararası diplomasi harekete geçirilir.
- Hiç gocunmadan, o düşman bu dost demeden, olaya katkı sağlayabilecek her grup ve kişi ile temasa geçilir, yardım istenir.
Peki biz ne yaptık; her zaman ki gibi asarız, keseriz, kanları yerde kalmaz gibi, boş ve hamasi nutuklar ile neredeyse 2 bin 190 gün (6 yıl) kulağımızın üstüne yattık.
Ailelerin acılı yakarışlarına sırtımızı döndük ve sonunda kaçırılan askerimizi polislerimizi hayata döndüremedik, cansız bedenlerini “şehit” ilan ederek ailelerine teslim ettik.
*
Bakın; Türkiye rehine kurtarmada deneyimsiz bir ülke değildir.

1992 ile 2012 yılları arasında, yani yirmi yıl boyunca, PKK tarafından kaçırılan 350 asker, polis, korucu kurtarılmıştır. Hem de kan dökülmeden kimsenin burnu bile kanamadan!..

O yıllarda nasıl mı başardık?

Siyaset ve diyalog yoluyla, sivil toplum ve siyasal parti üyelerinin yer aldığı heyetler oluşturarak, ikna ederek, konuşarak…

Gara’da maalesef bunu yapamadık.

Yapamadık mı, yapmadık mı? Orası meçhul. Çünkü operasyonun üzerinde hala bir örtü var; bilemiyoruz…
Ama bizim tarafta sorumlu, önce devlet, bir kaçı hariç tüm milletvekilleri, bakanlar, gazeteciler ve yazarlar ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nde emri verenlerdir…

-----------------------------------------------
Cevapsız sorular

Anlatayım;
Kaçırılan ve ne yazık ki öldürülen askerlerden biri olan Semih Özbey'in bir arkadaşı CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan'ı arar, yardım ister.

Murat Bakan, Aralık 2016'da, yani beş yıl önce dönemin Başbakanı Binali Yıldırım'a PKK'nın kaçırdığı asker ve polisler için soru önergesi verir.

"Binali Yıldırım cevap vermez.
*
İzmir Milletvekili Bakan, Temmuz 2017'de Binali Yıldırım'a yeniden sorar.
Yanıt yine yok!
*
Murat Bakan vazgeçmez. Çünkü söz konusu olan 13 candır.

Eylül 2017'de bu kez İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli'ye sorar.
Yanıt, yine yok!
*
İzmir CHP Milletvekili Gara’da “esir değil(!)”, rehin tutulan asker ve polisler ile ilgili üçüncü kez, Şubat 2018’de tekrar Binali Yıldırım’a sorar.

Yanıt yine yok!
*
Ekim 2018...

Murat Bakan bu kez Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'a sorar.

Tam sekiz ay sonra Bakan Akar yanıtlar:

Terör örgütleriyle mücadeleye yönelik keşif, gözetleme ve operasyonel faaliyetler azim ve kararlılıkla devam etmektedir."

Dam üstünde saksağan…

Milletvekili Murat Bakan ne soruyor, Milli Savuna Bakanı soruyla ilgisi olmayan bir yanıt ile önergeyi geçiştiriyor?
*
Aileler sadece Murat Bakan’a değil, her partiden milletvekillerine yalvarıyorlar.

Koskoca Meclis Gara şehitleri için sanki kör ve sağırları oynuyor.

Ailelere verilen yanıt hep aynı:

Sabredin, sabırlı olun!..
*
CHP İzmir Milletvekili Bakan işin peşini bırakmıyor; 9 Şubat'ta bu kez Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'a soru önergesi veriyor.

Ne çare ki, artık çok geç olduğunu, kahredici sonu haberlerden öğreniyor!..

---------------------------------------------

İnsan hayatı ile siyaset yapılmaz
Resmen dram!..
Başarılabilseydi, iktidar herhalde önümüzdeki seçimi de kazanma yolunda parlak bir adım attığına inanacaktı, ama olamadı.
Ne yapıldı?
Başta HDP ve herkesi suçlama yoluna gidildi.
Kongreden, binlerce partilinin önünde ölen insanın annesine telefon edilmesi gibi tuhaf davranışlar sergilendi.
*
Tıpkı, coronadan korunacağız diye lokantaları, kafeleri sıkı sıkı kapatıp "lebaleb" kongreler toplamak gibi…
Tıpkı; birkaç yıl önce Binali Yıldırım'a okutulan konuşmanın Türkiye Cumhuriyeti’nin bir numaralı yöneticisine kelimesi kelimesine yeniden okutulması gibi…
*
Türkiye’de ne yazık ki işler yolunda gidiyorsa bu liderin üstün aklı ve vizyonu sayesinde, başarısızlık ise ya dış güçler ya iç düşmanların işi.

Gara'da yapılan rehine kurtarma operasyonu başarılı olsaydı yaşayacaklarımızı tahmin edebiliyor musunuz?
*
Yandaş basının birinci sayfaları baştan sona bu başarının destanlaştırılmasına ayrılmış olacaktı.
*
Bütün köşe yazarları aldıkları talimat doğrultusunda, nasıl büyük bir zafer kazanıldığını yazacaktı.
*
Değişik isimler altındaki haber programlarının, parti komiserleri tarafından tayin edilen kadrolu katılımcıları, liderin vizyonu, üstün strateji yeteneği üzerine konuşacaktı.
*
AK Parti il kongrelerine kurtarılan rehinelerin eve dönüşlerinde gözyaşları ve davul zurnayla ile karşılanmaları görüntüleri canlı yayınla aktarılacak, bu sahneleri izleyenler beyaz bir mendille gözlerinden süzülen iki damla yaşı silerken görüntülenecekti.
-------------------------------------------------
Üzüntüm şu:
Gara’da şehit edilen rehine asker ve polislerimiz ABD’nin papazı, Almanya’nın gazetecisinden daha mı değersizdi?

Ve bugün 5-6 yıl boyunca iki satır yazı yazmayan, iki dakika haberlerde yer vermeyenler utanmadan yazıp çiziyorlar.

Ama bilmiyorlar ki sayfalarına, ekranlarına kan bulaştı.

Sizi artık Allah bile temize çıkartamaz.

Ve; üç maymunu oynayan herkesi vicdanıyla baş başa bırakıyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test