Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Aşı ve olumlu şeyler

19.2.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Enis Berberoğlu’nun başına gelenleri empati yapmadan algılayabilmek zor. Esasen olumlu şeyler yazmak için oturdum. Son Carlotta Gall tarafından New York Times makalesinde bizim Suriye sınırına sebat ve başarı ile çizdiğimiz güvenli kuşak övgüsünden yola çıkarak bazı şeylerin çok olumlu geliştiğine değinecektim. 5 milyon insanın mülteci olması önlendi ve yokluk içinde olsalar da en azından can güvenlikleri var.

Oturur oturmaz Enis Berberoğlu cümlesini yazıvermişim. Geçenlerde de “Kelime ve Şiddet” diye de benzer moral bozucu olaylara değinmiştim Darp edilen Orhan Uğurluoğlu ve Selçuk Özdağ ayni şekilde insanın zihninde “Nereye gidiyoruz?” sorusunu tedirgin edici bir şekilde canlandırıyor…

Gene olumlu şeylere döneyim veya kendimi döndüreyim.

Aşı olayı ülkemizde çok başarılı bir şekilde uygulanıyor. Tebrik etmek gerek. Keşke Berberoğlu vakası ve benzer vakalar olmasalar!

Almanya’da, ABD’de yakınlarım, dostlarım var. Urla’daki dostlardan daha sık görüştüğüm. Aşı olayında doğrusu ülkem ile gurur duydum. İngiltere ve Kanada’dan da daha başarılı bir sağlık sistemimiz var. Eğitimin bu kadar yerlerde sürünmesine rağmen. Bunu Anadolu’da olan binlerce yılda acı ile yoğrulmuş bilgelik veya insancıllık ile açıklamaya çalışmak istiyorum. Gerçekten insanımız farklı. Ama neden ise başarıyı takdir edemiyoruz. Yaşayan insanı yaşarken de ödüllendiremiyoruz. İster istemez kişi kendi yaralarını yaşamaya devam ediyor ve nedbeleri insanın canını acıtıyor. Karamsar kılıyor. Hem sağlık sistemimizi övüyorum, hem de kendi geçmişimi düşünüyorum. Ülkeye askerlik için döndüğümde 40 bin diyaliz benim gözetimimde yapılmıştı. İlk on nefrologdan biri idim ve bunlar arasında tüm eğitimini yurtdışında almış olan tek bendim. Ülkemin tümünde o zaman ancak o kadar diyaliz yapılmıştı. Ülkem benden faydalanmak yerine uluslararası Nefroloji üst ihtisasımı sudan sebepler ile tanımama yolunu seçti, ben de tanınan İç hastalıkları eğitimim ile meslek hayatımda devletten ırak başarılı oldum. Kimsenin umurunda değildi o zamanlar Nefroloji üst ihtisası. Ayni zamanda yasal yolu takip ettim ve Anayasa Mahkemesi 30 küsur yıl sonra beni haklı buldu. Birkaç bin TL tazminat aldım. Ülkem benden faydalanma yolunu da seçebilirdi. Seçmedi.

Sulu işlerden bahsedince: İzmir’in su baskınları konusunda Yılmaz Ayata’nın yazısı ile bir farkındalığın daha, tekrar ve umarım artık son kez ortaya çıkmasına katkım oldu. Gözlem Gazetesini de kutlamak gerek.

Ayata’nın dedikleri o İZSU Genel Müdür Yardımcısı iken dikkate alınsa idi son seller olmayacaktı. Umuyorum artık bundan sonra olmaz. Ayata takdir edilmedi, el üstünde tutulmadı. Belediye’den ayrıldı. Böyle olumlu işler yapacak kapasitede olanları uzaklaştırıyoruz. Yaralı parmağa işemeyen, ne kokar ne bulaşır tipler daha başarılı oluyor. Bu dönemler zaman zaman değişince de Türkiye ilerliyor. Sonra biz gene yetiştirip veya yetişip gelenleri hor kullanmaya devam ediyoruz. Hep ayni hatalar. Galiba insan olumlu yazı yazacak iken bile öyle veya böyle yaşlandıkça etkileniyor. Yaşlanmak böyle bir şey sanki. Darbelerde biçilen gençleri, örneğin 56 yaşında idam edilen Hasan Polatkan’ları, Deniz Gezmiş’leri ve hapislere tıkılanları anımsıyor. Nasıl bol kepçe harcıyoruz, Ya ’rabbim!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test