Facebook ta paylaştweet le
Ana Sayfa / 

Vatandaş iş, aş, sağlık ve huzur derdinde!

2.4.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Son günlerde ardı ardına önemli ekonomik ve politik gelişmeler yaşanıyor. Bu süreç, ülkemizin toplumsal dinamiklerini de derinden etkiliyor. Aynı zamanda, duyarlı vatandaşlarımızı da alabildiğine yoruyor, karamsarlığa itiyor ve endişelendiriyor.

 

Böyle bodoslama nereye?

Doğrusu, haftalık yazılarımızda, hangi gelişmeyi öne çıkaracağımıza karar vermekte zorlanıyoruz. Gündem o kadar yoğun ki, izlemekte ve öncelemekte güçlük çekiyoruz. Geçtiğimiz günlere baktığımızda; iktidar bloku partilerinin büyük kongreleri ve bunların siyasete yansımaları ile Merkez Bankası’ndaki (MB) değişimin ekonomideki etkileşimlerinin öne çıktığını görüyoruz. İktidar partisinin kongresinden akıllarda kalan; pandemi koşullarında ‘lebaleb’ doldurulan tribünlerle, vatandaşın yastık altından -olmayan- altının ve dövizin çıkarılmasının istenmesi oldu. MB operasyonun ardından, ekonomide hem faiz oranının hem dövizin ve hem de enflasyonun yükselişe geçmesi, ekonomi çevrelerinde tedirginliği artırdı. Uzun süredir sessiz kalan TÜSİAD bile sesini yükseltmek zorunda kaldı.

HDP’nin kapatılması davası da siyaseti gerdi. TBMM’de oybirliğiyle kabul edilmiş İstanbul Sözleşmesi’nden, tek bir imza ile çıkılması kararı ise kadınlarımızı ayağa kaldırdı. Bu kararı izleyen günlerde, Montrö ve Lozan’ın tartışmaya açılması, halkımızın büyük bölümünü endişelendirdi. Okullarda andımızın kaldırılmasının ardından, harp okullarına girişte aranan ‘irtica ile ilişkili olmama’ koşulunun kaldırılması ile bazı yönergelerden ve madalyalardan Mustafa Kemal Atatürk’ün çıkarılması uygulamaları; gidişat ve laiklik konusunda endişeleri daha da artırdı. Cumhuriyet değerleri konusunda duyarlı vatandaşlarımıza, ‘böyle bodoslama nereye’ sorusunu ister istemez sordurdu.

 

Aşılılar içeride, aşısızlar dışarıda!

Vatandaşın endişelerinin yoğunlaştığı bir başka konu, elbette sağlıktı. Vakaların tırmanışa geçtiği Covit-19 sürecinde, bütün ülke neredeyse tümüyle kırmızıya boyandı. Aşılamadaki ve önlemlerdeki karmaşa ise devam ediyor. Son olarak ilan edilen kısıtlamaların ramazan ayıyla ilişkilendirilmesi de doğrusu anlaşılamadı. Öyle ki lokanta ve kafeteryalar ramazana kadar yüzde 50 dolulukla hizmet verecek, ramazanda ise paket servisine geçecek. Ramazan ayında sokağa çıkmanın yasak olduğu saatlerde, teraviye gitmek ve toplu olarak kılmak serbest olacakmış!.. Bu çelişkili uygulamaları anlamak ve yorumlamak gerçekten çok zor!..

Salgın konusunda bir başka önemli çelişki, aşılamaları tamamlanmış 65 yaş üstü yurttaşların eve kapatılmalarının sürdürülmesi… Halen aşılanamamış vatandaşlar dışarıda serbestçe dolaşırken, aşılanmaları tamamlanmış vatandaşları evlere kapatmak ve adeta cezalandırmak gerçekten anlaşılamıyor. Umalım ve dileyelim ki bu ceza(!) ‘müebbet’e dönüşmesin!..

 

İktidarın yalnız kaynakları değil, politikaları da tükendi

Salgın konusundaki olumsuzluklar ve endişeler, ekonomideki sorunlarla harmanlanınca, ortaya devasa bir olumsuzluk bütünü çıkıyor. Buna bir de dış politikadaki artık neredeyse kangrenleşmiş sorunlar da eklenince, ülkeyi yönetme sorumluluğu taşıyanların işi daha da zorlaşıyor.

Aslında bu sorunların büyük bölümü birbiri ile ilişkili ve birbirini tetikleyen, büyüten sorunlar… 19 yıldır iktidarda bulunan ve her halinden artık yorulduğu, yıprandığı, tükendiği belli olan siyasal anlayış, bu sorunların üstesinden gelmekte zorlanıyor. Yalnız ekonomik kaynakların değil, artık siyasal politikalarının da tükendiği anlaşılıyor. Bütün bunlara, iktidar partisinin genel merkezinde çalışan bir gencin görüntüleri ile gündeme gelen ve adeta gündeme demir atan tartışmalar da eklenince; ortadaki yozlaşmanın giderek bir ‘tükenmişlik sendromu’na dönüştüğü açıkça görülüyor.

 

Bunca sorun ve olumsuzluk içinde, vatandaş ne yapsın?

Bütün bu yaşananları, vatandaş kendi cephesinden ilgiyle ve ibretle izliyor. İşçisi, işsizi, emeklisi, esnafı, çiftçisi, girişimcisi; içinde bulundukları darboğazdan nasıl çıkılabileceğini kara kara düşünüyor. Ekonomik krizin ve buhranın etkileri her geçen gün artıyor. Vatandaş öncelikle günlük geçim derdinin peşine düşüyor.

Bugünlerde vatandaşın gündemindeki en önemli sorun, çok geniş bir kesimi ilgilendiren ‘kısa çalışma ödeneği’nin uzatılmamış olması. Bunun hem işsizliği ve hem de ekonomideki istihdam sorununu kartopu gibi daha da büyüteceği öngörülüyor. İktidar bu konuda muhalefetten, iş çevrelerinden ve sendikalardan gelen taleplere kulaklarını tıkıyor. Öyle anlaşılıyor ki bundan böyle vatandaşın işi daha da zorlaşacak. Önümüzdeki süreçte, iş ve aş aslanın midesinde, sağlık ve huzur da Kaf dağının ardında olacak!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar