Facebook ta paylaştweet le
Ana Sayfa / 

Köy Enstitüleri, aydınlanmanın meşalesiydi

16.4.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

17 Nisan, Köy Enstitüleri’nin kuruluş yıldönümüdür. Bu yıl, Köy Enstitüleri’nin 81’inci kuruluş yıldönümünü kutluyoruz. Hasan Âli Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde, 17 Nisan 1940 tarihinde, 3808 Sayılı Köy Enstitüleri Yasası’nın çıkarılmasıyla başlayan enstitülerin tarihçesi; tam anlamıyla tarihsel bir aydınlanma hareketidir.

Köy Enstitüleri’nden yetişen rahmetli ozanımız Nebi Dadaloğlu, Anadolu ağzıyla yazdığı dizelerinde ne de güzel anlatır enstitülerin öyküsünü: “Bentler çekildi, gayalar söküldü yerli yerinden / Yarasalar uçamaz oldu, guzgunlar döndü havada / Bir yıldız çavdı, bir yıldız çavdı, yüceden yüce / Hasanoğlanda, Ortaklarda, Pulurda, Cılavuzda!..”

 

Köy Enstitüleri’ni anmak ve unutmamak

Günümüzde eğitim alanında büyük sıkıntılar yaşanıyor. Eğitim adeta bir yazboz tahtasına dönüşüyor. Araştıran, sorgulayan, çağdaşlığı yakalayan kuşaklar yerine, biat kültürüne yaslanan kuşaklar yetiştirilmesi tercih ediliyor. Bu durum, eğitimde gericileşmeyi ve hemen her bakımdan geride kalmayı da beraberinde getiriyor. İşte bunun içindir ki, Köy Enstitüleri örneğini hiçbir zaman unutmamak ve her daim anmak, anımsamak gerekiyor.

 

‘17 Nisan Ateşi’ isimli araştırmamızın da içinde yer aldığı, bundan tam 31 yıl önce yayımlanan ‘Kır Çiçekleri’ isimli kitabımızda; şöyle anlatmışız enstitüleri: “Ve gerçekten bozkırlar şenlendi. Vadiler şenlendi. Okumaya, öğrenmeye susamış yoksul Anadolu çocukları, karanlıkları yara yara bir araya geldiler. El ele tutuşup horona, halaya durdular. Anadolu’nun göbeğinde bir ateş yaktılar. Her enstitünün açılışıyla daha bir büyüyen, güçlenen; karanlıkları aydınlığa dönüştüren bir ateş. 17 Nisan ateşiydi bu, Köy Enstitüleri ateşiydi!..” (Kır Çiçekleri / Denemeler - Kültür Yazıları / Mehmet Şakir Örs / Ozan Yayınları - 1990)

 

Üretim içinde eğitim

Köy Enstitüleri’nin dayandığı temel eğitim felsefesini en güzel ifade eden tanımlama ‘üretim içinde eğitim’ kavramıdır. Hasan Âli Yücel’le birlikte Köy Enstitüleri’nin kurucusu olan o dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç, üretim içinde eğitim anlayışının ilk örnekleri olan Köy Enstitüleri’nin temel ilkelerini şöyle açıklıyordu: “Köylerin kültürel ve genel hayatlarında ileri bir seviye yaratabilmek yalnız klasik anlamdaki öğretmenle mümkün olmaz. Köy hayatı bir bütün olarak ele alınmaz da şimdiye kadar olduğu gibi yalnız klasik kültür bakımından işlenmek ve bu vasıta ile bir ilerilik yaratılmak istenirse, bu çalışmadan olumlu bir sonuç alınmaz.”

 

Yücel’in ve Tonguç’un eğitim yaklaşımları ile şekillenen Köy Enstitüleri deneyimiyle, ülkemizde uluslararası eğitim alanında da örnek alınan ilginç bir eğitim modeli yaşanmış ve hayata geçirilmiştir.

 

Halkevleri ve Halk Odaları

Köy Enstitüleri felsefesinin ve eğitim anlayışının, kültürel alandaki yansıması, tamamlayıcısı ve bütünleyeni Halkevleri ile Halk Odaları olmuştur. Bütün bunlar, cumhuriyetin aydınlanma düşüncesinin ve çağdaş uygarlığı yakalama hedefinin önemli araçlarıdır, kurumlarıdır.

 

Halkevcilik, birçok kentte ve semtte hâlâ yaşatılmaya çalışılan önemli bir gelenek ve yaşam biçimidir. Anadolu kentlerinde, Halkevleri kültürü ile yetişmiş ve bu kültürün izlerini taşıyan çok sayıda insanımız vardır.

 

‘Kültürel egemenlik’ tartışmaları

Ülkemizde uzun süredir iktidarda bulunan siyasal anlayışın sözcüleri, zaman zaman yaptıkları değerlendirmelerde ve verdikleri demeçlerde; bunca yıllık iktidarlarına karşın, kültürel alana tam egemen olamadıklarını söylemektedirler.

 

Aslında bu itiraflarında ve hedeflerine ulaşamamalarında; Anadolu’da olumlu ve derin izler bırakan Köy Enstitüleri ile Halkevleri’nin de önemli payı vardır. Siyasal İslamcı siyaset anlayışı, ülkemizde böylesine önemli eğitsel ve kültürel projeler oluşturamamış ve hayata geçirememiştir.

 

Günümüzün ihtiyacı: Kent Enstitüleri

Sonuç olarak, Köy Enstitüleri’ni o dönemin koşulları içinde değerlendirmek doğru olacaktır. Yaşandığı dönemde, Köy Enstitüleri; çağdaşlaşmanın, yeniliğin, gelişmenin umut ışıkları olmuştur. Ama ne yazık ki aydınlanmadan tedirgin olan güçlerce çabuk söndürülmüşlerdir. O dönemden bu yana, maalesef hâlâ eğitim ve kültür sorunlarını çözebilmiş değiliz.

 

Bugünkü kuşaklara düşen temel görev; öncelikle geçmişte yaşanmış Köy Enstitüleri deneyimini tüm yönleriyle incelemek, kavramak ve o deneyimden çıkan dersleri günümüze taşımaktır. Bizim ‘Kent Enstitüleri’ olarak tanımlayabileceğimiz; günümüzün koşullarına uygun ve yeni ihtiyaçları karşılayacak bir eğitim ve kültür hareketinin yaratılması görevi; halen önümüzde durmaktadır.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar