Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Gıda enflasyonunda rekortmen ülkeler arasındayız

7.12.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye, Kasım ayında “enflasyon düşerken”, gıdada yüzde 25.66 ile “en yüksek enflasyonu yaşayan” 7’nci ülke konumuna geldi. GÖZLEM “Hayat pahalılığı yangınının nasıl önleneceğini” uzmanlara sordu…

Mutfakta hayat pahalılığı yangını!

 

ENGİN TATLIBAL  Kasım ayında tüketici fiyatları endeksinin yüzde 1,4 oranında gerilemesi, propaganda ve manipülasyona uygun bir zemin hazırlamış görünüyor. Ancak pek çok uzmana göre maliye politikasını gevşetici ve orta vadede bütçe açığını olumsuz etkileyecek biçimde KDV ve ÖTV indirimleri ile sağlanan bu göreceli azalma, vatandaşın buzdolabına ve sebzeliğine ne ölçüde yansıyor? Aaryakıta indirimler devam edecek mi?

Ulaşım, otomotiv ve dayanıklı tüketim mallarında vergi indirimleri söz konusuyken Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı rakamlardan bazı detaylar ise şöyle sıralanabilir: Kasım ayında en yüksek fiyat artışı, yüzde 50.6 ile kuru soğanda yaşandı. Soğanın ardından yine gıda kaleminde patatesin fiyatı yüzde 15.3, kuru fasülyenin fiyatı yüzde 13.7, kabağın fiyatı yüzde 13.5, salatalığın fiyatı yüzde 12.8, patlıcanın fiyatı yüzde 9.12 arttı. Vatandaşın en temel gıda ihtiyaçlarının başında gelen bu ürünlerin fiyatı, tek bir ayda çifter haneli artışlar gösterdi. Bunlar içinde patatesin fiyatı, Ocak ayından beri toplamda yüzde 70’in üzerinde arttı.
Türkiye’nin Kasım ayında açıklanan gıda enflasyonu, yüzde 25,66 oranını gösteriyor. Bu oran, Türkiye’yi dünyada en yüksek gıda enflasyonuna sahip 7’nci ülke yapmış durumda. Türkiye ile benzer gıda enflasyonuna sahip ülkeler arasında Zimbabve, Suriye ve Liberya gibi ülkeler var.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, geçtiğimiz hafta gerçekleşen Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi toplantısında, konuyla ilgili tek cümlelik bir açıklama yapmakla yetindi. Albayrak, “Gıda enflasyonu ile mücadelede önümüzdeki süreçte çok daha kararlı politikaları hayata geçireceğiz” dedi.


“DEREYİ GÖRMEDEN PAÇAYI SIVAMAYALIM”
Ramazan Abay (Prof. Dr.) -Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı çerçevesinde reel sektörden üç ay süreyle beklenen yüzde 10 indirim desteği ve siyasi iradenin uygulamaya koyduğu çeşitli vergi ve ÖTV indirimleri sonucu Kasım ayı enflasyon oranı TÜFE’de 1,4’lük, ÜFE’de ise 2,53’lük bir düşüş göstermiştir. Yıllık enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 21,62, yurt içi üretici fiyatlarında ise yüzde 38,54 olarak gerçekleşti. Aslında verilen bu desteklerle enflasyonun daha da düşmesi gerekiyordu.
Enflasyondaki bu desteğe dayalı düşüşün devam etmesini kuşkusuz herkes arzular. Ancak bu düşüşün aynı hızla devam etmeyeceğini düşünüyoruz. Ocak 2019’dan itibaren bugüne kadar yapılamayan zamların yavaş yavaş devreye gireceğini ve özellikle mahalli idare seçimlerinin ardından zam dalgasının hızını artarak devam edeceğini düşünüyoruz.

Ekim ayında açıklanan Enflasyon ile Topyekün Mücadele Programı’na, zor şartlarda finansman olanaklarının daraldığı, kapasite kullanım oranlarının düşmeye devam ettiği, her gün giderek artan konkordato ilanları dikkate alındığında reel ve mali sektörün desteği aynı düzeyde devam etmeyebilir.
Yalnızca Kasım ayı enflasyonunun düşük çıkması temel alınarak Merkez Bankası’nın 13 Aralık’ta yapılacak olan Para Politikası Kurulu’ndan bir faiz indirimi beklenmemelidir. Piyasanın Kasım enflasyon oranının düşük çıkmasını pek kabullenmemiş olmasından dolayı Aralık ayının ilk iş gününde Dolar yükselişe geçti ve 4 Aralık günü 5,45 TL’yi gördü. Diğer taraftan unutmamak gerekir ki bankalar, fon temininde zorlandıkları için aylık mevduat faiz oranlarını halen yüzde 24 düzeyinde tutmaktadırlar. Bu şartlar altında Merkez Bankası faizde bir düşüş yapmamalı ve sıkı para politikasına devam etmelidir. Desteğe bağlı düşüşler devamlı olmayabilir, o nedenle dereyi görmeden paçayı sıvamayalım, Merkez Bankası sıkı para politikasına devam etmelidir kanısındayız.


“RAKAMLARDAKİ İYİLEŞME, AYŞE TEYZE’YE YANSIMIYOR”
İ. Burak Oğuz (Mali Müşavir) -Ekonomide birtakım iyileşmeler olması sevindirici. İhracatın artması, dövizin düşmesi, faiz oranlarının daha fazla artmaması güzel. Sebep ithalatın düşmesi midir, taşıtta ÖTV indirimi midir, satın alma gücünün azalması mıdır, bankaların kredi musluklarını kısması mıdır; tartışılır. Çünkü, yapısal ve kalıcı reformlar konusunda atılmış adımlar yoktur. Her neyse; önemli olan iyileşme olması ve tabi bunun kalıcı olmasıdır. Bir de enflasyon var, yıllardır unuttuğumuz ama bir anda şok artışla karşımıza gelen ve bizi sersemleten enflasyon. Enflasyon rakamlarında da iyileşme var ama bu iyileşme çarşı pazara, Ayşe Teyze’nin mutfağına, Ahmet Amca’nın tarlasına yansımıyor. Yansımaz tabi, çünkü elmayla armut nasıl birbirinden ayrıysa; enflasyonla hayat pahalılığı da birbirinden ayrı ama hep birbirine karışır. Fiyatların genel düzeyinin sürekli artmasına enflasyon denir. Enflasyondan söz edebilmek için enflasyon sepetindeki mal ve hizmetlerin artması ve bu artışın sürekli olması gerekir. TÜİK verilerine göre enflasyon sepeti 407 madde ve 895 farklı madde çeşidinden oluşuyor. Şayet sepete ödediğimiz toplam fiyat her ay artıyorsa enflasyondan söz edebiliriz. Ancak, sepetteki maddelerin bir kısmının fiyatı artarken bir kısmının düşüyor ve toplamda ödediğimiz fiyat değişmiyorsa, enflasyon yoktur, madde bazında fiyat artışı vardır, hayat pahalılığı vardır. Şu an Türkiye’de yaşananlar da tam olarak budur. Enflasyon oranı başka, çarşı pazar fiyatları başkadır. Türkiye ardı ardına gelen kur şoku, faiz şoku ve enflasyon şokunu yaşamıştır. Bunların sonucunda da fiyatlar artmış ve artmaya devam etmektedir. Ancak, alınan tedbirler ve yaşanan gelişmelerle enflasyon göreceli olarak baskılansa da artan fiyatlarla hayat pahalılığı devam etmektedir. Enflasyonla mücadele devam ederken hayat pahalılığı ile mücadelenin yükü vatandaşın omuzlarına bırakılmıştır.

Tüketicileri, alışveriş yaparken markalara daha fazla bedel ödemeye yönlendiren etki nedir? O markanın kalitesi, güveni, müşteri memnuniyeti ve tabii ki piyasada oluşturduğu pozitif algı. Üründe bir memnuniyetsizlikle karşılaştığınızda o markanın sizi mağdur etmeyeceğine ve çözüm bulacağına inancınız sizi daha fazla bedel ödeyerek o markadan alışveriş yapmaya yönlendirir. En azından ben böyle düşünüyorum ve alışverişimi buna göre yapılıyorum.
“Beymen” markası sizde ne uyandırıyor? Kalite? Güven? vs. vs. hatta yabancılar bla bla bla… diyorlar. İzmir Çankaya’da bir mağazada gezinirken gözüme bir ayakkabı ilişti, çok şık ve güzel bir model, hemen denedim. Hoşuma gitti ve hemen aldım. Piyasa ortalamalarına göre bir parça pahalı olmasına rağmen o kadar beğenerek aldım ki hiç önemsemedim. Aradan bir hafta on gün geçmedi ki, ayakkabının topuğu çıktı, nazar değdi adeta. Çok beğenmiştim ayakkabıyı. Koşa koşa mağazaya gittim, ayakkabıyı inceleyeceklerini söyleyip aldılar. Ve Beymen ile maceram 2 Aralık 2017 tarihinde böyle başladı.

Bir müddet sonra ayakkabımı yenisiyle değiştirdiler. Yine aynı heyecan ve keyifle ayakkabıyı kullanmaya başladım. Bir defa nazara geldik ya topuk yerinde durmaz artık ve tekrar çıktı. Hemen mağazaya gittim. Prosedürü biliyorsunuz. Bla bla bla… Neyse, ayakkabıda üretim hatası olduğunu kabul ettiler ve geri aldılar. Hatta o ürünü bütün mağazalardan toplattıklarını söylediler. Buraya kadar her şey güzel. Güzel olmasına güzel de benim beğendiğim ayakkabı yok. Başka ayakkabı da istemiyorum. Ben de ödediğim bedeli geri talep ettim. Cevap: Bedel iade edemiyoruz ama başka bir ürün alabilirsiniz. Ayakkabıda üretim hatası var. Başka ürün istemiyorum. Zorla mı satacaksınız! Bekledim, aynı ayakkabıdan hatası düzeltilip yenisi gelir mi diye! Mağazaya kaç defa gittiğimin sayısını bile unuttum. Bir kişi de geri aramaz mı? Yok! Gide gele çalışanlarla ve mağaza müdürüyle yüz göz olduk artık. Mağduriyetimi giderin diyorum. Yok! Bu konuda şikayet edeceğim diyorum. Yok! Hatta “ Biz üstlerimize konu hakkında bilgi verdik zaten, şikayet edebilirsiniz” gibi pişkin cevaplar veriyorlar. Diyeceğim o ki, marka algısı gerçekten çok önemli ama bu algıyı korumak daha önemli. Hatta bir ayakkabıya değişmeyecek kadar önemli! Bu arada üzerinden bir yıl geçti hala bekliyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Türk Eximbank’tan 44 milyar dolar destek planı. Türk Eximbank, 2018 sonunda finansman desteği sağladıkları firma sayısında 11 bine ulaşmayı hedefliyor

Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) son dakika... Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sabri Topçu emeklilikte yaşa takılanlarla (EYT) ilgili sorunların çözülmesi için m...

İzmir'de üst düzey yöneticiler, 'Dijitalleşen Markalar Yükseliyor Zirvesi'nde buluştu. Türkiye'de dijital dönüşüme imza atan şirketlerin üst düzey yöneticileri İzmir'd...

Yemeksepeti, yemeğin içinden çıkan sigara izmaritini nasıl buldu? Yemeksepeti nasıl çalışıyor? Yemeksepeti'nde kaç restoran var? Yemeksepeti'nin işleyişi. Kurye yemeği...

Asgari Ücret Tespit Komisyonunun ikinci toplantısı sona erdi. Yaklaşık 2 saat süren toplantı sonrası hükümet, işçi ve işveren tarafı açıklamalarda bulundu. Çalışma Gen...

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Para Politikası Kurulu sonrası faiz kararını açıkladı.

Devlet garantili dolar, euro, döviz cinsi tahvili halka arz edilecek.

Yazarlar
Website Security Test