Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kal-Der’in hedefi; iş dünyasında ve ailede ''toptan kalite''

4.1.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye Kalite Derneği (Kal-Der) İzmir Şube Başkanı Senem Kılıç, derneği GÖZLEM’e anlattı ve “toptan kalite” anlayışını genele yayabilmek için çalıştıklarını belirterek “Kal-Der üyeleri, birbirlerine fabrikalarını açıyorlar, parayla satın alamayacağınız tecrübeleri, toplumsal kaliteyi yaygınlaştırmak düsturuyla birbirleriyle paylaşıyorlar” dedi

RÖPORTAJ: ENGİN TATLIBAL

Senem Kılıç’ın adını ilk kez 7 Haziran 2015’te gerçekleşen milletvekili genel seçimlerinin öncesinde duymuştum. Partisinin, İzmir’in iki bölgesindeki iki kadın adayından biriydi. Oldu olmadı derken seçim yenilendi, listeler yenilendi, nihayet bu genç, enerjik ve yüksel profilli iş insanını “İzmir’in vekili” olarak göremedik. Senem Kılıç’ın parlamentoya seçilememiş olmasına, Gözlem’in yayın kurulunda kendisini tanıdığımda daha da üzüldüm. Kılıç, şimdilerde hem kendi şirketini başarıyla yönetiyor, hem de kısa adı” Kal-Der” olan Türkiye Kalite Derneği’nin İzmir Şube Başkanlığı görevini yürütüyor. Yayın kurulumuza konuk olan Kılıç ile Kal-Der’i ve çalışmalarını konuştuk.

 

Kal-Der’in kuruluşundan ve çalışmalarından bahseder misiniz?

Kal-Der, 1990 yılında Sabancı, Koç ve Eczacıbaşı aileleri tarafından, kendi aileleri içinde yaptıkları iyi çalışmaların birbirlerine ve iş dünyasına örnek olması amacıyla kurulmuş bir sivil toplum kuruluşudur. Kuruluşunun üçüncü yılında Bakanlar Kurulu tarafından “Türkiye” unvanını alan ender STK’lardan biridir. İzmir, Bursa, Ankara ve Eskişehir şubeleri ile Kayseri temsilciliğimiz var. Toplam kalite anlayışını yaymak üzere iki bini aşkın şirketin bir araya geldiği bir yapıdan söz ediyoruz. Kal-Der’in İzmir Şube Başkanlığı görevini bu dönem ben yürütüyorum. Kal-Der TÜSİAD tarafından kurulmuş bir STK’dır ve TÜRKONFED üyesidir.

Kal-Der’in amacı, söylediğim gibi toplam kalite anlayışını yaygınlaştırmak... Bunun için çalışmalar yürütüyoruz. Bakınız; bugün insanların sokakta sadece adab-ı muaşeret için dahi selamlaşma ihtiyacı var... Bugün şirketlere girerken karşılaştığımız güvenlik görevlileri arkadaşlarımızın, şirketin yüzü olmalarından dolayı buna yakışır davranmalarına ihtiyacımız var... Bugün vergilerimizle ayakta tuttuğumuz kamu kurumlarının çalışanlarının işlerini yaparken etik davranmalarına ihtiyacımız var... Bugün gençlerimiz üniversitelerde istihdam öncesi çalışmalar yürütürken, yöneticiler ve çalışanların ilişkisi nasıl yürütülür düşüncesini, teorik olarak kılcallarına kadar onlara verebilecek bir sisteme ve anlayışa ihtiyacımız var... Oysa gazetenizin gündeminde enflasyon gibi önemli konuları görüyorum; biz ülke olarak çok önemli sosyal ve ekonomik sıkıntılarla uğraşıyoruz. Ancak dünyanın kalan kısmında örneğin küresel iklim değişikliğinin gezegenimizin geleceğini nasıl etkilemekte olduğu sorusuyla uğraşan yapılar var. Bu güzel tabii. Ancak biz yerel gündemleri aşamıyoruz, oysa dünyada çok büyük anlaşmalar yapılıyor, çok önemli meseleler gündeme geliyor. Örneğin 2019’da dünyada ilk defa kredi kartları ve diğer elektronik para transfer sistemleri, miktar olarak nakit para kullanımının önüne geçti. 2020 yılından itibaren Avrupa Birliği’nde nakit para kullanımının kalkmaya başlayacağını ben rahatlıkla söyleyebilirim. PayPal gibi sistemler ile hükümetlere bile yön veren bankalar, güçlerini beş büyük teknoloji devine bırakmaya başladılar. Biz yılbaşında ‘Suriyeliler Taksim’de yılbaşı kutladı’ diye tartışırken küresel coğrafyanın geri kalanında, dünyanın geleceğine yön verecek anlaşmalar yapılıyor. Bütün bu çelişkiler ışığında biz Kal-Der olarak 2018 yılında “Türkiye’de Sürdürülebilir Kalite Anlayışı” adı altında bir bildiri yayınladık.

 

Kal-Der ne yapar? Ne gibi faaliyetler yürütüyorsunuz?

Kal-Der ne yapar... Bir, toplumsal yaşamda cinsiyet ayrımını ve cinsiyetçi yaklaşımı reddeder ve bunda liyakat esaslı bir duruşu vardır. İkincisi, eğitim sisteminde sürdürülebilir kaliteyi savunur. Bunun için Minik-Kal dediğimiz bir yapı oluşturduk. İlkokul dördüncü sınıftan başlayan bu program ile “Sorumlu birey, demokrat insan, özgür düşünen çocuklar” adı altında bir projeyi hayata geçirdik. İzmir şubesi olarak da bu projenin lideri konumundayız. Bu proje kapsamında İTÜ Geliştirme Vakfı ilkokul dördüncü sınıf öğrencileri, bizim yetiştirdiğimiz gönüllü hocalar ve pedagoglar eşliğinde derslerde demokrasi kültürü, özgüven, paranın doğru harcanması, evdeki birlikteliğin kalitesi ve kaynakların doğru kullanılması gibi dersler alıyorlar.

Ayrıca Genç-Kal adlı projemizle üniversiteli gençlerin mezuniyet öncesinde dersler almasını sağlıyoruz. Münazara ve müzakere nasıl yapılır -dikkatinizi çekiyorum, “iş görüşmesi” değil-, “çatışma nasıl yönetilir, beden dili nasıl kullanılır, sözlü ve yazılı iletişim kuralları nasıldır, zaman nasıl yönetilir, kaynaklar nasıl tasarruflu biçimde kullanılır, aldığımız bilgiyi yararlı olacak şekilde nasıl aktarırız” gibi konularda eğitim görüyorlar. Bu derslere katılan 50 öğrenciye her yıl Kal-Der burs verir ve üye firmalarımızda istihdam edilmelerini teşvik eder. Ben de kendi şirketimde her yıl iki arkadaşımızı bu şekilde istihdam etmeye çalışıyorum. Bu yönüyle de Kal-Der, istihdama katkı sunan bir STK’dır. Örneğin İzmir Metrosu, lise birinci sınıfa giden bir öğrencimizin geliştirdiği, metro vagonlarındaki doluluğu ölçen bir projeyi fonladı. Bu proje, Kal-Der’in projeleri içinden çıkmıştır ve İzmir metrosunda bu sistemin altyapısı oluşmaya başladı. Kal-Der, geçtiğimiz altı ay boyunca 250’ye yakın projeyi resmi olarak piyasayla buluşturacak şekilde bir liderlik sergilemiştir. Bu konuda da İzmir şubemiz öncüdür.

 

Kurumsal çalışmalarınız da var mı? Yani sadece gençlere veya profesyonellere yönelik faaliyetlerde mi bulunuyorsunuz?

Biz Kal-Der olarak KOBİ’lere de dokunmaya çalışıyoruz. KOBİ’ler Türkiye ekonomisinin sürdürülebilirliği için çok önemli unsurları. Ancak sayıca çoklar ve düşünsel açıdan çok disiplinli değiller. Çoğunluğu, patronların anlık arzu ve istekleriyle karar aldıkları bir yapı altında yönetiliyorlar. Temel hedefleri büyük pazarlar bulmak, ama istihdam politikaları, mali disiplin, markalaşma ve sürdürülebilirlik gibi süreçlerde büyüklerden destek almaya ihtiyaçları var. Kalkınma Bakanlığı AB ile ortak bir proje geliştirdi ve TÜRKONFED de bu projenin ortaklarından biri. Bu kapsamda Kal-Der de proje ortaklarından biri; dolayısıyla Kal-Der, Türkiye’de KOBİ’lerin sürdürülebilirliği için başlatılan en önemli projelerden birinin içinde yer alıyor. KOBİ’lere giderek model uygulamaları yapıyoruz. Adeta bir şirket doktoru gibi giderek “Sizin firmanızda şu eksik, şuna ihtiyacınız var, şöyle yapmanız gerekiyor” diyoruz. Bu henüz çok yaygın değil ama genel anlamda Türkiye’de Kal-Der gibi firmaların bu şekilde sahada koşturmasına hükümetin ihtiyacı var.

 

TÜSİAD’ın içinden çıkmış bir STK olarak Kal-Der’in, Türkiye ekonomisini var eden üyeleri olduğunu biliyoruz. Kimlerdir bu üyeler?

İzmir’de EBSO gibi, İZTO gibi, İnci Holding gibi, Arkas gibi, Medical Park gibi, İzmir Metro AŞ gibi, Vestel gibi lider olmuş ve liderliğiyle ekonomik ve kültürel faaliyetler açısından öne çıkan üyelerimiz var. Kal-Der, dediğiniz gibi, kurucuları açısından güçlü bir STK. Merkez yönetim kurulunda Sabancı Grubu, enerji grup başkanı seviyesinde temsil ediliyor; Koç Grubu, otomotiv başkan yardımcısı yönetim kurulu üyemiz; Eczacıbaşı Grubu hem yönetim kurulunda hem de hukuk danışmanlığında çift üye ile temsil ediliyor. Brisa’nın genel müdürü ve Zorlu Holding’in genel müdürü yönetim kurulu üyelerimiz. Borusan Holding de CEO seviyesinde temsil ediliyor.

Aslında yakın zamana kadar bize “Elitler Kulübü” deniyordu. Ama buna şiddetle karşı çıktık. Çünkü toplumda elitlerin kaliteye ihtiyacı yok, elitlerin kalitesinin topluma yayılmasına ihtiyaç var. Bu anlamda 2016’da aldığımız kritik bir kararla Kal-Der içinde büyük firmaların daha küçük ölçekli firmalara ağabeylik-ablalık yapacağı bir yapı oluşturma yoluna gittik. Bu kapsamda üyemiz olan 100 büyük şirketin, birer tane KOBİ’yi sırtlayacağı bir mentor programı başlatma arzumuz var. Örneğin bir fabrikadaki genel müdür, diğer fabrikanın genel müdürüyle dost. Buradaki “dost” ifadesi önemli. İngilizce’de olmayan bir kelimedir “dost.” Kal-Der, şirketlerin iyi uygulamalarını birbirine açar. İnsanların paranoyakça birbirinden bilgi gizlediği bir dönemde Kal-Der üyeleri, birbirlerine fabrikalarını açıyorlar, bu çok ama çok önemli. Kal-Der üyeleri, parayla satın alamayacağınız tecrübeleri, toplumsal kaliteyi yaygınlaştırmak düsturuyla birbirleriyle paylaşıyor.

 

Bütün bu çalışmalarınızı basında yeterli ölçüde görebildiğimizi söyleyemeyiz...

Fazlaca reklam yapmayı sevmeyen bir STK’yız, doğru. Ancak medya ile çok iyi ilişkilerimizin olduğunu söyleyebilirim. Zaten yoğun şekilde üye kaydeden bir dernek de değiliz, üyemizi kendimiz seçiyoruz. Bu anlamda biraz daha kapalıydık. Temel amacımız, toplumda sürdürülebilir kalite anlayışını yaymak. Bu anlayış, çocukluk çağından gençlik çağına ve iş yaşantısından evdeki yaşantının kalitesine kadar hayatın bütününü kapsıyor.

 

 

“GENEL KURULDA YAPISAL KARARLAR ALINACAK”

Ocak ayında bir genel kurul gerçekleştireceksiniz ve Kal-Der’e ilişkin yapısal bir karar da oylanacak bu genel kurulda. Bundan biraz söz heder misiniz?

Bu konuyu çoğunlukla kendi içimizde değerlendiriyoruz ama şu kadarını söyleyebilirim; genel kurulumuz esasında Nisan ayında olacaktı ama ani bir kararla Ocak’a alındı. Bu genel kurulda Kal-Der’in şube yapılanmasına ilişkin bir karar verilecek. Ya şubeler kalacak, ya da kapatılarak her biri “yetkisi geniş” birer temsilciliğe dönüştürülecek. Bu anlamda en doğru kararı vererek bu genel kuruldan en güçlü şekilde çıkacağımıza inanıyorum.

 

 

SENEM KILIÇ KİMDİR?

Denizli doğumlu olan Senem Kılıç, Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliğinde lisans eğitimini tamamladıktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Sayısal Yöntemler Yüksek Lisansını bitirdi. Yine Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Anabilim dalında doktora programına devam etmektedir. Netsis Yazılım Şirketinde iki yıl yazılım ve sistem mühendisi, Schenker Arkas'da 13 yıl çeşitli birimlerde yöneticilik yapmış, daha sonra yönetim danışmanlığı hizmeti veren Vira Stratejik Ortaklık şirketini kurmuştur. Halen kendi şirketinde işletmelerin markalaşma ve kurumsal yönetim çalışmalarını ekip arkadaşlarıyla yürütmektedir. Pazarlama ve Markalaşma Stratejileri, Franchising Sistem Yönetimi, Kurumsal Yönetim Sistemleri ve Stratejik Plan Oluşturma başlıklarında uzmanlığı bulunan Senem Kılıç Ekonomi ve Gediz Üniversitelerinde yüksek lisans derslerine girmektedir. Kendisini “girişimci mentor” olarak tanımlayan Senem Kılıç, girişimcilik üzerine yönlendirme, projelendirme, iş fikri geliştirme noktalarında çevresindeki girişimcilere profesyonel ve gönüllü destek verir. Televizyon programları ve çeşitli gazete ve dergilerde editörlük yapan Senem Kılıç, STK çalışmalarıyla da toplumsal projelerde yer almaktadır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Euler Hermes adlı küresel alacak sigortası şirketi, Küresel İflas Raporu yayınladı. Raporda Türkiye'de 2018 yılında iflas eden şirket ve 2019'da iflas etmesi beklenen ...

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)'ne 2019 yılı için buğday, arpa, mısır, pirinç ve kuru baklagil için sıfır gümrük vergisi ile ithalat yetkisi verildi ve kota belirlendi.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 2018 yılı bütçe açığına ilişkin konuştu. 72.1 milyar lira olarak ön gördüğümüz bütçe açığına yakın bir değer olarak 72.6 milyar...

Kuru soğanın ithalatına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi Resmi Gazete'de yayımlandı.

Son dakika... Benzin ve motorine zam yapıldı.

Ziraat Bankası'nın ardından, Vakıfbank'ta kredi kartı borcu olanlar için yapılandırma müjdesi geldi.

14 Ocak 2019 Pazartesi dolar kuru. Piyasalarda döviz fiyatları. Dolar TL güne nasıl başladı?

Yazarlar
Website Security Test