Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

TÜSİAD Başkanı Kaslowski: Ekonomide iyileşmek için iki şart var

27.2.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

TÜSİAD'ın yeni Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, TÜSİAD'ın üçüncü İşgücü Piyasası Dinamikleri ve İşsizlik Sorunu toplantısında konuştu.

TÜSİAD'da İşgücü Piyasası Dinamikleri ve İşsizlik Sorunu başlığı ile üçüncü ekonomi toplantısı yapıldı. TÜSİAD'ın yeni Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, ekonomide küçülme, daralma sıkıntısının yaşandığını ve bu durumdan kurtulmanın iki temel şartı bulunduğunu söyledi.

Uzun değerlendirmeler yapan TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski, "Son açıklanan veriler işsizliğin bir sıçrama yaparak yüzde 12,3'e yükseldiğini gösteriyor. Mevsim etkilerinden arındırıldığında işsizlik oranı sadece bir ay içerisinde 0.6 yüzde puan artarak yüzde 12'ye çıktı. Tarım dışı işsizlik yüzde 14, genç işsizliği ise yüzde 22,2 seviyesine yükseldi. Bu yüksek oranlar bazı tedbirler alınması gerektiğine işaret ediyor. Son yıllarda istihdam teşviklerinde çok önemli ilerlemeler kaydedildi. Bazı yeni teşvikler de gündemde. Teşvikler istihdam üzerinde genel olarak olumlu etki yapıyor. Ancak çeşitli istihdam teşviklerinin bir düzenleme altında birleştirilerek sadeleştirilmesinin faydalı olacağına inanıyoruz. Geçtiğimiz yıla aslında ümitle başlamıştık. 2017 yılındaki yüksek büyümenin ardından 2018'in ilk çeyreğinde de büyüme yüzde 7,4 gibi yüksek bir rakama ulaşmıştı. Elbette bu büyümenin Kredi Garanti Fonu'nun yeni limitleri çerçevesinde artan krediler ile finanse edilmiş olması nedeniyle sürdürülebilir olmadığını ve ekonominin yavaşlamaya başlayacağını bekliyorduk. Kontrollü bir yavaşlama, ya da yumuşak inişi başarıp başaramayacağımız en çok sorulan sorular arasındaydı. Maalesef Ağustos ayında meydana gelen şok ile beraber süreç düşünülenden hızlı yaşandı." dedi.

Dış borca ilişkin de konuşan TÜSİAD Başkanı, "Küresel krizden bu yana dünyada bol ve ucuz para döneminde Türkiye dış borcunu yüzde 35'ten yüzde 53'e yükseltti. Bu, ekonomimizin yüksek büyüme oranlarına ulaşmasını sağladı. Ancak 2013 yılından beri yurt dışında faizler yavaş yavaş arttı ve bu borcun maliyeti de ekonomimiz için her geçen gün artıyor. Dış borcumuzun büyük kısmı özel sektörün üzerinde. Kamu-özel iş birliği projeleri için sağlanan finansman da dahil yaklaşık 306 milyar dolar. 2018 yılı başından itibaren bu borç azalmaya başladı. Ağustos ayında yaşadığımız şoktan sonra hem kur hem de faizlerde görülen artış ile süreç hızlandı. Banka kredilerinde gördüğümüz yavaşlama da bunun bir sonucu. Bu durum kullanılan kapasitede gerilemeye, yeni yatırımların ertelenmesine ve üretimde düşüşe neden oluyor. Dolayısıyla ekonomimiz küçülüyor." ifadelerini kullandı. 

Bu durumdan kurtulmanın yollarını anlatan Kaslowski, "Bu süreçten mümkün olduğunca hızlı çıkabilmek ve büyümeye geri dönebilmek için temel iki koşul var. İlk koşul güveni ve istikrarı sağlamak. Hem yurt dışından ülkemize finansman sağlamaya devam etmek zorundayız, hem de yurt içinde ekonomiye olan güveni pekiştirmemiz gerekiyor. Bunu ancak öngörülebilir politikalarla ve şeffaflıkla sağlayabiliriz. Bu nedenle kurumların bağımsızlığını ve serbest piyasa ilkelerinden taviz verilmeden içinde bulunduğumuz zorluklarla mücadeleyi önemsiyoruz. İkinci koşul banka bilançolarında artık geri ödenemeyeceği düşünülen kredilerin bilanço dışına çıkaracak mekanizmaların kurulması. Pek çok ülke bu tür mekanizmalara gerektiğinde başvurdu. Kore ve İsveç gibi başarılı birçok örnek var. Bu sayede reel kesimde sağlıklı ve verimli alanlara taze kredi sağlamasının önünü açabiliriz. Böyle mekanizmaların olmadığı bir ortamda büyümeye elbette yine dönebiliriz ancak çok daha uzun bir zaman beklememiz gerekir." dedi.

Jeopolitik durumlar ve uluslararası ilişkilere de değinen TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski, "Sizlerin de bildiği gibi küresel ekonomideki durum hala kırılgan ve içinde bulunduğumuz coğrafyadaki jeopolitik riskler yüksek. Bu süreci ne kadar hızlı bir biçimde aşar, kırılganlıklarımızı ne kadar çabuk azaltabilirsek dışarıdan gelebilecek şoklara karşı o kadar dayanıklı oluruz. Ayrıca istihdam üzerindeki olumsuz etkileri de en aza indiririz. Küresel ilişkilerimiz de bu süreçte en az ekonomi politikalarımız kadar önemli. Küresel ekonomik sistemin daha iyi çalışması için yapılan eleştirileri anlamak ve bunlara çözümler üretmek hepimizin görevi. Ancak bu söylemlerin gerçekçi eleştiri düzeyinden çıkarak, ideolojik çıkarlara alet edilmesine de karşı çıkmalıyız. Demokratik mekanizmalardaki aksamaların etkisiyle demokrasiden şüphe etmek büyük bir hata olur. Demokrasi ve özgürlükler toplumsal huzurun, refahın ve dünya barışının temel taşıdır. Şunu net bir şekilde belirtmek isterim serbest ticaret yerine ekonomik korumacılık, özgürlükçü demokrasi yerine siyasal popülizm, kültürel çoğulculuk yerine kültür savaşları, kimseye yaramayacak ve uzun vadede durumu sadece kötüleştirecektir. Bugün Avrupa Birliği'nde pek çok sorun tartışılıyor. Brexit ile beraber ortaya çıkan en önemli gerçek; mevcut sistemin sorunlarının yanında ne kadar çok fayda da ürettiğidir. İngiltere'de çıkış sürecinin düşünülenden çok daha zor ve sancılı olması, elde edilen bu önemli kazanımlardan vazgeçmenin ne kadar zor olduğunu da göstermektedir. Bugüne kadar gerek dünyada gerekse AB'de yaşanan kriz dönemlerini hep entegrasyonun arttığı Birliğin daha da güçlendiği dönemler izlemiştir. Biz de politikalarımızı günübirlik gelişmelere göre değil kalıcı trendler ve değerler üzerine inşa etmeliyiz." diye konuştu.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Türkiye'de bir yılda kamu ve özel sektör, dış borç faizine 12 milyar 143 milyon dolar ödeyecek. Son veriler, brüt dış borç stokunun, gayri safi yurtiçi hasılaya oranın...

İFMİB Başkanı Ali Haydar Gören, ''Türkiye’nin dünya fındık üretim ve ihracatındaki payı yüzde 80’den yüzde 65’e düştü. Bu sonuçta İtalya, ABD gibi alternatif üreticile...

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın şiveli dolar yorumu sosyal medyada gündem oldu.

Resmi Gazete'de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 1 yıla kadar vadeli döviz tevdiat hesaplarına uygulanan stopaj oranları yüzde 20'ye yükseltildi.

Beyaz eşya, otomobil ve ticari araçta ÖTV indirimleri Haziran ayı sonuna kadar, konut ve mobilyadaki KDV indirimi ise yıl sonuna kadar uzatıldı.

FED (Amerikan Merkez Bankası) faiz kararı sonrası Dolar/TL'de son durum. 21 Mart 2019 Perşembe döviz fiyatları. FED kararı sonrası dolar kuru kaç lira?

FED (Amerikan Merkez Bankası) 20 Mart 2019 Çarşamba faiz kararını açıkladı.

Yazarlar
Website Security Test