Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İTB Meclis Üyeleri: Üreticilerin kazancı, tüketicilerin sağlığı korunmalı

24.1.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Tam 128 yıldır geleceği inşa etmek için çok önemli çalışmalara ve ses getiren projelere imza atmayı sürdüren İzmir Ticaret Borsası’nın meclis üyeleri, kendi sektörlerine ilişkin görüşlerini GÖZLEM ile paylaştı.

EDA EBRU NANECİ

İzmir Ticaret Borsası (İTB), misyon ve vizyonu doğrultusunda iç ve dış paydaşlarının ve kamuoyunun talep ve beklentilerini dikkate alarak faaliyetlerini sürdürüyor. İTB kurulduğu günden itibaren üretimden tüketime sağlıklı, bereketli ve sürdürülebilir bir piyasa oluşması için elbirliği ile çaba gösteriyor. Yenilikçi, gelişime açık, çözüm ve hizmet odaklı yapısıyla dikkat çeken İTB, Türkiye’nin tarım alanında lider kuruluşu olma misyonu ile hareket ediyor. İTB’nin en önemli özelliklerinden biri de yüksek çevre bilincini ön planda tutmak. Bu konudaki çalışmalarda öncü rol almak isteyen İTB, çevre bilincinin yaygınlaşarak, çevre dostu uygulamaların yerleşmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Köklü geçmişine dayalı birikim ve deneyiminden aldığı güç ile tarım, tarıma dayalı sanayi ve ileri teknoloji entegrasyonu konusundaki çalışmalarıyla ülke ekonomisine katkı sağlayan İzmir Ticaret Borsası, sektörel gelişmeyi de destekliyor. İTB meclis üyeleri temsilcisi oldukları meslek gruplarında yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini anlattı. Kaliteli ve verimli tarımsal üretimin güvenli gıda tüketimi açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Tarım alanlarının giderek daraldığı ifade edilirken, bu durumun Türk tarımının geleceği açısından büyük bir problem olduğu belirtildi. Öte yandan çiftçilerin özellikle ilaçlama konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.

 

“SAHTE ÜRÜN ÇOK FAZLA”

 

İTB (Süt Ürünleri Toptan Ticareti) Meclis Üyesi Adem Egi –

Her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de yakıt, ulaşım, elektriğin pahalı olması gibi problemlerimiz var. Sektörde çalışan eleman bulma konusunda zorluklar yaşıyoruz. Bunun dışında yapılan hilelerden yana sorunumuz çok fazla. Özellikle peynirde çok fazla sahte ürün var. Uzmanlar sahte ürünlerin ciddi sağlık problemlerine neden olduğu konusunda sık sık uyarılarda bulunuyor. Bu noktada daha çok denetim gerekiyor. Yeni yaptırımların çok daha caydırıcı olacağı açıklandı. Hapis cezalarına kadar büyük yaptırımlar geleceği söylendi. Alınacak kararı tamamen destekliyoruz, sektörümüz için çok önemli.

 

“VERGİLER ÇOK YÜKSEK”

 

İTB (Et Perakende Ticareti) Meclis Üyesi Erdem Baltacı -

İzmir’de sektörümüzle ilgili en büyük sorun kesimhanelerin kapasite bakımından yetersiz oluşu. Ayrıca neredeyse her sokakta bir market var. Marketlerde satılan etlerin büyük bir çoğunluğu ithal et, fiyat olarak daha ucuz ancak etin kalitesi düşük. Kasaplarda satılan et kaliteli de olsa bu durum satışları olumsuz yönden etkiliyor. Sektör genel anlamda zor durumda diyebiliriz. Bir diğer sorunumuz vergilerin çok yüksek olması. KDV yüzde 8. Bu oranın kesinlikle yüzde 1’e düşmesi gerekiyor. Et fiyatlarının bu kadar yüksek olmasının sebebi ise Türk parasının değer kaybetmesi… Dikkat çekmek istediğim başka bir konu ise domuz eti tüketiminin ülkemizde yüksek olması. Domuz eti Türkiye’de hemen hemen 2 milyon ton tüketiliyor. ‘Bu kadar etin nereden temin edildiğini düşünmek lazım.

 

“TARIMDA GERİLEDİK”

İTB (Sert Kabuklu Yemişlerin Toptan Ticareti) Meclis Üyesi Mustafa Meyva-

Kurdaki artış fiyatlara çok fazla yansıyor. Çiftçinin kullanacağı ilaçlar dolar ve euro bazında olduğu için üründeki fiyat artışlarını çok ciddi anlamda yükseltiyor. Türk çiftçisinin durumunun iyi olmadığı ortada… Akaryakıt, elektrik gibi en önemli maliyetler yüksek. Devletin çiftçiye ve işletmeciye özellikle bu konularda destek vermesi gerekiyor. Bu şartlar altında ne üretici bu malı üretmek istiyor ne de tüketici bu malı satın almak istiyor. Kimse işinden memnun değil. Tarımda geriledik. Yurt dışındaki fiyatlar çok daha avantajlı hale geldi. Bu nedenle sektörde tamamen dışa bağımlı olduk. Devletin teşvikler konusunda verdiği sözleri tam olarak tutmuyor. Çiftçilerin bir araya getirilerek kooperatif sisteminin kurulması gerektiğini düşünüyorum. Antep fıstığının geliş fiyatı 95 TL idi. Bu ürün toptancıya, toptancıdan perakendeciye oradan da tüketiciye ulaşıyor. Herkes üstüne maliyetini de eklediği için fiyat fazlasıyla yükseliyor. Dikkat çekmek istediğim bir diğer konu da cezalar. Örneğin, ürünümü satan firma ürünü satarken bilgi verdiğim halde raf ömrünü geçiriyor ya da sezonluk bir bölgeyse, sezon bittiğinde malımı bana iade etmesi gerektiğini söylüyorum. Ancak 1 yıl saklamış, son tüketim tarihi dolmuş ya da gerekli koşullarda saklamadığı için ürün bozulmuş. Bunun faturası bana kesiliyor. Ayrıca çiftçi mal ağır çeksin diye kurutma yapmıyor üründe oluşan aflatoksin bize ceza olarak geri dönüyor ama bu da benim kabahatim değil. Bunu yapan çiftçi... Çiftçi de nasıl olsa ceza veren yok diyerek kurnazlaştı, kurutma yapmıyor. Toptancı ve çiftçinin yaptığı hatanın cezası da bana kesiliyor. Bu konuyu ancak eğitim ile aşabileceğimizi düşünüyorum. Kuruyemişte de tağşiş var. Toz grubunda içine karıştırılan herhangi bir madde fark edilmiyor. Merdivenaltı üretim yapan yerler var. Piyasayı bozuyorlar, bunu yapanların sektörden ayıklanması gerekir. Bu konuda devlet denetimi arttırılmalı. Özellikle Gaziantep’de Suriyelileri çalıştırdıkları için maliyetleri aşağıya çekebiliyorlar. Gaziantep’ten buraya denetime girmeden gelip ürün satıldığını duyuyoruz.

“YÜZDE 50 FİRE VERİYORUZ”

İTB (Meyve ve Sebzelerin Toptan Ticareti) Meclis Katip Üye Ümit Akkuş –

Meyve ve sebze günlük hayatımızı etkileyen önemli bir tarımsal üretimdir. Yüzlerce çeşidin her birinin ayrı ayrı üretim ve pazarlama sorunu mevcuttur. Narenciyenin ayrı, zeytinin ayrı, domatesin ayrı, sebzelerin ayrı sorunları bulunmaktadır. Sektörün ortak meselesine değinmek gerekirse; birincisi sebze ve meyvede üretimden son tüketiciye ulaşırkenki fire-zayiat oranları neredeyse yüzde 50 civarındadır. Yani tarlada 10 ton olan ürün son tüketiciye ulaşırken 5 tona düşmektedir. Tarlada, nakliyede, ambalajlamada, muhafazada ayrı ayrı zayiat verilmektedir. Meseleye önce tarladaki zayiatı en aza indirmekle başlamak gerekir. Halen pek çok yerde biber, domates, salatalık, yeşillikler, patlıcan dökme olarak çuvala doldurulup ilk alıcıya yüklenmektedir. İkinci alıcı bu malları dökerek tekrar ambalaj değiştirmektedir. Gelişmiş tarım ülkelerinde her türlü ürün, o ürünün toplanmasında ve nakliyede standart plastik kasalama ile tarladan çıkış yapmaktadır. Bu da büyük ölçüde ilk fireyi ve malın şeklini muhafazayı kolaylaştırmaktadır. Önerimiz: Devletimiz sulama suyu için damlama ve boru sistemlerine teşvik vermektedir. Çiftçi kayıt sistemine dahil çiftçilerimizin toplama ve nakliye ambalaj sistemine sahip olabilmeleri için teşvik kapsamına alınması gerekmektedir.

“BAKLİYATIN ÖNEMİ ÇOK BÜYÜK”

İTB (Baklagiller Toptan Ticareti) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan Korkmaz-

Sağlıklı ve dengeli beslenme düzeninde çok önemli bir yere sahip olan bakliyat grubunun dünya genelindeki tüketiminin yeterince artmadığını gözlemliyoruz. Nüfus artışı göz önünde bulundurulduğunda kişi başı bakliyat tüketiminin yıllar içerisinde yavaşça azaldığını söyleyebiliriz. Geleneksel mutfak kültürümüzdeki yeri ve tarımsal üretimdeki değeri açısından bakliyat ülkemiz için büyük önem taşıyor. 2017 yılı verilerine göre nohutta 470 bin ton ile dünyanın en büyük 5’inci, mercimekte ise 430 bin ton ile 3’üncü üreticisi konumundayız. Kuru fasulye üreticileri arasında ise ne yazık ki ilk 10’da değiliz, ancak 22’inci sırada yer alabiliyoruz. Yıllar itibariyle Türkiye bakliyat üretimini incelediğimizde dönemsel artış ve azalışların olduğu istikrarsız bir tablo görüyoruz. Ekim alanları açısından 1990’da zirve noktasına ulaşan 3 ana ürün temelli bakliyat ekim alanlarımız 2000’li yıllar itibariyle gittikçe azalan bir ivme göstermeye başladı. Buna karşın toplam üretimde bir düşüş yaşanmamış olması ortalama verim miktarının artmasından kaynaklanıyor. Ekim alanlarındaki artışın ancak üreticinin prim ile desteklenmesi ile gerçekleşebileceğini söyleyebiliriz. Üretim artışının talebi karşılayamaması bizleri elbette ki ithalata mecbur bırakıyor. 3 ana ürün bazında Türkiye bakliyat ithalat ve ihracat değerlerimiz incelendiğinde azımsanmayacak miktarda ihracat miktarımız ve bunun oldukça üstünde bir ithalat hacmimiz olduğunu görüyoruz. Tüketicinin tercih ettiği özelliklerde ürünlerin yetiştirilememesi ve cinslerin geliştirilememiş olması da sektörü ithalata yönlendiriyor. Dolayısıyla yurtdışı fiyatlar yerel piyasada da etkili oluyor. Bakliyat ithalatının yurtiçi fiyatları baskılayan bir unsur olarak karşımıza çıktığını söylemek mümkün. 3 ana ürün bazında incelendiğinde 194 milyon dolar değer ile dünya bakliyat ihracatında en çok mercimekte söz sahibiyiz ve dünya sıralamasında 2. sırada yer alıyoruz. “

“SEKTÖREL ANLAMDA UZMANLAŞMA YOK”

İTB (Canlı Hayvanların Toptan Ticareti) Meclis Üyesi Sebahettin Dumlu-

Kırmızı et sektöründe hayvan hastalıklarının önlenmesi gerekiyor. Kayıt dışı ve verilerdeki tutarsızlıklara bağlı plan ve programların yapılamayışı da önemli bir sorun. Maliyetler kontrolsüz bir şekilde artıyor. Pazar fiyatlarında belirsizlikler ile canlı hayvan pazarında besilik dana alımında yaşanan problemler var. Üretim sisteminin geleceğine ait belirsizlikler, ani kararlarla belirlenen politikalar ve mevcut vergi kanunlarına uygun olarak besilik dana tedarikinde yaşanan problemler de söz konusu. Tüketicileri korumak amacıyla yapılan fiyata müdahale satışları üreticileri olumsuz yönde etkiliyor. Kaliteli besilik materyali bulma konusu ve kaba yem üretimindeki dar boğaz da büyük sorunlara sebep oluyor. Yem sanayinin ham madde tedariki konusunda dışa bağımlı olması sebebiyle yem fiyatlarının kur bazlı dolarizasyonu kontrolsüz bir şekilde yükseliyor. Hayvancılık sisteminin sektörel anlamda uzmanlaşamaması, dağınık ve kontrolsüz STK yapısı sorunların çözümünü zorlaştıran etkenler arasında yer alıyor. Kaynaklar doğru üretim kanallarına yönlendirilmiyor. Üretim sistemi değer zinciri yaratılmadan dağınık olarak destekleniyor. Sisteme girecek olan yeni üreticiler, belirli kısıtlamalar olmadan kolaylıkla sisteme giriş ve çıkış yapabiliyor.

“TOPRAĞA UYGUN ÜRÜN EKİLMELİ”

İTB (Yem ve Tahılların Toptan Ticareti) Meclis Üyesi Mehmet Emin Halıcıoğlu –

Yem firmaları ithal girdi maliyetleri sebebiyle üretim miktarlarını düşürdüler. Tahsilat sıkıntılıları sebebiyle sektör zor durumda. Girdi maliyetlerinin yüksekliği yem fiyatlarının yükselmesine sebep oluyor. Sektörel anlamda avantajlarımız da var.  Ekilen toprak alanımız ve çiftçi sayımız ile ekim yapmak isteyen genç çiftçilerin sayısı fazla. Ayrıca makine parkımız yeterli. Bunun yanı sıra sektörün içinde bulunduğu zorluklar var. Ekim yapılırken değişen hava şartlarına uyum sağlanamıyor. Ekim alanlarının önceden planlanması gerekiyor. Değişen hava koşullarına göre ekilecek ürünlerin belirlenmesi önem taşıyor. Hep aynı ürünün ekilmesi nedeniyle toprak zayıflıyor ve bunun sonucunda verim düşüyor. Bu nedenle her çiftçi istediği ürünü ekmemeli. Bölge ihtiyacına ve bölgenin toprağına uygun ürün belirlenmeli. Ekilecek ürün için tohum seçimi çiftçiye bırakılmamalı ve çiftçi yönlendirilmeli. Eğer bu uygulanırsa tohum, gübre, ilaç, yakıt alımı toplu yapılarak maliyetler düşürülür. Bu konuda en önemli noktalardan biri de çiftçiye satılan ilaç, yakıt, gübre, tohum, elektrik vergisiz olmalı. Çiftçi ÖTV, KDV ve diğer vergilerden muaf tutulmalı.

“TEŞVİKLER KALİTEYE GÖRE BELİRLENMELİ”

İTB (Yem ve Tahılların Toptan Ticareti) Meclis Üyesi Gürkan Gürel –

Gereksiz gübre ve ilaç kullanımı maliyetleri yükseltiyor. Bu konuda çiftçiler yeterli bilgiye sahip değil. Çiftçi kış aylarında eğitim almalı. Tarla sahibi çiftçilerin sahibi oldukları alanlar küçük, çiftçiler birleşmediği için alanlarını genişletip üretim yapmamaları maliyetleri yükseltiyor. Bir diğer sorun ise maliyetler gözetilmeksizin, bilinçsiz rekabet yapılması… Ayrıca verilen ürün teşviki miktar esaslı değil, kalite bazlı olmalı. Üretim miktarlarının takibi yapılmalı. Verilecek teşvikler çiftçinin bulunduğu yere ve coğrafyaya göre farklı olmalı, masrafı fazla olan yerlere daha fazla teşvik verilmeli, türe göre ilaçlamalar bölgelerde aynı zamanda yapılmalı ve otorite tarafından organize edilmeli.  Yaşanılan bu tür sorunları çözmek için verilecek teşvik kesinlikle kaliteye göre belirlenmeli ve kaliteye teşvik edilmeli. Ticaret borsaları ve ilçe tarım müdürlükleri aracılığıyla her bölge için tohum tespiti yapılıp verimi yüksek ve dayanıklı tohumlar kullananlara artı teşvik verilmeli.

“TOHUM AÇIĞI EN BÜYÜK SORUN”

İTB (Baklagiller Toptan Ticareti) Meclis Üyesi Ömer Perşembe-

En büyük sorunumuz tohumun olmaması. Konya, Nevşehir ve Niğde’de de büyük bir tohum açığı var. Tohum açığı ile ilgili çok büyük önlem alınmalı. Devletin vereceği tohum teşviği sektör açısından çok önem taşıyor. Tarım hak ettiği yerde değil. Tarım arazileri korunmuyor. Tarım arazilerine artık işyerleri, AVM’ler yapılıyor. Çiftçi mercimek, nohut, fasulye ekmiyor. Bunun yerine arsalarını satarak bina yapıyorlar. Her geçen gün bakliyat ekilen alanlar azalıyor. Eskiden 100 hektar ekiliyorsa, şimdi ekilen alan 70 hektara düştü. Türkiye’de bakliyat tüketimi azaldı. İnsanlar artık çoğunlukla hamburger gibi hazır gıdalar tüketmeye yöneldi. Nohut, mercimek gibi bakliyat tüketimi azaldı. Fasulye artık milli yiyeceğimiz olmaktan çıktı. Geçmiş yıllara göre bakıldığında kişi başına düşen tüketim oranları yarı yarıya düştü. Devlet, bakliyat üretimine ve tüketimine teşvik etmeli. Küresel iklim değişikliği konusunda kimse harekete geçmiyor. Bu değişikliğe Türkiye olarak uyum sağladığımızı düşünmüyorum. Örneğin eskiden nohut üretimi yüksekti, artık kuraklıktan değil zamansız yağan yağmurlardan dolayı nohut olmuyor. Eskiden mart, nisan aylarında yağmur yağardı artık haziran da bile yağmur yağıyor. Küresel iklim değişikliği noktasında en kısa sürede gerekli tedbirler alınmalı. Bu konuda üniversiteler ile iş birliği yapılabilir. Öte yandan biz ürettiğimiz bakliyatı ihraç ettik. Bütün ürünümüzü dışarıya sattık.  Türkiye’ye döndüğümüzde fiyatlar yükselmişti. Bu durumdan tüketici de zararlı çıktı. Devlet, patates ve soğan için nasıl önlem alarak izin şartıyla ihracat yapılmasını sağlıyorsa, aynı uygulama bakliyat için de yapmalı. Ayrıca pazarın yaklaşık yüzde 70’i zincir marketlerin elinde. Pazarı marketler ele geçirdi diyebiliriz, tüm pazarı onlar belirliyor. Bu da üreticiler açısından sorun oluşturuyor.

“TARIMA VE ÜRETİCİLERE DESTEK VERİLMELİ”

İTB (Yağlı Tohumların Toptan Ticareti) Meclis Üyesi M. Ata Özdemir-

Yağlı tohum üretimleri azalmaya başladı. İhracata giden ürünlerin kriterleri eskisi gibi değil. Bazı ürün kalemlerinde ihracata yönelik ürünler üretilememektedir. Örneğin kimyon ve anasonda kalıntı çıkması gibi durumlar, ihracat açısından büyük problem yaratmaktadır. Bazı tohum çeşitleri ise günümüzde dünyanın talep ettiği çeşitlere uygun değil. Çeşitlerimiz daha çok geleneksel kalıyor. O bakımdan bazı tohum çeşitlerinin ıslah edilmesi gerekiyor. Bizler de bu konuya katkı sağlamak amacıyla, İzmir Ticaret Borsası olarak kimyon ile ilgili ıslah çalışması gerçekleştiriyoruz. Yağlı tohum üretimini, miktarsal olarak azaldığı için fiyat konusunda istikrar sağlayamıyoruz. Fiyatlar kolaylıkla manipüle oluyor. Böyle olduğu zaman dünya piyasalarına uzun vadeli sabit fiyatlar vermemiz mümkün olmuyor. Ayrıca ürün fiyatları giderek yükseldiği için stok maliyetlerinin artmasından dolayı ihracatçı firmalar büyük stoklara giremiyor. Sorunların çözümü için üreticinin desteklenerek üretim alanlarının arttırılması çok önem taşıyor. Ayrıca üreticiler mutlaka bilinçlendirilmeli. Yapılacak eğitimler ve çalışmalarla tarım yaparken bilinçsizce ilaçlama yapılmasının önüne geçilmesi gerekiyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Karadağ Türk İşadamları Derneği (KATİAD) Kurucu Başkanı İsmail Oğuz Güvenç, son yıllarda Türklerin Karadağ'a artan ilgisine ve bu ülkedeki yatırımlarına ilişkin açıkla...

Allianz 2020 Risk Barometresi’nde, en büyük küresel iş dünyası riski olarak siber tehditler öne çıktı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ihaleyle piyasaya 7 milyar 999 milyon 999 bin 998 lira fon sağladı.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ihracatçılara sağlanan döviz kredisi faizinde indirime gidildiğinin müjdesini verdi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye’de hayvan varlığının takibini daha iyi yapmak için yeni tip kulak küpesi üzerine çalıştıklarını belirtti.

Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) İzmir Şubesi'nin 6. olağan genel kurulu yapıldı. Mevcut Başkan Murat Demircan'ın oluşturduğu tek liste ile seçime gidilirken güven ta...

Simone Kaslowski başkanlığındaki TÜSİAD heyeti 11-13 Şubat tarihleri arasında Roma ve Milano’da temaslarda bulundu.

Yazarlar
Website Security Test