Facebook ta paylaştweet le

İZTO Şubat Ayı Meclisi’nden, “milli gelirde 14 sene önceye döndük” vurgusu

24.2.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı pandemi tedbirleri kapsamında çevrimiçi ortamda yapıldı. Meclis üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleşen toplantıda İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, İzmir’de yaşanan afetler, iklim değişikliği, sürdürülebilirlik ve sigortacılık faaliyetlerinin yanı sıra ihracatçı, tüccar, esnafa kadar ekonomiye dair bir dizi mesaj verdi.

MEHMET KOCABIYIK

İzmir Ticaret Odası’nın Şubat ayındaki faaliyetlerinin yer aldığı videonun meclis üyelerine sunumunun yapıldığı toplantı, İZTO Meclis Başkanı Selami Özpoyraz’ın açılış konuşmaları ile başladı. Özpoyraz yaptığı konuşmasında, “Aşılama çalışmaları hızla devam ediyor. Artık ailelerimizi ve çalışanlarımızı koruyabilecek olmanın verdiği özgüvenle kendimizi daha iyi hissetmeye başladık. Sayın Cumhurbaşkanımız da Mart ayıyla birlikte ‘ikinci normalleşme’ süreci içerisine girileceğini açıkladı. Bu kez ilk normalleşme sürecinden aldığımız dersle, yerel bazda durumu kontrol ederek ilerleyeceğiz. Hizmet sektöründe faaliyet gösteren üyelerimiz çok uzun zamandır sabırla dayanıyor. Bu kapsamda; hem normalleşme sürecinin hem de Ticaret Bakanlığımızın açıkladığı, yiyecek ve içecek hizmeti veren işletmeler için ciro kaybı desteğinin üyelerimiz için hayırlı olmasını diliyoruz. Yılmış, yıkılmış, sıkılmış olsak da maske, mesafe ve hijyenden taviz vermememiz gerektiğini yineliyoruz. Hizmet sektöründe taleplerimiz sürerken öte yandan dünya ile birlikte pandemi şartlarında üretim yapmayı ve malımızı pazarlamayı öğrenmiş olmamızın meyvelerini topluyoruz. Bu becerimiz umulanın üstünde büyüme beklentisi ile bizleri mutlu ediyor. Terörle olan ‘amansız’ mücadelemiz de sürüyor. Yaşanan çatışmalarda ‘fedakarca’ şehit veridğimiz vatandaşlarımızın ruhları şad olsun.” diye konuştu.

İklim değişikliğinin İzmir’de peşpeşe yaşanan afetlerle de kendini gösterdiğine vurgu yapan ve tüm sektörlerde sürdürülebilirliğin önemine değinen İZTO Başkanı Mahmut Özgener, “Pandemi süreciyle eş zamanlı yaşadığımız 30 Ekim Depremi ve halen devam eden irili ufaklı sarsıntı serilerinin yanı sıra 2 Şubatta sel felaketini yaşadık. Yağış, maalesef ciddi zarar bırakan bir afete dönüştü. Kentimize birkaç saatte bir aylık yağış düştü. Selde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet, acılı ailelerine baş sağlığı diliyorum. Kuraklık ve sel gibi birbirine zıt koşul ve sonuçları içeren doğa olaylarını, çok kısa zaman içinde tecrübe etmemiz mevsimsel döngülerimizin ne kadar hızlı değiştiğini gösteriyor. Ardından, ne yazık ki, 11 Şubat’ta Alaçatı’yı hortum vurdu. Dolu felaketi ve fırtına, Urla’da seralara ve mekânlara zarar verdi. Yaşadığımız bu doğa olaylarından çıkarmamız gereken iki temel ders var: Mevsimsel dönüşümler ve küresel ısınma mutlaka gündemimizde olmalı. Özel ve iş yaşantımızdaki tüm süreçleri yeşil ekonomi duyarlılığımızla yönetmeliyiz. Gerekli dersleri almak ve akılcı çözümler üretmek elimizde. Planlamalarımızı kısa vadeli kazanç elde etmeye değil, orta ve uzun vadede sürdürülebilir büyümeyi hedeflemeye yönlendirmeliyiz. Öte yandan; ne yazık ki terör, hala hayatımızda yer alıyor. Gara bölgesinde yürütülen Pençe Kartal-2 Harekatı’nda teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan askerlerimize ve Gara bölgesinde teröristlerce hain bir şekilde şehit edilen vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, aileleri ve yakınlarına başsağlığı ve sabır dileriz. Milletimizin başı sağ olsun.” dedi.

"Sigorta yaptırın" çağrısı

Sigortacılık faaliyetlerinin de önemine değinen Özgener, “Bir diğeri ise sigortanın önemi. Doğal afetlere karşı iş yerlerimizi, evlerimizi ve ekim alanlarımızı sigortalamamız gerektiğinin öneminin, bir kez daha altını çizmek istiyorum. Olağanüstü durumlarda ortaya çıkan ve yüksek ekonomik kayba neden olan zararların tazmini için sigorta yaptırmanın gerekli olduğunu anlatmak ve toplumun konuya ilişkin bilinç düzeyini yükseltmek için Sigortacılık Meslek Komitemiz başta olmak üzere siz değerli üyelerimizin önerilerini alarak farkındalık yaratmaya devam edeceğiz. Doğal afetlerden olumsuz etkilenen tüm üyelerimize bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gerçekleşen ikili görüşmeye de değinen Özgener, “Pazartesi günü, İzmir programı kapsamında Sayın Cumhurbaşkanımız ile ikili görüşme gerçekleştirdik. EBSO Başkanımız Ender Yorgancılar ile birlikte katıldığımız toplantıda, kentimizin sanayi, üretim ve istihdam konularına ilişkin görüşleri, hizmet sektörünün normalleşme süreci ile ilgili beklentilerimizi ve siz değerli üyelerimizin öncelikli taleplerini sunduk. Sayın Cumhurbaşkanımız’a hizmet sektörü başta olmak üzere normalleşme sürecine geçiş ile ilgili görüşlerimiz ile birlikte sektörlerle ilgili taleplerimiz ve çözüm önerilerimizi sunduğumuz görüşmemiz çok verimli geçti.” dedi.

ABD’deki ekonomi programının “Enflasyon” yaratma tehlikesi

IMF’nin büyüme tahminlerini revize ettiğini belirten Başkan Özgener, “IMF’nin 2021 büyüme tahmini %5,5. ABD’nin açıkladığı devasa canlandırma paketi de piyasalarda olumlu etki yaratıyor. 1,9 trilyon dolarlık ABD paketi, ABD ekonomisinin yaklaşık %10’una denk geliyor. Bu paketin hayata geçmesi, piyasaya girecek devasa kaynakla birlikte tüm ülke ekonomilerini ve ekonomi politikalarını etkileyecek. Piyasalara gerektiği zaman yönlendirmek ve desteklemek tekrar ön plana çıkıyor. Bütün dünyayı etkileyebilecek bir değişim sözkonusu. Ekonomileri canlandırma programlarının büyüklüğü ise enflasyon riskini ortaya çıkarıyor. Dünya genelinde enflasyon ilgili tartışmalar yıllar sonra gündemde. Bütün emtia fiyatlarında yükselme yaşanıyor. Emtia fiyatlarının artışı, ülkemizi cari açık ve enflasyon anlamında olumsuz etkiliyor. Üretim tarafında yaşanan olumlu gidişat ise işgücü piyasalarına yansımıyor. Güney Kore'de işsizlik % 5,4 ile 21 yılın en yüksek seviyelerine çıktı. ABD’de işgücü piyasasında iyileşme zayıf seyrediyor. Ekonomik göstergelerde yapısal kırılmaların yaşandığı ve politika uygulamalarında alışılanın dışına çıkıldığı bu dönemde, özel sektör dinamiklerinin de hızla değişebileceği akılda tutulmalı ve bu değişikliklere hızlı ve esnek tepki verme kabiliyeti artırılmalı.” şeklinde konuştu.

Üretim sektörünün, hizmet sektörü karşısındaki yükselişi

Türkiye’nin ekonomik büyüme tahminlerinin üzerinde gittiğine dikkat çeken Özgener, “Ülke olarak ekonomik büyüme tahminlerinin üzerinde gidiyoruz. IMF, Türkiye ekonomisinin 2021 yılında %6 büyüyeceğini öngördü. 2020 yılında Türkiye ekonomisi için %5 daralma yönünde olan tahminini ise %1,2 büyüme şeklinde revize etti. Faizlerdeki artışla birlikte, kredi artış hızında bir miktar yavaşlama var; fakat pandemi sürecine üretimde yaşanan artış damgasını vuruyor. Yıllar sonra üretimin hizmetler sektörüne karşı güçlendiği bir döneme girdik. Bu süreçte enflasyonu daha fazla, büyümeyi daha az hissediyoruz. Karşımıza çıkan en önemli sorun ise istihdam. Üretim artıyor, büyüme hızlanıyor fakat bu rakamların istihdam hanesine tam olarak yansımadığını görüyoruz.” dedi.

“İşsizliğe karşı acil politikalar üretmeliyiz”

25 yaş altı çalışanlar ve girişimcilerin ayrıca desteklenmesi gerekliliğine vurgu yapan Mahmut Özgener, “TÜİK verilerine göre işsizlik Kasım ayı itibarıyla %12,9; genç işsizlik %25,4, geniş tanıma göre ise %40,5. Kadınlarda, genç işsizlik oranı %50’ye kadar çıkıyor. Genç işsizlik oranımız OECD içinde çok yüksek. Acil politikalar üretmeliyiz. Uzun zamandır istihdam kapasitemizi arttıramıyoruz. Hizmetler sektörünün istihdam çekme olasılığının oldukça sınırlandığını görüyoruz. Bundan 1 yıl önce dijitalleşme ve otomasyon teknolojilerinin yaygınlaşması ve pek çok kademede insanın yerini alması, geleceğe ilişkin yaptığımız fikir tartışmalarının konusuydu. Ancak pandemi bu süreci öne çekti. Teknolojik dönüşümden dolayı vasıfsız işgücünde iş kaybı çok daha yüksek. Önümüzdeki dönemde uzun vadeli ayrışmada ülkeleri farklılaştıracak konu istihdam olacak. Ekonominin dönüşümüne ayak uydurarak yetenek dönüşüm programlarını doğru uygulayan ülkeler bir adım öne çıkacak. Bundan dolayı, bu dönemde uygulanacak istihdam politikaları kritik önem taşıyor. OECD’nin ülkemiz ekonomisi ile ilgili önerilerini önemsiyoruz. Ekonomiyi topyekün yüzdürmeyi sağlayan politikalardan daha seçici politikalara geçilmesi öneriliyor. Devlet ve özel sektör işbirliğinin altı çiziliyor. Devlet desteklerinden yararlanma koşulları, eğitim ve staj programı gibi koşullara bağlanabilir. 25 yaş altı için destekler ve programlar önemli. 25 yaş altı çalışanlar için işveren ve çalışanlardan primlerin muaf tutulmasını ve SGK prim desteklerinin uygulanmaya devam edilmesini öneriyoruz.” dedi.

“Döviz artarken fiyatlar arttı fakat!..”

Dolar yükselirken gerçekleşen fiyat artışının bir hayli düşüşe geçtiği bu dönemde fiyatlara aynı etkiyi yaratmadığına vurgu yapan Başkan Özgener, “2021 yılının başlangıcıyla birlikte Merkez Bankası, fiyat istikrarının korunması ve bu yolla finansal istikrarın devamına yönelik birçok açıklama yaptı. Yüksek faiz artışları ve Merkez Bankası’nın sıkı para politikasına yaptığı vurgu, TL’ye duyulan güvenin artmasına sebep oluyor. TL Kasım ayından beri %20 civarında değer kazandı. Yılbaşından beri en fazla değerlenen gelişmekte olan ülke para birimi. Merkez Bankası’nın Kasım 2020’den itibaren politika ve söylemlerindeki değişiklikler kapsamında Odamızca önemli bulunan ve devamının sağlanması gerektiği düşünülen tespitler ve önerileri Sayın Ağbal’a sunduk. Önerilerimizin ana başlıkları; finansal istikrar, fiyat istikrarı vurgusu, yüksek faiz maliyetini azaltmak için risk primini düşürücü politikalar, destekleyici maliye politikaları ve verimliliğin korunabilmesi için, hedef destekli politikalar üzerineydi. Şu an ekonomimizin en hassas olduğu noktalardan biri de, cari işlemler açığının finansmanı. Cari açık, parasal gevşemenin erkene alınmasını da zorlaştırıyor. Bu senenin büyümesi kritik, büyüme cari işlemler açığını büyütebilir. Açığı kontrol altına alacak politikalara ağırlık vermeliyiz. Sıkı para politikasına devam etmeliyiz ancak sadece para politikaları ile iyileşme sağlayamayız. Şu anda yüksek maliyetle piyasaları sakinleştiriyoruz. Çok büyük bir faiz maliyeti söz konusu. Risk primini düşürmeye yönelik politikalara ağırlık vermeliyiz. Maliyeti daha fazla arttırmadan ülkemize para çekmek için ülkemiz ekonomisiyle ilgili iyileşmenin sürdürülebilir olması gerek.” dedi.

“Milli gelir seviyesinde 14 yıl önceye döndük”

İzmir’in çeşitliliğinin yüksek olması gibi büyük bir avantaja sahip olduğunu vurgulayan Özgener, İzmir olarak bu konuda gerekli tüm adımların atılması gerektiğine dikkat çekti. Özgener, “Ülke milli gelirinden aldığı payları incelediğimizde, %7,6 imalat sanayi, %7,3 sanayi, %6,8 gayrimenkul faaliyetleri ve %6,5 hizmetler sektörleriyle ülkemiz ekonomisine İzmir olarak katkı veriyoruz. Ankara ve İstanbul’da sanayinin ekonomi içindeki ağırlığı %20’nin altında kalırken, kentimizde bu oran %26,2. Tarımın diğer büyük şehirlere göre kentimizde hala anlamlı bir ağırlığı var. İzmir’in şansı pandemi döneminde imalat sanayinin artış trendinde olması, ancak İzmir’in nasıl bir büyüme planı istediği ve ne yönde gelişeceği de geleceği açısından önem taşıyor. Ülke milli gelirinden aldığı payları incelediğimizde, %7,6 imalat sanayi, %7,3 sanayi, %6,8 gayrimenkul faaliyetleri ve %6,5 hizmetler sektörleriyle ülkemiz ekonomisine İzmir olarak katkı veriyoruz. Ankara ve İstanbul’da sanayinin ekonomi içindeki ağırlığı %20’nin altında kalırken, kentimizde bu oran %26,2. Tarımın diğer büyük şehirlere göre kentimizde hala anlamlı bir ağırlığı var. İzmir’in şansı pandemi döneminde imalat sanayinin artış trendinde olması, ancak İzmir’in nasıl bir büyüme planı istediği ve ne yönde gelişeceği de geleceği açısından önem taşıyor. İzmir’in avantajı çeşitlilik, diğer şehirlere göre çok daha dengeli bir şehir imalat-tarım-hizmetler kombinasyonuna sahip. Bu durumu fırsata çevirmek ve bu üç alandaki eş güdümü zenginleştirmek için dış pazarlara erişime yönelik daha fazla çalışma yapmalı, iç pazarın gelişimi için de modern üretim ve dağıtım olanaklarına sahip sektörel ticaret alanlarının yaratılmasına yönelik çalışmalara devam etmeliyiz." ifadelerini kullandı.

“Teknopark, serbest bölge ve OSB avantajlarımızı kullanarak Uluslararası bilgi-iletişim ve teknoloji firmalarını İzmir’e davet etmek için çalışmalar yapmamız da yerinde olur.” diyen Mahmut Özgener, “Güçlü üretim ve ihracat yapısına sahip kentimizde, buna paralel olarak finans ve bilgi-iletişim teknolojilerinin destekleyici sektör olarak daha çok gelişmesi gerektiğini düşünüyoruz. Sıfırdan yatırımlar birinci önceliğimiz, ancak atıl kalmış yatırımların canlandırılması ve bu yol ile istihdam yaratılması da ayrıca düşünülmeli. Ülkemiz ekonomisinden %6,1 pay alıyoruz. Kişi başına milli gelir seviyemiz en son açıklanan 2019 verilerine göre 10.663 dolar. Bu konuda geriliyoruz, yaklaşık 14 sene önceye döndük. Kişi başına gelirimiz 2020’de 10 bin doların altına inmiş olabilir. İşsizlik sorunu ülke genelinde olduğu gibi kentimiz için de dikkat çekici boyutta. İş gücünün ihtiyaç odaklı eğitim programları ile İzmir için katma değeri yüksek alanlarda istihdam edilmesi bu soruna çare olabilir. Bu anlamda Odamızın ortağı olduğu Model Fabrika büyük önem taşıyor. Geçtiğimiz günlerde, Model Fabrika’nın ilk “Öğren-Dönüş Programı”na katılarak başarılı olan kursiyerlere sertifikalarının verildiği töreni gerçekleştirdik.” dedi.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Türkiye’ye 2020 yılında 910 milyon dolar döviz kazandıran Tütün sektörü, ihracatta sürdürülebilirliği sağlamak için geleneksel oriental üretimine ek olarak Virginia tü...

İl Koordinasyon Kurulunun 2021 Yılı 2. Olağan Toplantısı, İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger başkanlığında gerçekleştirildi.

Merkez Bankası'nın repo ihalesine 152 milyar liralık teklif geldi. Piyasa ise güne yaklaşık 3 milyar lira eksi rezervle başladı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2021 yılı mart ayı enflasyon rakamlarını açıkladı.

TÜRSAB ve Bodrum Tanıtım Vakfı (BOTAV) işbirliğiyle gerçekleştirilen Bodrum Leleg Yolu çalıştayının tanıtım toplantısında Bodrum turizminin geliştirilmesi ve 12 aya ya...

Ege İhracatçı Birlikleri, Mart ayında ihracatını yüzde 18 artırarak 1 milyar 286 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi.

Dünya çapındaki en büyük internet şirketlerinin piyasa değeri açıklanırken, 2021 Şubat itibarıyla birinci sıraya piyasa değeri 1,662 milyar dolar olan Amazon’un yerleş...

Yazarlar