Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İzmir ağaçlandırılırken nelere dikkat edilmeli?

22.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İzmir’in güneyinde meydana gelen ve günlerce söndürülemeyen orman yangını sonrası yeşili geri kazanmak için İzmir seferber oldu.

Doğa Derneği İzmir'in yeniden ağaçlandırılması konusunda geçmişte yapılan hataların yapılmaması için bildiri yayınladı.

Doğa Derneği’nin ağaçlandırma çalışmaları yapılırken geçmişte yapılan hataların tekrarlanmaması için yayınladığı talep bildirisi şu şekilde:

ÇIRA EKEN, YANGIN BİÇER
Ormanın restorasyonu sırasında ekosistemin bütünlüğünü destekleyecek şekilde Ekosistem Tabanlı Fonksiyonel Orman Amanejman Planlaması prensibiyle konuya yaklaşılması önem arz etmektedir. Bu kapsamda yalnızca kızılçam gibi çıralı, kolay yanan ağaç türleri yerine, Ege’nin doğal orman bitki örtüsünün diğer parçaları olan meşe, menengiç gibi ağaç türlerinin gelişimine izin vermek gerekmektedir. Bu ağaç türleri yangına daha dirençli türler olmanın yanında, barındırdıkları biyolojik çeşitlilik ve toprağı geliştirme özellikleriyle kızılçama göre çok daha zengin bir orman dokusunun oluşmasını sağlamaktadır. Dolayısıyla orman restore edilirken, yalnızca kızılçam değil; uygun yerlerde meşe, menengiç gibi ağaç türlerinin kullanılması gerekmektedir. Ege’nin doğal ormanlarının neye benzediği, nasıl bir görüntüsü olduğu bugün İzmir Menderes’teki Notion Antik Kenti’ne bakılarak görülebilir. Aslında yapılması gereken buradaki doğal orman dokusunun tüm Kızıldağ’a yaygınlaştırılmasıdır.

TERASLAMADA ORGANİK TOPRAĞA DİKKAT
Ağaçlandırma çalışmaları yapılırken, dozer ve kepçelerle toprağın tesviye edilerek teraslama yapılması çoğu zaman sakıncalı sonuçlar doğurmaktadır. Bu yöntem, Ege Bölgesi gibi organik materyallerinin toprak dokusunda son derece ince bir katmana sahip olduğu bölgelere ciddi zararlar verebilmektedir. Dozer ve kepçeler, gezdikleri yerlerde ve terasladıkları noktalarda zaten ince olan organik toprak dokusunun kayaların ve minerallerin altında kalmasına; ağaçların ve bitkilerin gelişmesi için önemli olan organik materyallerin ortadan kaybolmasına neden olmaktadır. Bu nedenle ağır teraslama çalışmaları yapılmadan bu hususa dikkat edilmesi gerekmektedir.

ORMANLARIMIZDA KEÇİLER OTLAMALI
Doğal ormanların yanmasını engellemek ve aynı zamanda bundan sonra böyle felaketlerin gerçekleşme ihtimalini ortadan kaldırmak için ormanlarımızda karakeçi gibi yerli keçi ırklarının otlayabilmesi gerekmektedir. Sanılanın aksine keçilerin çok yıllık orman ağaçlarıyla beslenme oranı %30’un altındadır. Besinlerinin büyük çoğunluğu ise orman tabanındaki tutuşabilirliği yüksek otsu bitkiler ve çalılar olan keçiler, bu özelliğiyle orman tabanındaki tutuşabilir alan oranını ciddi oranında azaltmaktadır. Keçilerin ve diğer otoburların olmadığı bir orman dokusunun altında kuru otlar ve çam pürüleri daha hızlı bir şekilde çoğalmakta ve bir yangın olduğunda bu otlar ve kurumuş çam yaprakları, yangının çok daha hızlı yayılmasına sebep olmaktadır. Doğal koşullar altında Ege ormanları, içinde sadece kızılçam değil aynı zamanda meşelerin, menengiçlerin ve çok farklı türde ağaçların bulunduğu ve altında keçilerin, diğer otoburların otladığı bir orman dokusudur. Bu sistem bozulduğunda, aslında ormanlarımız da yangına karşı savunmasız hale gelmektedir. Bir anlamda ormanın yangına karşı kendini savunabileceği tüm doğal kalkanlar elinden alınmaktadır. Bu nedenle ormanlarımızda hayvancılığın da yapılabileceği ve doğal otoburların yeniden yaygınlaştığı bir yönetim şekli esas alınmalıdır.

Bugünkü yangınların bu kadar geniş alanlara yayılması ve tahrip etmesinin sebebi, yalnızca bir doğa felaketi değil, aynı zamanda elli yılı aşkın bir süredir sürdürülen orman politikasının bir sonucudur. Bu politika nedeniyle, Ege’de yalnızca kızılçam ağaçlarından oluşan monokültür ormanlar doğal yayılışına göre çok daha geniş bir alan kaplamaktadır. Bir nevi Ege’nin dağlarına çıra ekilmekte ve günün sonunda da yangın biçilmektedir. Yaşanan bu son derece büyük ve İzmir’in akciğerlerini elinden alan felaket, bütün bu hataların gözden geçirilmesi, Ege ve Akdeniz iklimindeki ağaçlandırma ve orman politikasının bir daha değerlendirilmesi gerektiğini açık ve net bir şekilde ortaya koymaktadır. İzmir’de yaşanan bu felaketin ardından gerçekleştirilecek olan orman restorasyonu çalışmaları; yalnızca kızılçam, yani yangında oldukça kolay yanabilen bir ağaç örtüsünün değil, birçok ağaç türünün ve otobur hayvvanların da bulunduğu Ege karışık ormanlarının oluşmasıyla sonuçlanmalı ve benzeri felaketlerin yeniden oluşması engellenmelidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Muğla'nın Bodrum ilçesinde aç kalan domuzlar şehre indi ve AVM çöplerine girdi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Halk TV'nin canlı yayınına bağlanarak, gazeteci İsmail Saymaz'ın sorularını yanıtladı. Soyer, İzmir'de yardım bekleyen ai...

Çin Wuhan’da 12 Aralık’ta ortaya çıkan koronavirüs salgınının 200'e yakın ülke ve bölgeye yayılarak pandemiye dönüşmesi arka arkaya gıdadan tekstile birçok sektörün et...

Türk Hemşireler Derneği İzmir Şube Başkanı Uzm. Hem. Ebru Melek Benligül, İzmir’deki sağlık çalışanlarının yeterli kişisel koruyucu ekipmana ulaşmada yaşanan sorunları...

İzmir'in Bergama ilçesinde çekildiği söylenen görüntülerde ilçede Koronavirüs (Kovid-19) testi pozitif çıkan vakaların ve hatta hayatını kaybeden vatandaşların olduğu ...

CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır, İzmir’de salgın yüzünden ölenlerin gizlendiği iddialarını dile getirdi. Bayır, İzmir'de Koronavirüs (Kovid-19) kaynaklı hayatını...

İzmir Ticaret Odası (İZTO), Koronavirüs salgını nedeniyle hastanelerde yoğun çalışan ve bu süreçte de büyük tehdit altında bulunan sağlık görevlilerine tatlı bir mola ...

Yazarlar
Website Security Test