Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Hindistan – Pakistan çatışması, nükleer savaşa dönüşür mü?

8.3.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

ENGİN TATLIBAL

Hindistan, kültürel çeşitlilik açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Yakında nüfusu Çin'i geçecek olan ülke, parlamenter demokrasinin uygulandığı en kalabalık toplum olma özelliğine sahip. 1,3 milyar civarında nüfusu olan Hindistan'daki seçimlerde oyların sayımı, tasnifi ve kesin seçim sonuçlarının açıklanması üç ila dört ayı bulabiliyor.

1947'de İnglitere'den ayrılarak bağımsızlığını kazanan ülkenin sınırları batıda İran'a, doğuda ise Myanmar'a kadar uzanıyordu. Aynı tarihte (P)encap, (A)fganya, (K)eşmir ve (S)ind bölgelerinden oluşan "PAKS'tan", yani bugün bildiğimiz adıyla "Pakistan" da Cinnah önderliğinde bağımsızlığını ilan etti. Ancak Pakistan, Hindistan'ın batısında ve doğusunda bulunan ve birbiriyle bağlantısız iki ana kara parçasından oluşuyordu. Doğudaki kısım, bir süre sonra Bangladeş adıyla bağımsız oldu. 1948'de bağımsızlığını kazanan Sri Lanka'yı da sayarsak, kadim ve büyük Hindistan'ın dört parçaya bölünmesi süreci böylece tamamlandı.

Bir bölümü Hindistan, bir bölümü Pakistan ve bir bölümü Çin topraklarında bulunan, çok büyük çoğunluğu Müslüman nüfusa sahip Keşmir ise, söz konusu dağılma sürecinin yaşanmasından bu yana bölgenin kanayan yarası olmaya devam ediyor.

Hindistan ile Pakistan arasında "patlayan" askeri krizin "bu defaki" sebebi,  Şubat ayında Keşmir'de bir intihar saldırında 40'ın üzerinde Hindistan askerinin ölmesi oldu. Nükleer silahlara sahip 9 ülkeden Hindistan ve Pakistan, sıcak çatışmanın da yaşandığı yeni krize, "Hindistan'ın terörist avı" yüzünden girdiler. Hindistan savaş uçakları, "terörist yuvalarını vuruyoruz" diyerek Pakistan'ın Keşmir sınırındaki topraklarını bombaladı. Saldırılara karşılık veren Pakistan iki Hint uçağını düşürdü. Durum "sıcak bir savaşı" işaret ediyordu. Kara sınırında da çatışmalar oldu, ama  ABD - Çin - Rusya ve AB'nin girişimleriyle çatışmalar durdu ve Pakistan'ın elindeki Hint pilot, ülkesine iade edildi. BBC'nin haberinde de ifade edildiği gibi şimdi asıl zorluk, "işler kontrolden çıkmadan önce bu gerilimin tırmanışını frenlemek."

 

Nükleer savaş çıkar mı?

BBC'ye açıklamalarda bulunan ABD'li Profesör Daniel Markey'e göre tırmanan gerilim, sanıldığından çok daha ciddi. Markey, "çatışmayı Pakistan topraklarına taşıma girişiminin, birçok Hindistan Başbakanı'nın çekindiği bir adım olduğunu" söylüyor. "Gerçek bir nükleer çatışma tehdidi var mı?" sorusuna ise,  Markey'in yanıtı şöyle: "Maalesef, Hindistan ile Pakistan arasında her zaman gerçek bir nükleer çatışma tehdidi var ama o noktaya henüz varmadık. Kazara veya izinsiz kullanımı (ki çok muhtemel değil) bir yana bırakırsak, nükleer savaş ihtimalinin gerçekleşebilmesi için konvansiyonel savaş geriliminin daha fazla tırmanmış olması gerekir. Ama, Pakistan'ın bir sonraki adımı, işi daha ciddi bir boyuta taşıyıp sivil hedefleri vurmak olursa, bu gerilimlerin tırmanması da bir olasılık."

 

“BİR DİĞER ÇÖZÜMSÜZ SORUN”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi)- Keşmir sorunu İngiltere'nin Asya alt kıtasında egemenliğinin sona erdiği 1947 yılından miras kalmıştır. Sorunun temelinde bölünmenin doğru yapılmaması sonucu Hindistan topraklarında geniş bir Müslüman nüfusun kalmış olması yatar. Keşmir bölgesi üzerinde Hindistan ve Pakistan hak iddia etmişler ve bunun sonucu olarak bugüne kadar dört kez savaşmışlardır. İki ülke arasındaki çatışmalar nükleer yarışı da başlatmıştır.

Geçtiğimiz ay Keşmir'in Hindistan kontrolündeki bölgesinde meydana gelen bir intihar saldırısında 40'tan fazla Hindistan askerinin ölmesi yeni bir gerilim başlatmıştır. Hindistan, Pakistan'ı saldırının sorumluluğunu üstlenen Ceyşi-i Muhammed örgütüne destek sağlamakla suçlamış ve Balakot bölgesindeki kamplara hava akını düzenlemiştir. Pakistan buna karşılık iki Hint uçağının düşürüldüğünü bildirmiş (Hindistan bir uçağın düşürüldüğünü açıklamıştır). Bilahare Pakistan düşürülen uçağın pilotunu bir iyi niyet göstergesi olarak iade etmiştir.

ABD; AB, Rusya ve Çin taraflara itidal tavsiyesinde bulunmuşlardır. Buna rağmen sınır bölgesinde topçu ateşi teatisi zaman zaman devam etmektedir.

Pakistan ve Hindistan arasındaki barış görüşmeleri 2015 yılında kesilmiştir. ABD radikal gruplara verdiği destek gerekçesiyle Pakistan'a yaptığı 1.3 milyar dolarlık ekonomik yardımı 2018 yılında durdurmuştur. Pakistan ekonomik sıkıntılar içindedir. Çin'den aldığı kredileri ödeyebilmek için IMF ile anlaşmaya gitmek üzeredir. Ekonomik sıkıntıların yarattığı güvenlik tehdidinin farkında olan Pakistan, 2017 yılında Hindistan'a barış görüşmelerini yeniden başlatılması çağrısında bulunmuştur. Ancak bu çağrı, Pakistan'a karşı daha sert bir politika vaadiyle iktidara gelen Hindistan Başbakanı Narendra Modi'den karşılık bulmamıştır. 2019 yılında Hindistan'da seçimlerin yapılacak olması bu tavır üzerinde etkili olmuştur.

Keşmir bölgesinde yerel hükümetin 2018 yılında dağılması sonucu kontrol Hindistan merkezi yönetimine geçmiştir. Yerel halka uygulanan baskı, saldırı ve işkence olaylarındaki artış, Hindistan'a karşı silahlı mücadele yanlısı güçlerin bölgede eleman bulmasını mümkün kılmaktadır. Ancak Pakistan yönetiminin bu unsurlara yakınlığını veya sempatisini söylemek yanlış olur.
Hindistan Pakistan'a karşı uluslararası alanda da mücadele vermekte, Ceyş-i Muhammedin lideri din adamı Mesud Azhar'a yaptırım uygulanması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) nezdinde çaba sarfetmektedir.

Öte yandan Çin, Pakistan'ın nükleer güç sahibi olmasında önemli destek sağlamıştır. Ayrıca Pakistan'a önemli ekonomik yardım vermiş, 62 milyar dolarlık alt yapı yatırımı yapmıştır. Hindistan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Azhar oylaması sırasında Çin'in Pakistan lehine veto oyu vermesini etkisiz kılmak istemektedir.

Hindistan ve Pakistan arasında yaşanacak bir nükleer savaşta 2 milyar insanın ölüm riski ile karşılaşacağı ve iki ülkede muazzam bir kıtlığa yol açacağı dikkate alındığında, nükleer silahların kullanılması pek olası değildir.

Keşmir sorunu bölgede etkili olmak isteyen aktörlerin politika ve yaklaşımlarına bağlı olarak çözümsüzlüğünü sürdürecektir.

 

“BÖLGEDE NÜKLEER SAVAŞIN KAZANANI OLMAZ”

Soner Aydın (Emekli Albay)- Hindistan ve Pakistan; 1947 yılında İngiltere’nin bölgeden çekilmesiyle bağımsızlıklarını kazanmışlardır.  İngiltere çekildiği her ülkede yaptığı gibi burada da Keşmir bölgesini sorunlu bir bölge olarak bırakmıştır. Hindistan ve Pakistan; Keşmir bölgesinin hakimiyeti konusundaki anlaşmazlıkları nedeniyle zaman zaman askeri yöntemlere baş vurmakta ve savaşın eşiğine gelmektedirler. Son olarak geçtiğimiz şubat ayında Keşmir’de Hindistan kontrolündeki bölgede Hintli askerleri hedef alan intihar saldırısında 40’dan fazla Hintli asker hayatını kaybetmiştir. Saldırıyı 2000 yılında Pakistan’da kurulan ve Keşmir’in Pakistan’a bağlanmasını savunan Ceyş-i Muhammed isimli terör örgütü üstlenmiştir. Hindistan’ın tepkisi, askeri yöntemlere baş vurması ve Pakistan’ın aldığı karşı tedbirler iki ülke arasındaki gerginliğin yeniden alevlenmesine neden olmuştur. 70 yıldan fazla süredir devam eden Keşmir anlaşmazlığının çözüme kavuşturulamaması durumunda gerginliğin çok daha uzun yıllar sürmesi kaçınılmazdır. Bu günkü koşullarda bu anlaşmazlığın giderilmesi de mümkün görünmemektedir.

Hindistan; son yıllarda, bilimsel çalışmalarda (özellikle uzay bilimleri ve bilgisayar yazılımı konularında) ilerleme kaydetmektedir. Bunun yanında nükleer silah üretme yeteneğiyle de dikkat çekmektedir. Bu özellikleriyle gelişmekte olan ülkeler arasında ön sıralarda yer almaktadır. Pakistan ise Çin’den ithal ettiği teknolojilerle ve aldığı destekle durumu dengelemeye çalışmaktadır.

Askeri güçler kıyaslamasında iki ülkenin birbirlerine karşı çok büyük üstünlükleri yoktur. Coğrafya yönünden Hindistan-Pakistan sınırı, özellikle Keşmir bölgesi, askerî açıdan, bir kara harekatının icra edilmesi çok zor olan sarp dağlık bir bölgedir. Bu durum iki ülke arasında çıkacak konvansiyonel savaştan sonuç alınmasını oldukça zorlaştıracaktır. Açık kaynaklarda Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü (SIPRI) referans gösterilerek verilen bilgilere göre Hindistan’ın elinde 90-110, Pakistan’ın elinde ise 100-120 kadar nükleer silah bulunmaktadır. Her iki ülkenin sahip olduğu bu nükleer yetenek, sonuçsuz bir konvansiyonel savaş yerine kesin sonuçlu nükleer savaşı tercih edebilecekleri düşüncesini doğurmaktadır. Ancak, yine açık kaynaklarda, nükleer silahlara karşı savunma yeteneklerine bakıldığında; iki ülkenin de son derece zayıf oldukları görülmektedir. Bu da bir nükleer savaşın kazananının olmayacağı, bölgede telafisi olmayan bir yıkıma neden olacağı anlamına gelmektedir. Başta ABD, Rusya ve Çin olmak üzere, Hindistan ve Pakistan’la askeri, ekonomik ve ticari ilişkideki ülkeler böyle bir yıkıma seyirci kalmayacaklardır.

Gelişmekte olan ülkelerin en büyük sorunu terör örgütleridir. Kimlerden nasıl destek alarak faaliyetlerini sürdürdükleri belli olmayan terör örgütleri, yaptıkları silahlı eylemlerle iki ülkeyi karşı karşıya getirebilmektedirler. Ceyş-i Muhammed de böyle bir terör örgütüdür ve Hindistan’la Pakistan’ı karşı karşıya getirebilecek güce sahiptir. Üzerinde durulması ve ortadan kaldırılması gereken en büyük tehdit bu terör örgütleridir. Ama destekçileri, hedef ülkeleri zayıflatarak her türlü müdahaleye açık hale getiren bu terör örgütlerini kullanmaktan vaz geçmeyeceklerdir. Ta ki; hedef ülkelerin yönetimleri ve vatandaşları uyanıp, etnik, dini, mezhebi farklılıklarının istismar edilemeyeceği birlik ve beraberlik bilincine ulaşıncaya, komşu ülkeler de barış içinde yaşama koşullarını oluşturuncaya kadar…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Japonya'da sokakta sigara içmek yasak. Haber videosunda da görülebileceği üzere, Japonlar sokaklarda artık sadece kendilerine belirlenen kapalı alanlarda sigara içebil...

İngiliz basınının iddiasına göre İngiltere Başbakanı Theresa May yarın (24 Mayıs 2019 Cuma) istifa edecek.

Son Dakika ABD ve Huawei geriliminde flaş gelişme

Yeni Batman kim? Warner Bros'un yeni Batman filminde Batman'i kim canlandıracak? Yeni Batman Robert Pattinson mu?

Suudi Arabistan Enerji, Sanayi ve Madeni Kaynaklar Bakanı Halid el-Falih, Suudi Arabistan resmi ajansı SPA'da yer alan açıklamasında, sabah saatlerinde doğu bölgesinde...

Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te Türkiye'nin Bişkek Büyükelçisi Cengiz Kamil Fırat, katıldığı iftar programında organizasyonu yapan yöneticilere tepki gösterdi.

Ünlü gazeteci ve kadın hakları savunucusu Mena Mangal, Afganistan'da başkent Kabil'de sokak ortasında vurularak öldürüldü.

Yazarlar
Website Security Test