Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Binali Yıldırım sildiği 'Ekümenik' tweeti ile gündemde

12.6.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ak Parti İstanbul Adayı Binali Yıldırım bu kez de önce yazıp sonra sildiği ''Ekümenik'' tweeti ile gündemde. Peki Ekümenik nedir?

Geçtiğimiz günlerde "Kürdistan-Lazistan ve PEKEKE" açılımlarıyla gündeme gelen Ak Partinin İstanbul Adayı Binali Yıldırım, bu kez de "Ekümenik" tweeti ile gündemde. 

Binali Yıldırım, önce atıp sonra sildiği tweetinde Patrik Bartholomeos'un isim gününü "İstanbul Rum Ortodoks Ekümenik Patrikhanesi" mesajıyla kutladı.

Gazeteci İsmail Saymaz'ın yine Twitter üzerinden paylaştığı "Binali Yıldırım’ın sildiği tweet. Ekrem İmamoğlu, İstanbul’u Konstantinapol yapacak derken, Yıldırım ekümenikliği ilan etti" tweeti sonrasında Binali Yıldırım "Ekümenik" tweetini sildi. 

İşte Binali Yıldırım'ın sildiği "Ekümenik" tweeti: 

Ve Binali Yıldırım'ın daha sonra attığı tweet: 

Ekümenik nedir?

Ekümenik bir sıfattır. Ekümenik kelimesi Türkiye'de ilk defa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakanlık döneminde söylemiş olduğu “Ekümeniklik, Ortodoksların bir iç meselesidir” sözü ile gündeme gelmiştir.

Ekümeniklik, günümüzde genellikle, daha büyük bir dini bir birliği ya da dinlerarası işbirliğini sağlama amacını güden girişimleri ifade eder.

Ekümenik kavramı şu anlamlara gelmektedir:

1. Ekümenik Ortadoks,Protestanve Katolik kiliselerin tek bir kilise haline gelmesidir.

2. Çağdaş Yunanca"da evrensel anlamına geliyor.

3. Ekümeni Hıristiyan dinin ve uygarlığının ekonomik olduğu coğrafi alan, egemen olduğu evet, bu nedenle de ekümenik olduğu coğrafi alan demektir.

4. Fener Rum Patrikhnaesi'nin muhtar ve eşit Ortodoks kiliseleri arasında onursal önceliğidir.

Ekümenikliğin oluşumu
M.S. 313 yılından önceki baskılar neticesinde Roma İmparatorluğu’nundört bir yanına yayılan Hristiyanlık her bölgede farklı farklı yorumlanmış, her cemaat farklı farklı İncillere sahip olmuştur. Sayıları 400’ün üzerinde olan bu İnciller, bir manada 400 civarında farklı teolojik düşüncelere sahip Hristiyan cemaatlerinin ve kiliselerin varlığına işaret etmekteydi.Hristiyanlığın yayıldığı alanın genişlemesiyle öğretide birliği korumak ve idari bölgeleri tayin etmek amacıyla yedi “Ekümenik Konsil”toplanmıştır. Ortodoks Kilisesi ilk yedi Konsili kabul etmiştir.

Bu Konsiller şunlardır:

1.Konsil 325, İznik,

2.Konsil 381, İstanbul,

3.Konsil 431, Efes.

4.Konsil 451, Kadıköy,

5.Konsil 553, İstanbul,

6.Konsil 680–81, İstanbul,

7.Konsil 787, İznik.

7 Katolik ve Ortodoks Kiliseler, Yedinci Konsil’den sonra birbirinden ayrı olarak ve birbirlerinin tanımadığı Konsiller toplarlar. Katolik Kilisesi kendi toplantılarını Konsil olarak adlandırmaya devam eder, Ortodoks Kilisesi ise “Panortodoks” kongreler toplar.8 Konsil tarihinde ilk dört genel Konsil Hristiyanlığın iman esaslarının tartışıldığı, hiyerarşik yapının oluşturulduğu toplantılardır.

M.S. 320 yıllarında, İmparatorlukta İsa’nın “Tanrılık vasfı” ile ilgili tartışmalar dini birliği sarsmaya ve devletin siyasal yapısında da istikrarı bozmaya başlamıştır. Bu nedenle, dini kontrol altına alabilmek, Hristiyan dinindeki kitap karmaşasını önleyebilmek ve dini kurumları, siyasal yapı gibi hiyerarşik bir modelde organizasyona tabi tutmak maksadıyla İmparator M.S. 325 yılında “ilk Ekümenik Konsili” toplamaya karar vermiştir.

Konsilde kiliselerin ellerinde farklı metinler ihtiva eden İncillerin imha edilmesine ve içlerinden seçilen dört tanesinin “Kanonik” olarak tescil edilmesine karar verilmiştir. Ayrıca bugün tüm Hristiyan dünyasının temel inanç ilkelerini teşkil eden iman esasları ve ekümenik Patrikhanelerin yerleri de önem sırasına göre yine bu Konsilde belirlenmiştir.

İznik Konsili’nin 6. Maddesi gereğince kabul edilen ekümenik Patrikhaneler; Antakya, Roma ve İskenderiye Patrikhaneleridir. Konstantinopolis Kilisesi Ereğli Metropolitliğine bağlı bir Piskoposluk olarak kalmıştır. Bu üç kilise dışında hiçbir kilise ekümenik sıfatına sahip değildir. Bu üç ekümenik kilise kendilerine bağlı bölgelere metropolit atama, azletme... vb. yetkilerle donatılmıştır. Buna göre; Antakya Ekümenik Patrikhanesi, Suriye, Anadolu (İstanbul dahil) ve tüm Doğu üzerinde; Roma Ekümenik Patrikhanesi, İtalya ve tüm Avrupa üzerinde; İskenderiye Ekümenik Patrikhanesi ise Mısır ve Birleşik Eyaletler (Kuzey - Güney Afrika ve Arabistan) üzerinde yetki ve söz hakkı sahibi olmuştur. Bu tespitte ölçü olarak, bu kiliselerin “Havariler” tarafından kuruluşu yani, “Apostolik kökenli” olmaları kriter olarak göz önüne alınmıştır. İstanbul böyle bir kriterden yoksun olduğu için kendisine böyle bir statü verilememiştir. Bu ilk ekümenik Konsil’in kararları tüm Hristiyan alemi gibi İstanbul Fener Rum Patrikhanesi tarafından da tartışmasız kabul edilmektedir.10 Bu Konsil’in en büyük özelliklerinden biri de, tüm Hristiyan aleminin iman esaslarının teşkil edildiği ilkelerin belirlenmesidir. Hristiyan kiliseleri bütünüyle iman esaslarını I.İznik Konsili’ne dayandırır.Görüldüğü üzere ilk defa 325 yılında ortaya çıkan ekümeniklik kavramı, bugün hiçbir Hristiyan Kilise ve Mezhebinde tartışılması dahi düşünülmeyen İznik Konsili’nin temel ilkeleri arasında yer almış ve ekümeniklik sıfatını taşıyabilecek merkezler, coğrafi olarak Antakya, Roma ve İskenderiye olarak belirlenmiştir.

Ancak, İmparatorlara göre Apostolik kökenli olmayı kıstas alarak üç ekümenik patriklik tespit edilerek diğer bölgelerin bunlara bağlanmasıyla büyük bir hata yapılmıştı. Siyasal otorite başkentte İmparatorun elinde toplanmışken, dini otorite başkentten uzak merkezlere verilmişti. Başkentte bulunan en büyük ruhani makam Ereğli (Heracliea) Metropolitliği’ne bağlı bir Piskoposluktu. Bu yetki yetersizliği sebebiyle, ülkedeki dini hareketlere başkent değil, Antakya ve İskenderiye Patrikhaneleri yön veriyordu. Ülkenin yine ilahiyat tartışmalarının sahnelendiği bir arena durumuna geldiği birortamda, İmparator Theodosis, İstanbul Kilisesi’nin mevcut konumunun devlet protokolü açısından yeterli prestije sahip olmadığını görmüş; M.S. 381 yılında İstanbul’da bir Konsil toplamıştır (I. İstanbul Konsili). İmparatorun bu Konsili toplamaktaki esas gayesi dini kurumları siyasal denetim altına almaktı. Bunun için de başkentteki Piskoposluğun, Ereğli Metropolitliği denetiminden kurtarılıp, Ekümenik Antakya ve İskenderiye Patriklikleriyle eşit düzeye getirilmesi gerekiyordu. İmparatorun verdiği önerge ile İstanbul Piskoposluğu Patriklik statüsüne kavuşturulmuş ve tüm Trakya bölgesi idari yönden kendisine bağlanmıştır. M.S. 395 yılında Roma’nın ikiye bölünmesi ve Konstantinopolis’in Doğu Roma’nın başkenti olması dolayısıyla Konstantinopolis Patrikliği öne çıkartılmıştır.

İstanbul’a siyasi açıdan Patriklik statüsü verilmesi tüm Hristiyan aleminde rahatsızlık doğurmuştu. Bir yandan da ülkede ilahiyat tartışmaları olanca hızıyla devam ediyordu. Tüm bu problemlere çözüm bulmak amacıyla, İmparatorun emriyle M.S. 431 yılında Efes’te yeni bir ekümenik Konsil toplanmıştır (Efes Konsili). Kiliseler arasındaki teolojik ihtilaflar görüşüldükten sonra, Patrikliklerin durumu ele alınmıştır. I. İznik Konsili’nin tespit ettiği üç ekümenik Patrikliğin hak ve yetkileri bir kez daha tescil edilmiştir. Böylece, İstanbul’un Piskoposluk olduğu vurgulanmış ve Konstantinapolis Patriği aforoz edilmiştir. M.S. 450 Yılında Bizans tahtına Marcian geçmiştir. Yeni imparator, üç ekümenik Kilise ile İstanbul Kilisesi arasındaki liderlik çekişmesinden, ülkenin çok büyük zararlara uğradığını ve İskenderiye Patrikhanesi’nin devlete hakim olmasının İmparatorun siyasal etkinliğini zedelediğini görmüştür. Bu nedenle, Başkent Kilisesi’ni güçlendirerek ipleri eline geçirmek için M.S. 451 yılında Kadıköy’de bir ekümenik Konsil toplamıştır (Kadıköy (Halidona) Konsili). İmparator, Konsilde istediği neticeyi elde etmek için Konsile bizzat başkanlık etmiş ve Konsil üzerinde tam bir baskı kurarak Efes Konsili kararlarını iptal ettirmiştir. İmparator, üç ekümenik Patrikhanenin statüsünü sarsmak için, Kudüs’ü de Patriklik statüsüne çıkarmıştır. İstanbul Kilisesi’ni güçlendirmek ve İstanbul “Yeni Roma” olduğu için eski Roma’nın imtiyazlarını vermek için tarihte meşhur 28. madde olarak bilinen kanun taslağını Konsile sunmuştur. İmparator’un da bulunduğu bir ortamda Konsile sunulan taslak, Konsil üyelerine zorla kabulettirilmiştir. Böylece, Başkent Patriği metinde açıkça belirtilmese de, zımnen ekümenik sıfatını almıştır.

Ekümeniklik karşıtlığı
Azınlıkta kalan bir kısım Hıristiyan ise ekümenikliğe karşıdır. Ortodoks dünyasında, tartışmalı olarak, Ortodoks ruhaniyatının en önemli merkezi sayılan Aynaroz manastır topluluğu ekümenik gelişmelere ilişkin endişelerini ve Ortodoksların bu faaliyetlerde yer almasına muhalefetlerini açıkça dile getiriyorlar. Onlar modern ekümenikliği, diğer Hıristiyanları uzlaştırabilmek için temel öğretilerde taviz vermek olarak kabul ediyorlar ve -ekümenik girişimlerde yer alan katılımcıların din değiştirmesinden ziyade- karşılıklı dinlerarası ilişkiye götüren diyalog üzerine vurguda bulunulmasına karşı çıkıyorlar. Eski Takvimci Grekler, Yedi Ekümenik Konsilin’in öğretilerinin Jülyen Takvimi’ni kaldırmayı ve kilise takvimini değiştirmeyi yasakladığını savunmaktadırlar. Ortodokslararası İlahiyat Konferansı, Eylül 2004’te Selanik Aristo Üniversitesi’nde "Ekümeniklik: Kökenleri, Beklentiler, Hayal Kırıklığı" adıyla düzenlediği organizasyonda ekümeniklik hakkında olumsuz görüş bildirdi. Muhalif Protestanlar ise aşırı muhafazakar veya karizmatik zemindeki kiliselere ve ana Protestan akımların en muhafazakar kesimlerine yöneliyorlar. Gelenekçi Roma Katolikleri Katolik olmayanların Katolik inancına dönmesini zorunlu kılmayan ekümenikliğin yanlış bir Hıristiyan birliğine yol açacağını düşünüyorlar. Gelenekçi Roma Katolikleri bu durumu,İncil’in Katolik yorumuna, Papa 11. Pius’un Mortalium Animos’una, Papa 12. Pius’un Humani Generis’ine ve diğer belgelere tezat olarak görüyorlar. Bazı Evanjelist ve birçok karizmatik Hıristiyan, ekümenizmi gerçekleşeceği İncil’de bahsedilen- İsa’nın geri dönüşünden önce ortaya çıkacak olan ahir zaman dönekliği olarak görüyorlar ve ekümenik hareketlerin belli başlı temsilcilerinin dini beyanları ile -Kutsal Kitap 2. Petrus 2:1-2’de tasvir edilen- ahir zamanın sahte dini liderlerinin öğretisel duruşları arasında sağlam benzerlikler görüyorlar.

Ekümeniklik ve türkiye
Ekümenik kavramının Türkiye'de ilk kez gündeme gelişi 1517 yılında Yavuz Selim'in, Mısır'ı fethettiğinde, İskenderiye ve Antakya Patrikhanelerini, İstanbul'daki Rum Patrikhanesi'ne bağlaması ve patriği de 'Ekümenik' (yani 'Cihan patriği') ilan etmesiyle ortaya çıktı. Bugün itibariyle, Fener Rum Patriği Bartholomeos'un dış ilişkilerinde "Yeni Roma'nın ve İstanbul'un Başpiskoposu ve Evrensel Patriği" unvanını kullanması -Lozan Antlaşmasıyla hukuki ve siyasi konumu kaldırılan bu unvanı tanımayan- Türkiye Cumhuriyeti'yle sürtüşmelere yol açmaktadır. Türkiye’de ekümenik kavramı Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin (Fener Rum Patrikhanesi) muhtar ve eşit Ortodoks kiliseleri arasında onursal önceliğini anlatmak için kullanılır. Ortodoks Rum Patrikhanesi ekümenik unvanı ile Ortodoks kiliselerinin birliğini gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Geçmişte Ortodoks kiliseleri birbirlerinin üzerinde değil, yan yana ve ayrı ayrı örgütlenmişlerdi. Bu yüzden aralarında bir hiyerarşi yoktur. Fener Rum Patriğinin Atina Başpiskoposu veya Moskova Ortodoks Patriği üzerinde bir yetkisi yoktur. Ancak onların kabul ettikleri kapsamda bir birleşmeyi gerçekleştirebilir. Uygulamada güçlükler çıkmaktadır. Örneğin ABD'daki Rum ve Rus Ortodoksların örgütlenmesinde İstanbul ve Moskova Patrikhaneleri aynı görüşte değildirler. Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin ekümenikliği hususuna Atina Başpiskoposu, Türkiye Cumhuriyeti'nden daha fazla karşı çıkmaktadır. Geçmişte ekümeniklik, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarının coğrafi ve siyasi bütünlüğüne dayanmıştır. Bugün böyle bir temel yoktur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Meral Akşener'den, Cumhurbaşkanı ve Ak parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a 'Sisi' göndermesi...

Ekrem İmamoğlu, Meral Akşener, Mansur Yavaş, Dilek İmamoğlu Çatalca'da canlı video 20 Haziran 2019

Ekrem İmamoğlu'nun Binali Yıldırım'ın paylaştığı Beylikdüzü Belediyesinin Satıştay Raporundaki Zararını açıklama videosu

Ekrem İmamoğlu 20 Haziran 2019 Çatalca Mitingi canlı izle video

İbrahim Tatlıses: Tayyip Erdoğan için ölürüm' 20 Haziran 2019 video haber.

Seçime 3 gün kala Dilek İmamoğlu sosyal medyaya damgasını vurdu. 'Siyaset geçici, insanlık kalıcı' diyen Dilek İmamoğlu'na göre Ekrem İmamoğlu seçimi bu sefer daha büy...

Ekrem İmamoğlu ''Halkalı Yuvamız İstanbul'' Kreş Açılışında Canlı video

Yazarlar
Website Security Test