Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Yakın tarihimizin dönüm noktası 26 Ağustos - 9 Eylül 1922

31.8.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa komutasında Kocatepe'de başlayıp, İzmir'de biten Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı'nın son evresidir.

Atatürk ordusunu Büyük Taarruz'a çok iyi hazırlamıştır. Kendinden ve başaracağından da çok emindir. Başkomutan yetkisini aldıktan sonra Ankara'dan ayrılacağı akşam, Keçiören'de arkadaşları ile birliktedir. Arkadaşlarından biri, "Paşam ya başaramazsanız?" dediğinde, "Ne demek istiyorsun? Taarruz emrini aldığınızın 15. günü İzmir'deyiz" yanıtını vermiştir.

Sözünü tutmuş Büyük Taarruz'un 14. günü İzmir'e girmiştir. Bu nedenledir ki, zafere giden yol olan Büyük Taarruz, tarihimizin bir dönüm noktasıdır!

Çanakkale ve Sakarya savaşları, hücum eden düşmanı durduran savunma savaşlarıdır.

Büyük Taarruz, yaklaşık 200 yıldan beri zafer yüzü görmemiş Türk ordusunun zaferle sonuçlanan ilk taarruz savaşıdır!..

Bu savaş, düşman ordusunun topyekûn yok edilmesi, yaklaşık yüz elli milyon kilometrekarelik alanın 14 gün gibi kısa bir sürede ele geçirilmesi, Lozan'a önemli bir diplomatik avantajla katılma fırsatının yakalanmasıdır.

30 Ağustos Meydan Muhaberesi'nden sonra çevreyi gezen Atatürk, düşmanın ağır yenilgisini, savaş alanında bıraktığı silah, cephane, savaş malzemesi, ölüleri ve esir kafilelerini görünce yanındakilere "Bu manzara insanlık için utanç vericidir. Ama biz burada vatanımızı savunuyoruz. Sorumluluk bize ait değildir" demiştir. Ve savaştan hemen sonra ordularına "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!" emrini vermiştir. Bu emir doğrultusunda üç koldan İzmir'e ilerleyen ordu 9 Eylül'de İzmir'e girmiştir.

Falih Rıfkı Atay "Atatürkçülük Nedir?" adlı kitabında der ki; "Dumlupınar Zaferi vatanın bütünlüğünü kurtarmıştır. Millet bütünlüğünü kurtaran ise eğitim birliği ve laisizim devrimleridir. Bu iki devrime uzaktan yakından dokunmak millet hükmüne ihanet etmektir. Günümüzde Atatürkçülük gitgide sağ ve sol fikir akımları arasında kendi kimliğinden uzaklaşmaktadır. Solda komünistin, sağda Ayasofyacının da silahı ve siperi haline dönmüştür..."

Günümüzde olup bitenlere baktıkça Falih Rıfkı Atay'a hak vermemek mümkün değil. Kendini muhafazakar, milliyetçi sananlar, beyhude onu yok saymaya, o devri ve devrimleri parantez arasına almaya çalışırken, kendini solcu Atatürkçü sananlar, çalışmadan, üretmeden sadece onun mirası koltukta, fotoğrafı önünde oturarak, fincanlara, küpelere, rozetlere resmini basıp satarak, halkın oylarına talip oluyorlar.

Atatürk'ün adını bu kadar gündelik tartışmalara karıştırmak, çıkarlara araç etmek doğru mudur?

Biliyoruz ki Atatürk her zaman doğmacılığa karşı olmuştur.

Çok farklı bir zamanda ve şartlarda söylediği her sözü değişmez doğru gibi kabullenmek doğru mudur?

"Ben size manevi miras olarak hiç bir ayet, hiç bir dogma, hiç bir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır..." diyerek izlememiz gereken yolu göstermedi mi?

Atatürkçülük Türk kalarak, bir batılı kadar medeni olmaktır. Bunun için gerekli bilgi ve teknolojiyi öğrenmek, uygulayarak yenisini üretebilmektir. Bunları yapabilecek özgür düşünceye, iradeye sahip olmak, muasır medeniyetlere ulaşma hedefinde çalışmak, çalışmak, yılmadan çalışmaktır. Türklüğü akıl ve bilim ışığında 21. yüzyıla taşıyacak kişiliğe, insanlığa ulaştıracak azim ve kararlılığa sahip olmaktır. Laiklik ve eğitim birliği temelinde, toplum işlerini sadece akıl ve bilim yolu ile, zamanın değişen ihtiyaç ve şartlarına uygun yöneterek ve de çalışarak, özgür batı Türklüğü'nü kurmaktır.

Biz onun faşizm ve komünizm için ne düşündüğünü biliyoruz. O bütün devrimlerini Türklüğü vicdan ve düşünce özgürlüğüne kavuşturmak için, milli iradeyi, cehaletten, kara inançlar baskısından kurtarmak için yapmıştır.

O ne naziz mi, ne komünistliği hoş görmüştür. Lenin'in "Milli kurtuluşlara yardım edelim, emperyalistlerin gittiği yere biz yerleşiriz" tezinden faydalanarak bir komünist partisi bile kurdurmuştur. Fakat zaferden sonra elini batı dünyasına uzatmış, Türkiye'yi dünyada saygı duyulan bir ülke konumuna ulaştırmıştır.

Sadece Türkiye tarihinin değil, dünya tarihinin kabullendiği dehası ile Osmanlının cehalet batağında yitirdiği bir imparatorluktan, özgür, laik bir hukuk devleti, çağdaş, yeni bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti yaratabilmiştir.

Cumhuriyet tarihimizle ne kadar övünsek azdır.

Bize düşen görev onun manevi mirasına sahip çıkıp, akıl ve bilim yolundan ilerlemek ve bu bilince sahip evlatlar yetiştirmektir.

ZAFER BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 20 Mayıs 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Ba...

Günlük Burç Yorumları Aşk 18 Mayıs 2019 Cumartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Ba...

Yazarlar
Website Security Test