Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Devlet-Vakıf Üniversitesi: Bilimde Verimlilik ve Sürdürülebilirliği arttırmak için…

19.10.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kamu kaynakları başta olmak üzere tüm olanakları en verimli ve sürdürülebilir biçimde kullanmak zorunda olduğumuz bir dönemi yaşıyoruz. Küresel ölçekli siyasal ve ekonomik tutarsızlıklar, Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sisteminin ilk hükümetince açıklanan yeni ekonomi politikaları, kamu maliyesinin kronik sorunları, kuruşun hesabını yapma ve sıkı para politikalarını uygulama zorunluluğunu dayatıyor. Kamu kaynakları içinde en etkili kullanmamız gereken stratejik rezerv ise üniversiteler. Çünkü çare; çözümü arayıp bulmak, bulduğunu yararlı bilgiye dönüştürerek uygulamak, sonuç almaktır. Çare yaratırken rehber bilim, başvuru kaynağı üniversitedir, bilim üretmek koşuluyla!

Türk Üniversiteleri bilim üretmeye ne kadar iştahlı?

Bilim insanlarının duyarlıkları dışında bu konuda etkin bir zorlayıcı mekanizma yok sanki. Üniversitelerimizi bilim üretmeye yönlendiren itici güç, çoğunlukla Yükseköğretim Kurulu (YÖK) iradesiyle getirilen yaptırımlarla hissediliyor. Oysa gün itici değil çekici güçleri geliştirme ve uygulama günüdür!

YÖK zorlamasa kaç devlet üniversitesi Kalite Güvence Sistemlerini geliştirmeye yönelirdi? Stratejik Planlamayı kaç üniversite gereği gibi geliştirip uyguluyor? Rektörleri, YÖK denetimlerinin yüzü suyu hürmetine bütçeyi mevzuata uygun kullandığını ve yasaya uygun davrandığını belgelemek dışında zorlayan kaç yaptırım biliyorsunuz?

Üniversite yönetimleri TÜBİTAK, SANTEZ, Kalkınma Ajansları ve KOSGEP vb. yanında AB ve benzeri uluslararası proje kaynaklarından kazandıklarını üniversite için kullanma esnekliğine ne kadar sahip?

Bu eşiği artık aşmak zorundayız!

Gelin Devlet Üniversitelerini kamu maliyesinin sırtında bir yük olmaktan kurtaralım, kamuya katma değer üretmeye yönlendirelim ve bütçenin yakasından düşürelim! Nasıl mı?

Devlet Üniversitelerini kendi vakıflarını kurmaya, uygun yasalarla bilimi nakde tedavül etmeyi teşvik edelim ki bilim değerini özgürce ve istekle arttırsınlar. Yaratıcı ve üretken olmak bir tercih değil bir yükümlülük olsun. Üzerine konuşlandıkları tahsisli kamu arazilerini kurucu vakıflarına bağışlayalım. Böylece bu arazilerin bakımı dâhil tüm giderlerini kamu kaynaklarına gerek duymadan, yarattıkları öz değerden karşılayabilsinler. Yerel ve bölgesel ölçekte Mütevelli Heyetlerini oluşturup üniversiteyi yerinden yönetebilsinler; öncelikle yerelin kaynaklarından yararlanıp yerelin işine yarayabilsinler. Yerele taahhütte bulunup yerele hesap verebilsinler. Kamu da denetlesin, hesap sorsun, sorun olmaz ama denetim, yönetimle ilk elden yerelde buluşabilsin. Bilim önce yerelden ürer, genele yayılır.

Vakıf üniversitelerinde bunu denemedik mi? Devlet üniversiteleri bu deneyimden neden yararlanmasın ki?

Bu anlayışla devlet üniversiteleri de, itici değil içten gelen bir çekici güdüyle yani iştahla gerçek rekabeti yaşar, sürdürülebilir kaliteyi üretir. Kaliteye dayalı rekabetin bir yükümlülük değil ihtiyaç duyulan, kârlı bir yatırım haline dönüşmesi bu yola sağlanmaz mı?

Bu modelin çekiciliğini arttırmak için, süreyle sınırlı bir gelir vergisi muafiyeti sağlayalım ve diyelim ki: “… Sana bundan böyle kamu kaynaklarından pay değil, fırsat veriyoruz. Aklını ve bilim üretme gücünü kullan, katma değer üret. Yarattığın kaynakların kullanımında da esneklik tanıyoruz. Dünyanın en değerli bilim insanlarını üniversitende istihdam et ve onlardan en yüksek faydayı sağla, size ilişmeyeceğiz…”Kurumsallaşmasını tamamlamış devlet üniversiteleri bu modeli sindirmeye yatkındır, bundan emin olun. Gerçek özerklik, bilimsel üretkenliğin sağladığı ayrıcalıklarla elde edilir: Üniversitenin kamuya değil, kamunun üniversiteye ihtiyaç duyar hale gelmesi gerek!

Bu uygulamadan sağlanan tasarrufla yeni kurulan devlet üniversitelerine daha çok kaynak ayırarak; “… Kamu kaynaklarından sana eskiden verdiğimden fazlasını veriyorum ama en kısa sürede kurumsallaşmış devlet üniversiteleriyle kalite üretiminde rekabet edebilir ve kaynak yaratabilir hale gel. Bu süre tamamlandığında kaynak üretmezsen hesabını sorarım. Çünkü bir süre sonra sana da kamu kaynaklarından pay ayırmayacağım…”diyelim. Kalite daha kısa sürede ürer, kuşkunuz olmasın.

Savunma endüstrisi öncelikli olarak hemen her sektörde atılım ihtiyacımız depreşti. Bilimin üretime yatkın tasarım becerisine her zamandan çok ihtiyaç var bugün. İstanbul Teknoloji Festivalinin yarattığı katılım bu atılım gününün çoktan geldiğini kanıtlamıyor muydu?

Üniversitelerine sarıl ve kolları sıva İzmir! Zaman, üniversite kenti İzmir zamanıdır!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test