Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Daha yapacak çok işimiz vardır

19.10.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

ABD’li rahip Brunson’un tahliyesi ile birlikte piyasaların bir nefes aldığı doğrudur. Ancak bu gelişme ekonomideki sorunların çözümünde ana unsur değildir. Yatırımcının önünü görmesi için yeterli de değildir. Çok daha kapsamlı yapısal reformlara, istikrara, güvene ihtiyaç vardır. Dış algının olumlu hale dönüştürülmesi ve bunun için de dış politikada ve özellikle AB ile ilişkilerde yeni yaklaşımlar gereklidir. Enflasyon, faiz hadleri ve kurlarla ilgili olarak alınacak tedbirler kalıcı nitelikte olmalıdır. Kısa vadede olumlu sonuçlar verebilecek ancak daha sonra yapısal sorunlara yol açacak önlemlerden kaçınılmalıdır.

Dış ticaret açığının azaldığı ve geniş ölçüde bu azalmaya bağlı olarak cari açığında gerileme eğilimine girdiği gözlenmektedir. Ancak bu durumun ana sebebi ithalatın son aylarda sürekli bir düşüş içine girmesidir. Üretim, tüketim ve ihracatın önemli ölçüde ithalata bağımlı olduğu bilinmektedir. İthalatın gerilemesi ile birlikte büyüme hızının da gerilemesi ve işsizliğin artması söz konudur. Nitekim Haziran ayında % 10,2 olan işsizlik oranı Temmuz ayında %10,8 e çıkmıştır. Üstelik söz konusu ay mevsimlik işçilerin en yoğun olarak iş bulabildikleri aylardan biridir.

Yerli yatırımcıların kredi sorunlarının devam ettiği görülmektedir. Yüksek faizlerle alınacak kredilerle iş yapmak ve rekabet edebilir nitelikte ürün elde etmek kolay değildir. Banka sermayelerinin yeniden yapılandırılması sorununun nasıl çözüleceği de henüz bilinmemektedir.

Cumhurbaşkanlığı’nın 2019-2021 yıllarını kapsayan yatırım programına ilişkin genelgesi, ülkenin tasarruf hacminin arttırılması ve zaten kıt olan kaynakların verimli alanlarda kullanılmasının teşviki açısından olumludur. Buna göre, zorunlu haller dışında yatırım programına yeni proje alınmayacak ve proje ödeneklerinde, devam eden projelerden acil olanlara ödeme yapılmasına öncelik verilecektir. Süreklilik arz etmeyen ve konjonktüre dayalı gelirlerin oluşturduğu geçici kaynaklara karşılık olarak kalıcı mahiyette harcama oluşturulmayacaktır. Kuşkusuz genelgede öngörülen hususların ne ölçüde gerçekleşeceği uygulamada görülecektir. Kaynakların reel sektöre yönelik olması ve üretimle birlikte ihracatı ön plana alması son derecede önemlidir.

Dünyadaki ekonomik gelişmelerin de bütün gelişmekte olan ülkeler için olduğu gibi ülkemiz için de olumlu bir seyir izlemediğini unutmamamız gerekmektedir.

IMF’nin yayımladığı Küresel Ekonomik Görünüm raporunda, ABD istihdam verilerinin güçlü geldiği, enflasyonun artacağı, FED’in 2019 yılında 4 defa faiz artırımına gidebileceği öngörülmektedir. Avrupa Merkez Bankası’nın da faiz artırımına başlayacağı hususu da göz önünde tutulduğun da, dış kaynağın azalması veya maliyetinin yükselmesi söz konusu olacaktır. Petrol fiyatlarının sürekli şekilde yükselmesi, enerji ithalatçısı ülkemiz için maliyet arttırıcı bir gelişmedir.

Makul bir büyüme hızını korumamız, cari açığı finanse edebilmemiz ve yüksek dış borçlarımızı çevirebilmemiz için dış kaynağa olan ihtiyacımız açıktır. Bu kaynağı sağlayabilmemiz için yabancı yatırımcılara güven vermemiz ve uygun ortamı hazırlamamız gereklidir. Bunun için istikrarlı, her alanda yapısal reformlarını tamamlamış bir ülke haline gelmemiz ve bu konuda yabancı yatırımcıları ikna edebilmemiz lazımdır.

Merkez Bankası’nın 25 Ekimde yapacağı toplantıda alacağı kararlar, hem kurumun sadece ekonomik gerekçelerle karar alıp almadığı ve hem de bağımsızlık tartışmalarını sona erdirecek nitelikte olmalıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test