Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Belediye seçimleri öncesi

26.10.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Pahalılık, enflasyon, rahip, yargı, ameliyatlar gibi siyasi tartışmalar devam ededursun, Türkiye’nin yerel seçim kazanı fokur fokur kaynayarak, gündemin ilk sıralarına hızla tırmanıyor. Bunca sorunumuz varken, şimdi seçimin sırası mı? Zaten seçim yorgunu haline geldik. Sandık başına gitmekten, onun heyecanını yaşamaktan neredeyse işi gücü ihmal edeceğiz. Ama yapacak bir şey yok, yerel seçim takvimi çok önceden belirlenmişti.

Kimse kızmasın, bizim sağlıksız ve çarpık demokrasimiz aklına eseni ve önüne geleni belediye başkan adayı diye karşımıza çıkarıyor. Adam üç kazı güdemezmiş, çevresini bile idare edemezmiş, işlerini bile düzeltemezmiş, koca koca şehirleri yönetmeye kalkıyor. Mahallenin futbol takımında kaptan olamayanlar, oturduğu sitede bir türlü başkan seçilemeyenler, muhtarlık bile yapmayanlar, bir de bakıyorsunuz ki devletin en önemli koltuğuna oturmaya hazırlanıyor. Nasıl oturuyor, seçilmek için ne dolaplar dönüyor, destek için onca paralar nereden geliyor, bunları hepimiz görüyor, biliyor ve yaşıyoruz. Ama düzeltmek için hiçbir çabamız yok.

Aslında adaylara devletin Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsünde 6 aylık bir kurs vermek ve başaranlara seçime katılma hakkı tanımak lazım. Bilmiyorum bu Enstitümüz hala hayatta mı? Çünkü devletin pek çok ciddi kurumu ya kaldırıldı ya da adları değiştirildi. Bu yüzden vatandaş da şaşkına çevrildi ya… Eğer Enstitü hala ayaktaysa, aday adaylarının oraya gitmesi, devleti tanıması, yasalarını iyi öğrenmesi ve hele muhasebe ciddiyetini iyice kavramaları şart. Şart çünkü Doğu ve Güneydoğu’da öyle Belediye Başkanları var ki, devletin parasını kendi parası gibi hesapsız kitapsız sarf ediyor, yandaşlarına rahatça dağıtıyor. Sadece oralarda mı neyse, fazla konuşturmayın beni. Ayrıca tüm adaylardan bir mal beyanı almak gerekiyor. Seçildikten sonra değil, adaylığını açıkladıktan ve resmi müracaatlarını yaptıktan sonra, hemen almak lazım bu yazılı beyanı. Almak da yetmiyor, devamlı izlemek ve incelemek şart. Yasalara göre kamu hizmeti yapanlardan 5 yılda bir isteniyor mal beyanı. Bu süre içinde de, ne açan ve nede bakan var bu kapalı zarflara. Ancak ihbar olacak da, öyle görev yapacak komisyon. Şimdiye kadar ne böyle bir ihbar işitildi nede böyle bir komisyon toplandı. Yasa kağıt üzerinde var ama uygulanmıyor işte…

Peki, seçim kampanyalarında harcanan o paralar, kazanabilmek için yapılan onca masraflar, miting hazırlıkları, o kafa şişiren anonsların yapıldığı, saçma sapan marşların bangır bangır yayınlandığı o minibüsler, otobüsler ve konvoylar… Nereden geliyor bu paralar? Hani akrabalar, eş dost filan yardım etseler değil miting yapmak, kahvede toplantı bile düzenleyemezsiniz. Çok zenginseniz mesele yok, peki fakir fukara takımı parası yoksa nasıl aday olacak? 55 yıldır gazeteci kimliğimle bu işlerin içindeyim. Ben bugüne kadar, kendi parasına güvenip adaylığını koyana hiç rastlamadım. Ya arkasında bir dayısı vardır, ya bir müteahhit, ya bir tüccar yada holdingler.

Peki, ticaret erbabı, para sahipleri niye desteklerler, onca masrafı gözlerini kırpmadan niye verirler adaylara? Her şeyin bir bedeli vardır dostlar. Aday seçildi mi, faturalar da tahsil edilmeye başlanır. Kimse kimseye babasının hayrına para vermez, servet dökmez kazanması için. Bunlar acı gerçekler dostlarım. Bu acı gerçekleri ömrümüzce yaşarız ama düzeltilmesi için kılımızı bile kıpırdatmayız. Alan razı, veren razı diye bakarız bunca kepazeliğe.

Bu seçim filmini bilmeyeniniz, görmeyeniniz var mı? Hepimiz biliyoruz ama bir şey yapamıyoruz işte. Bunu yine siyasetçiler düzeltebilir, seçim sistemini iyileştirebilir ve sağlığına kavuşturacak düzenlemeleri, ancak onlar yapabilir. Yeni yasalar hazırlayacaklar, Meclis’te tartışacaklar ve tüm şikayetleri ortadan kaldıracak değişiklikleri Türkiye’ye kazandıracaklar. Çok partili sisteme geçtiğimizden buyana hala bunu bekliyoruz ama bir türlü gerçekleşmiyor işte. Nasıl gerçekleşsin ki, Türk siyasetinin patronları, kendilerini de ortadan kaldıracak böyle bir değişikliğe evet derler mi? Kurşunu kendi ayaklarına sıkarlar mı?

Dikkat ediyorum, henüz genç, istikbal vadeden, pırıl pırıl adaylar yok ortalıkta. Yine bilinenler, yine siyaset kazanında yıllarca kaynayanlar, yine her yere aday olmak için çırpınanlar… Yahu yeter artık, oturun biraz yerlerinize, şu gençlere yer açın artık. Devleti ve milleti şikayet ettiğimiz hallere sizler düşürdünüz, bırakın gençler düzeltsin. Tutun ellerinden, destekleyin onları, hiç değilse ülkemize böyle bir faydanız olsun. İyi çalışanları, devletin parasını yerinde kullananları, halka yeni ve ihtiyaç duyulan projelerle yaklaşanları desteklemeye devam edelim ama artık gençlerimizi de görelim yerel yönetimlerimizde. Bu seçim kargaşası içinde bunları gündeme alacak ve uygulayacak idareciyi bulamayacağımızı biz de biliyoruz ama hiç değilse söyleyerek rahatlıyoruz işte.

Aynı sistemle, aynı şartlarla, aynı alışkanlıklarla yapacağımız seçimlerin pek faydalı olacağına inanmıyorum ama yine de devletimize ve milletimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test