Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kışlalı: ''Erdoğan, Atatürk’ün milletin kalbindeki yerini silemez!''

2.11.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, başta Cumhuriyet resepsiyonu ve Tunceli’de “donan” uzman çavuş şehitlerle ilgili tartışmalar olmak üzere ülkenin gündeminde olan sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

GÖZLEM – Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu 95 yıl içinde “ilk defa” Ankara dışında verildi. İstanbul Havaalanı’nın açılışı gerekçe gösterilerek yapılan bu değişiklik, muhalefet partileri tarafından ağır şekilde eleştirildi. Hatta “Cumhur İttifakı ortağı” MHP’nin genel başkanı Devlet Bahçeli bile İstanbul’a gitmedi; sizin görüşünüz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu Cumhuriyet'e verdiği önem belli. Yıllardır süregelen Atatürk Cumhuriyeti'ni önemsizleştirme, değerini düşürme politikalarının devamı niteliğinde bir uygulama. Sözde yeni havalimanının açılışı nedeniyle böyle yapıldığı ifade ediliyor ama istenilse Ankara'ya da dönülebilirdi, baştan havalimanı açılış tarihi farklı da belirlenebilirdi. Bahçeli'nin gitmemesiyle ilgili de Ankara'da konuşulan husus, kendi istememesinden ziyade iktidarın, yerel seçimler öncesi HDP oylarını almak istemesi nedeniyle bunu istemediği yönünde.

GÖZLEM – Havaalanı’na “İstanbul” adı kondu, “Yerel seçimlerden sonra değiştirilecek” iddiaları var. İstanbul Havaalanı resmen uçuşlara açılınca Yeşilköy’deki “Atatürk Havaalanı büyük bir park olacak”; görüşünüz?

Erdoğan'ın Atatürk hakkında ne düşündüğü aşağı yukarı belli. Atatürk ismini statlardan, üniversitelerden ve diğer pek çok kurumlardan silmek yolunda çeşitli icraatları da belli. Mirasını bile değiştirmek istiyorlar. Yapılan bu icraatlar Atatürk'ü silmek için yapılıyorsa, bu boşuna bir çaba. Atatürk'ün yerini bu ülkede halkın çok önemli bir kısmının gönlünden silmek mümkün değil. Öte yandan Erdoğan kendi başına başarılı bir Cumhurbaşkanı. O da bu görevinde daha çok kabul edilir olsun. Ama Atatürk ile onu mukayese etmeye kalkmak hem gereksiz, hem de anlamsız. Atatürk'ün milletin kalbindeki yerini muhafaza etsin, bundan ne zarar var? Erdoğan niye ısrarla Atatürk'ü bu ülkenin çehresinden silmeye çalışıyor? Atatürk bu ülke için kendi içinde çok önemli bir insan. Bunu silmeye çalışmak hakikaten gereksiz. Oy potansiyelini de arttırmaz, bilakis düşürür. Niye böyle yapıyor? Herhalde dinci yaklaşımından dolayı Atatürk'ü silmeye çalışıyor. 

GÖZLEM – Havaalanının açılışına “Batılı liderlerden hiçbiri gelmedi”; nasıl yorumlamalıyız?

Erdoğan'ı ve Türkiye'yi onore etmek istemediklerinden dolayıdır.

 

GÖZLEM – Tunceli’de, PKK operasyonu sırasında iki şehit verdik. Ama bu ölümler “PKK kurşunu ile” olmadı; şehitlerimiz dondular; resmi açıklama “Hipodermi” oldu (Hipodermi; vücut ısısının 35 derecenin altına inmesi sebebi ile ‘soğuk havada uzun süre korumasız kalan’ kişilerde görülür, anında müdahale edilmezse kalpte ritim bozukluğu, kalp yetersizliği hatta ani kalp durması ortaya çıkabilir.) Bu olayı nasıl yorumluyorsunuz?

Şehit olan iki uzman çavuş, özel kuvvetlere bağlı birliklerle birlikte hareket ediyorlardı. Dolayısıyla burada tecrübesizlik, cehalet gibi etkenler söz konusu olamaz. Bunlar adı üstünde kendi konularında uzman askerler. Tipiden dolayı helikopterin iniş yapamadığı ifade ediliyor ama bu deniyorsa, bunu diyenleri eleştirmek lazım. O bölgedeki hava şartları belli değil miydi? Demek doğru dürüst planlama yapılmamış. Bir başka soru, niçin sadece iki uzman? Bunlar kendi birliklerinden ayrı mı kaldılar? Cevaplanması gereken çok soru var. Bu soruların büyük kısmı, TSK'nın bu olaya ilişkin sonradan oluşturacağı "emir" ile yanıtlanır ancak bunun kamuoyuna açıklanması pek olası değildir.

GÖZLEM – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu “Yurt dışından terörist takviyesi kararı aldığı bilgisi alındı. Jandarmamız bu girişimi akamete uğratmak için 21 timle operasyona başladı. Şehitlerimiz de bu timde bulunuyordu. 2 bin 300 rakımda, kara yolu ulaşımı olmayan zorlu, kış şartlarına sahip bir bölgedir. Hava şartları aniden ağırlaştı. Onları oraya bırakan helikopter pilotu defalarca denemesine rağmen oraya inemedi. Tabur komutanı başta olmak üzere arkadaşlarımız oraya intikal etmeye çalıştı. Bizim orada askerlerimizi mevsimsel şartlara uygun olarak operasyona çıkarıyormuşuz gibi algılar ortaya koymaya çalıştılar. Bu hadiseye ilişkin tamamen art niyetli açıklamalara şahit olduk. Bunların hiçbirisinin gerçekle ilgisi yoktur. Şehitlerimizin üzerindeki ekipman, dünya standartlar çerçevesindedir. Ağır kış şartları için özel üretilmiş ekipmanlardır. Ne teçhizat eksiğimiz ne hazırlıksız gitmemiz söz konusudur. Bu olayla ilgili sorumluluğumuzu hissediyoruz. Ben Bakan olarak ve en alt birimdeki arkadaşlarımıza kadar hepimiz sorumluyuz. Bu sorumluluğumuzu aynı şekilde devam ettiriyoruz. Hemen müfettişlerimizi görevlendirdik. Onlar gerekli inceleme ve soruşturmaları yapacaklar” dedi; bu açıklama konusunda görüşünüz?

Bu açıklamada eksik olan taraf olayın nasıl gerçekleştiğidir. 21 tim gönderilen bir bölgede, her timin yaklaşık 20-22 kişiden oluştuğu varsayılsa, toplam 500 kişiye yakın askerin katıldığı bir operasyonda niçin sadece 2 tanesi donuyor? Bu sorunun cevabı eksik. Bu iki uzmanımıza ilişkin ne yapılmadı da bu hazin sonuçla karşılaşıldı? Ne yapılsaydı kurtulurlardı? Dediğim gibi bu hususlar TSK'nın bu olaya ilişkin "emir"inde yer alacaktır ancak büyük ihtimalle kamuoyu ile paylaşılmayacaktır.

 

GÖZLEM – Bu açıklamayı yapan Bakana, gazetecilerin, “Her türlü teknolojiyle desteklenen bir meteoroloji sistemimiz var. Ne tespit edildiyse, ne tahmin edildiyse doğru çıkıyor. Böyle bir sistem varken, ‘Hava şartları aniden değişti’ demek ne anlama geliyor? Meteorolojinin önceden tespit edemediği bir ‘aniden değişme ihtimali’ varsa, neden onun da tedbiri alınmadı, o ihtimal düşünülmedi” sorusunu sormaları gerekmiyor muydu?

Doğru. Bu soruya "Ne oldu da, o bölgede aniden değişen hava şartlarından, operasyona çıkan 500'e yakın askerden sadece 2'si ölümcül bir şekilde etkilendi?" sorusunun da eklenmesi gerekiyor.

GÖZLEM – Hadi, bugün gelinen durumda “gazeteciler bu soruları soramıyor”, muhalefet neden sormuyor; “İş olsun, torba dolsun” misali açıklamalar yapılıyor, o kadar, neden?

Aslında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Benim de dedem Sarıkamış'ta dondu" diyen Erdoğan'a "21. yüzyılda bu kadar teknoloji varken bu nasıl yaşanır" şeklinde çıkış yaptı ve ciddi bir polemik doğurdu. Ama muhalefetin yapamadığı bu konuyu gündemde tutup, hakkıyla üzerinde durmaya devam edememek, tartışma konusu yapamamak. Burada uzmanlardan faydalanma ve bunu halka duyurma konusunda muhalefetin her zamanki zafiyeti maalesef devam ediyor.

GÖZLEM – “Fırat’ın Doğusu” konusunda giderek ciddileşen bir durum var. Sınır ötesi uzun menzilli ve etkili top atışları başlatıldı. “Operasyonun eli kulağında” deniliyor. Cumhurbaşkanı da bu yönde açıklamalar yapıyor. Ülke özellikle ekonomik kriz içinde iken ve de yerel seçimlere gidilirken, bu açıklamalar ne anlama geliyor, sizce?

Eğer burada şunu kastediyorsanız, "Ülkede bin bir mesele var, buna mı vakit ve para ayıracaksınız?" ben bu görüşe katılmıyorum. Türkiye'nin orada bir politikası var. Bu bölgede Amerikan destekli ve PKK güçlerinden oluşan bir Kürt devleti oluşumunun engellenmesi. Bunun için atılması gereken adımlar bu operasyon ise, bu doğrudur. Ama eğer bunun, örneğin iç siyasetteki gündemi değiştirme gibi başka sebepleri olsa bile, yine de bu operasyon stratejisinin önemli olduğunu kabul etmek lazım. PKK'nın uzantısı YPG, Amerika'dan aldığı üç beş silahla Türkiye için bir tehdit oluşturmak istiyorsa, buna karşı önlem alınması gerekli.

GÖZLEM – Orada “PYD / YPG’nin koruyucusu” ABD de var. Amerikalılar, “askeri birliklerini takviye ettiler ve PYD / YPG’ye de yeniden büyük silah desteği verdiler. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Robert Palladino, “Suriye’nin kuzeybatısında ABD askeri personeli de o bölgedeyken gerçekleştirilen tek taraflı saldırılardan büyük kaygı duyuyoruz. Güvenlik konusunda ABD ile Türkiye arasında ‘işbirliği ve koordinasyona dayalı’ bir yaklaşım daha doğru olacaktır” dedi. Bu tablo içinde Fırat’ın Doğu’suna Hava destekli Kara operasyonu yapılabilir mi?

Türkiye'nin orada dediğiniz türde bir operasyon yapma seçeneğini masaya koyması, bu hassas durumun gerektiği gibi değerlendirilmesinin önemini gösteriyor. Yani eğer Türkiye, ABD ile sorunları görüyor ve yine de böyle bir adım atıyorsa, bu durum, Türkiye'nin buradaki gelişmelerden ne kadar rahatsız olduğunu gösteriyordur. Herhalde iktidar bazı şeyleri göze alarak yapıyor. Ama her zaman tabii bunun bir blöf olma ihtimalini, iktidarın her zaman geri adım atabileceğini de dikkate almak gerek.

GÖZLEM – Suudi “muhalif” gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayı, büyük ölçüde aydınlanmasına rağmen, “perde gerisinde önemli sırlarını” saklamaya devam ediyor. “Yenilikçi Veliaht Prens’i hem dışta, hem içte gözden düşürüp, altındaki koltuğu çekmek için, ailenin muhafazakarlarının, devletteki yüksek makamlı muhafazakar bürokratlarla beraber düzenlediği bir cinayet” iddiaları da giderek yaygınlaşıyor. “Aslında Kaşıkçı infaz edilmek istenseydi, 20 milyonluk İstanbul’da ‘Kim vurduya gider’, ne olduğunu kimse bilemez ve bulamazdı. Başkonsoloslukta, hem de ‘İstanbul’a iki uçak dolusu insan, yetkili, ilgili, uzman gönderilerek’ cinayet işlenir miydi? Çocuklar bile böyle bir infaz senaryosu yazmazlardı” deniliyor; ne dersiniz?

İlginç değerlendirmeler. Bu zamana kadar yapılan açıklamalar içinde en mantıklısı gibi görünüyor. Ama böyle olsa, şu anda iktidarda olan Prens Salman ve Kral, niçin Türkiye'ye yolladıkları savcıları aracılığıyla bu cinayetin nasıl işlendiğini tüm açıklığıyla ortaya çıkarmasın? Eğer bu iddialar doğruysa, bu cinayet Prens Salman'a rağmen, onu zor durumda bırakmak için işlendiyse, bu cinayetin nasıl işlendiğini ortaya çıkarmak ve tüm dünyaya açıklamak Prens'in lehine olmaz mıydı? Oysa Türkiye'ye yolladıkları savcıları daha çok bu cinayeti örtmeye dönük bir çaba içinde göründü.

GÖZLEM – Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Taşaltın, Akit TV'de katıldığı bir programda, "İslami olarak cumhurbaşkanına itaat etmek farzı ayın’dır. Karşı gelmek de harpten kaçmak manasına gelir haramdır" ifadelerini kullandı. Taşaltın, "Elbette yalnız FETÖ ile mücadelede yalnızdı. Şu anda başkanlık sistemine gittiğimiz dönemde çok daha yetkili durumda Cumhurbaşkanımız… İslami olarak cumhurbaşkanına itaat etmek farzı ayın'dır. Karşı gelmek de harpten kaçmak manasına gelir haramdır. Biz itaat ediyoruz cumhurbaşkanımızdır" dedi. AKP dahil, gelen büyük tepkiler üzerine de istifa etti. Görüşünüz?

İstifa etmesinin nedeni, yeniden iadeyi itibar kazanmak için olabilir. Öte yandan acaba niyetini iyi ifade edemedi de, aşırı mı göründü? Öyle olsa da olmasa da, aradan bir süre geçtikten sonra yine önemli bir göreve atanır herhalde.

GÖZLEM – AKP Milletvekili ve Grup Başkanı Naci Bostancı'dan Taşaltın'ın sözleri üzerine, Twitter hesabından, "Harran Üniversitesi rektörünün Cumhurbaşkanımızla ilgili sözlerinin a. Cumhuriyetimizle b. İslamla c. Cumhurbaşkanımızın siyasal anlayışıyla d. Rektörlük makamında aranan akademik müktesebatla hiçbir ilgisi yoktur" dedi. Yorumunuz?

Burada benim açımdan da esas ilginç olan bu kişinin bu sözleri söylemesinden çok -ki AKP'de bundan önce de böyle yağdanlık yapan çok kişi olmuştu-, nasıl olup da AKP içinden de bu sözlere bu kadar tepki gelebildi? AKP'liler bu tepkileri Cumhurbaşkanı'na danışmadan verebilir mi? Bilemiyorum.

 

GÖZLEM – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “siyasi rakiplerinin açtığı davalar sonucu karara bağlanan tazminatları ödemek için” 300 bin liraya evini satmış ve 200 bin lira borç almış. Yeni Mal beyanında ortaya çıktı; görüşünüz?

Demek yıllardır önce memur olarak, daha sonra da milletvekili olarak çalışıp, kazandığı paraya rağmen mal varlığı düşmüş. Bundan sonra kendisinin de işi zor, tazminat bekleyenlerin de işi zor demek ki.

GÖZLEM – Fenerbahçe’de Cocu’nun gönderilmesini nasıl yorumluyorsunuz? Yerine bir “Türk” mü, yoksa “Yabancı” mı teknik direktör olarak getirilmeli?

Doğru bir karardı. Cocu ile bir yere varılamayacağı ortaya çabuk çıktı. Yerine şu an için devam eden Hollandalı Koemann zamanında çok iyi bir futbolcuydu ve sonradan da iyi bir antrenör oldu. Oyunu çok iyi okuyan bir ön liberoydu. Ancak bana göre, Fenerbahçe'nin de, Türk futbolunun düzelmesi, Türk antrenörlere ve kulüp kadrolarında daha çok Türk futbolcu oynatılmasına bağlı. Çünkü futbol bir takım sporudur. Oyuncuların birbirlerini her şekilde anlaması çok önemli.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test