Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İzmir gibi Türkiye

9.11.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

AKP’nin yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısı ve adı kulislerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için geçen Mehmet Özhaseki’nin, “İzmir’de kazanacağız ve İzmirlilere o lezzeti tattırıp hizmetlerimizle kalıcı olacağız.”diyerek ifade ettiği iddialı bir söylemi var! Bunu okuduğumda, İzmirlilerin büyük çoğunluğu gibi ‘aman kalsın’ dedim. Özhaseki İzmir’i, bir telefonla görevden alınan Başkanların yıllardır yönettiği İstanbul, Ankara, Bursa, Düzce, Balıkesir gibi yerlere mi dönüştürecek diye düşünerek “aman eksik olsun” diyorum.

Özhaseki, Hürriyet gazetesinden İpek Özbey ile yaptığı söyleşide daha sonra ekliyor:

“İzmir’deki insanlar daha çok özgürlüklerine, demokrasiye düşkünler. Bu çok doğal bir şey. Özel yaşamına müdahale edilecek kaygısı ön planda gibi görünüyor.”

Doğrusu bu ya, yalnızca İzmirliler değil ülkelerinin gidişinden kaygı duyan insanların tümü bu kaygıyı taşıyor. Birbirini seven iki gencin ele ele parkta gezinmesini ben mi yasakladım? Okulların çoğunluğunu imam-hatipleştirenler CHP mi yoksa? Kayseri, Konya gibi AKP Belediyelerinin hüküm sürdüğü onlarca yerleşimde karşılıklı bir bira bile içilmesine yasak getirenler dış güçler mi?

Değil elbet. Ülkeyi sosyal medyada bile tıkayan, tek kişinin ön plana çıkarıldığı totaliter bir ortama getiren siyasal iktidardan başkası değil Sayın Özhaseki.  Ortaçağa özgü karanlık yapıların zihinsel ve toplumsal zincirlerini çok öncelerden kırmış, özgürlüğüne sahip olma refleksi gelişmiş toplumlarda, ortaçağ karanlıklarının kalıntısı cemaatçilik, (dindarlık değil) dincilik karşısında savunma tepkisinin gelişmesi doğaldır. Bunu anlamıyorlar ya da anlamak istemiyorlar.

AKP’li Belediye Başkanları başarılı bir belediyecilik yapsalardı görevden alınırlar mıydı? İstanbul’un silüetini bozan imar değişikliklerini kimler onayladı? Cumhurbaşkanı bile bundan rahatsız. Artık dikey değil yatay yapılaşmanın tercih edilmesini buyuruyor. Cumhuriyet gazetesinden Hazal Ocak ise başka bir açıdan yaklaşıyor emsal yani rant artışlarına; İstanbul’daki rant vurgununun 250 milyar dolar civarında olabileceğini yazıyor. İzmir’de de vurgun isteyenler çıkabilir ama İzmirlilerin büyük çoğunluğu böylesi bir vurgunu kabullenmeyeceklerdir.

Sayıştay raporlarıyla AKP’li Belediyelerde ortaya çıkan rezaletlere ne demeli? Olmayan etkinliklerin gösterilmesi, alımlardaki usulsüzlüklerden dolayı uçup giden  milyarlarca lira… İzmir’de mi böyle olsun?  Usulsüzlüklerle değil onu açıklayanların yerinden olmasına İzmirli razı olabilir mi? Bence olmaz!

Olmaz çünkü İzmir’de Aziz Kocaoğlu yönetiminin nerdeyse 15 yıldır oluşturduğu bir “İzmir Modeli” var ortada. Nedir modelin özü? Üretimin desteklenmesidir. Başka bir deyişle yerelde kalkınmanın teşvik edilmesidir.

Demem o ki, birbirine tümüyle zıt iki siyaset, iki yaklaşım var. Bir yanda, sözde “büyük” projelerle sınırlı bir yandaş zümresine rant sağlanması var. Öte yandan kooperatifleşmenin teşvik edilmesi, ürün alımları vb. yoluyla geniş kitlelerin refahının geliştirilmesi, hiçbir şaibe karışmadan gerçekleştirilen alt yapı, ulaşım, kamulaştırma uygulamaları var.  

Hangisini tercih edersiniz? Hangisi özgürlüklerin, demokrasinin gelişmesini sağlayacaktır? Elbette ikincisi tercih edilecektir. Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin de “Türkiye, İzmir gibi olsun” hedefini destekleyecek bir aday ile karşımıza çıkmasını umarız.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test