Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kışlalı: ''Batılıların algıladığı şekilde bir demokrasimiz yok!''

28.12.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, ülke gündeminin üst sıralarındaki olaylar ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

GÖZLEM – ABD “ani” bir karar ile “60 – 100 gün içinde askerlerini Suriye’den çekileceğini” açıkladı. Sizce “gerçekten” çekecek mi, yoksa bu senaryo, “Türkiye’nin Fırat’ın Doğusu’na yapacağı askeri harekâtı erteletmek için” mi, sahneye kondu?

Bu sorunuza cevabını, bundan sonraki sorularımızın cevaplarında bulacaksınız.

 

GÖZLEM – Trump, “Orada DEAŞ ile mücadele için bulunuyorduk, Mücadele kazanıldı, kalan küçük grupları Türkiye gibi devletler temizler. Türkiye bunun için garanti verdi, ABD askerinin işi kalmadı” dedi. Bu durumda Türkiye Suriye bataklığına çekilmiş olmuyor mu? Karşımızda Halep’e, Münbiç’e doğru asker kaydırması yapan Esat’ın ordusu + PYD - YPG + DEAŞ “silahlı” güçleri olmayacak mı?

Türkiye zaten Suriye bataklığının içinde. Hem de Suriye 'bataklığı' Türkiye'nin içinde. Türkiye Suriyelileri yıllardır besliyor, okutuyor, ancak bu insanların problemleri ile daha çok uğraşmak zorunda. Dolayısıyla Türkiye bataklığına zaten bundan önceki politikalarla itilmiş durumda. Amerika'nın oradan çekilmesi her şekilde lehimize. Eğer müdahale durumu olursa Amerika ile karşı karşıya gelecektik. Şimdi bu durum ortadan kalktı. Eğer Türkiye için ciddi bir tehdit haline gelirse, Türkiye'nin PYD/YPG'yi Suriye'den çıkartmak için oraya askeri operasyon yapması gereklidir.

 

GÖZLEM – Ayrıca, Rusya YPG – PYD’nin, İran Suriye’nin yanında değil mi? Bu durum “Türkiye – Rusya – İran yakınlaşma bloğunu” sarsmayacak mı?

Zaten bir sava göre, ABD'nin Suriye'den çekilmesindeki amaç Türkiye'yi İran ve Rusya'dan uzaklaştırmak. YPG/PYD'nin de Suriye rejiminden yardım isteyerek, bu bölgeye Suriye güçlerini çağırdığı ve Suriye'nin buraya asker sevkiyatı yaptığı haberlerde yer aldı. Bu şartlarda Türkiye'nin Suriye topraklarındaki bu bölgeye askeri harekat yapması Suriye ile arasını biraz daha bozar ve bu da İran ile ilişkileri gerebilir. Ancak diğer taraftan da bu bölgedeki terör tehdidi Türkiye için mevcudiyetini koruyor ve Türkiye'nin bu duruma seyirci kalmaması gerekir. Bence ABD'nin oradan çekilmesi Türkiye'nin bölgedeki hareket serbestliğini rahatlatacaktır. Tabii en doğrusu Amerika buradan çekildi, Suriye de yeniden bölgeye giriyor. Suriye ile anlaşıp buradaki terör unsurlarını temizlemektir.

 

GÖZLEM – Bu tablo için, “Erdoğan’ın seçim için yatırımı, Süleyman Şah Türbesi’nin eski yerine taşımak istiyor ve ABD de yardım ediyor” iddiaları var, ne dersiniz?

Olabilir. Ancak bunun karşılığında ABD'ye hangi ödünlerin verildiğinin de iyi irdelenmesi lazım. ABD sırf Erdoğan'a jest olsun diye buradan çıkmıyordur herhalde. Zaten Başkan Trump da buradaki güçlerini Irak'a çekeceklerini ve gerekirse tekrar müdahale edeceklerini açıkladı.

 

GÖZLEM – ABD, PYD – YPG gruplarına binlerce tonluk silah ve mühimmat desteği verdi. Ayrıca, “çekilme kararı ile” en az “100 günlük” bir zaman kazandırdı; savunma hatlarını güçlendirmesi için. Bu tablo içinde Fırat’ın Doğusu’na, YPG – PYD hakimiyetindeki bölgeye yapılacak bir karar harekatı, hele Rusya “hava sahasını açmaz” ise, zor olmayacak mı?

Türkiye'nin, çok büyük bir tehdit olmadığı sürece bu bölgedeki PKK'lıları ve onların uzantılarını yok etmek için büyük bir harekata girişmektense, dönem dönem yaptığı gibi münferit operasyonlarla hareket etmesi şu an için daha doğru gözüküyor.

 

GÖZLEM – Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Metin Akpınar – Müjdat Gezen olayı konusundaki görüşünüz?

Uğur Dündar'ın sunduğu Halk TV'deki Halk Arenası programında Metin Akpınar "Bireylerin özgür iradesiyle geleceklerini tayin edebildikleri rejim demokrasidir. Bizim polarizasyondan, bu kargaşadan kurtulabilmemizin tek çaresi de demokrasi diye düşünüyorum. Oraya ulaşabilirsek ne ala, kavga dövüş olmaz, biz bu işin içinden çıkarız. Ulaşamazsak, bazı  başka liderlerin yaşadığı gibi kötü sonlar yaşayabilir ama bize yazık olur, biz harap oluruz. Kim Rusya'ya döndüyse, iktidardan gitti onu da söyleyeyim. Adnan Menderes de randevu almıştı ihtilal oldu. Süleyman Demirel aynı şekilde Kuzey'e döndüğünde ihtilal oldu" demiş. Müjdat Gezen ise kendisini savunurken “Korkutmak çok tehlikelidir. Gün gelir korkutmak, korkutanı da korkutur. Ben bunların feriştahını yaşadım Kenan Evren zamanında. Ayağımıza zincir de vurdular bizim. 12 Mart'ta, 12 Eylül'de çekmediğimiz kalmadı. Bunların korkusu dağları aşmış. Belli ki o kadar korkuyorlar. Hele İstanbul, Ankara, İzmir'i verirlerse, o korku artık ayyuka çıkacak. Diyor ki Cumhurbaşkanı ‘Kadıköy'de oturanlar kaymak tabakası… Türkiye yıkılsa bunların kılı kıpırdayamaz'. Ben de dedim ki ‘Ben sana böyle bir izin vermiyorum'. Yani benim vatanseverliğimi yargılama hakkını sen nasıl kendinde buluyorsun? Herkese ‘haddini bil' diyorsun. Haddini bil… Haddini bil… Bütün dünyaya parmak sallayıp haddini bil… O zaman sen de haddini bileceksin. ‘Haddini bil' sözcüğü suçsa eğer sayın Cumhurbaşkanı her gün 200 kere suç işliyor" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı'nın Metin Akpınar ve Müjdat Gezen için "sanatçı müsveddeleri, zehirli, alçak zihniyetli, imansızlar" gibi yakıştırmalar yapmasının ardından yargının ve polisin hemen harekete geçip bu sanatçıları gözaltına alması ve dava açılması aslında Türkiye'de batılıların algıladığı bir şekilde demokrasi olmadığını göstermiyor mu?

 

GÖZLEM – Sanatçıların sözlerindeki “bazı ağır ifadeler”, suç mahiyetinde görülse bile, “sonunda” savcıların ve hakimlerin işidir. Cumhurbaşkanı’nın “sanatçı müsveddeleri” gibi sözlerle “sanatçılara hakaret etme” hakkı ve yetkisi olabilir mi?

Yetkisi olmasa da Cumhurbaşkanı Türkiye'de bunu söyleyebiliyor. Onu da kabul etmek lazım. Normal demokrasilerde kişi haklarının ne olduğunu herkes biliyor. Hakarete karşı dava açıldığında ne olacağı belli. Ama Türkiye'de bu tür yargılamaların Batı demokrasilerindekinden farklı işlediğini de biliyoruz.

 

GÖZLEM – Savcılık ve mahkeme kararlarından hemen sonra, RTÜK harekete geçti. Halk TV, Uğur Dündar / Metin Akpınar / Müjdat Gezen ve Fox TV’ye Fatih Portakal’ın haber programı için “Toplumu kin ve düşmanlığa tahrik etmek, toplumda nefret duyguları oluşturmak” gerekçeleriyle cezalar kesildi. Ayrıca, Halk TV’ye “eleştiri sınırlarını aşmak”, Fox TV’ye de “tarafsızlık ilkesini esas almamak” gerekçesi ile cezalar verildi. Toplam 1 milyon TL’ye yakın para cezası kesilmiş olan Fox TV’nin Ana Haber’i de 3 gün hiç yayınlanmayacak. Yaklaşık 80 bin TL para cezası alan Halk TV’nin Halk Arenası programı da 5 kez yayımlanmayacak. Görüşünüz?

Bizatihi bu cezalar bile Türkiye'deki demokrasinin ne durumda olduğunu gözler önüne seriyor.

 

GÖZLEM – Cumhuriyet Savcıları “AKP Genel Başkanı’na yapılmış eleştirileri” bile “Cumhurbaşkanı’na hakaret” kabul ederek soruşturma ve hatta sonra da dava açıyorlar; görüşünüz?

Türkiye'deki yargı sisteminin ne durumda olduğunu yukarıda da ifade etmiştim. Yargı yok oldu. Savcılar da bu yargı sistemine uygun hareket ediyorlar. Şaşılacak bir şey yok.

 

GÖZLEM – TC Anayasası’nın “Başkanlık Divanı” başlıklı bölümünde bulunan 94’üncü maddesinin son bendi şöyle der; “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasî partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine; görevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar; Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar.” Anayasa “böyle” dediği hâlde Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Meclis Başkanı Binali Yıldırım’ın İstanbul Büyük Şehir Başkan adayı olmasında istifa zorunluluğu yoktur” açıklamasını yaptı, görüşünüz?

Anayasa'ya ve Siyasi Partiler Yasası'na göre Meclis Başkanı bağlı oldukları siyasi partinin Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine katılamazlar. Dolayısıyla Meclis Başkanı belediye başkanlığı için herhangi bir seçim çalışmasında bulunamaz. Erdoğan da hiç şüphesiz bunu biliyordur. Buna rağmen bu sözleri ifade etmesini "Meclis Başkanı istifa etmezse ve seçim faaliyetlerinde bulunsa bile, Anayasa'da ve yasalarda bunun yaptırımı olmamasına" bağlıyorum. 

 

GÖZLEM – “İstifa edip etmeme konusunda ne düşünüyorsunuz” sorusuna “O konu kapanmıştır diye düşünüyorum. Tartışma, benim dışımda” diye cevap veren  Binali Yıldırım, sizce neden “Adaylığı hâlâ kabul etmedi, seçilememekten mi korkuyor?”

Eğer Erdoğan'ın Meclis Başkanı'nın istifa etmesine gerek olmadığına ilişkin açıklaması, aslında Yıldırım'ın bu konuda bir talebi olmasından ve Erdoğan'ın buna yanıt verme isteğinden kaynaklanıyorsa, o zaman bu durumda Binali Yıldırım hakikaten İstanbul'da seçimi kaybedebileceği ihtimali olduğunu düşünüyor olabilir. Dolayısıyla korkuyor olabilir. Bunda ne var, haklı da bir korku. AKP'nin İstanbul'u kazanması kesin değil. Binali Yıldırım Erdoğan'dan sonra AKP'nin ikinci adamı, kendi çapında başarılı. İstanbul'u kaybetmesi çok kötü olur.

 

GÖZLEM – CHP’nin İstanbul ve Ankara Belediye Başkan adaylarını nasıl buldunuz; seçimi kazanabilirler mi?

İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu hakkında olumsuz bir konu ortaya çıkmadı. Ancak İstanbul genelindeki tanınılırlığı ne derecededir bilemem. Türkiye genelinde çok tanınmadığı ortada. Binali Yıldırım karşısında yeterli çekim sağlayabilir mi, emin değilim. Ankara adayı Mansur Yavaş'ı ise Ankaralılar iyi tanıyor. Burada esas soru, bu adayı CHP'lilerin ne ölçüde sahipleneceğidir.

 

GÖZLEM – Fenerbahçe tarihinde görülmemiş bir şekilde, ligin ilk yarısını “düşme hattında 17’nci olarak bitirdi”; sizce sebebi nedir ve “bu durumdan” nasıl kurtulacak?

Sebebi kadrosunun yetersiz olması ve santraforu Slamani'nin başarısız olması. Yeni antrenörü Ersun Yanal henüz takımı istediği seviyeye getiremedi. Devre arasında yapılacak bazı transferlerle takım hiç olmazsa düşme hattından kurtulacaktır diye düşünüyorum. Ali Koç akıllı bir başkan. Gerekli önlemleri alır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 23 Temmuz 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Ko...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 22 Temmuz 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğla...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 21 Temmuz 2019 Pazar. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, K...

Yazarlar
Website Security Test