Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

2019, ülkemizde artık yüzlerin güldüğü bir yıl olmalı

4.1.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Evet, Türkiye Cumhuriyeti neredeyse 100. yaşına ulaşmak üzere. Potansiyeli ve imkanları yüksek olan ülkemizin, “gülen yüzlerin ülkesi” olması gerekiyor. Bunun için yönetimlerin ve muhalefetin kendilerinin de artık “gülen siyasetçiler” olması gerekmektedir. Zira gülenlerle gülünür; ağlayan menfi çehrelerin bol olması ile toplumda yalnızca asık suratlar zuhur eder.

Yaşamak çok güzel... İnsanlar tek olarak dünyaya geliyorlar, ancak milletleriyle, ırklarıyla, kendi gibi olanlarla beraber yaşıyorlar...

Ancak bu da kafi değil, bir de koskoca bir dünya var. Orada da insanlar, milletler ve çeşitli ırklardan insanlar yaşamakta.

Bunun anlamı şudur... Ey insan, dikkatli ol! Önce milletinle yaşamak mecburiyetin var... Daha sonra ise az önce ifade ettiğimiz bir dünya ve orada yaşayanlar var.

 

Zorluk burada...

Evet, burada; çünkü dünyada yalnız değiliz. İçimizdeki ve dışımızdaki dünya ile bağlarımızın gerçekleri ile de yaşamak durumundayız...

Öyleyse yaşamımızdaki güzellikleri paylaşmak için dikkatli, planlı, prensipli ve iyi huylu olmalı; kural ve adetlerin yanında sosyal ve ekonomik anlamda ve aynı zamanda dış ilişkiler anlamında her şeyi düşünmemiz ve ön plana alarak hareket etmemiz lazım.

İnsan olmanın en büyük meziyetlerinden biridir “düşünmek.” Ve insan, akıl meziyetlerine sahip olan “tek” varlık olarak yaratılmıştır.

Demek ki bunu kullanmamız gerekiyor. Yüce yaradan diyor ki, “Sana akıl verdim, kullan... Yalnız değilsin, toplumsal bir varlıksın...”

Öncelikle medeni olmak ve toplumun kurallarına uymak gerek. Toplumların özellikleri de devlet ve millet olma gerçeğidir.

Mademki bir ırkın insanlarıyız, önce kendi aramızda, sonra da ülkemizde var olan diğer ırk ve milletten insanlarla birlikte yaşamak sanatını öğrenmemiz gerek.

Bunun için de yönetimlere büyük görevler düşmektedir.

Öncelikle; toplumların düşünce ve akıl yürütme alışkanlıklarının yanında “inanışları” da bulunmaktadır.

Bu ise insan aklının en iyi bilip öğreneceği bir husustur.

İnanç özgürlüğü, o inançların en doğru ve düzgün öğrenilmesi ve yaşanması ile olur.

Bu “gerçeklerin” bulandırılmaması, bence işin temel bir prensibidir.

Bundan sonra da yönetim tarzının ve seçimlerin sonuçlarında ortaya çıkan “irade ve kararların” milletin tercihi olduğunun kabulü gelir.

Burada ise siyasetin, seçtiğimiz “demokrasi” kurallarının hiç bir tarz ve yöntemle bulandırılmamasının temini gerekmektedir.

Bu görev ise seçilen ve yönetim görevi verilenlerle muhalefet olarak tercih edilen iki siyaset grubuna düşer. Bunlar, milletin huzurunu ve ekonomik  geleceğini inşa etmektir ki bu yapılırken dikkate alınması icap eden esas, “tahammül” ve hitabetlerdeki “zarafettir.”

 

Türkiye gülmelidir...

Gülen insanların ülkesi olmaya layığız. Tek temennimiz, bizi yönetenlerin de karşılıklı  “gülen Türk insanının” ülkesini yaratmalarıdır ve bunun için gerekli yönetim tarzının ve kuralların tesisinde karşılıklı olarak anlaşmalarıdır.

Evet, ben hep zarafetin, kültürün, ekonominin, yaşam tarzının, inanışların tam olarak yaşandığı bir ülkem olsun istemekteyim ve böyle bir ülkede yaşamak istemekteyim.

Bunun esası da “yerel yönetimler” ve kabul ettiğimiz başkanlık sisteminin tam olarak yaşanması için gerekenlerinin hem iktidar ve hem de muhalefet tarafından yapılması ve bu yolda takip edilecek yöntemlerdir.

Yönetimlerde her iki tarafın da farklılıkları olacaktır. Bunlardaki önceliklerde tek kural, “milletin geleceğindeki kırmızıçizgilerde” anlaşmaktır.

Umuyorum yerel seçimlerden sonra artık suçlamalar bitsin, herkes verdiği oyun sonuçlarına uysun.  Huzurun tesisi için çalışmalar başlasın.

Sonuç...

2019 yılının ilk günlerindeyiz. Türkiye’de yaşayan her siyasetçinin, Türkiye’nin geleceğindeki “gülen insanları” yaratmak şansına sahip olmak isteğinde olduğunu biliyorum.

Toplumsal ilişkilerimizde ve dünya ile münasebetlerimizde dost ve düşmanlar, içte ve dışta bellidir. Bunların bilinmesini sağlayanlar, tarihimizin anlatıldığı kitaplardır.

Türkiye’de de umarım artık bıktığımız görüntüleri tekrar tekrar yaşamayız. 2023, Türkiye’nin 100. senesidir. Asırların biriktirdiği bir kültür ve toplumu barındıran Türkiye Cumhuriyeti’nin insanları, artık güleryüzlü fotoğraflar ile tarihe merhaba demelidir.

Bütün okuyucularımın, dost, kardeş ve arkadaşlarımın, milletimin yeni yılını kutluyorum. Her şeyin gönüllerince olmasını diliyorum.  İnşallah öyle de olacaktır...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test