Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''Bunlar'' nasıl Müftü?..

4.1.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ben “müftü torunuyum”; Kilis Müftüsü “Sağıroğlu Muharrem Efendi’nin!..”

Rahmetli Dedem, “bir İslam Alimi” idi. Araplar başta İslam Dünyası’ndan din adamları Kilis’e gelir, “sorunlu konularda” onun görüşlerini alırlardı!..

Aydın ve aydınlatan, Atatürk’ün hedef koyduğu “muasır medeniyetin beklediği, istediği” bir din adamının bütün meziyetlerine sahipti. Bilgisi, kültürü, kişiliği ve görüşleri ile kişileri, kitleleri etkiler, görüşleri saygı görür, “dinler ve dinletirdi!..”

“İslami sapkınlığın, yobazlığın karşısına dikilen” bir Müftü idi, Sağıroğlu Muharrem Efendi!..

Şimdi bir “onu hatırlıyor” ve bir de, bugünün, evet neredeyse “o günlerden bir asır sonrası” Türkiye’sinin müftülerine bakıyorum; işte siz de bakın değerli okurlarım, Balıkesir, Siirt Müftülerine bakın ve de “onları seyreden” Diyanet İşleri başkanına bakın, bakın da oturup, “Nerelerden, nerelere geldik” diye isyan etmeyin, ağlamayın!..

Bir müftü düşünün ki; “Charlie Hebdo davasında olsun, Efendimiz döneminde Ka’b Bin Eşref olayında olsun” diyerek, bu “iki örneği art arda koyuyor” ve adeta “katliam fetvası vermeye kalkışıyor!..

Bu iki olayı “benzeştirmenin, denkleştirmenin, yan yana koymanın”, Hazreti Peygamber’e yapılacak “en büyük hakaretlerden biri olduğunu” fark edemiyor; “dinsel açıdan” tam bir kara cahil ve yobaz bir zihniyetin tutkunu!..

El Kaide militanlarının gerçekleştirdiği “Charlie Hedbo katliamı” nerde, “Ka’b Bin Eşref’in öldürülmesi” nerde, hele hele “bunları örnek göstererek” ODATV’ye, çalışanlarına “Öldürüleceksiniz, Tövbe edin” tehdidi yapmak nerde?..

Bu tehdit, Cumhuriyet Savcılarının işi, ama “onlar” nerde?..

“Ka’b Bin Eşref” olayı ile “Charlie Hedbo” katliamını benzeştirmek skandalının hesabını sormak, Diyanet İşleri Başkanı’nın görevi, ama o zaten nicedir; yok, ortada!..

“Öyle” Başkana, “böyle” müftüler; tamam da; olan İslam’a, olan “inançlı” onlarca ve onlarca milyon Türk insanına oluyor. İslam yara alıyor, Türkiye zarar görüyor; “Anayasa’nın ‘laik hukuk devleti’ ilkesi” de paspas ediliyor!..

İnanmak istemiyorum” ama, dahası da var; deniliyor ki; “Onlara kimse dokunamaz, zira Tarikatta çok üst makamlardalar”; buyrun cenaze namazına!..

 

Okuyucu Soruları

Yanlış nerde yapıldı?..

Her hafta bu bölümde okuyucularımızın soruları cevaplamaya çalışıyoruz. Bu hafta da iki soru var.

SORU:“Cumhurbaşkanımız, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaoğlu’nun bir sözüne cevap verirken, ‘Ben, milletin Cumhurbaşkanıyım’ dedi. Ama bu sözünün üzerinden bir hafta geçmeden, bu defa ‘Türk insanından onlarca milyon oy alan’ Millet İttifakı için ‘İllet İttifakı’ dedi. Benim gibi milyonlarca TC vatandaşının oy verdiği bir ittifaka ‘böyle hakaret eden’ Sayın Cumhurbaşkanı’na, Anayasa’da ‘Milletin birlik ve beraberliğini sağlamak görevini verdiğini’ hatırlatmak gerekmiyor mu? Bizler şimdi ‘illet ittifakına oy veren illetliler mi’ oluyoruz; bu nasıl bir ayrımcılıktır?”

CEVAP:Bu sorunun cevabını ben veremem. Kendimi Cumhurbaşkanı’nın yerine koyamam. Bu soru ona sorulmalı. Ama “bu gibi olaylara sebebiyet veren” büyük yanlışı işaret edebilirim; Sorun, hem parti genel başkanlığının, hem Cumhurbaşkanlığının aynı kişide toplanmasıdır.

Recep Tayyip Erdoğan, “AKP Genel Başkanı gibi konuşuyor, ama Cumhurbaşkanı gibi korunuyor”; siyasetimizdeki bu eşitsizliğin temeli, “bu tabloyu hazırlayan Anayasa değişikliğinde atıldı!..”

 

 

SORU:“Siz ABD vatandaşı olsanız, yukardaki resme bakarak ‘71’er yaşında olan’ Clinton’a mı, yoksa TRUMP’a mı oy verirsiniz?..

CEVAP:Ben resimlere bakarak oy vermem. Resim, “Trump” diyor ama, ben de “ABD vatandaşı olsam ikisine de oy vermem” diyorum. Oy vermeme sebeplerimden sadece bir tanesini yazayım; “ikisinin de özel hayatları” yeter de artar bile!..

 

Yusuf Halaçoğlu, Lozan’a iftirayı anlatıyor!..

AKP’nin Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve eski milletvekili Mehmet Nil Hıdır ile ilgili haberlerin içinde, “onun ağır şekilde eleştirdiği” Lozan Anlaşması da yer alıyor.

Hâlâ Lozan’ı kötülemekte yarışıyorlar ve Osmanlı’nın verdiği adaları, “o anlaşma ile Türkiye Cumhuriyeti’nin verdiği” iddiasının peşinde koşturuyorlar.

15 yıl Türk Tarih Kurumu Başkanlığı ve 3 dönem MHP milletvekilliği yapan, İYİ Parti kurucuları arasında yer alan, sonra partiden istifa eden tarihçi ve siyasetçi Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, “Lozan’a atılan iftirayı” ortaya koyarken, “gerçeği” çok açık anlatıyor:

“Osmanlı Devleti, bugün 12 Adalar olarak bilinen adaları İtalya'ya bırakıyor. Sene 1912, Uşi Anlaşması'dır bu gördüğünüz anlaşma. İtalya'ya bırakıyor fakat geçici olarak. Anlaşma şartlarına uyulduğu takdirde adalar tekrar Osmanlı Devleti'ne geri verilecek. Fakat şartlara uyum sağlanmıyor. Bu yüzden 3 yıl sonra yani 1915'te Londra'da bu konu gündeme geliyor ve Londra Paktı denilen anlaşmada bu adaların tamamı İtalya'ya bırakılıyor. Bakınız itiraz eden hiçbir padişah yok. Hiç sultan yok. Adaları İtalya'ya bırakmakla kalmıyorlar aynı sene bir de Çanakkale Boğazı'na dayanıyorlar ve Çanakkale Savaşı'nı yapıyoruz. Yani 12 Adalar önce Uşi'de, sonra da 1915 Londra'da İtalya'ya verilmiştir.

Uşi Anlaşması'nın ismini aldığı Uşi, Lozan şehrinin bir semtidir. Bu yüzden 1912'de imzalanmış olan Uşi Anlaşması, İtalyan tarihinde Lozan Anlaşması olarak geçer. Fakat bizim bildiğimiz yani ‘1923'te imzalanan Lozan Barışı ile bu anlaşma birbirine karıştırılmasın’ diye bu anlaşmaya Uşi denmiştir.

İşte sahte kiralık tarihçiler, yani Kadir Mısıroğlu, Armağan ve çetesi, bu durumdan faydalanıyor ve 12 Adaların Lozan Anlaşması'nda gittiğini söylüyorlar. Halbuki o Lozan başka, bu Lozan başka. Ne yazık ki bunu bütün millete yutturdular ve böylece milletimizi Lozan barışına düşman ettiler. Bizim bildiğimiz Lozan Anlaşması'nda ise bilakis Ege'de birçok ada Türkiye'ye geçmiştir. Türkiye'ye Lozan Anlaşması ile geçen bu adalar ise son 10 yılda Yunanistan'a bırakılmıştır. Bugün Yunan papazların mangal yaptığı Ege adaları, uluslararası anlaşmaya göre halen daha Türklerindir. Umulur ki bol bol paylaşılır, gruplara atılır, milletimiz bilgilendirilir.”

 

Sözün Özü

“TÜİK’in Enflasyonu, eninde sonunda memurların, emeklilerin değil, iktidarların istediği gibi çıkar” sözü gene doğrulandı ve tarih tekerrür etti. “İbret ve ders alınsa idi”, tekerrür mü ederdi?..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 25 Haziran 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Asl...

Günlük Burç Yorumları Aşk 24 Haziran 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, B...

Yazarlar
Website Security Test