Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

ABD Kürt yapılanmasından vazgeçmedi

11.1.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

ABD Başkanı Donald Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'ın sözcüsü Garret Marquis ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika Başdanışmanı İbrahim Kalın; “ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusundan ‘uygun bir hızda’ çekilmesi konusunda verimli görüşmeler yaptıklarını ve çekilme sürecine ilişkin olarak üzerinde görüşme yapılacak unsurları belirlediklerini” açıklamışlardır. Ayrıca ABD’nin bölgeden çekilmesi tamamlanmadan Türkiye’nin harekata başlamayacağı da dile getirilmektedir. Yine bu açıklamalarda her iki taraf da ABD’nin çekilmesinin koordineli bir şekilde yapılması konusundaki görüşmelere “henüz başladıklarını” ifade etmektedirler. Bu açıklamalara göre; görüşme ve çalışmaların ne zaman, nasıl sonuçlanacağı belli değildir. Bu nedenle ABD’nin Suriye’den çekilmesinin de Türkiye’nin askeri harekât yapmasının da yakın zamanda hayata geçirilmesi beklenmemelidir. Hatta her iki tarafın hareket tarzı görüşmelerde alınan sonuçlara göre yeniden şekillenebilir.

Türkiye’nin amacının; bölgede yuvalanan ve güvenliğimizi tehdit eden PKK uzantılarının (PYD/YPG) etkisiz hale getirilmesi olduğu her seviyedeki yetkililer tarafından hem Türk kamuoyuna hem de dünyaya ifade edilmektedir. Buna karşılık John Bolton, "ABD askerleri, Suriye'nin kuzeyindeki Kürtleri korumaya yönelik bir anlaşma olmadan çekilmeyecek" şeklinde açıklamada bulunmuştur. ABD tarafından her vesileyle yapılan açıklamalarda Suriye’deki Kürtlerin bahane edilerek PYD/YPG’yi korumaya yönelik ifadelerin kullanılması niyet ve maksadı çok açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Bu durum; ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt yapılanması konusundaki amacından vazgeçmeyeceğini ve IŞİD’le mücadeleyi Türkiye’ye ihale etmeye çalıştığını göstermektedir. Türkiye ile ABD arasındaki bu çelişkinin giderilmesi kolay olmayacaktır.

Askeri açıdan bakıldığında; Türkiye’nin kısa zamanda bir operasyona başlaması için aldığı askeri tedbirleri ve harekat planını bilmek ve basına yansıyan görüntülerle değerlendirmek mümkün değildir. Bir askeri harekatta; harekat alanının ve düşmanın imkan-kabiliyetinin çok iyi analiz edilmesi, planlama ve icranın buna göre yapılması önemli konulardır. Kuşkusuz hem Türkiye hem de ABD ve bölgedeki bütün aktörler bu değerlendirmeleri yapmaktadır. Suriye’deki müdahil tarafların (ABD, Rusya, İran, İsrail, Koalisyona destek veren ülkeler ve tabii ki Suriye’nin resmi yönetimi) ve hedeflerin (PKK, PYD/YPG, IŞİD, HTŞ ve diğer radikal İslamcı terör örgütleri) durumlarına ve ilişkilerine bakıldığında harekat alanının uygun olmadığı görülmektedir. Sadece PKK ve uzantıları ile mücadele söz konusu olsa, Türkiye’nin; Fırat’ın batısında daha önce icra ettiği harekatlarda olduğu gibi kısa zamanda sonuca ulaşacağından kimse kuşku duymamalıdır. Ama Fırat’ın doğusunda müdahil taraflardan bir veya birkaçının çıkarına dokunulması veya Türkiye’nin daha derinlere çekilmesi suretiyle hedeflerinin artması ve cephenin genişlemesi durumunda olayların nerelere gidebileceğini çok iyi değerlendirmek gerekmektedir. Bölgede başrolü oynayan ABD’nin bugüne kadarki söylem, tavır ve davranışlarıyla ne derece güvenilmez bir müttefik olduğunu ortaya koyduğu herkes tarafından görülmektedir. Bu nedenle bütün bölge ülkeleri; ilişkilerini düzenlemeleri, bütün sorunlarını bir araya gelerek çözmeleri, bölge kaynaklarını uyum içinde kullanmak için bir irade ortaya koymaları ve bölge dışı bütün aktörlere karşı müşterek tavır sergilemeleri konusunda adım atmadıkları taktirde bölgenin dış güçlerin istediği gibi şekillendirilmesi kaçınılmazdır. Dileriz ABD bölgedeki bu zafiyetten yararlanarak Türkiye’yi yeniden aldatmaya kalkmaz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test