Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kışlalı: ''İttifaklardan MHP ve İYİ Parti kazançlı çıkacak''

8.2.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM'in, "Yerel seçimler" başta, ülkenin gündeminde olan iç ve dış gelişmelerle ilgili soruları cevapladı. İşte görüşleri...

GÖZLEM - Yerel seçimlere 7 hafta kaldı. Adayların seçimi bütün partilerde hemen hemen tamamlandı. Ne var ki, bu defa "aday seçimleri" oldukça dalgalı, tartışmalı, hatta gerilimli tablolar ortaya koydu. Hatta belki de ilk defa AKP'de bile "seçilmeyenlerin tepkisi ortaya çıktı" ve açıklamalar / basın toplantıları yapanlar, Saadet Partisi'nden aday olanlar oldu. Bu süreç konusundaki görüşünüz?..

AKP'nin MHP ile ittifakı sonrası birliktelikleri daha belirgin oldu. Bu iki partiyi birbirine yakınlaştırdı ve daha uyum içinde göründüler. Belli başlı konularda aralarında bir uzlaşmazlık olduğu yönünde görüntü de vermediler. Bundan dolayı da AKP seçimlere daha güvenle giriyor. Eğer MHP ile ittifakları olmasaydı seçimlerde büyük sıkıntı yaşarlardı. Buna karşın bu partide ortaya çıkan sözde çatlak seslerin temelde ileriye dönük bir gösterge olmayacağını düşünüyorum. Bu tür ayrılmaların AKP'ye büyük oranda oy kaybettirmeyeceğini söylemek yanlış olmaz.

GÖZLEM - Yerel seçimler için bile "sandıklı aday yoklaması (ön seçim) yapılmayan" bir demokrasimiz var. Hatta "çok aday olmasına rağmen", karar organlarına "tek adayın gönderilmesinin örneklerini" de yaşadık. Hiç beklenmedik şekilde "böyle örnekler veren" bir CHP ile karşılaşıldı. Ön seçim bir yana, temayül yoklamaları bile bir yana, "Genel Başkan ne derse, ne isterse o" ilkesinin işletildiği Büyükşehir / İl / İlçe belediye başkanlığı aday tespitinin "demokrasiyi savunan partilerde" bile görüntülenmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Kılıçdaroğlu'nun bu tür yöntemleri tercih etmesi kısmen İyi Parti ile yapılan ittifak sonucu ortaya çıktı. Ama esas olarak CHP, ilgili seçim bölgelerindeki oy dağılımına bakarak, bu bölgelerde sağ tandanslı isimleri aday gösterdi. Buna tabanın tepki göstereceğini dikkate alarak da bu tür aday belirlemelerinde Kılıçdaroğlu kendisi inisiyatif aldı. Tabii bu konuda ağırlığını koymasında herhalde, ekonominin bu kadar bozuk olduğu bir dönemde CHP yine seçimlerden başarılı çıkmazsa kendisine yönelik eleştiri oklarının artacağı kaygısı da rol almıştır.

GÖZLEM - Bu tablo, beraberinde çok yaygın bir başka görüntüyü de getirdi. İçlerinde Mustafa Sarıgül, Celal Doğan gibi "oy potansiyeli büyük olan" siyasetçiler bile "başka partilerden" aday oldular ve bu "seçilmeyenlerin en çok rağbet ettiği" parti DSP oldu, onu Saadet Partisi ve Demokrat Parti takip etti. Bu tablonun "özellikle seçimin başa baş geçeceği büyükşehir / il ve ilçelerde sonucu etkileyeceği" ortada. Görüşünüz?

DSP'ye geçen bu siyasetçilerin oy oranlarını kendi potansiyelleri kadar, ilgili seçim bölgesinde karşılarında yer alacak CHP adaylarının da CHP tabanından ne kadar oy alabileceği gösterecektir. Benim gözlemlerime göre, CHP'nin belli seçim bölgelerinde sağ tandanslı isimleri aday göstermesi üzerine, bu bölgelerde CHP'ye ol vermeyeceğini ifade eden veya kararsız kalan pek çok CHP'li var. Öte yandan eğer bazı oy potansiyeli yüksek isimlerin DSP'ye geçmesi, soldaki belli kesimlerde, CHP'de artık politika yapma imkanının azaldığı yönünde bir algı ortaya çıktığını gösteriyorsa, bu durum solda CHP dışında yeni arayışlar başlayacağına da işaret edebilir. Ama bunun için DSP'nin yerel seçimlerde ciddi biçimde oy artışı yaşaması gerekecektir.

GÖZLEM - Sizce "adaylık seçimi sürecindeki gerilimli, istifalı, tartışmalı" süreçten "en kârlı çıkan parti" hangisi / hangileri?

MHP ile İyi Parti. Çünkü çok az seçim bölgesinde başarı sağlayabilecekken, şimdi yanlarına aldıkları oy potansiyeli kendilerinden kat kat yüksek AKP ve CHP sayesinde, öncesinde bekleyebileceklerine göre çok daha fazla belediye başkanlığı kazanacakları muhakkak.

GÖZLEM - Bu arada, hemen hemen "kesinleşmiş gibi görünen" bir başka tablo da ortaya çıktı; "Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu destekli, Ali Babacan'ın liderliğinde" bir "yeni" parti kuruluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "bu çalışmalar ve yapanlar için" 21 Ocak'ta Ordu'da "Onlar hep gölgelediler, hep lekelediler ve onlarla da yol yürüyemedik. Onlar yol ve dava arkadaşı olmadılar, yolda bıraktılar. Bunların sizler zaten kimler olabileceğini biliyorsunuz. Yola çıktık, milletvekili oldular, belediye başkanı oldular, bakan oldular. Trenden inenler bir daha zaten bu trene binemediler, binemeyecekler. Sadakatin asıl olduğunu bilmeyenler trenden düştükleri yerde kalırlar" dedi. Yeni kurulacak partinin, AKP'den, MHP'den, CHP'den, İyi Parti'den gelecek milletvekilleri ile Meclis'te "hemen" grup kurabileceğinin de altı çiziliyor. Parti'de AKP'nin kuruluşunda ve ilk dönemlerinde Bakanlar Kurulunda ve parti yönetiminde bulunmuş bazı "ünlü" siyasetçinin de yer alacağı söyleniyor ve kulislerde isimler veriliyor; ne dersiniz?

Eğer Erdoğan'ın söylediklerine inanıyorsanız, o zaman "bu yeni oluşumdan bir şey çıkmaz" demek lazım. Ama eğer bu yeni parti oluşumunun ortaya koyacağı bazı yenilikler olursa o zaman başarılı olma imkanları da artar. Ancak yeni sistemle beraber, Parlamento'nun yetkilerinin de çok azaltılması hatta daha da azaltılacağına dair göstergeler, bunun da ötesinde ülkede adaletin, siyasi iktidarın kontrolüne girmiş olması, böyle yeni bir girişimin doğmadan bile önüne geçilebileceğini gösterebilir. Erdoğan kendi muhalefetini elemiş ve tek başına çok güçlü bir konuma gelmiş durumda. Erdoğan'ın böyle kendisine alternatif olabilecek bir oluşuma göz yumacağını düşünmüyorum. Kaldı ki Tayyip Erdoğan bu kadar güçlü değilken bile onun karşısına çıkamayan Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu'nun şimdi bu cesareti gösterebileceklerini sanmıyorum.

GÖZLEM - Cumhurbaşkanı Erdoğan, durup dururken ve gene "İş Bankası Hazine'nin olacak" dedi ve İş Bankası'nın Borsa'da alınıp satılan hisse senetleri büyük bir düşüş gösterdi. Buna karşılık Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak "Hisse Senetleri Hazine'nin olursa Banka daha da değer kazanır" dedi. Seçimlere gidilirken, AKP ile CHP arasında zaten gergin olan ipleri daha da gerecek olan bu açıklamalar konusunda görüşünüz?

Birincisi CHP karşısında, sanki İş Bankası'ndan ciddi bir faydaları varmış gibi, bu sözde haksızlığı ortadan kaldırıyormuş gibi, yine toplum içindeki ayrışmayı daha da körükleyecek bir algı operasyonuna giderek herhalde oy kazanmayı düşünüyorlar. Bana pek iyi yapmıyorlar gibi geliyor. Bu durum Atatürk'ün mirası zorla bozularak CHP'ye karşı bir haksızlık yaratılıyor düşüncesiyle beraber CHP tabanının safları birleştirmesine ve örneğin sağ aday gösterilen seçim bölgelerinde ideolojik olarak karşı olmalarına karşı bu adaya oy vermelerine de yol açabilir. Ayrıca borçlanma imkanları çok düşmüş diğer kamu bankalarına göre İş Bankası'nı da kamuya alarak farklı bir borçlanma kapasitesi yaratacaklarını medyada yer alan uzman analizlerinden öğrendik.

GÖZLEM - ABD, zamanın ABD Başkanı Reagan ile Sovyetler Birliği Lideri Gorbaçov'un imzaladığı "Orta Menzilli (500 - 5.500 km) Nükleer Silahlarla ilgili INF Anlaşmasından 'Rusya'nın bu anlaşmayı ihlal ettiğini ve kendisine verilen sürede de ihlallerden vazgeçmediği' gerekçesi ile çekileceğini" açıkladı. O dönemde taraflar bütün "orta menzilli füzeleri" imha etmişlerdi. Rusya Lideri Putin bu karara sert tepki gösterdi. Bu arada NATO da "ABD'nin kararını 'tamamı ile' desteklediğini ve onayladığını" açıkladı. Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu bu karardan sonra, Putin de "Rusya'nın da INF anlaşmasından çekileceğini" açıkladı. Bu tablo "yeni bir nükleer silahlanma yarışı sürecinin başlayacağı" şeklinde yorumlanıyor; sizin görüşünüz?

Zannetmiyorum. Şundan dolayı; dünyada bu nükleer dengenin şöyle veya böyle muhafaza edilmesi sadece tüm dünyanın değil bu ülkelerin de çıkarına. Bu ülkelerden hiç birinin bu tarz bir silahlanmayla dengeyi kendi lehine bozabilecek seviyede olduğunu, bunu göze alabileceğini sanmıyorum.

GÖZLEM - NATO kararının altında Türkiye'nin de imzasının bulunmasını, Putin nasıl karşılamıştır, sizce?

Türkiye'nin bu imzayı atmak zorunda olduğunu, böyle topluca desteklenen bir karara NATO içinde tek başına karşı çıkacak güçte olmadığını biliyordur. Öte yandan Erdoğan ile çok yakın bir ilişkileri olduğu için gerektiğinde gerekli önlemleri alabileceğini düşünüyor olma ihtimali yüksektir. Türkiye'nin Rusya ile ilişkileri oldukça iyi durumda ve Türkiye'deki iktidar macera yaratacak bir iktidar değil.

GÖZLEM - ABD'nin, Maduro'ya karşı olan sert tutumunu, başlattığı yaptırımları ve de bir çok Avrupa ve Orta / Güney Amerika ülkesi tarafından desteklenmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Her ne kadar seçimlerde hile yapıldığı aşikar olsa da, herhangi bir ülkenin bir diğer ülkede seçilen başkanı tanımayıp, başka bir başkan tayin edecek kadar ileri gitmesini ben kabul edilir bulmuyorum. Kaldı ki kendi çıkarları nedeniyle dünyadaki pek çok ülkeye açık kapalı, az çok müdahale eden ABD'nin, Venezüella'da böyle bir yöntem izlemesi herhalde "demokrasi kahramanlığından" kaynaklanmıyor.

GÖZLEM - Ortada "baskı var, dürüst seçim yapılmıyor" gerekçeleriyle muhalefetin katılmadığı (Seçime seçmen sayısının yüzde 38'i katıldı ve Maduro katılanların da ancak yüzde 42'sinin oyunu aldı) bir seçimle seçilen bir Başkan var. Daha sonra yapılan Millet Meclisi seçimlerinde partisi azınlığa düşen bir başkan. Dünyanın petrol ve doğal gaz rezervleri bakımından 1'inci ve 7'nci sırasında olan Venezüella'yı "enflasyonda açık ara Dünya rekortmeni yapan" ve bu sebeplerle "3.5 milyon Venezüellalının komşu ülkelere göç etmesini önleyemeyen" bir Başkan. Yorumunuz?

Bizim kabul ettiğimiz ve normalde dünyada da kabul edilen bir takım demokratik normlar var. Bunların bu ülkede ne ölçüde kullanıldığına ilişkin hakikaten demokrasi kaygısıyla hareket eden ülkelerin bir araya gelerek daha ara bir yol bulmaları lazım. Amerika'nın doğrudan bu şekilde müdahalesi doğru değil. Bizim ülkemizde de "Böyle Cumhurbaşkanı mı olur? Demokrasi yok, adalet yok. Ekonomi çok kötü" diyerek nasıl ki Cumhurbaşkanı'nı görevden indiremezseniz, Venezüella'da da bunu kabul edemezsiniz ama ortada şaibeli, hileli bir seçim olduğu için de bunu, Venezüella'nın da taraf olduğu uluslararası anlaşmalar kapsamında bir şekilde gidermek için bir oluşum başlatılabilir.

GÖZLEM - "Yunanlıların Ege'de 18 adamızı işgal ettiğine dair" iddiaların gündemden düşmediği, bu konuda birçok belgenin basınımızda yayınlandığı bir süreçte Yunan Başbakanı Çipras Türkiye'ye geldi. İstanbul'a indi, Heybeliada'daki "kapalı olan" Ruhban Okulu'nu Fener Patriği ile beraber ziyaret etti. Mum yaktı. "Artık açılmalı" dedi. Daha sonra Patrikhane'yi ziyaret etti, Patrik ile baş başa görüştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinden sonra, "Yunanistan'da olan FETÖ'cülerin iadesi" isteklerimize karşı, "Bizde mahkemeler bağımsızdır, hükümetimiz onların kararlarına saygılıdır, karışamaz" dedi. Görüşünüz?

Erdoğan niye Yunanistan'a karşı ılımlı? Komşulardan düşman edinmek Türkiye'nin çıkarına mı? Yarın petrol aramalar var, kaçak FETÖ'cüler var, AB ile ilişkiler var. Böyle savaşçı bir yaklaşıma takılmaktansa daha diyalog kuran, isteklerimizi ileten bir ilişki olması bana daha doğru geliyor.

GÖZLEM - Vatikan'ın aylık dergisinde "kiliselerde rahibelerin taciz edildiği" şeklindeki bir makalenin yer almasıyla ilgili olarak gazetecilerin sorularını cevaplayan Papa Francis, "Bunu yapan rahiplerin, hatta piskoposların olduğu gerçek. Sizin de bunun farkında olmanız sebebiyle bunun halen devam ettiğini düşünüyorum. Bu konu üzerinde uzun zamandır çalışıyoruz. Bu sebepten dolayı birçok rahibi açığa aldık" dedi. "Dünyanın en zengin ve yaygın örgütü" olan Kilisenin, asırlardır "hatta Vatikan'da bile örnekleri olan bu konudaki olayları önleyememesi" ve de "iddiaların artarak devam etmesi" konusundaki görüşünüz; önlemek çok mu zor?

Herhalde çok zor ki önleyemiyorlar. Kaldı ki bu makalenin Vatikan'ın aylık dergisinde yayımlanması da herhalde Papa'nın izni olmadan gerçekleşmemiştir. Bu da Papa ve yönetiminin bunun önlenemediğini kabul ettiklerini ve önlenmesi için fazladan böyle bir farkındalık yaratılmasının önemli olduğunu düşündüklerini gösterir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test