Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Genç demokratlar

1.3.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Son yıllarda çalıştığım sivil toplum kuruluşları içinde ve katıldığım toplantılarda birçok kadın erkek genç insanla tanıştım. Bu genç insanlar benim zamanımın gençliğinden elbette ki çok farklı. Ama esas ilginç olan, on yıl önceki gençlikten de çok farklı olmaları.

Onlar on yıl önceki gençler gibi takıntılı değiller. Sağına soluna bakıp görmesini önleyen, söylemlerle uygulamaların arasındaki, tutarsızlıkları fark etmesini engelleyen, o at gözlüğü misali siyasi körlükten, o düşünce tembelliğinden çoktan kurtulmuşlar.

Kadın erkek arasındaki ilişkiler, çoktan geleneği aşıp medeni toplumlara ulaşmış. Eşitlik, karşılıklı sevgi, saygı çerçevesinde gündelik yaşam paylaşılmış. Özgürlük, bağımsızlık, düşüncelerini söyleme cesareti ve kendi ayakları üzerinde durma kararlılıkları vazgeçilmezleri.

Artık sınır tanımayan gençlik, neyin doğru neyin yanlış olduğunu çok iyi görüyor. Bir zamanlar saflarında koşturup inançla mücadele verdiği siyasi görüşün geldiği noktayı görüp "süper devlettik, süper market olduk" diyebiliyor.

Bir tarafın kuruluş değerlerimizi, diğerinin dini inançlarımızı pazarlayarak, kaptırmak istemedikleri koltukları, köşeleri, aslında çıkar çatışması için kullandıklarını anlıyorlar. Demokrasinin olmazsa olmazları olan "şeffaflık, hesap verebilirlik, katılımcılık, eşitlik" gibi değerlerin yerini, "itaat, biat, ihanet, haddini bil" gibi sözlerin aldığını görüyorlar.

Gelinen noktada farklı siyasi görüşlerinden farklı sınıflardan ve bölgelerden gelen akıllı ve bilgili gençlik, aralarında var olan görünmeyen duvarları, konulan engelleri yıkmasını biliyor. Şimdi bir arada olabiliyorlar. Birbirilerini anlıyorlar. Gerçekleri, olup bitenleri görüp, karşılıklı esprili yorumlar getirebiliyorlar.

Ama henüz yapamadıkları bir şeyler var. Dağınıklar ve yalnızlar. Herkes kendi sorunlarına kendince çözüm arayışında. Yurtiçinde ya da yurtdışında kendi çizgisinde yürüyüp, yaşamını sürdürmeye çalışıyor ve bekliyorlar.

"Beklediğiniz ne?" diye soruyorum. "Bunun böyle devam edemeyeceğini görüyoruz, biliyoruz" diyorlar. Eninde sonunda içimizden biri çıkacak. Ve bugün ayrı yürüdüğümüz yolları birleştirecek.

Yüreğimden gözlerime taşan umut ışığının ve gururun ne kadar farkına vardılar bilemiyorum. İçimde uyanan bu duygu, baharın müjdecisi tomurcuklar kadar sabırsız. Yaşadıkça görüyorum ki bu vatanın toprağı ve bu toprakların insanları, yediveren üzümleri gibi bereketli.

Günümüz siyasetçileri ne yazık ki bu olguyu görüp değerlendiremiyor. Onlar hala eski tas eski hamam misali, kendi tekerlemelerini, şiirlerini söylüyorlar. Aynı ezberleri okuyarak bu devranı döndüreceklerini, akan zamanı durduracaklarını, insan zekâsını donduracaklarını sanıyorlar. Yalnız o kadarla kalsa yine iyi. Amire, memura ve de tarikatın sesi bir yayın organına hoş görünüp makam kapma sevdasına, girmedikleri kalıp, giymedikleri kıyafet kalmıyor. O kareli ceket mi giydi, hepsinde kareli ceketler. Yelek mi giymiş, hepsinde yün yelekler. Bıyık mı bırakmış, …

Ya liyakatli ve akıllıdır diye YÖK Başkanlığına oturtulmuş bir kişinin söylediği, "kadın erkek eşitliği bizim toplumuza uymaz" sözlerine ne demek gerekir?

Anlaşılan o ki, devletin en yüksek makamlarında oturan ve halkın ödediği vergilerle maaşı ödenen bu kişi; ne "ben insanları kadın ve erkeklerden yarattım" diyen Tanrı sözünü, ne "kadın ve erkekler eşit haklara sahiptir" diyen T.C Anayasasının 10. Maddesini, ne de Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu’nun onayından geçmiş, kadın ve erkekler arasındaki her türlü ayrımcılığı yasaklayan "BM- CEDAW" kararlarını,  hiç mi hiç duymamış. Tutuyor üniversitelere gönderilmiş olan "Yüksek Öğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi"ni durduruyor. Neden? Kendini siyasi baskı altında mı hissediyor? İdraki, bilgisi mi eksik? Yoksa günlerdir bu projenin aleyhinde yayın yapan ortaçağ zihniyetinin etki alanından mı korkuyor?

Düşüncesizce söylenmiş olan bu "toplumsal cinsiyet eşitliği bize uymaz" sözü, "bizim toplumsal değerlerimiz, kadını insan olarak görmez" demekle eş anlamlıdır. "İnsan hakları, medeniyet, demokrasi, kalkınmış ülke, akıl ve bilim, insan olmak" bize uymaz demektir. Bir YÖK Başkanı bunu nasıl idrak edemez? Ve nasıl bütün bir Türk toplumuna böyle bir "suçlama" yapabilir.

Bu toplumda kadınların eşit insan yerine konulmayıp, erkeklerin insafına ve adaletine terk edilmek istendiğinin idrakinde olan bütün kadınlar ayakta. İnsana, kadına saygısı olan bütün erkekler ayakta.

YÖK Başkanı hala koltuğunda oturuyor. Siyasi irade, ülkenin "Beka" sorunu vardır diyen milliyetçiler sus pus! Asıl "Beka" sorununun," bir toplumun insanlığın dışında kalması"  olduğunu göremiyorlar!

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin, geri kalmış toplumların bütün sorunlarının enine kesitinde yer aldığını anlamak için daha kaç sene geçecek acaba?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Meral Önerli

02.03.2019 - 17:51
Sevgili Müjgan , ülkemin gençlerinin , yaşadıklarından kazandıkları menfi ve müspet seviyeyi çok gerçek bir okdarda zarif bir dille resmini çizmişsin . Tüm tesbitlerine katılıyorum. Ve bende senin gibi bir gün güneşin doğup tüm dağılmışlığı ısıtıp toparlayıp yeni filizlenmeler yaratacağına inanmak istiyorum.
Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 12 Kasım 2019 Salı. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 11 Kasım 2019 Pazartesi. 11 - 17 Kasım haftalık burç yorumları. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri. Burçların aşk hayatı nasıl?

Burçları hafta sonu ne bekliyor? 10 Kasım 2019 Pazar tarihinde günlük burç yorumları ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test