Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Seçim sonrasında Türkiye ekonomisi

1.3.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ekonomik çevreler yerel seçimlerden sonra ekonomide dengelerin nasıl sağlanacağını, mevcut sorunların hangi önlemlerle çözüleceğini merak etmektedir. Üretici, yatırımcı ve tüketici bir belirsizlik içinde beklemektedir.

Ekonomi yönetimi son zamanlarda yaptığı açıklamalarda, seçim sonrasında büyüme hızının çok yüksek olmayacağını, cari açığın küçüleceğini, enflasyon ve faizlerin düşeceğini öne sürmüş, katma değeri yüksek alanlarda üretime öncelik verileceğini ve yeni vergi düzenlemelerine gidileceğini ifade etmiştir. Son günlerde bu hedeflere bir de 2019 yılı içinde 2,5 milyonluk ek bir istihdam yaratma eklenmiştir.

Bir de daha iyiye gitmesi söz konusu edilen mevcut duruma bakalım.

Enflasyon %20’nin üzerindedir. Faiz hadleri bir ölçüde gerilemekte ise de hala çok yüksektir. Genel işsizlik %12,3, tarım dışı işsizlik % 14,3 ve genç nüfustaki işsizlik % 23,6’dır. Sanayi üretimi gerilemektedir. 2018 yılında ülkemize gelen doğrudan yabancı yatırımların önemli bir bölümü konut sektörüne yöneliktir. Reel sektör kredi sıkıntısı çekerken, bankaların batık oranları yükselme eğilimindedir. Türk bankacılık sisteminde kullandırılan kredilerden tasfiye olunacak alacağa dönüşen tutarın ilk kez 100 milyar lirayı geçtiği açıklanmıştır. En çok batık ticaret, inşaat ve bireysel kredilerdedir. Bu gelişmelere rağmen uzmanlar bankacılık sektöründe herhangi bir sorun olmadığı görüşünde birleşmektedir.

Ekonomik büyüme hızının düşük tutulması ithalatı ve dolayısıyla döviz ihtiyacını azaltacaktır. Buna bir de artan ihracat ve turizm gelirleri eklendiğinde cari açık gerileyecektir. Bu normaldir. Nitekim 2018 yılında cari açık 27,6 milyar dolara kadar inmiştir. Bu rakam GSMH’nın %3,6’sı kadardır. Oysa revize edilen programda cari açık beklentisi 36 milyar dolardır.  Ekonomi yönetimi cari açığın bu yılın ilk aylarından itibaren daha da gerileyeceğini ve 20 milyar dolara kadar düşeceğini tahmin etmektedir. İthalatın gerilemesi doğal olarak tüketim hacmini de olumsuz yönde etkileyecektir.

Elbette büyüme hızının düşük tutulmasının asıl etkisi istihdam sektöründe görülecektir. Zaten yıl içinde 2,5 milyonluk yeni istihdam alanı yaratılması planı da bu endişeye dayanmaktadır. Sigorta prim teşvik sistemi devam edecek, belli sürelerle vergi, prim ve ücret desteği sağlanacaktır.

Kabul etmek gerekir ki, yeni yatırımlar ve üretimler devreye girmedikçe, geçici süreli istihdam teşviklerinin sonuçları da geçici olacaktır. Diğer teşvik ve gelir azaltıcı, gider arttırıcı tedbirlerle birlikte, bütçe açıklarını arttıracaktır. Böyle bir durum, yeni vergi düzenlemelerini de birlikte getirecektir. Güvenli, istikrarlı, uluslararası normlara dayalı yapısal reformlar gerçekleştirilmediği ve yatırımlara uygun bir ortam sağlanamadığı sürece de, bütün sorunlar geçici önlemlerle çözülmeye çalışılacak, hem zaman hem de kaynak kaybı ortaya çıkacaktır.

Türkiye yalnız iç gelişmelerden değil belki de daha fazla dışarıdaki gelişmelerden etkilenen bir ülkedir. Bunların başında yeni korumacılık önlemleri ve ticaret savaşları gelmektedir.

ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşı sağlanan bir ateş kese rağmen sürmektedir. Başkan Trump, Çin’e karşı uygulanan gümrük vergilerinin 1 Marttan itibaren arttırılmasını öngören düzenlemeyi, verimli görüşmelerin sürdüğü gerekçesiyle ertelemiştir. . Düzenleme ile 200 milyar dolar değerinde Çin ürününü kapsayan ek vergiler yüzde 10'dan yüzde 25'e çıkarılıyordu.

Trump şimdi de AB’ni tehdit etmekte ve bir anlaşmaya varılamaması halinde AB menşeli otomobillere gümrük vergisi uygulayacağını beyan etmektedir. Böyle bir önlem tarihleri boyunca kültürel, askeri ve dış ilişkilerde ortak hareket eden iki kıtanın arasını bozacak niteliktedir.

ABD ‘nin İran’a yönelik ambargosunun ülkemizi ne yönde etkileyeceği de bilinmemektedir. Ambargonun kapsamı genişlediği takdirde Türkiye böyle bir gelişmeden zarar görecektir.

FED’in şimdilik ertelemiş göründüğü faiz arttırma kararı ile bilanço küçültmeyi durdurma kararının daha ne kadar süreceği bilinmemektedir. Faiz artırımı, dış kaynak bulma maliyetini de arttıracaktır.

Ve nihayet petrol fiyatlarındaki artış dikkatle izlenmek durumundadır.  Aralık ayında 50 dolarla dip yapan Brent petrol, hızla yükselmektedir.  Ocak ayında 60 dolarlar düzeyine çıkan petrol, 70 dolar sınırına dayanmıştır. Petrol fiyatındaki her 10 dolarlık artış, Türkiye’nin cari dengesinde 4- 4.5 milyar dolarlık açığa neden olmaktadır.

Özetle Türkiye, yerel seçim sonrasında dünyadaki gelişmeleri de dikkate alan, kalıcı, istikrarlı ve güvenli politikalara dönmek zorundadır. Sorunları, geçici önlemlerle çözülebilecek hafiflikte değildir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 25 Mart 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Bal...

Günlük Burç Yorumları Aşk 23 - 24 Mart 2019 Hafta sonu. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kov...

Yazarlar
Website Security Test