Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bu seçim, bir başka seçim...

15.3.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye, her zamankinden daha heyecanlı, ancak bir o kadar da endişeli bir seçim atmosferi yaşıyor. Sokaklarda pek fazla hareket göremiyoruz, ancak yazılı ve görsel medyada daha etkin bir durum söz konusu. Adeta bir sinir harbi yaşanıyor...

Bugünden itibaren 14 günlük bir zaman kaldı sandıkların kurulmasına. Sokaklardaki sükunetin aksine meydanlardaki toplantılarda seslerin tonları yükseliyor; kullanılan kelimeler ve üslup da tansiyonun artmasına neden oluyor. Karşılıklı ithamlar, bende ve konuştuğum herkeste 31 Mart’a kadar bizi bekleyen gidişat konusunda endişeleri artırıyor.

Nihayetinde bu bir seçim, üstelik de bir “yerel seçim.” Ama görünüş ve gidişat, bunu mahalli idarelerin belirlendiği bir seçim olmaktan çıkartarak adeta bir “referandum” havasına sokmuş durumda.

Taraflar da ikiye, hatta üçe bölünmüş haldeler. Bir taraf kendi adına Cumhur İttifakı, diğer taraf ise Millet İttifakı diyor. Arada diğerleri ise ilk bakışta kendi başlarına hareket ediyor gibi görünseler de kapalı kapılar ardında çeşitli ilişkiler içindeler ve iki ittifaktan birini destekleyecekleri konuşuluyor.

Toplum ise zıtlığın ve ayrımcılığın hakim olduğu bu ortamda üzgün, endişeli, bir taraftan da sessiz.

Bu ise seçimin ardından ortaya çıkacak tablonun taraflar üzerindeki etkisinin derin olabileceğine işaret ediyor. Zaten sözünü ettiğimiz ve gözlemlediğimiz endişe, oluşması muhtemel olumsuzluklardan kaynaklanıyor.

Karşılıklı suçlamalar ve liderler ile adayların yer yer oldukça ağır ifadeler içeren üsluplarının sürmesi halinde, gerçekten durumun pek de parlak olmaması beklenmelidir.

 

Ülkenin durumu...

Şu anda sınırlarımızda adeta bir harp hali söz konusudur. Amerika Birleşik Devletleri’nin sinsi politikaları çerçevesinde bölgemizde “federal” devletler kurdurma isteği ve bunun yarattığı endişe, ortadadır. Bu noktada PKK ve diğer her türlü terör örgütlerinin destekçisi olan ABD, İngiltere, İsrail, Ermenistan, Yunanistan ve Avrupa Birliği’nin elebaşlarının etkinlikleri de vardır.

Rusya ve İran her ne kadar bize yakın bir duruş sergiliyor gibi görünseler de, bu ülkelerle ilişkilerimiz açısından tam anlamıyla bir “güven inşası” oluşmuş değildir.

Ülkemizin ekonomisinin de bir sabotaj altında olduğu apaçık ortadadır.

Peki, “Ne olacak halimiz” dersek...

Kendi içimize dalıp etrafta olan bitene yönelik dikkatimizin azaldığı böylesi bir dönemde, bu hususlarda çok daha yüksek bir hassasiyet göstermemiz şarttır.

Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını tavsiye eden rapor, Avrupa Parlamentosu’nda 109 oya karşı 370 oy ile kabul edildi. Türkiye artık hayata geçmesi mümkün olmayan bu “ortaklık” sevdasını reddedip kendi yoluna devam etmelidir. Gelinen durum, fevkalade endişe verici ve itibar kaybettiren bir tabloyu işaret etmektedir.

Ayrıca, Türkiye’nin bir “beka” sorunu yoktur; “dost gibi görünen dış güçler” sorunu vardır. Seçim gündemine dalıp tansiyonu yükselterek dış güçlerin oyunlarını fark etmemek, asıl tehlikenin ta kendisidir.

Sonuç olarak, hepimizin aklımızı başımıza almamız gerekmektedir. Endişelerden arınmış bir gelecek için bunu yapmak zorundayız. Başka ve çok daha önemli tehlikeler kapımızda dururken, herkese göre farklılık gösterebilecek “menfi” bir seçim sonucunun getireceği olumsuzluklara odaklanmamalı ve gerçek tabloyu görmeliyiz; bölücü ve hasım değil, birleştirici ve dost olmalıyız.

Sayın Liderlerimiz, bundan ötesi laf- güzaftır, yani boş laflardır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test