Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kışlalı: ''Erdoğan, idam cezasını gerçekten istiyor mu?''

22.3.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci Mehmet Ali Kışlalı, GÖZLEM'in ülke gündemindeki olay ve gelişmelerle ilgili sorularını yanıtladı, işte görüşleri...

GÖZLEM -Yerel seçimlerin son haftası. GÖZLEM içinde yayın kurulu üyelerimiz ve yazarlarımız arasında bir anket yapıyoruz. Sorularımızı sizin de cevaplamanızı istiyoruz. İlk sorumuz; Propaganda süreci içinde Cumhur İttifakı mı, Millet İttifakı mı başarılı oldu?

Millet İttifakı'nın propagandası bu süreçte tabii olarak hissedilmedi. Millet İttifakı ekonomideki bozulma, işsizlik, kadına karşı şiddet gibi doğrudan oy potansiyelini etkileyecek konuları gerektiği gibi kullanamadı. Ayrıca meydanlara çıkmakta da geç kaldı. Buna karşın Cumhur İttifakı, hâkimiyetindeki medya neredeyse tekelini de çok ağır bir şekilde kullanarak propagandasını sade vatandaşa ulaştırdı.

GÖZLEM -Propaganda süreci içinde sizce hangi lider daha başarılı idi; Erdoğan (AKP), Kılıçdaroğlu (CHP), Bahçeli (MHP), Akşener (İP), Karamollaoğlu (SP), Temelli (HDP)?

Tayyip Erdoğan tabii ki en büyük avantajı olduğu için, neredeyse tüm medya kanallarını istediği gibi kullandığı ve meydanlara erken girdiği için etkin gözüktü. Bu kendi başarısı mı, yoksa tekelinde olan imkanların yarattığı başarı mı, tabii o soru ortada duruyor. Devlet Bahçeli da kendi tabanını, neredeyse dağılma noktasına geldikten sonra Hükümet'in de yargı nezdindeki çabasıyla, bir arada tutma başarısını gösterdi. Bunda "Beka" söyleminin en çok MHP seçmeninde etkili olması önemli oldu. Kemal Kılıçdaroğlu hem CHP içindeki aday seçimi sürecini iyi yönetemediği, hem de meydanlara geç çıktığı için "kötü" diyemem ama etkili olmadı ve oy toplamada, taraftarlarını harekete geçirmede varlık gösteremedi. Meral Akşener, özellikle genel seçimlerde aldığı yenilgiden sonra tekrar toparlanmada bence başarılı oldu. CHP ile ittifaka girerek partisine, kazanacakları belediye başkanlığı sayısı açısından çok önemli getiri sağladı. Ancak eksikliği halen kadın adaylara yeterince yer vermemesi ve bu nedenle kadın oylarını konsolide edememesi. Sezai Temelli ise son yaptığı "Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu seçilirse sayemizde olacak" mealindeki açıklamasıyla acaba CHP ve Millet İttifakı'na mı yoksa Cumhur İttifakı'na mı fayda sağladı anlamak biraz zor.

GÖZLEM -Sizce, Büyükşehirlerde (İstanbul / Ankara / İzmir / Adana / Antalya / Bursa / Konya / Gaziantep / Mersin / Manisa) hangi ittifakın ya da partinin adayı şanslı?

İstanbul'da hükümetin ve elindeki bütçe imkânlarının sayesinde, biraz da rakibinin tanılırlığının  düşük olmasından dolayı Binali Yıldırım. Ankara'da, her şeye rağmen Mansur Yavaş. İzmir'de kesin Tunç Soyer. Adana, Antalya ve Mersin'de ekonomiden çok olumsuz etkilendikleri ve dış dünyaya açık oldukları için muhalefetin adayları. Adana ve Antalya'da zaten Millet İttifakının adayları CHP'li. Adana'da Zeydan Karalar öndeydi. Ancak Cumhurbaşkanı sahaya indiğinde MHP adayı Hüseyin Sözlü etkisini arttırdı. Ayrıca Osmaniye Devlet Bahçeli'nin şehri olduğu için şu anda bıçak sırtı seçim. Ama yine de CHP'li aday daha şanslı diye düşünüyorum. Çünkü bu illerde ekonomik çöküşün çok etkisi var. Mersin'de CHP adayı Vahap Seçer'i, mevcut başkan İyi Partili Burhanettin Kocamaz'ın seçime girişi kendi partisi içinden engellendiği için yerine Demokrat Parti'den aday olan yine İyi Partili Ayfer Yılmaz'a göre daha avantajlı görüyorum. MHP'li aday Hamit Tuna da çok güçlü ama HDP'nin burada adayı olmadığı için CHP'yi şanslı görüyorum. Kılpayı da olsa Bursa ve Gaziantep'i AKP'li adaylar alabilir. Konya kesin AKP'de kalır. Manisa ise Cumhur İttifakı'ndan MHP'li Cengiz Ergün ile Millet İttifakı'ndan İyi Partili Orkun Şıktaşlı arasında geçecek. Burada ibre MHP'den yana. Çünkü Cengiz Ergün'ün CHP kökenli olması etkili olacak. İyi Parti adayı da pek tanınan bir aday değil.

GÖZLEM -Seçim sonuçları, seçim "yerel olduğu hâlde" siyaseti ve ekonomiyi etkileyecek mi?

Muhakkak ki yerel yönetimlerin seçilecek olmasına karşın, bu seçimlerin siyasi çok büyük etkisi olacaktır. Sahada olanlardan edindiğimiz izlenim, AKP'den bıkan seçmen İç Anadolu'da MHP'ye yönelmiş. Daha çağdaş kıyı kentlerinde CHP'ye de oy verebilirler ama HDP ile yakınlaşma burada sorun olabilir. Dolayısıyla seçim sonrası AKP oylarında düşüş olursa, bu etkinliği ne kadar azalmış olursa olsun Parlamento'ya ve siyasete ciddi biçimde yansıyacaktır. Ayrıca seçimlerden sonra ciddi bir zam furyası kaçınılmaz olarak görülüyor. Ankara'da bürokrasiyi yakından izleyenlerin düşüncesi bu.

GÖZLEM -Mansur Yavaş olayı konusundaki görüşünüz?

Mansur Yavaş anketlerde önde gittiği için hakkında avukatlık yaptığı dönemle ilgili, tamamen özel sektörü ilgilendiren bir iş, bir komisyonu iki kere almak gibi bir suçlamayla dava açıldı. Suçlamaya yapan kişinin çocuk tacizcisi olduğu, Yavaş'a şantaj yapmak ve tehdit etmekten yargıda ceza aldığı ortaya çıktı. Burada iktidarın "Mansur Yavaş'ı seçseniz bile Ankara'yı ona yönettirmeyeceğiz" gibi bir tavrı olduğu anlaşılıyor. Ancak karşısındaki AKP'li Özhaseki'nin Ankaralı değil Kayserili olması da olumsuz bir etken oldu. Yavaş, bazı oy vermeyi düşünmeyen CHP'lilerin bile konsolide olmasına neden olan bu bel altı vuruşlarla mağdur konumuna düştü. Son anda başka yöntemler bulamazlarsa Ankara'yı alacak gibi gözüküyor.

GÖZLEM -Akit TV'de "bir idam sehpası önünde" poz vererek "Kamuoyu Kılıçdaroğlu'nun idamını istiyor" programı yapıldı. Ne diyorsunuz? Bir gazeteci "böyle bir program yaparken" ve de TV yönetimleri bu haberi yayınlarken, kime güveniyor olabilirler?

Öncelikle şu tespiti yapalım. Bu tür dinci medya kuruluşlarının geçmiş yıllarda da birilerini sürekli hedef göstermesi yeni bir şey değil. Tabii bu son durumda da, bu programcı, bu tür yayınları kimin hoşuna gideceğini hesaplayıp onu memnun etmek için yapıyordur. Onun da kim olduğunu artık siz tahmin edin.

GÖZLEM -Seçim öncesi liderler arası söz savaşı havayı yeterince germişken, CHP'nin suç duyurusundan önce, "kitleleri daha da gerecek böyle bir haber için" Cumhuriyet Savcılarının harekete geçmesi gerekmiyor muydu?

Başkanlık referandumu sonrası artık yargının iktidarın kontrolünde olduğu, tayinlerin tamamen iktidarın elinde olduğu gerçeği ortada. Artık Türkiye'de Batı'daki şekliyle, kuvvetler ayrılığına dayalı bir demokrasi olduğundan söz edilemeyeceğinden, iktidar tarafından atanan savcıların da, iktidarın her gün tekrar ettiği görüşlerin bir tezahürü olan bu tür yayınlar için harekete geçmeyeceği aşikâr.

GÖZLEM -Aşırı sağcı bir teröristin Yeni Zelanda'da yaptığı katliam, Dünya gündemine oturdu. ABD Başkanı Trump başta olmak üzere ABD'nin üst düzey yöneticileri ve Avrupa ülkelerinin pek çoğunun yetkilileri de katliamcı için "terörist" nitelendirmesini yapmadılar. Dahası, bu terörist, neredeyse Türkiye dahil Dünya'yı dolaşmış, bir çok ülkede günlerce, haftalarca yaşamış. Böyle bir turu yapmak için insanın ya dolar zengini olması ya da arkasında bir örgütün bulunması gerekmez mi?

Tabii bu kadar ırkçı olan bir kişinin, nefret ettiği ülkeleri böyle yoğunlukta ziyaret edebilmesi bir şüphe uyandırıyor. Bu kişinin geçmişini inceleyip bununla ilgili tespitler varsa bu durumu ortaya çıkarmak lazım. Öte yandan bu saldırıdan kim faydalanır? Dinler, ırklar arasındaki ayrışmadan kim çıkar sağlar? Bu soruların yanıtı da, eğer kullanıldıysa bu kişinin kim tarafından, ne amaçla kullanılmış olabileceğine ilişkin tahminlerde bulunmakta faydalı olabilir.

GÖZLEM -Yasalarında 15 yıldan fazla hapis cezası olmayan Yeni Zelanda'ya yeni bir düzenleme çağrısı yapan Erdoğan "Eğer Yeni Zelanda devleti gereğini yapmazsa biz gereğini yaparız" dedi. Sizce, Türkiye ne yapabilir?

Erdoğan'ın, bu konuda "gereğin" ne olduğunu söylemesi lazım. Genel hukuk içinde bu konuda ne yapılabilir, yaralananlar arasında Türkler de bulunduğuna göre, bununla ilgili bir şey yapılabilir mi, bunları uzmanlara sormak lazım. Yoksa Erdoğan'ın bu sözleri sadece böyle bir olayı iç siyasete kullanmak için söylemiş olacağı gibi bir izlenim ortaya çıkar.

GÖZLEM -Erdoğan, Yeni Zelanda katliamını kınarken, "Biz bir yanlış yaptık, idamı kaldırdık. Bana göre yanlış yaptık. Eğer bizim parlamentomuz bununla ilgili bir karar verirse ben bunu onaylarım" dedi; görüşünüz?

Erdoğan benzeri ifadeleri daha önce de kullanmıştı. Demek ki idamın yeniden yasal hale getirilmesini sağlamak istiyor mu diyelim. Parlamento'da çoğunluk, bu konuyu destekleyeceğini açıklayan MHP ile beraber Erdoğan'ın elinde. Erdoğan ne isterse oluyor. Erdoğan hakikaten istese bu konu Parlamentoya gelmez mi?

GÖZLEM -Çanakkale Zaferi için İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, Barış Manço Kültür Merkezi'nde düzenlenen, Avcılar Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi'nin organize ettiği anma programında şehitler adına okunan duada Mustafa Kemal Atatürk'ün adının hiç anılmaması üzerine, Avcılar Askerlik Şubesi Başkanı Albay Önder İrevül, duayı yapan öğretmenin yanına gidip, "Mustafa Kemal Atatürk'ü duydun mu sen hiç? Ona niye Fatiha okumadın?" diyerek salonu terk etmiş. Gazete haberlerine göre de, Albay İrevül hakkında idari tahkikat başlatılmış. Görüşünüz?

Olay ortada. Atatürkçü bir subay olduğu anlaşılan Albay İrevül, duada Atatürk'ün adının geçmemesi üzerine, dayanamayıp tepkide bulunmuş. O rütbedeki bir Türk subayının böyle bir tepkide bulunması çok doğal.

GÖZLEM -7 yıldır, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın hazırladığı "Çanakkale Zaferi ve şehitleri" hutbelerinde de Atatürk yok. Diyanet İşleri Başkanlığı sizce "neden" böyle yapıyor?

Ben yadırgıyorum. Bu soruyu belki de, bu soruya ısrarla cevap vermeyen Diyanet İşleri Başkanı'na değil, Ordumuzu temsil ettiği için bu sorunun asıl muhatabı olması gereken Genelkurmay Başkanı'na sormak lazım. Buna benden önce, okurlardan önce Genelkurmay Başkanı'nın yanıt vermesi, tepki vermesi lazım.

GÖZLEM -Uzun yıllar basketbol oynadınız, koçluk yaptınız ve spor yazdınız: İngiltere'nin en büyük kulüplerinden Manchester United'in futbol takımının menajeri "efsane teknik adam" Sir Alex Ferguson'un son maçında çiğnediği sakız bir internet sitesindeki açık arttırmada 390 bin pounda (2 milyon 834 bin TL) alıcı bulmuş, ne diyorsunuz?

"İnanılmaz" diyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 23 Ekim 2019 Çarşamba. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 22 Ekim 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 21 Ekim 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 20 Ekim 2019 Pazar. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test