Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Atatürk'ü unutan utanmazlara ithaf olunur!..

22.3.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Yok yok... "Utanmaz" sözü yetmiyor; başta "nankörler" olmak üzere, daha yığınla "sıfat" eklemem gerekiyor ama, o zaman "gazetemde 'yazıma ayrılan' yer" sadece "başlık ile" dolar ve bir büyük "Atatürk sevdalısının yazısı" için yer kalmaz!..

Çanakkale Zaferi kutlanıyor, "Çanakkale Şehitleri" anılıyor; okullardaki konuşmalarda, camilerdeki hutbelerde, salonlardaki toplantılarda "Atatürk yok, Atatürk'ün adı yok", olacak şey mi?

"Atatürk'ü unutan", Atatürk'ü "unutturmaya çalışan" kişilere, "O olmasaydı, sizler olur muydunuz, olsanız bile 'bu ülke ile beraber' nasıl ve ne hâlde olurdunuz?" diye soruyor ve de...

... Onlara, hayatım boyunca, "Atatürk'ü en iyi anlayan, Atatürk'ü en iyi anlatan" kişi olarak tanıdığım insanın, "kuzenim" rahmetli Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'nın 1990'da yazdığı "bir küçük hayat hikayesini" ithaf ederek, okuyucularımı "onun yazısı" ile baş başa bırakıyorum:

Paris-İstanbul arasında trenle mekik dokuyan genç bir Türk işadamı.

Macaristan'da genç bir bayanla tanışır. Evlenme teklif eder ve evlenirler.

İzmirli işadamı, olayı ailesine açamaz. Macaristan'da bir kızı olur. Kızına Nermin adını verir.

Nermin büyümekte, Mustafa Kemal'in yaptıklarını, gazetelerden heyecanla izlemektedir.

Baba İzmir'de ölür. Aile, geçim sıkıntısına düşer.

14 yasındaki Nermin, Macaristan'da paralı olan öğrenimini sürdüremez olur.

Mustafa Kemal'in ülkesinde eğitim parasızdır.

Nermin, baba yurduna gitmeye karar verir.

Annesinin haberi olmadan Türk Büyükelçiliği'ne başvurur. Ona bir pasaportla birlikte, eline durumunu açıklayan bir de Türkçe mektup verirler. Başı sıkıştığında, derdini anlatamadığında o mektubu gösterecektir.

Olayı öğrenen annesi de ona destek verir. Üçüncü mevki bir tren kompartımanının tahta sıraları üzerinde, günlerce sürecek bir yolculuk başlar.

Tren, Türkiye topraklarına girer. Gümrük memurları, elinde Türk pasaportu olan ama Türkçe bilmeyen bu çocuğun durumunu çok ilginç bulur, giriş izni de hemen verilir.

Küçük Nermin, İstanbul'da bir yandan Almanca dersleri verirken öte yandan Türkçe öğrenir. Mustafa Kemal'in parasız kıldığı eğitim olanaklarından yararlanır.

İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirir. Gazetecilik yapar. Türkçenin arkasından İngilizce ve Fransızca da öğrenmiştir.

Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne asistan olur. Çağdaş siyaset biliminin Türkiye'ye girmesine öncülük edenler arasında yer alır.

Gün olur, Türkçesinin bozuk olduğunu öne sürerek öğretim üyeliğinden atılmasını isteyenler çıkar.

Tükenmez bir enerji ve heyecanla, gençlere bir şeyler verme isteğini yitirmez. Uluslararası toplantılarda Türkiye'yi, Türk kadınını, Mustafa Kemal'i savunur, savunur, savunur...

Bir oğlu olmuş, adını da Mustafa Kemal koymuştur...

Prof. Nermin Abadan - Unat, Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki son dersini bundan dört yıl önce verirken aralarında benim de bulunduğum bir grup eski öğrencisi de sınıftaydı. Kimisi profesör, kimisi doçent, kimisi çiçeği burnunda araştırma görevlisi. Deniz Baykal da sonradan yetişmişti.

Son dersin sonunda, nefes bile almaya korkarak dinlediğimiz yukarıdaki yasam öyküsünü anlattı bize...

Ve sözlerini şöyle noktaladı:

"- Ben yurdumu kendi irademle seçtim. Mustafa Kemal olmasaydı, belki ben de olmazdım. Niçin Kemalist olduğumu, öyle sanıyorum ki artık anlamışsınızdır..."

Çok etkilendiğim bu öyküyü yazdığımda, sonunu şöyle bağlamıştım: "Bu sözleri, parası olanlara Bilkent'i, olmayanlara Süleymancı yurtlarını gösterenlere adıyoruz..."

Bakıyorum da aradan geçen zamanda, ne Nermin Hoca'nın öyküsü güncelliğini yitirmiş, ne de benim altına düştüğüm not...

Tıpkı giderek daha güncel, daha gerçek, daha anlamlı olan Mustafa Kemal'in kendisi gibi!..

Bazen küçük bir hayat hikâyesi, binlerce kitaptan çok daha fazla şey anlatır... (Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı /1990)

 

 

Okuyucu Soruları

 

"Böyle seçim adaleti" olur mu?

Bir okuyucum soruyor; "Cumhur İttifakı, devletin bütün imkanlarını, 'kendi adaylarının kazanması için' kullanıyor; böyle adaletsizlik olur mu?.."

CEVABIM: Elbette olmamalı. Ne var ki, burası Türkiye; Türkiye'de "olmaz" olmaz!..

Peki, konunun o tarafı "öyle" de, ya "bu" tarafı; "milletin bütün imkansızlıkları" da Millet İttifakı'nın kozu, onlar neden "kendi adaylarının kazanması için" kullanmıyor, kullanamıyorlar, acaba?..

 

Sözün Özü

Bir zamanlar bir banka reklamı vardı; "Yok birbirimizden farkımız, ama biz Osmanlı Bankasıyız" sloganlı! Seçim öncesi yaşadıklarım, duyduklarım, gördüklerim, "işte o misal" bana anlattı ki; "Yok birbirlerinden farkları", ama "bir tanesi" Osmanlı Bankası!..

 

Yoksa onlarda mı CHP'li?

Bursa'da ayni aile iki gruba bölünmüş ve Muş'taki köylerinin "muhtar adaylığı için karşılıklı aday çıkarılması yüzünden" kanlı bıçaklı olmuş, çıkan kavgada 6 kişi yaralanmış. Bu haber bana, bu seçim sürecinde, arkasında "aynı gerekçeden binlerce gönül ve siyaset yaralısı bırakan" CHP'yi hatırlattı; haksız mıyım?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 26 Haziran 2019 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve burçların yükselenleri. Haftalık burç yorumları. Astroloji tüm burçlar ve yüksel...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 25 Haziran 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Asl...

Günlük Burç Yorumları Aşk 24 Haziran 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, B...

Yazarlar
Website Security Test