Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kışlalı: ''Hedefleri Çubuk'u örtbas etme ve seçimi yenileme!''

3.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci Mehmet Ali Kışlalı, GÖZLEM'in "Çubuk / Akkuzulu köyünde Kılıçdaroğlu'da yapılan saldırı ve İstanbul Seçimi için YSK'nın beklenen kararı konularında sorularını yanıtladı, işte görüşleri...

GÖZLEM- "İstanbul hariç" seçim sonuçlarının kesinleşmesinden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan "Artık demiri soğutma zamanı. 82 milyonun beraber olma zamanı. Türkiye İttifakı zamanı." diyerek yeni bir sayfa açtı. Ama bu konuşmaların üzerinden birkaç gün bile geçmeden Çubuk / Akkuzulu Köyü'nde CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve yanında CHP'li Meclis Başkan Vekili ve milletvekilleri "toplu bir linç teşebbüsü" ile karşı karşıya geldiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu'na "Geçmiş olsun" telefonu bile etmedi. Dahası "seçim öncesi gerilimli havayı devam ettirecek" bir tutum içine girdi ve sert konuşmalar yapmaya devam etti. Görüşünüz?

K- Cumhurbaşkanı'nın böyle bir girişim ile ilgili Kılıçdaroğlu'na geçmiş olsun mesajı vermemesi tuhaf. Dahası yumruğu atan şahsın tutuklanmaması ve hatta önceden dinci Ensar Vakfı yöneticiliği yapmış olduğu ortaya çıkan Çubuk Cumhuriyet Savcı Yardımcısı'nın bu şahsın yakalanmasına ilişkin müzekkerede bu şahsın ifadesinin alınması ve serbest bırakılması talimatı verdiğinin ortaya çıkması, hükümetin ve Cumhurbaşkanı'nın bu linç girişimini kapatma yönünde eğilimi olduğunu gösteriyor. Zaten Erdoğan bunun niye üzerine gitsin? Bu beklenen bir şey. Erdoğan'ın seçim sonuçlarının ardından ılımlı mesajlar verip sonra yine seçim öncesi söylemlerine dönmesi de muhtemelen kendisinin "havanın gerilimli gitmesini yararlı bulduğundandır" diye düşünüyorum. Demek ki CHP başta muhalefetle havanın yumuşamasını pek istemiyor. Öte yandan "Türkiye İttifakı" ifadesi CHP ve İyi Parti'den ziyade biraz Kürt seçmen ile barışma çabası sanırım.

GÖZLEM- Akkuzulu köyünde şehidin cenaze namazı kılınırken, camiye gelen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu cenazenin başında duranlarla tokalaşırken, elini uzattığı AK Parti Genel Sekreteri, "o eli sıkmadı"; şehit cenazesi başındaki bu tabloyu nasıl yorumlarsınız?

K- Bundan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini karşılamaya gelen yeni Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın elini sıkmamıştı. Dolayısıyla politik hesaplarla ortaya çıkan nezaketsizlik en üst seviyede başlayınca, benzer davranışlar alt seviyelere de iniyor. Şaşırmamak lazım.

GÖZLEM- MHP Genel Başkanı Bahçeli, daha "olayın önünde, arkasında ne olduğu ortaya çıkmadan", doğrudan "olayın sorumluluğunu CHP liderine yükleyecek" açıklamalar yaptı. Ona daha sonra Erdoğan ve Soylu dahil AKP'liler de katıldı. Olayları yumruğuyla başlatan Osman Sarıgün ise neredeyse "kahraman ilan" edildi. AKP yandaşı medya, tam bir karalama kampanyasına girişti. Meclis'te CHP'nin verdiği araştırma komisyonu kurulması" önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi; görüşünüz?

K- Dahası linç girişiminin görüntülerinde saldırganların "Vurun, öldürün, o evi yakın" diye bağırdıkları, tahta, demir sopa, bıçak kullandıkları bile ortaya çıktı. Erdoğan'ın bu olayın büyümesini istemediği ve bu nedenle olayı kapatmayı hedeflediği, onun da ötesinde muhalefet ile yaratılan sert havanın yumuşamasını da arzu etmediği anlaşılıyor.

GÖZLEM- Söylediğiniz gibi, ortada net kamera kayıtları varken, demir çubuklar, keserler, bıçaklar, sopalar, taşlar, dahası, "provokatif çığlıklar" ve "Vurun / Öldürün / Yakın" çığlıkları atanlar varken, "sadece 9 kişi gözaltına alındı" ve 3'ü doğrudan, "yumrukçu" dahil 6'sı "adli kontrollü" serbest bırakıldı; ne diyorsunuz?

K- Bu olayı kapatacaklar. Kapatarak, aynı zamanda "bundan sonra yaşanacak bu tür olaylara aslında bir nevi vize ve 'Başınıza bir şey gelmeyecek' mesajı verilmiş olmuyor mu? Anlaşılıyor ki, her şekilde iktidar bu olayı büyütmeyip unutturmak istiyor. Büyüterek veya suçluların üzerine giderek kendi açısından bir avantaj elde edemeyeceği hesabını yapıyor.

GÖZLEM- Cumhuriyet Gazetesi'nde "şu haber" yer aldı;

"CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırı soruşturmasında skandal bir ayrıntı ortaya çıktı. Çubuk Cumhuriyet Savcısı Ercan Poyraz, olaydan bir gün sonra yumrukçu Osman Sarıgün hakkında 'yakalama müzekkeresi' düzenledi. Savcı Poyraz, yazıda Sarıgün'ün 'Terör örgütü üyesi olmak' suçundan ifadesinin alınması ve ardından serbest bırakılması talimatını verdi. Savcılığın, olayın perde arkası henüz netleşmeden, terörden alınmasını istediği Osman Sarıgün'e yönelik baştan 'tutuklamama iradesini' göstermesi düşündürdü. Talimatı veren Savcı Poyraz, Ensar Vakfı Ankara Şube Başkanı iken 2017'de avukatlıktan savcılığa geçmişti"; görüşünüz?

K- Bu durum yargının ne derecede siyasallaştığını ve bu siyasallaşmanın adaleti ne ölçüde olumsuz etkilediğini gösteriyor. Önceden dinci bir vakıf olan Ensar Vakfının Ankara Şube Müdürüyken AKP'nin getirdiği yasal değişiklikle, memuriyetten geçmeden doğrudan savcı yardımcılığına atanmış. İktidarın niyeti zaten yargının iktidar lehine siyasallaşması idi. Bu uygulama sürdürülüyor. Ayrıca bu işaretleri verenlerin bundan sonraki olaylardaki tutumlarını izlemek, "Şu olayda şöyle yapmıştı, bu olayda böyle karar vermişti" şeklinde takip etmek lazım. Bu takibi yapmak da muhalefet partileri ile sivil toplum örgütleri ve gazetecilere düşüyor.

GÖZLEM- İçişleri Bakanı Soylu "Provokasyon yok" dedi, CHP ise "Provokasyon var" diyerek basına "olayların çekilmiş kasetlerini" dağıttı. "Olayın üstünün örtülmesine mi" çalışılıyor?

K- Görüntüler bu işte provokasyon olduğunu gösteriyor. Hiç kimsenin tutuklanmamış olması da bu olayın üstünün örtülmeye çalışıldığını kanıtlıyor. Ancak iktidar açısından bu olayda "gereğinin yapılmasını" kendilerine faydasının olmayacağı açık. Onun için de kapatmaya çalışmaları normal.

GÖZLEM- Olay anında Emniyet Genel Müdürü "saldırganlara şiddetle karşı çıkarken" ve "linçten" söz ederken, Milli Savunma Bakanı ve "eski" Genel Kurmay Başkanı Akar'ın "Saygıdeğer arkadaşlar... Tepkinizi gösterdiniz, mesajınızı verdiniz, artık dağılın" şeklinde konuşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

K- Asker kökenli bir Milli Savunma Bakanı olarak aslında o noktadaki ifadelerini o anda hakikaten linç girişimine dönebilecek bir olayı yumuşatarak bastırma amaçlı olduğunu düşünüyorum. Tabii eğer sonrasında devlet bu linç girişimine karşı gerekli tepkiyi göstermiş olsaydı daha iyi olurdu. Bir de eğer bu saldırı AKP Genel Başkanı'na veya AKP'li yöneticilere karşı olmuş olsaydı acaba oraya nasıl bir müdahalede bulunulurdu, bunu da düşünmek lazım.

GÖZLEM- İçişleri Bakanı Soylu, "Cenaze namaz ve töreni için önce Mansur Yavaş geldiğinde protestolar oldu. Daha sonra Kılıçdaroğlu geldiğinde de protestolar daha büyük ölçüde oldu" dedi. Polis / Jandarma / Komando timlerinin orada olduğunu "tim tim" açıkladı. 500'ü aşkın görevli...Ama olayların başladığı "yumruk" tepkisi sırasında ortada "Kılıçdaroğlu'nun 6 koruması hariç" güvenlikçi yoktu; "gelişte tepkiler görüldüğü halde" CHP heyetini koruma tedbirleri neden alınmadı ve de sizce,  "Haber verildiğini" saat saat CHP'lilerin açıklamasına rağmen, "Haber verilmedi" bahanesinin arkasına neden saklanılmak istendi?..

K- Mühim olan bu. Esas önemli olan bu tür olaylara devlet güvenlik birimlerinin nasıl müdahale ettiği. Sen eğer iktidarsan ve muhalefete de kızıyorsan, muhalefetin aleyhine yapılan bir takım girişimlerde tepki hızlı bir tepki ve refleks göstermeyebilirsin. Ancak hiç müdahale etmiyorsan, demek ki burada polis, asker iktidarın güdümünde. Engelleme yok, önem vermek de yok. İktidarsan, muhalefete de tepkiliysen ve devlet güçlerine hakimsen o zaman da işte tam böyle yaparsın.

GÖZLEM- Sizce "bundan sonra" CHP ne yapmalı?

K- İşte eğer sen muhalefetsen ve devlet güçleri tamamen iktidarın kontrolü altına girmişse, bu tür durumlarla karşılaşmamak için sen elinden gelen her türlü önlemi almak zorundasın demektir. Artık CHP bu işin ciddiyetini iyice anlamalı. Eğer "İktidarın güdümünde olduğu aşikar olan güvenlik güçleri bizi koruyacaktır" diye düşünüyorsa çok yanılıyor. Olay yerinde 500'ü aşkın güvenlik görevlisi var müdahale edilmiyorsa, bu olaylara müdahale etmeyen olay yerindeki en üst düzey yetkilileri, devlet görevlilerini suçlamak gerek. Eleştirileri onlara yöneltmek gerek.

GÖZLEM- Erdoğan'ın "Türkiye İttifakı" demesinden sonra, Bahçeli "bu ittifaka şiddetle karşı çıktı" ve "Cumhur İttifakı devam etmeli" dedi. Neden? Bahçeli "gerilimli bölünmenin devamını" mı istiyor?

K- Erdoğan'ın "Türkiye İttifakı'ndan kastettiğinin, uzun bir süredir karşı cephelerde yer aldığı Kürt seçmen ile yeniden barışma hamlesi olduğu konuşuluyor. Bahçeli'nin buna karşı çıkmasının nedeni "eğer Erdoğan gerçekten Kürtlerle bir ittifak yapmak üzereyse, onun için adımlar atıyorsa, bundan dolayı Bahçeli ve MHP kenara itiliyorsa "Ağırlığımız azalacak" korkusu olabilir. Ama henüz Kürtlerle Erdoğan'ın böyle bir yakınlaşması gözükmüyor ve olsa bile Erdoğan'ın MHP'yi göz ardı edebileceği bir seçim ve Meclis matematiği yok. Daha doğru bir analiz yapmak için herhalde bu Türkiye İttifakı lafının içinin biraz daha doldurulması gerekecek.

GÖZLEM- İstanbul Seçim sonucunu kesinleştirecek kararı Yüksek Seçim Kurulu geciktirdikçe geciktiriyor. Bu defa da gelecek haftaya bırakıldı. Üstelik işe Savcılık da karıştı, "AKP'nin istekleri doğrultusunda ve gazete haberleri de ihbar kabul edilerek" 32 soruşturma başlatıldı, sandık kurulu görevlilerinin "şüpheli" olarak ifadeleri alınmaya başladı. "İlle de seçimin iptal edilmesi için delil yaratılmak isteniyor" havası var.  Halbuki ülke, halk ve özellikle ekonomi "bu kararı bekliyor"; Sizce "neden" geciktiriliyor; hem de başka illerde "aynı veya benzer gerekçelerle" özellikle muhalefet partilerinin itirazları art arda reddedilmiş ve seçim sonuçları kesinleştirilmişken?

K- Acaba hakikaten Yüksek Seçim Kurulu heyeti içinde ciddi bir fikir ayrılığı mı var? İptal etseler çok mühim, onaylasalar çok mühim. Ama şunu dikkate almak lazım: YSK kararının gecikmesi kimin işine yarıyor? Herhalde muhalefetin değil. Adam büyükşehir başkanı olmuş, işe başlamış, mazbatasını vermişler. Bu süreç uzadıkça YSK'dan "yeniden seçim kararı" çıkması daha büyük tepki doğuracak. Belki onaylayacaklar ve bu kararın tepkilerini azaltmak ve AKP'nin kabullenmesini kolaylaştırmak adına süreci soğutmaya bırakmak, uzatmak istiyorlar. Ya da tam tersine, "bir şeyler çıksın da iptal edelim" diye işi uzatıyorlar. Nitekim "siyasallaşmış" yargıdan haber geldi; soruşturma başlattılar. "Kabul edilecek şey" değil ama, sonucu bekleyeceğiz.

GÖZLEM- Bu arada AKP - MHP İttifakı Belediyeler Kanunu'nda "Belediye başkanlarının yetkilerini kısacak" değişiklikler yapmak için çalışma başlattılar. Belediye gelirlerini büyük ölçüde kısacak bir plandan da söz ediliyor; "metro gelirleri" üzerinden. Gerçekten "topal ördekler" yaratarak, CHP'li Başkanların beldelerine hizmetleri mi kısıtlanmak isteniyor? Yorumunuz?

K- Eğer bu tür yasal düzenlemeler çıkaracak olurlarsa, belki bunları tasarruf gibi gerekçelerle geniş kitlelere kabul ettirmeleri mümkün olabilir. Ama bu yetki daralması halkın genel memnuniyetsizliğini azaltmaya yeter mi? Bilemiyorum. Sanırım halkımız gerçekleri görecektir.

GÖZLEM- Venezuella'daki gelişmeler konusundaki görüşünüz?

K- Venezüella çok büyük petrol rezervlerine sahip bir Latin Amerika ülkesi. Bu nedenle de eskiden beri ABD'nin yakın ilgi alanlı içinde. Ülkede Hugo Chavez 1998'de başkanlığa seçildi. Chavez ABD ile yönetimi süresince hep karşı karşıya kaldı. Chavez öldükten sonra onun devamı niteliğinde Maduro Başkan oldu. Ülkeyi diktatör gibi yöneten Venezüella lideri Maduro son seçimlerde muhalefetin katılımını büyük ölçüde engelledi. Muhalifler seçimleri bir aday hariç boykot etti. Düşük katılımlar ve yolsuzluk iddialarıyla yapılan seçimlerde Maduro yine başkan seçildi. Venezüella ekonomisi yüzde milyonlara ulaşan yüksek enflasyon nedeniyle neredeyse çökmüş durumda. ABD ise Maduro yerine CIA'ye bağlı bir Kolejde eğitim aldığı ortaya çıkan Leopoldo Lopez'i destekliyor. Venezüella'da son olarak ABD-Kolombiya destekli olduğu iddia edilen bir darbe girişimi Maduro güçlerince geri püskürtüldü ve ABD Venezüella'ya askeri müdahalenin gündeminde olduğunu açıkladı. Ülke ABD'nin büyük baskısı altında. Mevcut lider dikta vari yönetimi ve ekonominin içine düştüğü çöküntü nedeniyle eleştiri altında. Ancak öte yandan da Venezüella'yı büyük bir baskı altına alan Amerika'nın da kendi çıkarlarını koruduğu ortada.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 23 Mayıs 2019 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Bal...

Günlük Burç Yorumları Aşk 22 Mayıs 2019 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Bal...

Günlük Burç Yorumları Aşk 21 Mayıs 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık B...

Günlük Burç Yorumları Aşk 20 Mayıs 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Ba...

Günlük Burç Yorumları Aşk 19 Mayıs 2019 Pazar. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık ...

Yazarlar
Website Security Test