Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Halkın kutuplaşması en ciddi iç güvenlik tehdididir

17.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

31 Mart yerel seçimlerinin propaganda sürecinde iktidar partisi ve ittifak ortağının, siyasi rakiplerini ve onlara oy veren vatandaşları terör örgütlerine destek olmakla suçlaması; halkın kutuplaştırılmasından başka hiçbir işe yaramamıştır. Nitekim seçim sonuçlarına bakıldığında Cumhur İttifakına arzu ettiği oyu getirmediği, buna karşılık Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na Çubuk’ta yapılan linç girişimiyle, Yeniçağ Gazetesi Yazarı Sayın Yavuz Selim Demirağ’a yapılan sopalı saldırıyla ve Tekirdağ’da bir genç kadının Sayın Ekrem İmamoğlu’na bağış yaptığı için bıçaklanması olayıyla toplumun kışkırtılan kesiminde nasıl karşılık bulduğu çok açık bir şekilde görülmektedir. Bu üzücü olayların bir merkezden yönlendirilenler tarafından yapıldığına inanmak istemiyorum. Ama devlet adamlarının, ittifak ortağı Sayın Devlet Bahçeli’nin ve iktidar yanlısı basının insanlarımızı yatıştırmaları, olayların tekrarlanmaması için çaba göstermeleri gerekirken takındıkları tavır ve söylemleri, bunun yanında hukuki işlemlerde faillerin korunduğu algısı yaratacak uygulamalar kuşku ve endişeye neden olmuştur.

23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçimine giderken yine halkımızı kutuplaştıracak propaganda yöntemlerinin tercih edilmesi, TÜSİAD’ın açıklamalarına cevaben “herkes haddini bilecek”, “söylediklerinizi size tersten okuturlar” şeklinde devlet adamlarına ve devleti yönetmeye aday olanlara yakıştırmadığımız ve duymak istemediğimiz üslupla beyanlar verilmesi, sanatçılara karşı sarf edilen sözler; kayıp ve kazanç hesabının yapılmadığı, devletin itibarının, toplumun huzur ve güvenliğinin gözetilmediği, adeta kin, nefret ve intikam duygularıyla hareket edildiği izlenimi yaratmaktadır. Adı mafya olarak anılanların destek içeren sözlerine sessiz kalınması da anlaşılır değildir. Siyasi partilerimizin mafya desteğine muhtaç olmadığını izah edebilecek en alt seviyede bile olsa bir görevli, bir sözcü olmalıdır. YSK’nın seçim yenileme kararı karşısında hukukçuların derin görüş ayrılıklarına düşmesi, bu kararı hukuksuz bulanların ikna edici ve sağlam gerekçeler sunması, buna karşılık kararı savunanların gerekçelendirmekte zorlandıklarının görülmesi de yüksek yargımızın yara almasına neden olmuştur. Devlet adamlarına, siyasi kurumlara ve yargıya güvenin zedelenmesi toplumda telafisi zor travmalara neden olacaktır.

Bütün bunlar halkın bir bölümüne kazanmanın hazzını yaşatırken -ki aslında kazanılan bir şey yoktur- bir bölümüne mağduriyet, dışlanmışlık, endişe ve korku duyguları yaşatacaktır. Gücün arkalarında olduğuna ve sürekli kazandıklarına inandırılanlar, kaybettiklerinde agresifleşeceklerdir. Diğerleri de olumsuz duyguları beslendikçe beklenmedik tepkiler gösterebileceklerdir. Böyle bir ortamda pusuda bekleyen iç ve dış çıkar odakları psikolojik harekât/algı operasyonlarının şeklini değiştirecek, tarafları çatışmaya yönlendireceklerdir. Sonrasında… 1980 öncesi ülkemizde yaşadıklarımızı, komşu ülkelerde yaşananları, iç savaş yaşayan ülkeleri v.b. hatırlatmak istemiyorum.

Ulusal Güvenlik; bir takım teknik ölçütlere göre yapılan değerlendirmeler sonucunda, öngörülen her türlü iç ve dış tehdide karşı alınması gereken bütün önlemleri kapsar. Ulusal güvenliği sağlamakla görevli tek kurum devlet yönetimidir. Devletin güvenlik önlemlerinden bazılarını göz ardı etmesi, alınan diğer önlemleri de etkisiz kılacaktır. Halkın kutuplaşması en ciddi iç güvenlik tehdididir. İç ve dış tehdit odakları, hedef ülkenin zayıf zamanını kollayarak harekete geçerler. Toplumun siyasi ideolojilerle kutuplaştırılması sonucunda ulusal birliğin bozulması, halka kin, nefret ve korku duygularının aşılanması, demokrasi, fikir ve ifade özgürlüğü ve insan haklarının önüne engeller konulması, hak, hukuk ve adalet kavramlarının örselenmesi ve yargıya güvenin zedelenmesi, bunları yaparken kabadayı tavrı takınılarak devletin küçük düşürülmesi bir ülkeyi zayıflatacak önemli konulardır. Yine bunları yaparken, halkın vatan sevgisinin ve dini duygularının istismar edilmesi bu kavramların da anlamını yitirmesine neden olacaktır. Bütün bunlar; halkımızın ortak değerlerini yok edecek, birlik ve beraberlik duygusuyla huzur ve güven ortamında bir arada yaşama azim ve kararlılığını ortadan kaldıracaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 25 Haziran 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Asl...

Günlük Burç Yorumları Aşk 24 Haziran 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, B...

Yazarlar
Website Security Test