Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Diplomaside elçiliklerin yeri

27.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Basra Körfezinde ABD’nin İran’la “dalaşması” nedeniyle sular yine ısınıyor. ABD bu defa biraz dişli bir hasım seçmiş durumda. Ne yazık ki Tahran’dan ona bu gerçeği anlatacak bir büyükelçisi yok.

Petrol zengini bu bölgenin suları İkinci Dünya Savaşından bu yana zaten hiç soğumadı:  İran petrolünün 1951’de millileştirilmesi nedeniyle İran ile İngiltere arasında yaşanan kriz 1953’te Başbakan Musaddık’ın devrilmesiyle sonuçlandı. 1960 ve 70’lerde Körfez’de ABD’ye bağımlı emirlikler kuruldu. 1974’te ilk petrol krizi çıktığında, güney ucunda İran’ın zaman zaman kapatma tehdidinde bulunduğu Hürmüz Boğazının yer aldığı Basra Körfezi, petrol taşımacılığında hayati bir su yolu haline geldi. 1979’da İran’da Şah’ın devrilmesi bölgenin dengelerini değiştirdi. 1990’da Saddam’ın Kuveyt’i, 2003’te ABD’nin Irak’ı işgali Körfez bölgesini dünya gündeminde tutmaya devam etti.

Körfez ülkelerinin başkentlerinde büyükelçilik bulunduran devletler, bu sıcak gelişmelerden anında haberdar olabildiler, politikalarını ona göre belirlediler. Peki bu misyonlar neden bu kadar önemli?  Büyükelçilikler, görev yaptıkları ülkeyi, içinde her gün yaşayarak öğrenen, toplumu ve ön plandaki kişileri yakından tanıyan, siyasi ve ekonomik gelişmelerin seyrini ve olası yönünü yerinde izleyebilme yeteneğine sahip olan kariyerden gelen diplomatların çalışmaları ve büyükelçinin kişisel gayretleri sayesinde, o ülkedeki önemli olayları gecikmeksizin değerlendirme, hatta ikili İlişkilerin rotasına katkıda bulunma imkanına sahiptir.

Bunlar olmadan da ben siyasetimi uygularım diyebilirsiniz. Ancak hariçten yapılan gözlemlerle karşılaştırıldığında, uzun meslek deneyimine sahip dikkatli diplomatların yerinde yaptığı tespitler, tavsiyeler, bunlardan da önemlisi, kontrolden çıkma eğilimi gösteren bir olay sırasında anında yaptıkları müdahaleler, bağlı bulundukları merkezler için altın değerindedir. Büyükelçilikleri kapalı olan ya da açık olduğu halde ehil elemanı bulunmayan ülkelerin, gerekli girişim ve müdahaleleri zamanında yapamadıkları, hatta bu yüzden doğru olmayan adımlar attıkları, ticari çıkarlarının zarara uğradığı, gurbette zor duruma düşen vatandaşlarının korumadan mahrum kaldığı görülmüştür.

İran’da yukarıda bahsettiğimiz petrol krizi çıktığında 1952 yılında İngiltere Büyükelçiliği kapanmış, bunun üzerine İngilizlerin başta iktisadi olmak üzere İran’daki birçok faaliyeti kesintiye uğramış, çıkarları zedelenmişti.

Amerikalıların Tahran Büyükelçiliğinin 1979’da işgal edilerek diplomatlarının rehin alınmasından sonra, tam kırk yıldır İran’da aktif bir temsilciliği olmadı. Tahran’daki son Amerikan Büyükelçisi Sullivan, büyük bir öngörüyle,  Şah’ın ülkeyi terketmek zorunda kalabileceğini, İran ordusunun “kağıttan kaplan” olduğunu ve  Humeyni hareketine direnemeyeceğini Vaşington’a zamanında bildirmişti. Büyükelçilik kapanınca Amerikalılar iran’daki çıkarlarının günlük gereksinmelerle sınırlı biçimde korunmasını İsviçre Büyükelçiliğine emanet etmek zorunda kalmışlardı. ABD’nin Bağdat Büyükelçililiği de Birinci Körfez Savaşından 2003’e kadar kapalı kaldı.  Bunun ABD’nin İran, Irak ve genelde Orta Doğu siyasetinde ne gibi boşluklara, hatta yanlışlıklara yol açtığının ve hala da açmakta olduğunun araştırılması, uluslararası ilişkiler uzmanları için herhalde hayli ilginç bir uğraşı olacaktır.

Buradan hareketle diyebiliriz ki, ABD’nin Bağdat’ta 1990-2003 döneminde bir büyükelçiliği olsaydı, Bush yönetimi Irak’ın gerçekte kitle imha silahlarına sahip olmadığını ilk elden öğrenebilir, Irak’a saldırmak için rasyonel bir gerekçe bulamayabilir, belki de 11 Eylül’ün acısını başka yollardan, başka yerlerden çıkarmaya kalkardı. O zaman Irak ordusunu ve bürokrasisini darmadağın etmez, halkını Şii, Sünni ve Kürt diye üçe bölmezdi. Kim bilir o zaman ABD, Irak’ı kargaşaya sürükleyen erken ve hazırlıksız bir demokrasiye geçilmeden önce de on kere düşünürdü.

ABD’nin değil ama İngilizlerin 1950’lerde Bağdat’ta görev yapan Büyükelçileri, bugün bile anlamlı olan ve büyükelçiliklerin diplomasideki önemini gösteren çok ilginç saptamalar yapmışlardı: 1954’te Büyükelçi Troutbeck, sanki Saddam sonrasını öngörmüşçesine, Londra’ya, Irak’ta her zaman güçlü bir yöneticiye ihtiyaç olduğunu rapor etmişti. Onun halefi Büyükelçi Wright da, Irak’ın yörüngesinin Arap ülkelerine doğru değil, İran ve Türkiye’ye doğru kaydığını, Şiilerin İran’a, Sünnilerin Türkiye’ye baktığını yazmıştı.

Elçiliklerin önemi bütün ülkeler kadar Türkiye için de geçerlidir. Cumhuriyet döneminde Dışişleri okulundan çok değerli diplomatlar yetişti. Türk diplomatlarının üstün yetenekleri bizzat yabancı karşıtlarının güvenine ve övgülerine konu oldu. Krizi hiç eksik olmayan bölgemizde, bu dönemde de, Dışişlerinden yetişmiş diplomatlara çok ihtiyaç var. Küçük Afrika ülkelerinde onlarca yeni büyükelçilik açmak yerine, Şam gibi kapalı olan bölge büyükelçiliklerimizin tekrar açılmasına, Kahire gibi başkentlere  büyükelçi gönderilmesine ihtiyaç var.

Diplomatlar kolay yetişmiyor. İngilizler diplomat alırken önce sözel ve sayısal IQ testi, sonra psikologlar gözetiminde “baskı altında zihinsel faaliyet” testi, daha sonra kriz ortamında kibire kapılmadan, üstünlük taslamadan önderlik edebilme, kişisel temas ve  müzakere yapabilme sınavı, en sonunda da motivasyon ve bilgi birikimini ölçmek için mülakat yapıyor. Biz beş yıl kamu görevinde bulunanlara büyükelçi olma yolunu açarken, Amerikan hariciyesine yeni giren bir diplomatın sadece kariyer için doğru niteliklere sahip olup olmadığının belirleneceği adaylık süresi beş yıla kadar uzayabiliyor.

Ülkemizin insan potansiyeli de  en iyi elemanları yetiştirmeye müsait zenginliktedir. Yeter ki liyakat esas alınsın. Hatırı kırıldı veya boşta kaldı diye ya da teselli ve taltif etmek amacıyla yapılan atamalar ciddi bir devletin yapacağı tasarruf olamaz.

Basra Körfezindeki İran-ABD ihtilafına dönersek, dileriz ki ABD yönetimi,  Tahran’da bir büyükelçiliği olmasa da, İran’ın eski bir medeniyeti temsil eden, insan kaynakları ve ulusal gücü yabana atılamayacak bir ülke olduğunun bilinci içinde, Amerikan silah endüstrisinin baskısına değil, sağduyunun sesine kulak verir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 23 Ekim 2019 Çarşamba. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 22 Ekim 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 21 Ekim 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 20 Ekim 2019 Pazar. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test