Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Borçlanma her zaman kötü değildir

31.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ekonomi yönetiminin, Haziran ayından itibaren cari fazla vereceğimizi açıklaması tartışılması gerekli bir konudur. Çünkü Türkiye çok uzun yıllardır cari açık sorunu yaşamaktadır. Ekonomik büyümesini makul bir düzeyde tutabilmek için gerekli olan ithalatını kendi döviz gelirleri ile karşılayamadığından, borçlanmak zorunda kalmakta ve bu yüzden dışa bağımlı hale gelmektedir.  Dış kaynak ihtiyacı dolayısıyla zaman zaman ekonomik alan dışında da sıkıntı çekmektedir. Bu itibarla cari dengede fazla vermek, konu sadece bu yönüyle incelendiğinde, sevindiricidir. Geçen yıl Mayıs ayında 58 milyar dolara ulaşan cari açık 2019 Martında 13 milyar dolara kadar gerilemiştir. Hedef bu yıl için 26 milyar dolardır

Ancak konu bu kadar basit ve tek yanlı değildir. Cari açığın temel nedeni dış ticaret açığıdır. Yani ithalatın, ihracattan da fazla oluşu ve daha hızlı artışıdır. Geçtiğimiz aylarda ihracatın bir ölçüde de olsa artış gösterdiği ancak ithalattaki düşüşün çok hızlı olduğu ve dolayısıyla dış ticaret dengesinin düzelmeye başladığı doğrudur. Ancak sorun, ithalattaki düşme seyrinin sebepleridir. İthal edilen malların içeride üretilmeye başlanması ve dolayısıyla ithalat gereksiniminin azalması mıdır? Pek öyle görünmemektedir. Bu yolda çabalar olmasına rağmen, henüz ithal ikamesi sağlayacak bir düzeye gelinememiştir. Elbette ithal edilen malların yerli üretiminde sadece miktar önemli değildir. Bu tür malların arz istikrarına, uygun kaliteye ve fiyata sahip olması yani rekabetçi bir yapıya sahip olması esastır. Dış ticaret açığının düzelmesinin ana sebebi ihracattaki nispi artış ta değildir. İhracatın yapısı, ileri teknoloji içeren ihracat kalemlerinin sınırlılığı dolayısıyla, hızlı bir şekilde artamamaktadır. Bu alanda da bazı çalışmalar ve girişimler yapılmakla beraber, henüz beklenen sonuçlar alınamamıştır.

İthalatın ve dolayısıyla cari açığın azalmasının ana sebebi ekonomik büyüme hızımızın gerilemesidir. Ekonomi Yönetimi,  geçen yıl Eylül ayında açıkladığı Orta Vadeli Program’da 2019 yılı için büyüme hedefini % 2,3 olarak belirlemiştir. Ancak genel kanı büyüme hızının bu hedefin altında kalınacağını göstermektedir. IMF bu yıl ki büyümeyi eksi  %2,5, OECD eksi % 2, derecelendirme kuruluşu Fitch eksi % 1,1 ve Moody’s eksi 2 olarak tahmin etmektedir.

Dünyada 2008 krizinden sonra hızlanan parasal genişlemenin sona ermesi, ticaret savaşları, korumacı politikaların yeniden gündeme gelmesi, petrol fiyatlarının yükselmesi gibi nedenler yanında ülkemizde görülen ekonomik ve siyasi istikrarsızlık, bölgedeki gerginlikler, kur oynaklığı, yüksek faiz ve enflasyon gibi sebepler, belirsizliğe yol açmış ve yatırımcıyı beklemeye yöneltmiştir. Doğal olarak ithalat ta giderek azalmaya başlamıştır. İthalatın aynı zamanda ihracat maddelerinin önemli bir girdisi olduğu da unutulmamalıdır.

Aslına bakarsanız cari açığın, iyi yönde kullanılması halinde çok ta korkulacak bir yanı yoktur. Öncelikle geçici olmalıdır. Sürekli cari açık döviz dengesini bozacağı ve dışa bağımlılığı arttıracağı için tehlikelidir. Açık, ihracat, turizm, doğrudan yabancı yatırımlar gibi sektörlerin gelirleri ile kontrol edilebilir düzeyde kalmalıdır. Kontrol edilemeyen cari açık dış borçları arttıracak ve ülkenin riskini yükseltecektir. Bir süre sonra uygun dış kaynak bulmak ta zorlaşacaktır. Maalesef 5 yıl önce 110 seviyesinde olan risk primi (CDS) bu günlerde 500 ü aşmıştır.

Ve nihayet cari açık sonucu olan döviz borçlanmasının hangi alanlarda kullanıldığı çok önemlidir. Borçlanılan dövizlerin mutlaka gelir getirici alanlara tahsis edilmesi gereklidir. Türkiye de bu alanlar yatırım, üretim ve ihracat sektörleridir. Teknoloji üretimidir. Faydası, maliyetinden daha yüksek olan sahalardır.

Bu bakış açısı bütçe açıkları için de geçerlidir.2018 yılının ilk dört ayında 23,2 milyar TL açık veren bütçe, 2019 yılının aynı döneminde 54,5 milyar TL’lik açık seviyesine gelmiştir. Rakam elbette çok önemlidir. Açığın nasıl kapatılacağı tartışılmaktadır. Ancak burada da aynı şeyi sormak gereklidir. Gelirin üzerinde yapılan harcamalar, hangi alanlara yapılmıştır. Eğer açık, yatırımları arttırıcı, işsizliği azaltıcı, teknoloji üretimini teşvik edici, yabancı yatırımları çekici alanlara yapılan harcamalardan kaynaklanıyorsa çok ta mesele etmemek gerekir. Aksi halde önümüzde ciddi bir sorun var demektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test