Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türk Diva

21.6.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Pazartesi gecesi tarihi Elhamra’da kurulan beyaz perde kararıp ışıklar yandığında, salonda bulunan herkesin gözlerinin dolduğu hissediliyordu. “Leyla Gencer: La Diva Turca” belgeselini seyredenler, İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (İKSEV)’in düzenlediği 33. Uluslararası İzmir Festivalinin coşku dolu anlarından birisini yaşamışlardı.

Zeynep Oral, belgeselin metnini, kendi kitaplarını temel alarak yazmış. Selçuk Metin de ses kayıtları, fotoğraflar, söyleşiler içeren heyecan verici dopdolu bir arşive dayanarak kurgulamış bu metni. Özetle, Zeynep Oral’ın da vurguladığı gibi, Atatürk Cumhuriyetinin yetiştirdiği ünlü bir sanatçının öyküsü çıkmış ortaya…

Safranbolu’nun Yörük köyünden fırıncı bir babanın, Polonyalı bir annenin kızı olarak Cumhuriyetin ilk yıllarında Polonezyköy’de dünyaya gözlerini açan bir Türk kızı, 80 yıl sonra İtalyan’ın Milano kentinde gözlerini yumarken, SCALA gibi dünyanın en ünlü sanat tapınaklarından birinde 70’den fazla rolü oynayan bir DIVA’nın şanını, şöhretini arkasında bırakıyordu.

Leyla Gencer’i SCALA’nın büyülü ortamına taşıyan dizginlenemez azmidir, doğuştan var olan yeteneğidir ama onu bu düzeye getiren Cumhuriyet ortamı da göz ardı edilemez.  Atatürk ve arkadaşları, Ankara ve İstanbul’da önce Konservatuar, sonra da Opera açmaya karar vermeseler, nice olurdu Leyla Gencer’lerin sanat yaşamları?

Bize bu zengin içerikli belgeseli sunduğu için merhum Nejat Eczacıbaşı’nın temellerini attığı İstanbul Kültür Sanat Vakfına teşekkür borçluyuz. Büyük piyanistimiz İdil Biret’in 75. Yaş günü için hazırlanan belgeseli de yaygınlaştırma girişiminde bulunurlar umarım. Turgutreis Uluslararası D-Marin Klasik Müzik Festivalinde, bizzat İdil Biret’in sunuşuyla izlemiş, çok etkilenmiştim.

Dolu dolu geçen 33 Yıl

İKSEV, bu yıl da İzmirlilerin zor izleyebileceği sanatçıları kentimize getirerek, özellikle gençler için sanat sevgisinin derinleşmesine katkıda bulunuyor. 86 yıllık bir geçmişe dayanan Lüksemburg Filarmoni orkestrası eşliğinde Çinli piyanist Yuja Wangile Şangay Filarmoni orkestrası eşliğinde Fazıl Say konseri kolay bulunacak müzik şölenleri değil.

Festivalin “halktan kopuk olduğu” eleştirilerine katılamıyorum. Hele tüm geçmişiyle birlikte düşündüğümüz zaman… Geçen yıl, 12 Haziran’da Pekinel kardeşlerin İngiliz Oda Orkestrası eşliğinde Efes’te azgın bir yağmur geçişinden sonra verdikleri konseri unutamıyorum. Binlerce Festival aşığı, ayrılmamış, yağmurun dinmesini beklemişti. Bu durum kendileri de ıslanan Avrupa Festivaller Birliği yöneticilerini de çok şaşırtmıştı.

Bırakalım Viyana Filarmoni, Berlin Filarmoni, Leningrad Senfoni gibi dev orkestraları, Sir Simon Rattle, Zubin Mehta, Riccardo Muti gibi ünlü şefleri izlemek az şey mi? Ya Elton John, Joan Baez, Ray Charles, Sting gibi ünlüler? Saymakla bitmez.

Bu yıl da, İspanyol Flamenco grubunun “Carmen”i, Oya Ergun – Alpaslan Mater – Nihat Demirkol üçlüsünün Kızlarağası Hanındaki “Allaturca” konseri, Ege Üniversitesi Devlet Türk Mûsıkîsi Konservatuvarı Klasik Türk Müziği Korosu, geniş kitlelerin ilgisini çekmeyecek mi? Program seçiminde tek kıstas kaliteyi korumak olmalı. Yoksa herkesin kafasına göre takıldığı, temelsiz bir popülizmle yürümeyeceği açıktır İzmir Festivalinin…

Marka kent olmak

Kendi başına bir “marka” olan Festivali desteklemek için kentin tüm ilgili kurumları katkı bütçelerini yükseltmeli. Şimdiye kadar İzmir Büyükşehir Belediyesi, Eczacıbaşı Holding ile birlikte esas desteği oluşturdu. Başkan Soyer döneminde de bu desteğin artarak süreceğinden eminim. Bakanlık ve İZKA destekleri ise daha artmalı. Ama esas destek İTO, EBSO, İzmir Ticaret Borsası, Ege İhracatçılar Birlikleri, İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi, ESBAŞ gibi kentin kurumlarından, Çimentaş, İnci, Yaşar gibi İzmirli büyük şirketlerden gelmeli. Bu kuruluşların yöneticilerinin İzmir’i “marka kent” yapmak gibi bir hedefleri olduğunu biliyorum. Ancak hep maddi gelişme göstergelerine başvuruyorlar. Oysa sevgili dostumuz Nedim Atilla’nın 26 Ekim tarihli “Ege’de Son Söz” sitesindeki yazısının başlığında vurguladığı gibi “marka kent'in modası geçti, şimdi insana odaklı yönetim zamanı…” İzmir Festivali de insan odaklı etkinliklerin başında geliyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 17 Ekim 2019 Perşembe. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 16 Ekim 2019 Çarşamba. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 15 Ekim 2019 Salı. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 14 Ekim 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar.

Emekli Albay Soner Aydın Barış Pınarı Harekatı'nı değerlendirdi.

Yazarlar
Website Security Test