Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kışlalı: "İmamoğlu seçime bir adım önde giriyor!.."

21.6.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci Mehmet Ali Kışlalı, GÖZLEM'in ''İstanbul Seçimi'' başta, ülkenin gündeminde olan önemli olaylarla ilgili sorularını cevapladı. İşte görüşleri...

GÖZLEM- Nihayet "beklenen seçim" geldi, Pazar gecesi "Bin Ali Yıldırım mı, Ekrem İmamoğlu mu kazanacak" öğreneceğiz. Siz sonucu nasıl görüyorsunuz?

K- Ekrem İmamoğlu'nun bir tık ileride olduğunu düşünüyorum. Şöyle ki, AKP son ümidini İmamoğlu ile Yıldırım'ın TV'de yaptığı tartışma programına bağlamıştı. Öyle olmasaydı, böyle bir programı yapmaktan, önceden olduğu gibi kaçınırlardı. Ancak bu programdan da istediklerini alamadıklarını düşünüyor olsa gerekler ki, şimdi bu programın moderatörü İsmail Küçükkaya'ya yüklenerek, bir mağduriyet algısı yaratmaya çalışıyorlar. Demek ki geride olduklarını düşünüyorlar. Ayrıca Erdoğan'ın da morali çok iyi gözükmüyor. Bunlar bende İmamoğlu'nun bir adım önde olduğu izlenimini yaratıyor.

 

GÖZLEM- Seçim öncesindeki propaganda sürecinde hangi aday başarılı idi, neleri iyi yaptılar, hangi hataları oldu?

K- Ekrem İmamoğlu seçim faaliyetlerine, başarılı bulduğu önceki seçim stratejisini sürdürerek devam etti. İmamoğlu'nun seçim stratejisinde bariz bir değişiklik yoktu. İmamoğlu'nun Ordu'da VİP salonunu kullanma ısrarı, belki yasal olarak haklı olmasına karşın, halkın içinden gelen bir başkan algısı yaratılması açısından belki biraz sakıncalı oldu. Buna karşın AKP'de, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekonomik nedenlerle antipati toplayan damadı Berat Albayrak seçim sahnesinden çekildi. Erdoğan seçimle ilgili profilini düşük tutmaya çalıştı. AKP İstanbul'da büyük mitinglerden kaçındı. Binali Yıldırım'ın çevresinde konumlanan bir propaganda süreci tercih edildi. Birebir mahalle görüşmeleri ile, fikir liderleri, hemşeri grupları ile yakınlık sağlamaya çalıştılar. Saadet Partisi'ne adaylarını çekmeleri için baskı yapıldığı iddiaları ortaya atıldı. Binali Yıldırım'dan ve diğer AKP'lilerden muhafazakar ve Kürt seçmeni çekecek söylemler geldi. Yıldırım bir konuşmasında Kürdistan atfı yaptı. Tabii burada Cumhur İttifakı'nın diğer ortağı MHP'nin tepkisiyle karşılaştı. Kürt oylarını alırken milliyetçi oyları kaybetme olasılığı ortaya çıktı. Öte yandan seçim sürecinde kendi üzerine çok daha fazla iş düşen Yıldırım, biraz yorgun, bıkkın ve bu görevi istemeyen bir görüntü çizdi. Sonuç olarak benim, 31 Mart kampanya sürecine göre en bariz dikkatimi çeken değişiklik Cumhurbaşkanı'nın bu kampanyada son birkaç gün hariç kendini geriye çekmesi oldu. Bu olgunun seçime nasıl etki edeceğini göreceğiz.

GÖZLEM- İsmail Küçükkaya'nın yönettiği oturum için neler söylersiniz? Öncesi dahil, çok tartışıldı, görüşünüz?

K- İki aday da bariz bir şekilde üstünlük sağlayacak bir görüntü sergilemediler. Binali Yıldırım seçimin niye iptal edildiğini ve bunun altındaki gerekçeleri savunamadığı görüntüsü verdi. FETÖ ile ilgili sorunun cevabında "Yok" derken çok inandırıcı gözükmedi. Bazı diğer konulardaki hakimiyeti burada yoktu. Öte yandan İmamoğlu da AKP'nin çok zorlama bazı iddialarının üstüne, biraz da karşı kesimden oy alabileceğini düşündüğünden olsa gerek, çok şiddetli ve kararlı bir şekilde gitmeyi tercih etmedi.

GÖZLEM- Sizce hangi aday başarılı oldu, neden?

K- Cumhurbaşkanı seçim sürecinden çekildiği için Binali Yıldırım'ın varlığı biraz daha görünür, ortaya çıkar oldu. Bu oturumun da bu farkındalığa katkısı oldu. Ama Yıldırım çok da enerjik, atılımcı gözükmedi. Yıldırım'ın amacı daha çok kendi oy kitlesini korumak, İmamoğlu'nun ise karşı cepheden oy almak gibi gözüküyordu. Eğer hedefler buyduysa, Yıldırım'ın hedefine ulaşmış olma ihtimali daha yüksek olabilir. Öte yandan İmamoğlu bu tartışma programı ile varlığını konsolide etti. Gerçek bir aday olduğunu, bir proje olmadığını, içinin dolu olduğunu ve İstanbul'u yönetebileceğini gösterdi. Bu açıdan AKP cephesi, CHP'nin adayının halk nezdindeki güvenilirliğini, itibarını bozamadı. Dolayısıyla bu durum da İmamoğlu'nun kazanımı oldu.

GÖZLEM- Propaganda sürecine "Devlet müdahalesi ve katılımı" oldu mu; oldu ise seçim sonucuna tesir eder mi?

K- Propaganda sürecinde Binali Yıldırım devletin hem maddi imkanlarından, araçlarından olanaklarından faydalandı, hem de programlarına devlet bünyesindeki memurların, çalışanların katılımı sağlandı. Dolayısıyla burada devlet imkanlarının Yıldırım lehine kullanıldığı aşikâr. Ama bu sonuca etki edecek mi? Çok da sanmıyorum.

GÖZLEM- Erdoğan, seçime 5 gün kala, "Ordu valimizden özür dilemedikçe böyle bir adaylığa layık olmaz, böyle bir makama gelemez. Bu makamda bulunanların her şeyden önce edeple bu makama gelmesi lazım" dedi, bu sözü nasıl yorumluyorsunuz?

K- Hatta daha da ileri götürerek "Ordu Valisi bu işi yargıya götürecek ... Yargının vereceği karar bu işte önünü kesebilir" dedi. Buna da karşılığı İmamoğlu verdi. Kendisinden pek de görülmeyen yüksek bir perdede "Pazar günü millet karar verecek. Millet karar verdikten sonra onun karşısında doğacak kişi henüz doğmadı" dedi. Erdoğan'ın bu ifadeleri hem yargıya dolaylı bir talimat, hem de bu son tartışma programından istediğini elde edemediği ve İmamoğlu hâlâ önde olduğu için yeniden devreye girme stratejisi olarak görülebilir.

GÖZLEM- Bu seçimin ve sonucunun ülkenin siyasi, ekonomik ve sosyal hayatına etkisi neler olabilir?

K- Seçimi Binali Yıldırım kazanırsa, mevcut durum devam eder herhalde. İmamoğlu kazanırsa AKP açısından çok iyi olmaz. Cumhurbaşkanı'nın havası 31 Mart kampanyasına göre değişmiş, morali bozuk gözüküyor. Bundan dolayı seçimi İmamoğlu kazanırsa şaşırmayacağım.

GÖZLEM- İstanbul için "hangi adayın kazanması" daha hayırlı olur?

K- Yıldırım kazanırsa, İstanbul son çeyrek asırdır yönetildiği gibi yönetilmeye devam eder. Bir farklılık beklemiyorum. İmamoğlu kazanırsa, rant ve hayat tarzı açısından İstanbul biraz daha nefes alır. Ayrıca İmamoğlu'nun buradaki başarısı CHP içinde bir değişikliğe yol açabilir.

GÖZLEM- Seçim sürecinin tümüne bakarsak, "TV'leriyle, gazeteleriyle" ülke basını "4'üncü güç olarak" görevini yaptı mı?

K- Ben pek yaptığı kanısında değilim. Ülke basını büyük oranda "yandaş" ve geri kalanıyla "muhalif" basın haline dönüştü, dönüştürüldü. Ben pek de bir "tarafsız" basın kaldığı kanaatinde değilim. Eğer Yıldırım kaybederse, basının da ne kadar etkisi olduğu ve kendisine çeki düzen vermesi gerektiği ortaya çıkar.

GÖZLEM- Suudi Arabistanlı Bakan, yanında Arap ülkeleri temsilcileri ile beraber PYD - YPG bölgesini ziyaret etti. Orada toplanan aşiret yöneticilerinden "PYD / YPG'yi desteklemelerini" istedi. Bu toplantıya "Müslüman Kardeşler temsilcileri" de katıldı. Birkaç gün sonra "Müslüman Kardeşler liderlerinden" eski Mısır Cumhurbaşkanı Mursi mahkeme salonunda vefat etti ve Türkiye'de "gıyabi cenaze namazları" kılındı. İstanbul'daki törene Cumhurbaşkanı, bakanlar, Diyanet İşleri Başkanı da katıldı. Yorumunuz?

K- Erdoğan "Müslüman kardeşler" ve beraberindeki fikir yapılanmasını desteklemekten vazgeçmez. Ama bu zihniyetin güneyimizde Türkiye aleyhine faaliyetlerde bulunan PYD/YPG yapılanmasını desteklemesini engellemek için ne yapar, bunlara karşı nasıl mukabele eder, onu bilemiyorum doğrusu.

GÖZLEM- ABD, PYD - YPG grubunun arkasında. Yeni silah takviyesi yaptı. Rusya ve İran Esad Rejimini destekliyor ve Türk Komando Birlikleri İdlip'i korumak için Suriye topraklarında. Rejim güçleri İdlip'teki bazı grupları bombalıyor ve bu arada Türk Gözlemevleri de vuruluyor. Türk ve Suriye Birlikleri arasında çalışma olursa, nasıl bir tablo ortaya çıkar?

K- Rezalet olur. Bu batağa biraz daha çekilmiş oluruz. Yine de Rusya ile karşı karşıya kalacağımızı sanmıyorum çünkü Rusya ile başka taraflarda ilişkiler var. Ruslar o kadar enayi değil. Öte yandan böyle bir çatışma ABD'nin işine gelir.

GÖZLEM- Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim bombalamalara kadar uzandı. ABD bölgeye asker takviyesi yapıyor. İran ile gerilim "sıcak çatışmaya" dönüşebilir mi? ABD, İran'a Kurt - Kuzu anekdotunda olduğu gibi, "Suyumu bulandırıyorsun" diyebilir mi?

K- ABD, İran ile bölgede bir çatışmaya girer mi? İran'ın Rusya ile iyi ilişkilerini dikkate aldığımızda, giremez diyorum. Zor.

GÖZLEM- ABD'nin "S - 400'ler için gönderdiği" ve "Yaptırım tehdidi" de taşıyan mektuba ancak 12 gün sonra cevap verebildik. Milli Savunma Bakanımızın cevabı sizi tatmin etti mi? Sizce ne olacak bu gerilimin sonucu?

K- Erdoğan geri adım atıp, Rusya ile ilişkileri bozacak şekilde S-400 projesinden vazgeçer mi? Vazgeçmez, bir yolunu bulur. ABD bize F-35 projesinin de ötesinde yaptırım uygular mı? ABD'nin ekonomik olarak yaptırımı zaten zorda olan Türkiye ekonomisini olumsuz etkiler. Hatta ekonomistler olası bir ihtiyaç durumunda IMF kaynaklarına bile başvurulamayacağı, bunun ABD tarafından engelleneceği ihtimalinden söz ediyorlar. Erdoğan'ın bu duruma gelmeyi engellemenin, ekonomik yaptırımları uygulatmamanın bir yolunu bulması lazım. Ancak illa ki bir karar vermesi gerekirse, Erdoğan'ın Rusya'yı tercih edeceğini tahmin ediyorum. Rusya demek, İran da demek. O tarafı tamamıyla karşısına almaz herhalde.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 23 Eylül 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Ba...

Günlük Burç Yorumları Aşk 22 Eylül 2019 Pazar. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık ...

Yazarlar
Website Security Test