Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Johnson Mektubu ve İnönü

21.6.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Diplomaside ültimatom verilmesi illa da savaş ilan edilmesi anlamına gelmiyor. Daha sık kullanılan anlamıyla, müzakerelerin kesilmesinden bir önceki adım olarak “son sözün” söylenmesi ültimatom yerine geçiyor. Burada önemli olan, belirli bir tarihe kadar tatminkar bir cevap alınamadığı takdirde, belli bir sonucun ortaya çıkmasının kaçınılmaz olacağının karşı tarafa yazılı olarak bildirilmesidir.

Birçoğumuz haklı olarak, Amerikan Savunma Bakan Vekili Patrick M. Shanahan’ın S400’ler konusunda Savunma Bakanımıza yazdığı 6 Haziran 2019 tarihli mektubu görür görmez, kamuoyumuzda ültimatom biçiminde algılanan ünlü “Johnson Mektubu” olayını anımsadı.

ABD Başkanı Lyndon B. Johnson,55 yıl önce tesadüfen yine bir Haziran günü, Kıbrıs Türklerini Rum katliamından korumak için müdahale kozundan başka seçeneği kalmayan Başbakan İsmet İnönü’ye, 5 Haziran 1964 tarihli, dili hayli ağır bir mektup göndererek, Amerika’ya sormadan Kıbrıs’a bir müdahalede bulunmamasını istemiş, ayrıca Türkiye’ye verilmiş Amerikan askeri malzemelerini veriliş amacı dışında kullanamayacağı yönünde uyarmış ve İnönü’yü Vaşington’a davet etmişti.

ABD’deki Rum lobisinin baskısıyla hazırlanan bu mektup ve İnönü’nün mektuba verdiği cevap, kamuoyuna bir buçuk yıl sonra açıklandığında çok geniş yankı yarattı. İnönü’nün ünlü “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini alır” sözü bu olaydan sonra söylenmişti. İnönü’nün sözü tam olarak şöyleydi : “Kıbrıs'taki bu haksız durum devam eder, müttefikler bizi yalnız bırakır, NATO yanımızda olmaz, anlayışsızlık hüküm sürer, Türk azınlık ezilir, bu böyle devam ederse günün birinde Batı'nın bu savunma sistemi yıkılır, yeni şartlarla yeni bir sistem ve dünya kurulur, Türkiye de bu yenidünya içinde yerini bulur.” (Mehmet Ali Kışlalı, Sadece İnönü Düşündü)

Johnson’un bu mektubuna karşı İnönü, Dışişleri kadrosuna, güçlü argümanlarla desteklenen bir yanıt hazırlattı. Ankara’daki ABD Büyükelçisine tevdi olunan yanıtta, mektubun hayal kırıcı olduğu vurgulandıktan sonra,“Yaşananların aceleyle derlenmiş verilere dayanarak yapılmış bir girişimin telaşından ibaret olmasını dilerdim” şeklinde, İnönü’nün kırgınlığını da dile getiren bir ifade yer alıyordu. Benzer şekilde, Shanahan’ın mektubuna verilen cevapta da“müttefiklik ruhuna uygun olmayan üslup ve yaklaşımdan duyulan rahatsızlık” dile getirilecekti.

Johnson Mektubu, İkinci Dünya Savaşı sonrasında önemli ölçüde Amerika’nın etkisinde kalan Türk Dış Politikasının yön değişikliğine uğramasında, çeşitlilik arayışlarının gündeme gelmesinde ve en önemlisi, bağımsızlık söyleminin ön plana çıkmasında temel bir kilometre taşı oldu. Dış politika birdenbire toplumun bütün kesimlerinde en çok tartışılan konu haline geldi. İlerleyen yıllarda İstanbul’da Altıncı Filo aleyhine gösteriler oldu, Amerikan Büyükelçisinin arabası yakıldı. Bu mektupla birlikte, Türkiye, gözü kapalı ABD siyasetini destekleyen bir ülke olmaktan çıktı. Atatürk döneminin tam bağımsızlık politikası yeniden gündeme geldi.

Günümüze dönersek, S400’lerle ilgili Shanahan mektubunda da, Johnson mektubunda olduğu gibi, eğer Türkiye ABD’nin istediklerini yapmazsa başına geleceklerle ilgili bir “son söz”ün bulunduğunu görüyoruz. Bunun ne olduğunu tahmin etmek zor değil. Bilindiği gibi Trump, bu yılın Ocak ayında, eğer Türkiye Suriye’deki YPG unsurlarına saldırırsa, “Türkiye’nin ekonomisini mahvedeceğini” açıklamıştı. Buradan, yapacağı hamleyi eveleyip gevelemeden ilan eden müzakerecinin, hasmının en zayıf tarafını iyi tanıdığı ve “oradan vuracağı” sonucu çıkarılmıştı.

Shanahan’ın mektubunda da bu yaklaşımın, biraz daha az katı bir üsluba bürünmekle beraber, anlam bakımından aynı ağırlıkta devam ettiğini görüyoruz. Nitekim mektupta, S400’ler ve F35’lerle ilgili bilinen hususlar sıralandıktan sonra, Amerika’nın istedikleri olmazsa, bu gelişmelerin Türkiye’nin iktisadi kalkınma hedeflerine zarar vereceği, işsizliği artıracağı, ayrıca Gayrısafi Milli Hasılada (GDP) kayıp yaşanmasına ve dış ticaretin azalmasına yol açacağı belirtilmektedir.

Amerika, geçmişte Johnson mektubunun bir buçuk yıl bekletildikten sonra basında yer almasından ders almış olacak ki, şimdi daha yollanırken mektubu kamuoyuna açıkladı. Mektup, müzakere kapısını aralık bırakmaya devam etmekle birlikte, güvenlik konularında ikili işbirliğinin diğer veçhelerini muhafaza etmek istediğini dile getirerek, bir bakıma ABD tarafının sonuçtan pek ümitli olmadığı izlenimini de veriyordu.

Johnson mektubu döneminde, Londra ve Zürih Antlaşmalarına dayanarak Kıbrıslı Türk kardeşlerimizi Rum saldırılarından korumak isteyen Başbakan İnönü, böylesine ağır bir mektup beklememişti. Bu yüzden, Johnson’un Vaşington davetine icabet etmeden önce, demokrasinin kuvvetler ayrılığı ilkesine verdiği önemi göstererek, Türkiye Büyük Millet Meclisinden güvenoyu istedi. İnönü 194’e karşı 200 oyla Meclis’ten güvenoyu aldı ve 22-24 Haziran 1964 tarihlerinde Vaşington’u ziyaret etti. Ancak, Vaşington’da bulunduğu sırada Yunanistan Başbakanının da orada davetli olmasına rağmen Johnson’un arabuluculuk girişimini kabul etmedi. Dönüş yolunda New York’da Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri U Thant, Londra’da Başbakan Sri Alex Home, Paris’te Cumhurbaşkanı de Gaulle ile de görüşerek Kıbrıs uyuşmazlığı konusunda temaslarda bulundu.

Johnson mektubundan sonra Türkiye siyasetini değiştirdi. Birleşmiş Milletlerde 1965 yılında yapılan müzakerelerde ABD’nin Vietnam’da kuvvet kullanmasına karşı çıktı. 1969’da ABD ile ikili savunma İlişkilerini yeniden düzenledi. 1974’te Amerika’nın itirazına rağmen afyon ekimini serbest bıraktı. Yine 1974’te Kıbrıs’a haklı bir müdahalede bulundu. Bu yüzden ambargolara maruz kaldı. Ama bunun sonucunda kendi savunma sanayini güçlendirmeye başladı. Türk-Amerikan ilişkileri ise tehditlerle, iniş ve çıkışlarla bugüne kadar geldi.

Bugün Amerika’nın ulusal çıkarlarımızla uyuşmayan açıklamaları Doğu Akdeniz konusunda da devam ediyor. ABD Dışişleri Sözcüsü 6 Mayıs 2019’da, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de “kışkırtıcı” eylemlerden uzak durması, kaygı duydukları hidrokarbon arama faaliyetlerine son vermesi çağrısında bulundu.

Dış siyaset tarihimizde artıları ve eksileriyle yerini alan Johnson mektubu olayından sonra Türk-Amerikan ilişkilerinde başlayan sıkıntıların daha epeyce süreceği anlaşılıyor. Kanaatimizce yapılması gereken, sıkı durmak, demokratik standartlarımızı yükseltmek, ulusal çıkarlarımızı diplomasinin imkanlarından daha etkili biçimde yararlanarak korumak, bizi yalnızlaşmaktan kurtaracak bölge içi dostlukları artırmaktır.

Johnson Mektubundan ise bize güzel bir ders miras kaldı: Kurtuluş Savaşımızın kahramanlarından ve Lozan Barışının mimarı İnönü’nün, Vaşington’a gitmek için Meclis’in güvenoyuna başvurmuş olması. Bu davranış,  Atatürk’ün Kurtuluş Savaşını Meclis’le birlikte yürütme siyasetiyle de uyumlu, örnek bir hamleydi. Dileğimiz, bu güzel örnekleri günümüzde ve gelecekte de görebilmektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 19 Eylül 2019 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Bal...

Günlük Burç Yorumları Aşk 18 Eylül 2019 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Bal...

Günlük Burç Yorumları Aşk 17 Eylül 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık B...

"Gökyüzü çok şey anlatır… Onu “hâl” diline çevirmekse senin gayretine bağlı."

Günlük Burç Yorumları Aşk 15 Eylül 2019 Pazar. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık ...

Yazarlar
Website Security Test