Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Hezimetin sebebi, geçen yıl yazılmış!..

28.6.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

 

Bir "bilge" siyasetçi geçen yıl basılan kitabında, sanki "Bugüne, İstanbul Seçiminin sonucuna ve nedenine ışık tutmuş"; kahinlik mi etmiş; hayır!..

Bunca yıllık tecrübesinin, "insanı ve toplumu tanımasının, siyasetin zirvelerine ulaşıp, eteklerinde de dolaşmış olmasının duyarlılığı içinde demiş ki:

"Demokraside asıl olan barışçıl ve sevecen ortamdır. Muhabbet vardır. Sanatın incelikleri vardır. Munis sözcüklerle kinleri ve garezleri sıfırlamak vardır. Uzlaşı kültürünün şaheser örnekleri ile toplum rahatlatılır ve bilinir ki insanlar taş basmakalıplar değildir. Kısacası demokrasi 'DEDİĞİM DEDİK, ÇALDIĞIM DÜDÜK' değildir. Bir uzlaşmadır. Husumetlerden uzak, sevgi ve sorumlulukla yoğrulmuş birlikteliği sağlama tutkusudur. Halkı kamplara bölmeden rahat ve huzurlu bir ortamda kişilerin yaşamasını gerçekleştirmektir.

Demokrasiyi bu çerçevenin içine irdelediğimizde görünen onun sayısal bir kavramdan önce hukuksal ve ahlaksal bir birleşim olduğudur.

... Hem demokrasiden dem vurulur, hem de 'İtaat et, rahat et' deniliyorsa, 'orada bir aldatmaca var' demektir."

Ali Naili Erdem'in "ülkem ve anılarım" kitabının bu satırları içinde, "AKP'nin, 'hiç ama hiç kimsenin beklemediği çok açık farklı mağlubiyetinin' asıl sebebi" yazılı!..

Elbette "Anlaya sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az" ise!..

"Kinleri, garezleri" anlatan, "husumetleri, sevgiyi" sorumluluklar süzgecinden geçiren, "uzlaşı kültürünü" öneren, "sayısal kavramlarla, hukuksal ve ahlaksal kavramların demokrasideki yeri ve payını" ölçen, nihayet "demokrasinin, 'itaat et, rahat et' olmadığının altını çizen" bu "10 cümle", Binali Yıldırım gibi "tecrübeli ve ünlü" bir siyasetçinin, "neden" daha "dünkü genç, tanınmamış" bir siyasetçi önünde "hezimete uğradığının" dersini veriyor, herkese, ama herkese!..

O ders diyor ki; "Halkı kamplara bölmeden, kişilerin rahat ve huzurlu bir ortamda yaşaması gerçekleşmiş olsa idi, ortaya her demokraside 'normal' karşılanabilecek bir sonuç çıkardı, Böylesine bir 'hezimet' olmazdı!.."

Artık herkes iyi bilmeli ki, İstanbul'dan Ankara'ya, İzmir'den Kars'a, Hakkari'ye, Samsun'dan Antalya'ya kadar herkes ama herkes, 23 Haziran gecesinden itibaren anlamaya başladı ki; "24 Haziran 2019 sabahından itibaren" Türkiye'de "her şey başka" olacaktır; siyasetinden, sosyal hayatına, ekonomisinden, kültür ve sanatına, basınından sporuna kadar!..

Bunu anlamayanlar, "anlamak istemeyenler" büyük hata ederler; "isteğin ve umudun önünde durulamaz"; hele "kaynağı" millet ise!...

 

Ben, güzele "güzel" demem, güzel, "iyi" olmayınca!..

 

"Her şey çok güzel olacak" sloganı İstanbul Seçimi'nin "tutkalı olduğu" günden beri hep düşünmüşümdür; "Güzel olmak mı, iyi olmak mı" diye!..

Mesela desem ki, "Güzellik geçici, iyilik kalıcıdır"; haksız mı olurum?..

Mesela, "Güzel olan, iyi olmayabilir, iyi olan da güzel olmayabilir"; tercihiniz, "iyi" değil, "güzel" ise, ne olacak o zaman?..

Mesela, "Güzelin karşıtı çirkindir" ve de "İyinin karşıtı da kötü!.."

Yani, "Çirkin bir insan iyi olabilir, güzel bir insan da kötü"; hangisini tercih ederiz?..

"Onun için" diyorum ki, Ekrem İmamoğlu Başkan; "Seçimi 'Her şey çok güzel olacak' sloganı ile kazandın, şimdi 'Her şey iyi olacak' sloganı ile devam et!.."

 

Okuyucu Soruları...

7 Demokrasi Kahramanı!..

Bir okuyucum soruyor; "Bu demokrasi zaferini, kime borçluyuz; Millet İttifakı'na mı, CHP'ye mi, İyi Parti'ye mi, halka mı, halkla zıtlaşan bir propaganda sürecine saplanıp kalan Cumhur İttifakı'na mı, AKP'ye mi, MHP'ye mi, yoksa bütün bu partilerin liderlerine mi?.."

CEVABIMDIR; Elbette, "bu zaferde", okuyucumun sorusunda yazdığı unsurların, kuruluşların, kişilerin hisselerine düşen paylar vardır.

Amma... "Asıl büyük pay" çok açıktır ki, Yüksek Seçim Kurulu'nun "Seçimin tekrarı kararının altında imzası olan 7 Yüksek hakimindir!.."

"Onlar" ve "o kararları" olmasa idi, okuyucumun yazdığı "bu demokrasi zaferi" olur muydu? Perde "13 bin farklık" ve de "şaibeli" damgasına yemiş bir sonuçla kapanırdı.

O 7 kahramanı alkışlıyorum; demokrasimiz onlara çok şey borçlu; Demokrasi Meydanı'na onların heykelleri dikilmeli ki, tarih boyu "bu ders" yaşasın, hem de "onlar" yaşatsınlar!..

 

Kıssadan hisse almak!..

"Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey! / Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? / 'Tarih'i  'tekerrür' diye tarif ediyorlar; / Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?" (Mehmet Akif Ersoy / Safahat - Yedinci kitap)

Kıssa: Rahmetli Özal, "Başbakanlıktan, Cumhurbaşkanlığına atlamıştı"; sonra "bin pişman oldu", tam "Cumhurbaşkanlığından istifa edip, 'yeni' bir parti kurarak, her şeye 'yeniden' başlayacaktı" ki, vefat etti!..

Keşke, Erdoğan "bu kıssadan hisse çıkarsa" ve de "rejimi de değiştiren 'başkanlık sistemi' peşinde koşarak", Başbakanlık Konutu'ndan Beştepe Külliyesi'ne geçmeseydi; şimdi "Ayıkla pirincin taşını" durumu ile karşı karşıya kalmazdı; hem de "pirince durmadan bahçe taşlarını karıştıranlar" varken!..

 

Sözün Özü

İyi Parti Lideri Meral Akşener, "Türk Milliyetçileri adına" tam da konunun bam teline bastı. Bana da "asıl soruyu sormak" kaldı; "Bozkurt'un postunu mitile çevirenler" Türkeşlerin, Nihal Atsızların kemiklerini sızlattılar, mezarlarında! Yeniden bir "Bozkurtların Ölümü" yazacak kimse yok mu, Türk Milliyetçileri arasında?..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test