Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kışlalı; ''Erdoğan, 'tek adam' sistemini değiştirmez!..''

5.7.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci Mehmet Ali Kışlalı, GÖZLEM'in ülkenin gündeminde olan önemli olaylarla ilgili sorularını cevapladı. İşte görüşleri...

GÖZLEM- Önce, İstanbul Seçimini "açık farkla" Ekrem İmamoğlu'nun kazanması konusundaki görüşleriniz alalım.

K- Farkın bu derece yükselmesinin iktidarın yaklaşımıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Ekonomi ise, ekonomi zaten ilk seçimde de bozuktu. Ancak iktidar baskıyla Yüksek Seçim Kurulu'ndan seçimin tekrar edilmesi kararını çıkarttı. Hem YSK'nin, hem de iktidarın ki birbirlerinden çok farklıydı, gerekçeleri de birbirinden saçma olunca, buna adaletsizliğe karşı eninde sonunda tepki vermesiyle bilinen Türk milletinin cevabı çok sert ve kati oldu.

GÖZLEM- Bu sonuç, Türk siyasi hayatında "yeni bir sayfa" açmış mıdır? Bundan sonra neler olabilir?..

K- Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi de kaybeder" anlamına gelen bir konuşması vardı. Bu söylediği anlamsız değil. Bu mağlubiyet bir işaret. Seçmende bir tereddüt yaratılmış olduğunu gösteriyor. Bu AKP'nin düşüşünün işareti midir? AKP pat diye düşer mi, bilemiyorum ama halkın büyük çoğunluğunun kafasında, 17 senedir iktidarda olan partiye karşı, ilk defa bir soru işareti, şüphe doğduğunun göstergesi.

GÖZLEM- AKP içinde bile tartışılmaya başlanan "Cumhurbaşkanlığı Hükümeti sistemi" değişebilir mi?

K- Kolay değil. Erdoğan bu sistemi 'Tek Adam' olmak için, her şeye hakim olmak için getirdi. Kendi getirdiği sistemi 2 yıl sonra değiştirip, yeniden parlamenter sisteme döner mi? Buna ihtimal veremiyorum. Ancak mevcut sistemin işlemediğini düşündüğü unsurlarını değiştirmek veya en azından değiştiriyormuş, değiştirebilirmiş gibi bir algı yaratmak isteyebilir. Ayrıca burada bir defa MHP'nin duruşu önemli. Bir de AKP'nin kurmayları da mevcut sistemi Erdoğan kadar desteklemezse bunun değişikliklerde etkisi olabilir.

GÖZLEM- AKP içinden "yeni parti" çıkacak mı? Bu "yeni" parti, AKP'den ve MHP'den alacağı milletvekilleri ile Meclis'teki AKP / MHP bloğu (Cumhur İttifakı) çoğunluğunu "azınlığa" dönüştürebilir mi?

K- Bu önemli bir soru. Eski Devlet Bakanı Ali Babacan liderliğinde, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül destekli yeni bir parti kurulacağı konuşuluyor. Ancak bu parti için ismi geçenler genellikle AKP küskünleri. AKP'nin hedef kitlesinin ötesinde bir kitleyi harekete geçirebilecek isimler henüz ortaya çıkmadı. Dolayısıyla böyle bir partinin Meclis'te grup kuracak kadar milletvekilini AKP'den alabileceği konusu biraz şüpheli. Şu anda Meclis'te Cumhur İttifakı'nın milletvekili sayısı AKP 291, MHP 49 olarak toplam 350. Muhalefetin ise toplam 239. Muhalefetin çoğunluğa ulaşabilmesi için 295 milletvekiline ihtiyacı var. Yani yeni oluşumun AKP'den 56 milletvekilinin kopması gerekiyor. Bu biraz düşük bir ihtimal.

GÖZLEM- Seçim sonucu, MHP'de ne gibi gelişmelere yol açabilir; özellikle "Öcalan mektubunun, kardeşi Osman Öcalan'ın TRT ekranlarına çıkarılmasının MHP içindeki etkileri" neler olabilir?

K- AKP'nin İstanbul seçimi öncesi yürüttüğü bu "Öcalan açılımı", seçime dönük bir taktikti. Sanırım bu taktiğe, MHP'nin de çok yüksek perdeden bir karşılık vermemesi, hatta Bahçeli'nin Kürt seçmene Apo'yu dinlemedikleri için adeta "sitem" etmesi, bunu PKK'nın bölünmesine dönük bir strateji olarak gördüğünü gösteriyordu. Ancak bundan sonra AKP'nin bu stratejiye devam etmesi uzun vadede MHP'yi seçmenine karşı zor duruma düşürebilir.

GÖZLEM- Sonucun Millet İttifakı partilerinin, CHP'nin ve İyi Parti'nin üzerindeki etkileri neler olabilir?..

K- Bir defa her iki partinin de moralleri düzeldi, çok yukarıya çıktı. Ayrıca toplum nezdindeki itibarları ciddi biçimde arttı. Özellikle CHP'de Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeri güçlendi. Çünkü kendisi İmamoğlu gibi görece tanınmayan birisini aday göstererek ciddi riske girmişti. Bunun karşılığını fazlasıyla aldı. İyi Parti ise, Öcalan açılımı nedeniyle Cumhur İttifakı'na oy vermeyen MHP'li seçmenini ki bunun yüzde 3 civarında olduğu ifade ediliyor, kazanacak gibi gözüküyor.

GÖZLEM- İmamoğlu'nun "ilk günleri için" neler söyleyebilirsiniz; "Çok konuşuyor" eleştirileri var?

K- Çok konuşması biraz da yeni bir isim ve büyük bir başarı yakaladığından olabilir. Konuşmasından ziyade basında çok yer bulması şu anda esen rüzgardan ve gündemde olmasından kaynaklanıyor herhalde. Ancak bana göre ileriye dönük olumsuz olabilecek bir gösterge, bu seçim öncesi Ordu'da VIP'te yaşanan olaylarda ortaya çıktı. İmamoğlu Ordu'da VIP'e girmek istemiş, partizanca hareket eden Ordu Valisi karşı çıkınca, itişme kakışma, hakaret dahil olaylar çıkmıştı. İmamoğlu niye, hem de seçim öncesinde popülaritesini attırabilecek bir şekilde, havaalanına halkın içine karışarak normal salondan giriş yapmadı da, böyle bir VIP ısrarında bulundu, çizdiği imajla ben uyuşturamadım. Bunun ileriye dönük bir gösterge olmadığını ümit ediyorum.

GÖZLEM- Orta Doğu'da "Türkiye aleyhine gelişen" Irak Hükümeti'nin, Suriye'deki Rejimin, Libya'da General Halfer grubunun attıkları "sıcak adımlar" ve aldıkları tavırlar; Doğu Akdeniz'de "Yunanlıların düşmanca açıklamaları" konusundaki görüşünüz; bu gerilim savaşı nereye varır; Türkiye ne yapmalı?

K- Erdoğan'ın özellikle Orta Doğu ve Akdeniz'e dönük dış politikasının yarattığı sıkıntılar ortada. Bir tarafta Suriye ile ısrarla anlaşma yapılmadığı için güney sınırımızda ve Türkiye içinde yaşanan zorluklar var. Diğer tarafta Doğu Akdeniz'de ve hatta Ege'de Türkiye'nin AKP iktidarında şimdiye kadar çok pasif kaldığı ve bu sıkıntılara bu sebeple maruz kaldığı gibi bir algı ortaya çıkıyor. Bu noktadan sonra Erdoğan daha sert bir politika izleyip bu bölgelerde Türkiye'nin haklarını çıkarlarını ciddi bir biçimde, hatta sıcak çatışmaya dönecek kadar ileri derecede korur mu? Tabii bu konuda ciddi şüpheler var ama öbür taraftan da Erdoğan Suriye'de, Zeytin Dalı operasyonunda da görüldüğü gibi, Ordu'yu kullanarak gerektiğinde sertleşmesini bildi. Ama tabii bu tek taraflı bir konu değil, bir yığın hassas noktaları var. Oralarda neler yapabileceğini göreceğiz. Yunanistan'a karşı, su altı kaynaklarla ilgili haklarda ne kadar ileri gideceğini bilemiyorum.

GÖZLEM- "Orta Doğu için ABD - Rusya uzlaştı; Türkiye'yi sıcak havuza itiyorlar" iddiaları var; görüşünüz?

K- Rusya ile Amerika'nın Türkiye aleyhine bölgede uzlaşması bana biraz zor geliyor. Rusya, mevcut durumdan memnun. Ama Amerika'nın Suriye'de kalıcı olmasını sağlayacak şekilde uzlaşmasını pek mümkün görmüyorum.

GÖZLEM- Askerlik Kanununda yapılan değişiklikler, paralı askerlik / askerlik ve asgari eğitim sürelerinin azaltılması, asker sayısındaki büyük indirimin, Türkiye'nin Irak ve Suriye operasyonları dolayısıyla Irak ve Suriye rejimleriyle karşı karşıya gelme ve gerilimlerin artması, Suriye'de rejim güçlerinin Türk Gözlemevlerine saldırması, Rusya'nın seyretmesi, Doğu Akdeniz'de petrol ve doğalgaz araştırmaları sebebiyle giderek artan gerilim dönemine bir de Libya'da ABD'nin, İsrail'in, Mısır'ın desteklediği General Halife Hafter düşmanlığının eklendiği bir döneme rastlaması konusundaki görüşünüz?

K- Bir defa Türkiye bu tehditlere büyük ölçüde, askerliğini kısa süreyle yapan sivillerle değil, profesyonel, muazzaf askerlerle karşı koyacak. Öte yandan hakikaten ciddi bir tehdit oluşursa, bu yasayı her zaman değiştirip askere alımları yeniden eski seviyesine ve daha üstlere çıkarmak mümkün. Öte yandan Erdoğan bu düzenlemeyi herhalde, güvenlik kaygılarından çok, büyük ölçüde seçimlerde faydası olur düşüncesiyle yaptı.

GÖZLEM- G 20 toplantıları sırasında Başkan Trump'ın "S -400'ler / F - 35'ler / Yaptırımlar konusundaki görüşlerinde büyük değişiklikler olduğunun ortaya çıkmasını nasıl karşılıyorsunuz? "Verdiği sözlerden" çabuk dönen (Örnek; Suriye ve Iraktan 1 ay / 3 ay içinde çekiliyoruz açıklaması) Trump'ın Türkiye için "olumlu olan" bu görüşlerinden dönmeyeceğine inanabilir miyiz?

K- Trump'un tutarsız gibi gözükmesi kendi çıkarlarını koruyup, konumunu güçlendirmek amacıyla herhalde. Bu görüşlerinden geri döner mi bilemiyorum ama öncelikle S-400'ler konusundaki tutumunu yumuşatması karşısında, Erdoğan'ın açıkladığı yeni uçak alımları dahil ne gibi kazançlar elde ettiğini sorgulamak gerek.

GÖZLEM- Erdoğan'ın Çin gezisinde, Çin Devlet Televizyonu tarafından aktarılan "Çin'in Sincan bölgesindeki (Doğu Türkistan) insanların Çin'in gelişimi ve refahı içinde mutlu bir yaşam sürdüğü bir gerçektir. Türkiye, Türk-Çin ilişkilerindeki uyumu kimsenin bozmasına izin vermez. Türkiye aşırılığa kesin bir şekilde karşıdır ve Çin ile karşılıklı siyasi güveni ve güvenlik işbirliğini güçlendirmeyi arzu etmektedir" sözleri için görüşünüz?

K- Erdoğan, koca Çin'i kazanmak için bir politika yürütüyorsa, uyguluyorsa, buna bir şey denilemez. Çin'deki Sincan bölgesindeki Türkleri Amerika'nın diğer birçok bölgesinde olduğu gibi kışkırttığı, buna karşın Çin'in de diğer pek çok bölgesinde olduğu gibi, rejimi gereği, bu bölgeyi baskı altında tuttuğu intibaı var. Türkiye'nin her iki olguyu da dikkate alarak, yeni gelişmelere karşı dikkatli ve Çin'i kaybetmeden, Çin ile uyumlu bir politika gütmesi gerekir.

GÖZLEM- Bülent Arınç'ın "Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyelerinin maaşlarının daha ilk toplantı yapılmadan 5000 lira yükseltilerek 18 bin liraya çıkarılmasına olumsuz bakan, eleştiren ve yorumlayanlar için" TV ekranlarından "Edepsizler" demesini, "Bunlar bizim özelimizdir, kimseyi ilgilendirmemeli" açıklamasını yapmasını nasıl yorumluyorsunuz?

K- Eğer çalıştığı kurum özel bir şirket olsaydı, söylediği doğru olabilirdi. Ancak Yüksek İstişare Kurulu'nun maaşları, diğer tüm devlet kurumlarında olduğu gibi, halktan alınan vergilerle veriliyor. Dolayısıyla halk adına herkesin bu maaşlarla ve daha hiç bir iş yapmadan bu kadar arttırılmasıyla ilgili yorum yapması, eleştiride bulunması çok doğal. Ayrıca bir Yüksek İstişare Kurulu üyesine, "Edepsizler" sözü yakışıyor mu?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 16 Ekim 2019 Çarşamba. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 15 Ekim 2019 Salı. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 14 Ekim 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar.

Emekli Albay Soner Aydın Barış Pınarı Harekatı'nı değerlendirdi.

Yazarlar
Website Security Test