Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Tekrar GSF için

13.7.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Narlıdere’deki Konservatuar ve Güzel Sanatlar Fakültesi binalarının taşınması ile ilgili GÖZLEM’in geçen haftaki sayısındaki yazımdan sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü, eleştirilere tepkili, aşırı gergin bir açıklama yayınladı. Rektörlüğün yazısı esas olarak TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu’nun konuyla ilgili açıklamasını hedef alıyordu. TMMOB yetkililerinin iyi niyetli tespitlerinin, Rektörlük açıklamasında, “aklın sınırlarını zorlayan”,“kamuoyu vicdanını da rahatsız eden” bir yaklaşım olarak nitelendirilmesi, kimlerin konuya ön yargılı bir şekilde yaklaştığını çok iyi göstermektedir. Bu nedenle bu konuya tekrar dönmek zorunda kaldım:

1. Rektörlük, “açık, net ve şeffaf davrandık”larını iddia ediyor. Gerçekten öyle mi? Şeffaf olduğunu iddia eden rektörlük gibi bir kamu kurumunun, yine kamu kurumu niteliğindeki TMMOB’a, yıkım kararını içeren Şubat 2019 tarihli raporun tümünü, incelenmek üzere vermesi gerekmez miydi? Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından hazırlandığı anlaşılan “Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Binalarının Deprem Riski Açısından Değerlendirme Raporu”nun yalnızca sonuç bölümü paylaşılmış. O da 4 Temmuz 2019 tarihinde, sosyal medya ortamında. Anlaşılan, “şeffaflık”tan sosyal medya kastediliyor.

2. Raporun teknik açıdan yadırgatıcı bir yanı daha var: Sonuç bölümünden öğrendiğimize göre, analizler 2007 tarihli “Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik” kullanılarak hazırlanmış. Oysa, 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren ülke çapında geçerli olan 18 Mart 2018 tarihli Resmi Gazetenin, 30364 (mükerrer) sayılı sayısında yayınlanan “TÜRKİYE BİNA DEPREM YÖNETMELİĞİ”nin kullanılması gerekirdi. Tereciye tere satılmaz ama konunun dersini veren akademisyenlerin bu konuda daha ciddi olması gerekmez miydi? Yeni yönetmeliğin kullanılması, sonucu etkilemezdi belki ama en azından daha “ciddi”, daha “resmi” bir çalışma olurdu. Aceleden gözden kaçmış olmalı!

3. Rektörlüğün açıklamasında, kamusal binalarda depreme dayanıklılık çalışmalarının zorunlu tutulduğu, burada bir tercihin söz konusu olmadığı belirtiliyor. Tam bu noktada soruyoruz: Neden GSF binaları seçildi yalnızca? Neden komşu arazideki Tıp Fakültesi binaları seçilmedi? Yoksa onların çalışmaları tamamlandı da, haberimiz mi olmadı? Peki, 1970’li yılların başında inşa edilmiş olan Alsancak’taki rektörlük binalarına ne demeli? Korunması gereken “sit” alanı ilan edilmesi, oradaki yapıların depreme karşı etüt edilmesine engel mi? Benzer tercihleri başka yapılarda yaşadığımız için kuşku duymakta haklıyız.

Daha önce de örnek olarak göstermiştik: Gençlik ve Spor Bakanlığı, 2014 yılında aniden Alsancak stadını etüt etmeye karar verdi. Bu etüt sonucunda da tarihi Alsancak stadı yıkıldı. İzmir takımları orada maç yapmak için en iyimser tahminle 3 yıl daha bekleyecek. Beri yandan, 1970’li yılların başında Akdeniz Olimpiyatları için inşa edilen Atatürk Stadını incelemek kimsenin aklına gelmedi! Oysa bu yapının durumu gerek zemin koşulları gerekse yapısal bozukluklar dikkate alındığında, Alsancak stadına göre daha riskliydi. Ama niyet başka olunca, diyecek bir şey kalmıyor.

4. Rektörlük açıklamasında, “Balçova’daki araziye gelince; burası hazineye aittir ve eğitim amacıyla kurumumuza tahsis edilmiştir” deniyor. Biz de geçen haftaki yazımızda, arazinin “şartlı bağış” ile hazine mülkiyetine geçtiğini vurgulamıştık. Ama güzel sanatlar konusunda eğitim yapılması “şartı” ile… Yetkililer, konservatuar ve GSF binalarını yıktıktan sonra şöyle bir karar alabilirler: “Buraya şimdi, yap-işlet-devret modelini kullanarak termal sağlık içerikli bir kompleks yaptıralım; görünüşte termal tedavi eğitimi içersin ama özünde birilerine rant sağlasın”. Umarım böyle kötü bir çözüm kimsenin aklından geçmiyordur. Geçmediği açıklanırsa en çok sevinen ben olacağım. Narlıdere’deki mevcut binalar, geçmişte 9 Eylül’e bağlı bazı hastanelerde yapıldığı gibi bölüm bölüm güçlendirilirse, öğretim görevlilerinin ve öğrencilerin perişan olması önlenmiş olur.

Rektörlüğün de kabul ettiği gibi, Başkan Tunç Soyer de güçlendirmeye destek vermeye hazır olduğunu açıklamadı mı? O zaman acil bir yatırım planı yapılarak, Türkiye’ye örnek bu sanat merkezinin hizmete devam etmesi sağlanmalıdır. Herkes bunu istiyor. Taşınmak için akademisyenlere dağıtılan çuvalları değil.

Kimse 9 Eylül Üniversitemize zarar vermek istemiyor. Kırıp dökmeden, kibirli tavırlarla başkalarını suçlamadan, yerinde güçlendirmeyi hayata geçirelim. “Net çözüm” budur!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 23 Eylül 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Ba...

Günlük Burç Yorumları Aşk 22 Eylül 2019 Pazar. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık ...

Yazarlar
Website Security Test