Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Savunma sistemimizi ABD’nin isteğine göre kuramayız

13.7.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ulu Önder Atatürk’ün şu sözlerini hatırlamakta yarar vardır; “… hangi istiklal vardır ki; ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir.”

Yıllardır, ABD’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da kendi çıkarları doğrultusundaki yönlendirmeleriyle bölgenin ve ülkemizin getirildiği durumu özetlemek gerekirse; Irak’ta, ülkemizin de toprak bütünlüğünü etkileyecek bir model, bir özerk Kürt oluşumu (IKBY) gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde “Milli Birlik ve Kardeşlik” adı verilerek bir açılım süreci uygulamaya konulmuş, sonuçta PKK hem bölgede hem de uluslararası alanda nispeten daha güçlü bir duruma getirilmiştir. Yine açılım sürecindeki uygulamalarla PKK Suriye’ye yerleştirilmiş, ABD’nin himayesinde, SDG (PYD/YPG) adıyla özerklik yolunda ilerlemektedir. Kuzey Afrika ülkelerinin tamamı ABD’nin kontrolü altına alınmış, Akdeniz; ABD, AB ve Rusya’nın paylaşımına açılmıştır (bu konu bütün yönleriyle daha geniş açıdan irdelenmesi gereken bir konudur). Akdeniz’de bu ortaklığın önündeki tek engel Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) varlığıdır. Akdeniz’in kontrolüne paralel olarak Ege, bir Yunan denizi haline getirilmek istenmektedir. Ülkemiz, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da neredeyse bütün ülkelerle ve sınır komşularımızla anlaşmazlık halindedir. Dinler Arası Diyalog söylemiyle toplumların inanç değerleri odağa konularak, bizim gibi ülkelerde, başta ABD’nin güdümündeki FETÖ olmak üzere kimlerden destek aldıkları bilinmeyen pek çok tarikat ve cemaat; devlete, siyasete, orduya ve toplumsal yaşama yerleştirilmiştir. ABD ve onun gerçek stratejik ortaklarının, bütün bölgede ve ülkemizde; inanç değerleri, mezhep ayrılıkları, sosyal yapı, etnik hassasiyetler üzerinden yaptığı çalışmalar ve sonuçları ortadadır. Bütün bunlarda bizim de hatalarımız olmuştur. Büyük devletler; bünyesinde yer aldıkları bütün ittifaklarda karar mekanizmasına girmeli, olayları kendi çıkarlarına göre yönlendirebilmelidir. Bizim için bunu söyleyebilmek mümkün değildir.

Geçmişte iç çıkar odaklarını ve FETÖ’yü kullanarak TSK’ya kumpaslar kurduran ABD, şimdi de “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, savunma sistemlerini benim istediğim şekilde düzenleyecek” dayatmasıyla karşımıza çıkmakta, aksi halde yaptırım uygulayacağı tehdidinde bulunmaktadır. Bağımsız bir ülke olarak bu dayatma ve tehditleri kabul etmemiz mümkün değildir. Rusya’dan S-400 hava savunma sisteminin alınması ve bu kararın taviz verilmeden uygulamaya konulması; bir taraftan savunma ihtiyacımızın karşılanmasına katkı sağlarken, diğer taraftan Türkiye Cumhuriyeti’nin ABD’nin güdümünde bir sömürge olmadığını ortaya koyacaktır.

Bir ülke gerçekten tam bağımsızsa, koşullar ve özel durumu ne olursa olsun, kendi milli savunma sistemini bir başka ülkenin iradesi altında, onun yarattığı koşullarda, onun istekleri doğrultusunda kurmaz/kurmamalıdır. Ülkemizin bu günkü ortamda, yakın çevremizdeki tehdit değerlendirmelerine göre yüksek irtifa hava savunma sistemine ihtiyacı vardır. ABD, talep ettiğimiz Patriot sistemini vermemiştir, bizim de bu sistemleri üretme imkânımız yoktur. O halde ihtiyacımızı karşılayacak en uygun silahı, en uygun koşullarda elde etmek en doğal hakkımızdır. Bu açıdan değerlendirerek, S-400 konusunda bu aşamaya kadar her şeyin olması gerektiği gibi yapıldığı kanaatindeyim. Ancak henüz işin başında olduğumuz da gözden uzak tutulmamalıdır. Kuşkusuz ABD bundan sonraki adımlarını çok iyi hesaplamıştır. Bizim de bütün karşı adımları hesaplamış olmamız gerekmektedir. Adımlarımızı atarken, Rusya’nın son zamanlarda Suriye ve Doğu Akdeniz’de ülkemize karşı tavrı da dikkate alınmalıdır. Gelişmelerden olumsuz etkilenmememiz için, milli mutabakatla (demokratik bir ülkede milli mutabakat, demokratik bir parlamentoda sağlanır); iç siyasi yapımız istikrara kavuşturulmalı, dış politikamız yeniden ele alınmalı ve milli savunmamız konusunda kararlılığımız devam ettirilmelidir.

Bu aşamada S-400’lerin konuşlandırılacağı yerler konusunda basında yer alan bilgilerin tahminlerden ibaret olduğu kanaatindeyim ve bu tahminlere katılamıyorum. Böyle bir silahın konuşlandırılacağı yerleri belirlerken pek çok kriterin değerlendirilmesi gerekmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz her türlü taktik, teknik ve lojistik değerlendirmeyi yaparak en uygun mevziiye karar verecektir. En kötü ihtimal ABD’nin tehdit ve telkinlerine boyun eğilerek bu silahın pasif tutulmasıdır.

Yine Atatürk’ün bir sözünü hatırlatmak isterim. "Bir ulus varlığını ve bağımsızlığını sağlamak için, düşünce sınırlarını aşan girişimler ve fedakarlıklarda bulunduktan sonra başarılı olur. Ya başarılı olmazsa demek, o ulusun ölmüş olacağına karar vermek demektir."

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 12 Aralık 2019 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 11 Aralık 2019 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. 9-15 Aralık haftası burçları neler bekliyor?

Günlük Burç Yorumları Aşk 10 Aralık 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 9 Aralık 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 8 Aralık 2019 Pazar hafta sonu. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test