Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Deprem farkı; ''canı can'' ve ''canı patlıcan'' olanlar!

26.7.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

 

Üç üniversitenin "deprem uzmanı" hocaları "İstanbul ve çevresinde 1500 yıldır yaşanan depremleri inceledikten ve gerekli araştırmaları yaptıktan sonra, özetle "İstanbul'u etkileyecek 3 deprem olabilir; 7.2 / 7.4 / 7.5 şiddetinde" açıklamasını yaptılar.

Arkasından Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, "Marmara Denizi içinde 7.5 / 7.4 / 7.2 şiddetinde deprem üretebilecek fayların enerjiyi biriktirmiş olduğunu" belirterek "İnsanlar beklenen İstanbul Depremi'nin tarihinin çok uzak olduğu, mümkünse hiç gelmeyeceğini duymak istiyor. Umarım deprem biz hazır olana kadar bekler" dedi.

Bu sözler "yetkili bir" yöneticinin ağzı ile "depreme tam hazır olmadığımızı" işaret ediyordu ve Özener Hoca, "İzmit'te olan depremle Doğu Marmara'da olan büyük depremler arasındaki süreler dikkat çekici. 553 yılında olmuş, ikincisi dört yıl sonra 557'de... 976'da olmuş, 13 yıl sonra 989'da bir kez daha... Sonra 19 yıllık bir zaman var, 1490-1509... Şimdi de mesela 1999... Yani İzmit depremlerinden sonra ardışık deprem süreleri arasında 19 yılla, maksimum 60 yıl arasında bir süre var." diyordu!..

Buna karşılık İTÜ Maden Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Ercan "Halkı korkutmasınlar, ben 'İstanbul'da 2045'ten önce büyük deprem olmaz' dedim" dedi ve "7.5 / 7.4 şiddetinde depremlere" de karşı çıktı. Ercan, iddialı konuştu; "Yanılma payım 10 yıl olabilir. 10 yıl önce olabilir ya da 10 yıl sonra. Kısacası beklenen İstanbul depremi 2035 ile 2055 arasında olabilir. Bunlar iki depremdir, birisi Küçükçekmece önünde 6.4 - 6.7 şiddetinde, diğeri ise Marmara Ereğlisi önünde 7 - 7.2 şiddetinde olacaktır. Bu depremler hep gecikmiş. Bu gecikme zamanları da 50 - 100 yıl arasındadır. Yani, gecikme olursa ki olması büyük bir olasılıktır, beklenen İstanbul depremi 2095 ile 2150 arasında olacaktır."

Burada duralım ve "Buyurun cenaze namazına" diyerek sormaya başlayalım;

1- Uzman bilim adamları arasında "böylesine bir çelişki" nasıl olur; halk kime inanacak?..

2- Ülkenin başka bölgeleri de, Ege Bölgesi başta durmadan sallanıyor; "öldürücü deprem riski" Anadolu'nun her yerinde var, neden "Hep İstanbul, her zaman İstanbul" oluyor?..

3 - İstanbul için yapılan araştırmalar, tartışmalar, "bunların gazete ve TV'lerde yer alma" şekil ve süreleri, neden mesela İzmir başta Ege'de yaşayan, Antalya başta Akdeniz Bölgesinde yaşayan, Erzincan / Van başta Güney ve Doğu Anadolu'da yaşayan milyonlarca insana "saygı duyulup" yapılmıyor?..

4- Bu konuyu konuşurken, bir Avukat arkadaş "Neden şaşıyoruz" dedi; "İstanbul'da yaşayanların canı candır, bizler, burada yaşayanların ise patlıcan, yetkililer de, ilgililer de, basın da 'deprem' konusuna böyle bakar!.."

11 kişiydik, "bu sözlere itiraz eden" tek kişi çıkmadı; Evet, "İstanbul'da yaşayanların canı can da, Anadolu'da yaşayanların canı patlıcan mı?"

5- Ve de Anadolu'da, İzmir'de yani "varsa yoksa İstanbul" zihniyetlilere göre "taşrada" yaşayan bir TV vatandaşı olarak İzmir'deki yetkililer başta, bütün Anadolu'daki yetkililere sormam gerekiyor; "Deprem kapılarımıza dolaşıyor, ne yapıyorsunuz?.."

Ben Urla'da yaşayan bir vatandaş olarak, "yıkıcı bir deprem olursa, nereye gideceğimi, halkın nerelerde toplanacağını" bile bilmiyorum da!..

 

Okuyucu soruları

Ülkücülerde hayal kırıklığı!..

MHP'li kardeşler, Ülkücü kardeşler, durmadan bana soruyorsunuz. Ben "sosyal medyayı" kullanmıyorum, sizler kullanıyorsunuz. Bana "Onun için sorduğunuz soruları" kendisine sorsanız ya. Gazetelere tam sayfa ilanlar verdi; bir yığın düşünen, yazan insanı kendi tabanına hedef gösterdi. O ilanda benim de adım vardı. Galiba vereceği bir yeni ilanda da "adımın olması" hoşunuza gidecek.

Soruyor; ülkücü kardeş; "AKP'li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı 30 Ağustos ile Ormancılar Günü'nü bir tuttu. Sivas Belediye Başkanı ise "İstiklal Destanı'nın Sivas Kongresi ile yazılmaya başladığını unutup", ne alakadır da, "İstiklal Caddesi'nin adını değiştirip, İHVANCI, Mısır Halkı'nın üçte ikisinin oy vermediği Mursi'nin adını hem de "şehidimiz" diyerek o caddeye vermeye kalkıştı. "Milliyetçi ve Atatürkçü bildiğimiz Devlet Bahçeli başkanımızdan "okkalı" bir tepki gelmedi; sizce neden?..

CEVABIMDIR; "Beka'da Atatürkçülük ve Milliyetçilik yok" anlaşılan!..

 

Sözün Özü

"Kadının adı yok" kitabıyla ünlenen "kadın hakları savunucusu" gazeteci / yazar Duygu Asena 30 Temmuz 2006'da vefat etmişti. Bugünlere kadar yaşasaydı; 24 Temmuz günü, "Basın Bayramı" olarak kutlanan Türk Basınında sansürün kaldırılışının 111'inci Yıldönümü (24 Temmuz 1908)'nde son yazdığı "Basının adı yok" adlı kitabını imzalardı; Allah rahmet eylesin!..

 

Çocuklarımız nasıl yetişiyor?

Milli Eğitim Bakanlığı'nın açıkladığı rapora göre, "8'inci sınıfta daha 4 işlemi yapamayan" öğrenciler var. Ama "aynı sınıfta okuyan" 3 öğrenci "hamile kediyi Pitbull köpeğinin önüne atıp" parçalatıyorlar, Dahası "Parçalattığınız kediye üzülmediniz mi" diye soran gazetecilere "Sizi vursam üzülmem, kediye mi üzüleceğim" diyebiliyorlar.

Bu tablo, okullarımızda "yetiştirdiğimiz" çocukları anlatıyor. Bir de gazetelerimizin sayfalarının "cinayet / katliam / şiddet / taviz / tecavüz / uyuşturucu / fuhuş haberleriyle dolmasına" şaşıyoruz.

Biri "çocuğu taciz etti" diye bağırıyor; onlarca kişi işaret edilen adamı linç etmeye kalkışıyor; 18'inci asrın Teksas'ında yaşıyoruz, sanki. Toplum "ihkakı hak" nöbetinde; olacak şey mi? Ya "o adam suçsuzsa" ve de ölürse, ne olacak?..

Lütfen, internete girin, "Türk Ceza Kanunu'nun 308'inci maddesindeki 'İhkakı Hak Suçu' nedir" maddesini okuyun; hemen her gün ülkenin dört bir yanında işlenen "toplu suçu" görün ve de "cezasız bırakılmasının ne anlama geldiğini" bir düşünün, sevgili okurlarım!..

 

Şaka!..

Adam için onca zamandır, "manyaktan deliye, çılgından aptala kadar" yazılmadık, söylenmedik şey bırakmadık gazetelerimizde, TV'lerimizde. Şimdi ABD'de, "Türkiye'ye yaptırım" konusunda, Pentagon'a, Senato'ya, Temsilciler Meclisi'ne, Cumhuriyetçilere, Demokratlara karşı "tek başına" savaş veriyor, Türkiye için. "Yaptırımları yaptırmamak, yapılacaksa en hafif şekilde geçiştirmek" için... Eeee, Ne olacak şimdi; hani adam "manyaktı, deliydi, çılgındı, aptaldı?.."

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 17 Ekim 2019 Perşembe. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 16 Ekim 2019 Çarşamba. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 15 Ekim 2019 Salı. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 14 Ekim 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar.

Emekli Albay Soner Aydın Barış Pınarı Harekatı'nı değerlendirdi.

Yazarlar
Website Security Test