Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Dünyada dengeler hızla değişmektedir

2.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Özellikle ABD Başkanı Trump’ın görevi gelmesiyle birlikte dünya ekonomisi ve uluslararası ticarette ciddi sistem değişiklikleri tartışılmaya başlanmıştır. Küreselleşmenin sonuna gelindiği ve 50 yıldan daha fazla süredir dünya ekonomisine hakim olan serbest ticaret sisteminin artık zayıfladığı öne sürülmüştür. Başkan Trump, küreselleşmenin ve serbest ticaretin ABD aleyhine geliştiği ve kazanımların başka ülkelerle paylaşıldığı düşüncesiyle korumacılık sistemine yönelmiştir. Amaç, dünya ekonomisinin giderek merkezi haline gelen Asya’nın ve özellikle Çin ve Japonya’nın güçlenmesini engellemektir. Belki bu ülkelere AB ‘ni de eklemek doğru olacaktır. ABD bu anlayışla Asya ülkeleri ile imzalanan Trans Pasifik Anlaşması’ndan çekilmiş, AB ile imzalanan Trans Atlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşmasını onaylamamış, Kanada ve Meksika ile yürürlükte bulunan NAFTA anlaşmasını revize etmiş, Çin ile ticaret savaşlarını başlatmış ve ikili ticarette dış ticaret açığı veren ülkelere karşı ek gümrük vergisi uygulama girişimlerinde bulunmuştur. 1995 yılında dünya ticaretinden sadece % 3 pay alan Çin’in bu payını 2007yılında %12,4 e çıkarması, ABD açısından kaygıya sebep olması doğaldır. 

Ancak son zamanlarda, ABD dışındaki ülkelerin serbest ticaret sistemini belki de yeni düzenlemeler yapmak suretiyle korumaya çalıştıkları anlaşılmaktadır. Bu alanda bulunan en etkin yol, bölgesel ve bölgeler arası serbest ticaret anlaşmalarıdır. AB’nin bu yeni yapılanmada çok aktif olduğu görülmektedir. Çin ise serbest piyasa düzenini en çok savunan ülkeler arasında yer almıştır.

AB, son dönemde Kanada, Japonya, Meksika, Brezilya, Uruguay, Paraguay ve Arjantin ile serbest ticaret anlaşmaları imzalamıştır. AB böylece çok geniş, vergisiz pazar olanaklarına kavuşmuştur. AB’den Japonya’ya yapılan ihracatın %97 si ve Japonya’dan AB’ne yapılan ihracatın % 99 u vergiye tabi olmayacaktır.
AB, şimdi de Güney Amerika pazarlarının peşindedir. 80 milyar euroluk bir vergisiz ticaret hacmi söz konusudur.
AB, bu anlaşmalarla da yetinmemiş ve Vietnam’la da bir serbest ticaret anlaşması imzalamıştır.
Serbest ticaret anlaşmaları bunlarla da sınırlı değildir. Örneğin, son dönemde Afrika ülkeleri de kendi aralarında 55 üyeli bir Afrika Kıtası Serbest Ticaret Anlaşması imzalamıştır. Anlaşma 22 üye tarafından onaylanmıştır. Anlaşma, 1,2 milyar insanı ve 2,5 trilyon dolarlık bir milli hasılayı temsil etmektedir.

Türkiye açısından durum nasıldır, bu anlaşmalar ülkemizi ne ölçüde etkileyecektir?
En azından yakın bir gelecekte, küresel ve tam anlamıyla serbest piyasa mekanizmasına yeniden dönülmesi pek mümkün görülmemektedir. Serbest ticaret anlaşmalarının daha uzun süre dünya ticaretine hakim olacağını söylemek doğru olacaktır. Türkiye’nin, AB’nin serbest ticaret anlaşmaları yaptığı ülkelerle aynı nitelikte anlaşmalar yapması mümkündür ama AB’nin muhataplarının böyle bir zorunluluğu yoktur. Çünkü Türkiye, AB’nin tam üyesi değildir. Böyle olunca, AB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı ülkelerden gerçekleştirilecek ithalata, Ortak Gümrük Tarifesi gereği gümrük vergisi uygulayamayacak ancak bizim aynı ülkelere yapacağımız ihracat eğer aramızda bir serbest ticaret anlaşması yoksa o ülkenin gümrük vergisine tabi olabilecektir. Bunun için AB ile imzaladığımız Gümrük Birliği Anlaşması’nın revizyonu şarttır. Ya, AB serbest ticaret anlaşmalarına bizi de ortak edecek ya da eş zamanlı anlaşma yapmamızı şart koşacaktır. Maalesef, revizyon çalışmaları aktif halde değildir.

Bir başka tehlike, AB’nin Serbest Ticaret Anlaması imzaladığı ülke ürünlerinin AB pazarında bizim ihraç ürünlerimizle rekabete başlamasıdır. Mesela, AB’ne ihraç ettiğimiz otomotiv ürünlerine Japonya ve Brezilya ile tekstilde Uzak doğu ile rekabet söz konusu olabilecektir. Bizim ihraç pazarlarımıza da, vergi ödemeyecek olan AB ülkelerinin girmesi mümkün olacaktır.

Çok çeşitli ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları yaptığımızı biliyoruz ancak bunlar yeterli değildir. Kapsamı geniş anlaşmalara ortak olmamız gereklidir. Bu tür anlaşmalar üyelerine karşılıklı vergi muafiyeti tanıdığı için, rekabet yoğunlaşmakta, ürün maliyeti, ihraç fiyatı, arz istikrarı, kalitesi ve vazgeçilmezliği önemli olmaktadır. Yani uluslararası piyasalarda rekabet gücü olan ürünlere öncelik verilmelidir. Bunun yolu teknoloji üretimidir.
Türkiye’nin bu alanda yapacağı çok şeyler bulunmaktadır.
Bir başka unutmamamız gerekli husus, bugünkü serbest ticaret anlaşmalarının yakın gelecekte doğrudan yabancı yatırımları da kapsayacak hale gelebilecek olmasıdır. Ülkemizin bu ihtimale karşı da hazırlıklı olması gerekmektedir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 22 Ağustos 2019 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç,...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 21 Ağustos 2019 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğla...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 20 Ağustos 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, K...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 19 Ağustos 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğl...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 18 Ağustos 2019 Pazar. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, ...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 16 Ağustos 2019 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, K...

Yazarlar
Website Security Test