Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kışlalı; ''Esad'la savaşmak yerine, anlaşmak gerek!..''

23.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci Mehmet Ali Kışlalı, GÖZLEM'in ''ülke gündemindeki iç ve dış olaylar ve gelişmelerle ilgili sorularını'' cevapladı. İşte görüşleri...

GÖZLEM- Türk Silahlı Kuvvetleri ile Esad Rejimi Kuvvetlerinin İdlip'te "sıcak teması" an meselesi hâline geldi. Han Şeyhun'u ele geçiren Esad Kuvvetlerinin İdlip harekatı devam ediyor; Türkiye de, İdlip Türk Gözlemevi bölgesindeki güçlendirmeye devam ediyor; Siz, "bir sıcak temas ihtimalini" nasıl görüyorsunuz, "olursa" sonu ne olur?

K- Suriye rejiminin aklı varsa Türkiye ile çatışmaz. Ancak Esad da muhtemelen başta Rusya'ya ve İran'a güvenerek böyle adım atıyor. Zaten Rusya izin vermese bu tür sıcak çatışma çıkmasına yönelik girişimlere başvuramazlardı. Ama Türkiye'nin de Rusya ile ilişkileri kötü değil. Dolayısıyla şimdilik sıcak temas ihtimalini düşük buluyorum. Kanımca bunu Erdoğan da istemez. Sıcak çatışma çıkarsa kimin kazançlı çıkacağını o andaki şartlar belirler.

GÖZLEM- Esad güçlerinin havadan ve yerden İdlip'te Türkiye'nin destek verdiği gruplara karşı saldırıları, Türk askeri konvoyunun bombalanmasına kadar geldi. Türkiye "3 sivilin öldüğü ve yaralıların olduğunu" açıkladı. Bir taraftan "Fırat'ın Doğusu ile uğraşan" Türkiye'ye karşı açılan bu ikinci cepheye karşı çözüm yolu ne olabilir?

K- Türkiye karşı açılacak bu ikinci cephede bir sıcak temas, çatışma olasılığından ziyade, Türkiye'nin oradaki terörist unsurları Suriye'yi ve Rusya'yı ikna edecek şekilde bertaraf etmesi olasılığı daha yüksek. Ya da Türkiye başka yöntemler bulabilir mi, bilemiyorum. Örneğin bu bölgedeki teröristleri bir şekilde ayırarak sivil halkı Türkiye'ye kabul edip, mevcut Suriyeliler sorununu daha da büyütmeyi göze alır mı?

GÖZLEM- Esad Rejimi güçlerinin saldırısının "Türk Konvoyu'nun durumu konusunda Rus yetkililere bilgi verilmesinden sonra gerçekleşmesi" ve sonrasındaki gelişmeler, Soçi Protokolünün de, Astana uzlaşmasının da sonunu getirmiş görünüyor. Zira Rusya'dan hem Dışişleri Bakanı Lavrov'un, hem de Putin'in ağzından, "Teröristlerle mücadele eden Esad'ı sonuna kadar destekleyeceğiz" açıklamaları geldi. Lavrov, "Türkiye, Suriye'de ABD ile ortak çalışmalar yapıyor" sözleri ile "Esad'a verilen 'sonuna kadar desteğin" sebebi konusunda da ipucu verdi. Artık "Soçi'nin de, Astana'nında çöpe atıldığı" bir süreç başladı; Türkiye ne yapacak; ne yapmalı?

K- Herhalde Türkiye'nin Rusya ile çatışmaya girecek hali yok. Burası zaten meşru Suriye toprağı. Türkiye'nin yapması gereken, baştan beri söylediğimiz, Suriye ile ilişkilerini yeniden düzeltmesi ve Suriye rejimine karşı olan teröristleri koruyacağına, Türkiye'ye karşı tehdit teşkil eden PKK uzantısı PYD / YPG'ye karşı ortak çalışmaya girmesidir. Yani savaş yerine anlaşma. Ama Erdoğan bunu yapmayı ne kadar daha erteleyecek, bunu yapmama adına ne kadar daha riske girecek onu zaman gösterir.

GÖZLEM- Dahası, Iran da, Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan "ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusunda güvenli bölgeyi oluşturma faaliyetinin kışkırtıcı ve endişe verici" olduğunu açıklamasıyla Türkiye'nin karşısına geçti. Rusya'dan sonra İran'ın da bu tavrı, Soçi ve Astana mutabakatlarını tamamen toprağa gömdü ve Türkiye, Kuzey Suriye'de "yalnız" kaldı; görüşünüz?

K- Tespitinizde haklısınız. Türkiye ABD'den medet umuyor ama aslında Kuzey Suriye'de yalnız kaldı. Dolayısıyla ne olursa olsun en kısa sürede Suriye ile ilişkileri düzeltip, esas sorun olan Kuzey Suriye'deki Türkiye karşıtı PKK uzantısı teröristlerin bertaraf edilmesi için harekete geçmeli.

GÖZLEM- "TSK konvoyuna saldırıyı ağır şekilde kınayan" ABD'nin "oyalama politikası" ise devam ediyor. Ortada "ortak" ama "esasları kesinleşmeyen" bir "Güvenli Bölge" çalışması var. Türkiye "Derinlik 35 kilometre olsun", ABD "15 kilometre" diyor. ABD, PYD / YPG yapılanması olan Suriye'deki "Suriye Demokratik Güçleri (SGD ) yerleşkesini" koruyor ve silahlandırmayı, ağır silahlar vermeyi sürdürüyor; Türkiye "Güvenli Bölgeyi istediği gibi tanzim edip" yönetebilecek mi?

K- Türkiye'nin bu bölgede çözüme yönelik stratejisi söylediğiniz gibi ABD destekli, bir Güvenli Bölge oluşturarak terör tehdidinden kendisini korumak. Ancak ABD'nin buradaki amacı hiçbir zaman değişmedi, hâlâ aynı; kendi uydusu bir Kürt devleti kurmak. Bunun için de yığınağını arttırıyor. Böyle bir devlet oluştuktan sonra hiç şüphesiz Türkiye için şimdikine göre daha büyük bir tehlike oluşturacaktır. Bunun ötesinde Türkiye'nin bu Güvenli Bölgeyi istediği gibi yönetmesi ABD ile anlaşmasına bağlı ama ABD'nin kendi çıkarlarını sonuna kadar koruyacağı dikkate alındığında sonucun ne kadar Türkiye lehine olacağı kuşkulu.

GÖZLEM- Doğu ve Güney Doğu Anadolu'da HDP'li 3 Belediye Başkanı'nın İçişleri Bakanlığınca görevden alınıp, yerlerine valilerin "kayyum olarak atanması" konusundaki görüşünüz?

K- Yüksek Seçim Kurulu tarafından uygun görülmüş, iktidarın her zaman çok önem verdiği yurttaşın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarının, haklarındaki suçlamalar kesinleşmeden kayyum atanarak görevden alınmasını doğru bulmak mümkün değil.

GÖZLEM- İçişleri Bakanlığı'nın açıkladığı "görevden alma sebepler arasında çok ağır iddialar" var; hatta Bakan "Kuzey Suriye'deki hayati ve kritik durumu işaret ederek, 'yargı kararının beklenemeyeceğini" de işaret etti, Buna karşılık "Yargı kararı olmadan yapılan bu operasyon demokrasiye, Anayasaya aykırıdır ve seçmen iradesini yok saymaktır" şeklinde özetlenecek itirazlarla büyük tepki gördü. Sizin görüşünüz?

K- Eğer bu belediye başkanlarının terör örgütüne destek verdiklerine dönük bir delil varsa, bu derhal ortaya çıkarılmalı ve kamuoyunun da tepkisi ortadan kaldırılmadır. Bir şey yaptılarsa, bunu kanıtlayın, görevden alın. Bu "iddia" ile olmamalı.

GÖZLEM- "Kayyum atamaları", Diyarbakır, Van ve Mardin'de "yasaklamalara rağmen yapılan gösteriler ve gözaltılarla" tepki gördü. Başka büyük kentlerde de "gruplar halinde" protestolar yapıldı. Polis müdahaleleri oldu. Bu tepkilerin devam edeceği görülüyor; ne yapılmalı?

K- Hükümet'in atadığı kayyumlar itiraz edilemeyecek isimlerden seçilseydi, tepkiler daha az olabilirdi. Ama tepkilerin esas odağı tabii ki atanan kayyumlar, belediye başkanlarının yargı kararı olmadan görevden alınmasına. İktidarın gittikçe daha dikkatsiz ve umarsız olması ilginç. Yargının da durumu dikkate alındığında, niçin iddianameleri hızlıca hazırlayıp bir yargı kararı çıkartarak görevden almaları gerçekleştirmezler?

GÖZLEM- HDP cephesinden, CHP'ye çağrılar var; "Bugün bize, yarın size" deniyor; CHP ne yapmalı?

K- Eğer iş o noktaya gelir ve CHP'li başkanlar da görevden alınırsa, tepki ve protestoların artması ve bu durumun, son İstanbul seçiminde görüldüğü gibi "büyük haksızlık ve mağduriyete" yol açarak bir sonraki seçimlerde iktidarın aleyhine işlemesi söz konusu olur. CHP'nin bir taraftan bu mağduriyeti iyice anlatacak yolları tespit edip kullanması, iletişim kanallarını güvende tutması gerekir. Örneğin sesini duyuracak yazılı ve görsel basın kuruluşlarının varlığının sürmesini garanti altına alacak önlemler alması zorunlu olur. Diğer taraftan da bu tür suçlamalarla görevden alınabilecek CHP'li belediyeleri tespit edip önlemini alması için adımlar atması gerekir.

GÖZLEM- Türkiye bu hayati sorunlarla uğraşırken, Ege Bölgesi başta "orman yangınları" başladı. "Sabotaj" iddiaları yaygın. PKK'lılar, Fetöcüler işaret ediliyor. Hatta iş, "Yangınlar CHP'nin belediyeleri kazandığı illerde çıkıyor" iddiasına kadar geldi. Görüşünüz?

K- Öncelikle Türkiye Ege'de ve Doğu Akdeniz'de Yunanistan ile büyük bir çıkar çatışması içinde. Yunanistan'ın eskiden PKK'lı teröristleri eğitip Türkiye'ye orman yangınları çıkarmaya yolladığı da bilinen bir gerçek. Türkiye uzun süredir Yunanistan'ın Ege'deki ve kısmen Doğu Akdeniz'deki sataşmalarına karşılık vermiyor, veremiyor. Dolayısıyla Yunanistan'ın, bir karşılık gelmeyeceğini hesap ederek böyle bir yönteme başvurmuş olması bence olasılıkların en büyüğü. Dün PKK'yı kullananlar herhalde bugün de FETÖ'yü kullanabilirler. Ancak bundan daha önemlisi Türkiye'nin yangınlar ilk başladığında çok daha hızlı hareket eden Türk Hava Kurumu'nun ve TSK'nın elindeki yangın söndürme uçaklarını kullanmamış olduğu yönündeki iddialar. THK'nın eski başkanlarından emekli pilot havacı Korgeneral Erdoğan Karakuş bunu hafta içinde Cumhuriyet'te açıkladı: "Özel sektöre ait helikopterlerden üç kat daha hızlı, çok daha fazla su taşıyan bu uçaklar kullanılsaydı yangının yayılması önlenebilirdi" dedi.

GÖZLEM- CHP'liler, "Tank / Palet fabrikasının 'hülle yapılarak' özelleştirilip, sonunda 'ortaklık' aracılığıyla Katarlılara satılacağı" iddiasıyla başlatılan "oturma nöbeti" protestosunun, "özelleştirmeden vazgeçilene kadar yurdun başka başa yerlerinde sürdürüleceğini" açıkladılar. Bu eylemi nasıl buluyorsunuz?

K- İyi bir protesto ancak yeterli mi bilemiyorum. Fakat bunu önlemek için güvenlik güçleri bir müdahalede bulunursa, protestoların çok daha fazla ses getireceği ve seçmen nezdinde etkili olacağı düşünülebilir.

GÖZLEM- İşçilere ve emeklilere verilen ve "milyonların yaşadığı hayat pahalığının ve "gerçek" enflasyonun çok altında kalan "maaş zamlarından sonra", memur sendikaları ile imzalanacak toplu sözleşmeler için masaya konan hükümet teklifleri de adeta "sadaka zammı" oranlarında kalınca, "iktidar yanlısı" sendika bile isyan etti ve masayı terk etti. Görüşünüz?

K- İktidarın teklif ettiği yüzde 4 + 4 oranındaki zammın enflasyonun çok altında olduğu gerçek. Memurlar yüzde 8 + 7 istiyor. Şimdi zam oranını, 6'sını hükümetin, 5'ini sendikaların atadığı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu belirleyecek. Herhalde tepkilere göre iktidarın önerisinin biraz üzerinde bir oran belirleyecekler. Bu ekonomik ortamda da daha fazla bir şey yapmaları zor. Herkes şikayetçi. Bu durum memnuniyetsizliği daha da arttıracak.

GÖZLEM- Ankara kulislerinde "Ekonomik durum, sürdürülemez hâle geldi. Bürokrasi 'Acaba' tereddütleri içinde iyice ağırlaştı, işler yürümüyor. AKP içinde de itirazlar var, kaynaşma var, ağır eleştiriler var. Erken seçim ve 'Erdoğan için güvenoyu tazeleme' şart oldu. Dahası, AKP içinden çıkacaklar da dahil, 4 yeni partinin kurulması gündemde... Bu partilerin seçime katılma hakkı elde etmeden bir erken seçim gündemde olacaktır. Zira kurulacak bu partiler çoğunlukla AKP tabanından oy alacaklar" denilerek "erken bir seçimin gelebileceği" konuşuluyor; olabilir mi?

K- Bence ekonomi bu kadar kötü bir durumdayken, Erdoğan erken seçime gitmeyi riskli görebilir. Kendisi de eskisi kadar ortaya çıkmıyor. Bence şartların biraz daha iyileşmesini bekleyecektir. Bu ekonomik ortamda erken seçimden ne kadar kazançlı çıkar şüpheli.

GÖZLEM- AKP cephesinde durum buyken, muhalefetin "erken seçim istememesi" ortaya "ironik bir siyasi tablo" koymuyor mu? "İktidara aday olması gereken" Ana Muhalefet, "ülke böyle bir durumu yaşarken, seçim istemezse", ne zaman ister?

K- Bu ekonomik duruma rağmen yerel seçimlerde AKP + MHP ortaklığı yine de çok yüksek bir oy oranı aldılar. Belki muhalefeti bu durum düşündürüyordur.

GÖZLEM- "ABD vatandaşlığı yemini eden" Merve Kavakçı'dan sonra, Rıza Zarraf dosyasında adı geçen ve de "yolsuzluk" iddiaları yüzünden bakanlıktan istifa ettirilen Egemen Bağış da, "büyükelçi" yapılıyor ve Prag'a gönderilecek; ne diyorsunuz?

K- Erdoğan'ın artık çok alıştığımız bir yönetim tarzı var. Büyük bir tepki almadığı müddetçe görevden aldığı adamlarını bir şekilde, çoğunlukla bir süre sonra başka bir göreve atayarak telkin ediyor, kendisine dönebilecek zarar görebileceği davranışları da bu yolla en aza indirgediğini düşünüyor. Çoğunlukla da AKP zihniyeti içinde bu hedeflerinin tuttuğu görülüyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 23 Eylül 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Ba...

Günlük Burç Yorumları Aşk 22 Eylül 2019 Pazar. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık ...

Yazarlar
Website Security Test