Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Zaman aleyhimize işlemektedir

29.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Dünyadaki bütün dengeler her alanda hızla değişiyor. Çok uzun olmayan bir gelecekte yapay zeka günlük yaşamımızın her bölümüne egemen olacak. Belki siyasetin yapısı da buna göre şekillenecek. Ekonomide verimlilik ve rekabet gücü bu alandaki gelişmelere göre belirlenecek. Dünya öncelikle ekonomik alanda sıcak bir savaşın eşiğine gelecek. Yüksek teknolojik gelişmeleri sağlayan güçlü ülkeler oyun kurucu olacaklar, gelişmekte olanlar veya gelişmemiş ülkeler kendilerine verilenlerle yetinmek zorunda kalacaklar. Şimdiden durumu görenler ve buna göre önlemler alabilenler olumsuzluklardan daha az etkilenecekler. Bu aralar ekonomik gündemin ilk sıralarını oluşturan ABD-Çin ticaret savaşlarını bir de bu açıdan değerlendirmekte yarar vardır.

Çin’in giderek bir dünya devi haline geldiği açıktır. Kendi bölgesinde olduğu kadar ABD dahil dünyanın her tarafında ağırlık kazanmaktadır. Kendine özgü bir yönetim tarzı dolayısıyla ve batı dünyasının çevre, sağlık, beslenme, güvenlik gibi değerlerini ayni ölçüde benimsememesi sebebiyle ve elbette kaynaklarını rasyonel kullanımı ile giderek büyümektedir. ABD de bunun farkındadır ve bunu önlemeye çalışmaktadır.

Başkan Trump zaten serbest piyasa mekanizmasının uygulama sonuçlarından memnun değildir. Bu sistemin Amerikan çıkarlarına hizmet etmediğine inanmaktadır. Örnek olarak ta ikili dış ticarette en büyük açığı verdiği Çin’i göstermektedir. Çin’in Uzak Doğudaki ağırlığına katkı yapacağı düşüncesiyle Trans Pacific Anlaşması’ndan çekilmiştir. AB ile yapılan Trans Atlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması da onaylanmamıştır. ABD, Meksika ve Kanada arasındaki NAFTA anlaşması da revize edilmiştir. Ama aynı ABD, İngiltere’nin AB’den anlaşmasız şekilde ayrılması halinde bu ülke ile ayrıcalıklı bir serbest ticaret anlaşması imzalayacağını açıklamıştır.

ABD, uzun müzakerelerden sonra oluşturulan Dünya Ticaret Örgütü’nü de zayıflatmak istemektedir. Çünkü bu kurum, ticaretin serbestçe yapılmasını ve koruma tedbirlerinin ortadan kaldırılmasını amaçlamaktadır.

ABD ile Çin, aralarında ki ticaret savaşını karşılıklı olarak arttırdıkları gümrük vergisi oranları ile sürdürmektedir.

Çin'in 75 milyar dolar değerindeki ABD ürününe, gümrük vergisini yüzde 10 a artıracağını açıklamasının ardından, ABD Başkanı Donald Trump  "1 Ekim'den başlamak üzere Çin'den gelen ve şu anda yüzde 25 gümrük vergisi uygulanan 250 milyar dolarlık ürüne yüzde 30 oranında vergi uygulamaya başlayacağını açıklamıştır. Ayrıca hali hazırda yüzde 10 vergi uygulanan 300 milyar dolar değerindeki Çin ürünü de 1 Eylül itibariyle yüzde 15 oranında vergilendirilmeye başlanacaktır.

ABD Başkanı ayrıca Çin ile bir anlaşma sağlanamaması halinde, ABD’li şirketlerin Çin’i terk edeceğini söylemişse de bunun gerçekleşebileceğine ihtimal verilmemektedir. Gözler şimdi iki ülkenin yapacakları görüşmeler sonuçlarına çevrilmiştir.

ABD ile Avrupa ilişkileri de eski düzeyinde değildir. ABD, Avrupa’yı koruduğu gerekçesiyle ekonomik alanda ayrıcalık istemektedir. Avrupa’nın enerji alanında Rusya’ya aşırı bir oranda bağlı hale geldiğini öne sürmektedir, savunma harcamalarına daha fazla katkı vermesini beklemektedir. Avrupa ise, kendisini ileride ekonomik ve teknolojik açıdan güvence altına alacak bir varlık fonu kurmanın peşindedir. Hatta bir Avrupa Ordusu kurulması bile gündemdedir.

Gelişme yolundaki ülkelerin dünyadaki bu hareketlenmeden doğrudan etkilendikleri açıktır. Mahalli paralarının değerleri, borsaları, güvenlik endeksleri hızla inip çıkmaktadır. Türkiye de bu ülkelerden biridir. Belki bu arada bu ülkeler lehine tek gelişme FED’in parasal genişlemeye devam edeceği işaretini vermiş olmasıdır. Bu ülkeler böylece büyümenin veya cari açıklarının kapanması için daha kolay ve ucuz dış kaynak bulabileceklerdir.

 

Biz ne yapacağız?

Mutlak surette kaynaklarımızı üretime yönlendirmemizin zamanıdır. Tarım ve sanayi ile birlikte turizm sektörümüzü geliştirecek tedbirler almamız gereklidir. İçeride, güven verici, istikrarlı ve karlı bir yatırım ortamı yaratmalıyız. Doğrudan yabancı yatırımları teşvik edilmeli, bunun için de sürüncemede kalan yapısal reformları gerçekleştirilmelidir. Siyaseti ekonominin önüne koymamalı, kurumların bağımsızlılığına saygı göstermeliyiz.

Aksi halde aleyhimize işleyen zamanı durdurmak imkanı da olmayacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test